
Her yıl bu dönemde eşimle birlikte kaplıca için Güre’nin yolunu tutuyoruz.
Kaz Dağları oksijen, sıcak su kaynağı…
2025’in sonlarına doğru yine aynı yoldayız.
**
Tarih Aralık 2021.
Daha Güre’ye ulaşmadan, dağın eteklerinde Edremit Körfezi’nin ilk cenneti Küçükkuyu’dayız.
Markete uğramamız lazım…
Höşmerim…
Peynir tatlısı.
O yöreye özgü.
En sevdiğim tatlı diyebilirim.
Almamak olur mu?
Plastik kaplarda 850 gramlık höşmerim: 18,5 lira…
**
4 yıl sonrası Aralık 2025.
Aynı yol…
Aynı tatlı…
Ama fiyat bambaşka.
150 lira!
Tam 8 kat fark!
Ne altın, ne döviz… Höşmerim
**
Son iki yılda küresel gıda fiyatlarında düşüş yaşanmasına rağmen, Türkiye’de gıda enflasyonu durmak bilmiyor.
Kırmızı et fiyatları uçtu…
Sütün, yoğurdun etiketleri ortada.
Höşmerim sadece küçük ama çarpıcı bir örnek.
Ne ithal bir ürün…
Ne dövizle üretiliyor…
Ne de lüks.
Ama fiyatı lüksle yarışıyor
**
Bugünkü Hudut’un manşeti net.
Gıdada yaşanan bu tabloyu düşünürken, bu haber aslında her şeyi özetliyor:
“Meraya ‘GES’e pes!”
Valla pes doğrusu!
**
Bugünkü gazetemizde bir başka mera haberi daha var.
Edirne Valiliği, Merkez Eskikadın Köyü’nde hayvan yetiştiricilerinin kaba yem ihtiyacının karşılanması amacıyla başlatılan mera ıslah çalışmalarının devam ettiğini duyurdu.
Alanın 2026 yılı otlatma sezonunda kullanımına sunulması planlanıyor.
Doğrusu buna da helal olsun demek gerekiyor…
**
Gelelim GES işine…
Edirne Merkez Korucu Köyü’nde kurulması planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) ve Enerji Depolama Tesisi (EDT) için başlatılan ÇED süreci devam ediyor.
Korucu Köyü mevkiinde planlanan proje için ÇED Yönetmeliği’nin 9. maddesi gereğince 22 Ocak 2026 Perşembe günü saat 10.30’da Korucu Köyü kahvehanesinde “Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısı” yapılacak.
**
Gelişmeler üzerine CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu’nu aradım.
Konu iki yıl önce, yine bu zamanlarda gündeme gelmiş.
O gün soluğu Korucu Köyü’nde almış…
Muhtar ve köy halkıyla birlikte tepkilerini dile getirmişler.
İki yıl aradan sonra mesele yeniden hortlayınca, nelere dikkat çektiğini bugünkü haberimizde ayrıntılarıyla okuyabilirsiniz.
Gaytancıoğlu, yasalara göre mülkiyeti Hazine’ye ait olan meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceğini; amacı dışında kullanılamayacağını, sınırlarının daraltılamayacağını ve yararlanma hakkının köy tüzel kişiliklerine ait olduğunu hatırlatıyor.
Güneş enerjisinin temiz ve gerekli bir enerji olduğunun altını çiziyor.
Ancak bunun Korucu Köyü gibi verimli bir meraya kurulamayacağını savunuyor.
Sorun güneşte değil…
Sorun, güneşi nereye koyduğumuzda.
**
İzlenen politikalar sonucu bugün pek çok köyde olduğu gibi Korucu Köyü’nde de hayvan varlığında azalma olabilir.
Ama yarın öbür gün rüzgâr tersine döndüğünde, hayvan sayısı arttığında…
O hayvanlar nerede otlayacak?
Bugünün hesabı kolay…
Ama yarının hesabını kim verecek?
**
Bir Kızılderili atasözü der ki:
“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaktır.”
**
O ünlü söze buradan küçük bir ekleme yapmak sanırım yerinde olur:
Son mera yok olduğunda güneş panellerinin de yenmeyen bir şey olduğu anlaşılacaktır!