DOLAR 44,0796 0.08%
EURO 51,3221 -0.07%
ALTIN 7.322,570,65
BIST 12.702,00-0,71%
BITCOIN 30899204,03%
Edirne

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

234 okunma

‘Devrim Yasalarımız 101 yaşında’

ADD 1 Kasım 1922'de Saltanatın Kaldırılması ve 29 Ekim 1923'de Cumhuriyetin İlanı devrimlerinin hemen ardından 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 3 Temel Devrim Yasası'nın, Türkiye Cumhuriyeti'nin “Laik Hukuk Devleti” niteliğini belirleyen ilk adım olduğunu bildirdi…

ABONE OL
3 Mart 2025 18:05
0

BEĞENDİM

ABONE OL


ADD 1 Kasım 1922’de Saltanatın Kaldırılması ve 29 Ekim 1923’de Cumhuriyetin İlanı devrimlerinin hemen ardından 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 3 Temel Devrim Yasası’nın, Türkiye Cumhuriyeti’nin “Laik Hukuk Devleti” niteliğini belirleyen ilk adım olduğunu bildirdi.
ADD Edirne Şubesi tarafından, ‘3 Mart’ yasaları olarak anılan devrim yasalarının kabulünün yıldönümünde açıklama yapıldı. CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, ADD Şube Başkanı Celil Özcan’ın da katıldığı basın açıklamasını Şube Saymanı Gökay Bilgin okudu. Bilgin’in okuduğu metinde söz konusu yasayla Şeriye, Evkaf ve Erkanı Harbiye Vekâletlerinin kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Genel Kurmay Başkanlığını kuran 429 sayılı Yasa, çok başlı eğitime son veren 430 sayılı Tevhidi Tedrisat (Eğitim Birliği) Yasası ve Halifeliği kaldıran 431 sayılı yasayı kapsadığı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“3 Mart yasaları ile başlayan Aydınlanma Devrimi; Şeriye mahkemelerini kaldıran, devlet yönetiminde şeriat hükümlerini yasaklayıp evrensel hukuk kurallarını getiren ve çağdaş yargı sistemini kuran 8 Nisan 1924 tarih ve 469 sayılı ‘MehakimiŞeriyenin İlgasına (Şeriat mahkemelerinin kaldırılmasına) ve Mehakimin Teşkilatına Ait Ahkâmı Muaddil Kanun’, Tekke ve Zaviyeleri kapatıp Tarikatları yasaklayan 30 Kasım 1925 tarih ve 677 sayılı kanun, 17 Şubat 1926’da kabul edilen 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer Devrim Kanunları ile tamamlanmış, böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri ‘Laik, Demokratik ve Sosyal Hukuk Devleti’ olarak kesinleştirilmiştir.
Halifeliği kaldıran 431 sayılı yasa yürürlüktedir güya, ama tarikat ve cemaatlar devlet kadrolarında, okullarda, toplumda cirit atmakta, vergisiz, denetimsiz holdingleşmelerine sessiz kalınmakta, sokaklardaki, hatta adliye koridorlarındaki şeriat – hilafet sesleri takipsiz bırakılmakta, sözde hanedan düğünlerinde Atatürk’e “hakaret” eden tarih cahili hayasızlar kollanmakta, kendince din uydurup fitne saçan hoca kılıklı tipler korumalarla ekran ekran dolaşmaktadır.
429 sayılı yasa ile kurulan, ilk başkanı Milli Mücadele kahramanı Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bugün kuruluş amaç ve ilkelerinden ne denli saptığı da ortadadır. Bu Cumhuriyet kurumunun kendilerini Şeyhülislam sanan, elinde kılıç Atatürk’e hakaret etmeyi marifet sayan, milletin parasıyla sefa süren sözde din adamı yöneticileri İslam’a en büyük zararı vermekte, din dışı saçma sapan fetvalarıyla halkımızı dinden soğutmakta ve adeta emperyalizmin 101 yıllık Laik Cumhuriyeti kendi güdümünde Orta Doğu tipi bir Din Devletine dönüştürme planının değirmenine su taşımaktadır.
