
Olgay GÜLER
UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi’nde devam eden restorasyon çalışmaları hakkında açıklama yayınlayan Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS), yapının ana kubbesindeki 18’inci yüzyıla ait kalemişlerinin kaldırılıp yeniden yorumlanmasını ön gören rekonstrüksiyonun uygulamasının yapıya zarar vereceğini belirtti.
Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği Selimiye Camisi’nde, 2023 yılının Haziran ayında Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu onayıyla başlatılan ana kubbe kalemişleri uygulaması 2024’te tamamlandı. Geçtiğimiz Ocak ayında Yüksek Kurul tarafından tamamlanmış uygulamanın sökülmesine karar verilip, yeni proje hazırlığı süreci başlatıldı. ICOMOS’un Türkiye Milli Komitesi, Koruma Bölge Kurulu’na sunum aşamasında olan yeni projede yer alan kalemişleriyle ilgili önerinin, bilimsel verilerden uzak olduğuna dikkat çekerek, bilimsel, ilkesel ve hukuki sakıncaları içeren açıklama yayınladı.

‘OSMANLI MİMARLIK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMLİ BELGE NİTELİĞİNDE’
Ana kubbe üzerindeki kalemişi desenlerinin 1752 depremi sonrasına ait olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Mevcut desenler, olasılıkla 1752 depremi sonrası, yapıda gerçekleştirilen onarımlar kapsamında yapılmıştır. Dolayısıyla, ortaya çıkan bu öğelerin 18. yüzyıl katmanı olduğu ve korunmaları gerektiği belirlenmiştir. Ana kubbedeki mevcut kalemişi bezemelerde kubbe eteğindeki bir kuşak dışında- 18. yüzyıl ortalarında Osmanlı mimarisinde ve süsleme sanatlarında etkisi gözlenen Batı kaynaklı Barok üslupta motiflere rastlanmamaktadır. Buna karşılık Edirne’deki bütün tarihi yapılar gibi 1752 depreminden etkilenen Üç Şerefeli Cami’nin şadırvan avlusu revak kubbelerinde II. Murad dönemine (yapının tamamlandığı 1447 yılına) ait kalem işlerinden ilham alınarak bir “bezeme dilinin” oluşturulduğu dikkati çekmektedir. Söz konusu kalem işleri bu yönüyle Osmanlı mimarlık tarihinde restorasyon anlayışının tespiti açısından da önemli bir belge niteliğindedir” denildi.
‘AĞIR KORUMA İHLALİ ANLAMINA GELİYOR’
Rekonstrüksiyon çalışması için belirlenen 16’ncı yüzyıl kalemişi örneklerinin güvenilir referans olmadığına, mevcut 18’nci yüzyıl desenlerinin sökülmesinin ise ağır koruma ihlali anlamına geldiği belirtilen açıklamada, “Diğer örtü öğelerinde belgelenmiş 16. yüzyıl kalemişi örneklerinin bulunması ise, mimari plan ve dekorasyon programı bakımından son derece özgün ve benzersiz olan ana kubbe için doğrudan ve güvenilir bir referans teşkil etmemektedir. Bu nedenle mevcut belgelenebilir katmanın ortadan kaldırılarak, Selimiye Camii Kalemişi Rekonstrüksiyonu Önerisi doğrultusunda yeniden yorumlanması; yapıdaki dönemsel katmanlaşmanın yok edilmesi ve ağır bir koruma ihlali anlamına gelecektir” ifadeleri kullanıldı.
‘MEVCUT KALEMİŞLERİ TEK SOMUT KATMANDIR VE KORUNMALIDIR’
Koruma biliminde varsayıma dayalı rekonstrüksiyonlardan kaçınılmasının temel ilkelerin başında geldiği belirtilen açıklama şöyle devam etti:
“Selimiye Camii’nde mevcut 18. yüzyıl kalemişi katmanı belgelenebilir tek somut katmandır ve korunmalıdır. Selimiye Camii’nde 16. yüzyıla ait olduğu kesin biçimde belgelenmiş bütüncül hiçbir kalemişi desenine ulaşılamamıştır. Mevcut gravür ve arşiv belgeleri bütüncül ve yeterli veri sunmamaktadır. Hazırlanan kalemişi rekonstrüksiyon önerisi bilimsel güvenilirlikten yoksundur. Ayrıca 16. yüzyılda Mimar Sinan’ın hassa başmimarı olduğu döneme (1538-1588) ait kubbelerde tek ve değişmez bir kalem işi süsleme şeması bulunmamaktadır. UNESCO Dünya Miras Listesi çerçevesinde Üstün Evrensel Değer’e zarar verecek müdahaleler varlığın statüsünü riske sokabilir. Selimiye Camii ana kubbesinde korunması gerekli bir katmanın kaldırılarak varsayıma dayalı desen uygulanması bu riski doğurmaktadır. Selimiye Camii kalemişi rekonstrüksiyonu önerisi, uluslararası ve ulusal koruma belgeleri ile çelişmektedir.
‘DÜNYA MİRASI STATÜSÜ ZEDELENMEMELİ’
Edirne Selimiye Camii’nde mevcut kalemişi katmanı ve yapı üzerinde bulunan dönem ekleri korunmalıdır; rekonstrüksiyon önerisi uygulanmamalıdır. Bilimsel kesinlikten yoksun, varsayıma dayalı rekonstrüksiyon çalışmalarından kaçınılmalıdır. Tamamlanmış uygulamanın sökülmesi, korunması gerekli 18.yüzyıl katmanına zarar verecektir. Ayrıca kamu zararı ve kaynak israfı doğuracaktır. Ulusal ve uluslararası ilkelere bağlı olarak, evrensel kültür varlığına ilişkin koruma yükümlülükleri ihlal edilmemeli ve Selimiye Camii’nin Dünya Mirası statüsü zedelenmemelidir. Koruma Kurulu onaylı proje kapsamında tamamlanan uygulamaya itiraz eden ve yeni bir “Kalemişi Rekonstrüksiyonu” önerisini destekleyen “Selimiye Tespit ve Tahkik Kurumu”nun yetki ve statüsü belirsizdir. Bu çerçevede acil olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, UNESCO Türkiye Milli Komitesi, UNESCO Dünya Miras Merkezi ve Uluslararası ICOMOS bilgilendirilmelidir.”