
Yıllar önce PYD Masada değil, şimdilik demiştim bu köşede. O vakitlerde de PYD Rusya Federasyonu ve ABD tarafından destekleniyordu. Şimdi ise açık bir şekilde İsrail de el uzattı konuya. Netanyahu’nun geçtiğimiz hafta yaptığı Dürzi ve Kürtlere elimizi uzatıyoruz açıklamasını müteakiben Şara’nın dönüşüm hükümeti ile Bölücü Terör Örgütü’nün uzantısının masaya oturduğunu gördük.
Aslında adım adım gelindi bu duruma. Ha şimdi bu bir zaferdir, terör örgütü silah bıraktı işte, bizim kontrolümüz altındaki bir hükümetin kontrolü altına girdi görüşleri de serdediliyor elbette. Bunu da değerlendireceğiz de önce şunu sormak lazım bu anlaşma ile PYD unsurları Suriye Ordusunun birer üyesi haline geldi mi?
Sanıyorum bu sorunun cevabı evet. Konuda ayrımın ortaya çıktığını noktalardan birisi de burası. Bir görüş evet, PYD unsurları Suriye Ordusu üyesi oldu ve Şara bizim kontrolümüzde öyleyse onlar da istediklerimizi yapacaklar diyorlar. Peki Şara bizim kontrolümüz altında mi ve ABD, Rusya Federasyonu ve İsrail’in bu unsurlar üzerinde hiç bir etkisi yok mu? Analizi bu unsurları sarfı nazar ederek gerçekleştirmek mümkün mü?
Milli Savunma Bakanlığı kaynaklarının ifadesine göre bu anlaşma takip edilmesi, olumlu ve olumsuz yönlerinin izlenmesi gereken bir anlaşma. Aslında bu ifade bile bizim kontrolümüz altında öyleyse sorun yok düşüncesini geçersiz kılıyor.
Bu meselenin bir de ABD ile Rusya Federasyonu faktörü var. ABD evet PYD’yi destekliyor bu doğru da Bölücü Terör Örgütü’nün Moskova’da resmi olarak tanımlanmış bir irtibat ofisi var mı yok mu? Bu şartlarla bir de Netanyahu’nun geçen hafta yaptığı açıklamanın birleştirilmesi sonucu pek de olumlu bir durum ortaya çıkacakmış gibi durmuyor.
Örneğin; bizim sınırımızın hemen ötesinde operasyonlarımızı yürüttüğümüz bölgede PYD tacizine bir terör örgütü olması hasebiyle ve BM Şartının 51. Maddesi’ne de dayanarak rahatlıkla müdahil olabiliyorduk. Bu günden sonra Suriye Ordusu çatısı altında bulunan PYD militanı yine bir PYD militanı olarak mı değerlendirilecek yoksa Suriye Ordusu personeli mi? Bu iki kimliğe müdahale etme şartının ortak hiçbir yanı yoktur. Üstelik Suriye Ordusu personeline müdahale etmek de oldukça sorunlu bir durumu ortaya çıkarabilir. Başarı hikayesi için biraz erken gibi duruyor yani bu anlaşma.
Ek olarak Suriye’de yaklaşık 5 milyon Türk var. Suriye Türklerinin durumu ne olacak? PYD’nin Suriye Ordusu’na dahil olmasının getirdiği meşruiyet ile bu insanlar üzerinde bir etki oluşturmayacağını kim, nasıl garanti edecek? Bu soruların ivedilikle cevaplandırılmak suretiyle meselinin çözüme kavuşturulması gerekiyor. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.