Keza Vakıflar Genel Müdürlüğü de benzer durumdadır. Bu kurum, vakıf adı altında yasaların arkasından dolanan ve Laik Cumhuriyetin altını oyan tarikat – cemaat örgütlenmelerini engelleyeceğine destek olmaktadır.
Yine 429 sayılı yasa ile kurulan Genel Kurmay Başkanlığı ise, fiiliyatta yok gibidir. Genel Kurmay Başkanları neredeyse Milli Savunma Bakanlarının stajyeri konumuna getirilmiştir. Çünkü; emperyal bir tuzak olduğu ve aylar öncesinden bilindiği bugün artık iktidar yandaşları tarafından da açıkça ifade edilen 15 Temmuz 2016 ihaneti ‘Allah’ın lütfu’ sayılıp fırsat bilinerek Türk Ordusu’nun komuta bütünlüğü dağıtılmış, Kuvvet Komutanları MSB’na bağlanmış, Anayasaya göre TSK’nın komutanı olan Genel Kurmay Başkanı emrinde bir manga askeri bile olmayan sembolik bir makama dönüştürülmüş, ‘Mustafa Kemal’in askeri’ olan gözbebeğimiz teğmenlerimiz ihraç edilmiştir.
Cumhuriyet Eğitim Devrimi’nin temelini oluşturan 430 sayılı Eğitim Birliği (Tevhidi Tedrisat) Yasası da artık sadece kâğıt üzerindedir. Bu yasa; eğitimi çok başlılıktan, çok dillilikten ve hedefsizlikten kurtarmak, milli nitelikte ve tek otorite (Milli Eğitim Bakanlığı) altında yürütülmesini sağlamak, çağdaş, laik ve bilimsel eğitimle “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesiller yetiştirmek amacı ile çıkarıldı. Zira Cumhuriyet kurulduğunda Devlet okulları yanında, medreseler, misyoner okulları ve daha adı, amacı bilinmeyen sayısız sözde eğitim kurumunun faaliyet gösterdiği karmakarışık bir eğitim sistemi (!) vardı. Böyle zavallı bir sistemle toplumun nitelikli eğitim alması, uygar dünyada yer bulması elbette mümkün değildi. Yasa bu içler acısı tabloyu hızla değiştirdi. Değiştirdikçe de, başta tarikatlar olmak üzere bütün emperyalist işbirlikçilerini, Cumhuriyet düşmanlarını, misyonerleri ve devletlerini karşısında buldu. Karşı Devrim güçleri her fırsatta Laik Eğitimi yok etmek, eskiye dönmek için eyleme geçtiler ve dünyaya örnek olan başarılara imza atan Kemalist Cumhuriyet’in önünü kestiler. Parasız, milli ve laik eğitimin yerini paralı, gayri milli ve dinsel eğitim aldı. Bugün ülkemizde Süleymancısından Menzilcisine Atatürk, Laik Cumhuriyet ve Bilimsel Eğitim karşıtı tarikat ve cemaatlerin tamamının “Eğitim” kurumları var. 4+4+4 tuzağı ile kesintisiz temel eğitim ortadan kaldırıldı. Köy okullarımız, Yatılı İlköğretim Bölge Okullarımız (YİBO) kapatıldı. Eğitimde fırsat eşitliği bitirildi. Gençlerimizin % 72’si yurt dışına gitme uğraşında. Çocuklarımız Türkçe okuduğunu anlamada 72 ülke arasında 54. sırada. PİSA değerlendirmelerinde nal topluyoruz. Zekanın bilimsel eğitimle geliştirilebildiği gerçeğini yadsıdığımız için Uluslararası sıralamada orta-geri zeka düzeyinde debeleniyoruz. Yoksul milyonlar için taşımalı eğitimimiz, Yatılı Kuran Kurslarımız, okullarda imamlarımız, sınıflarda maket mezarlarımız, sokaklarda icazet kutlayan tümen tümen hafızlarımız, kindar ve dindar nesiller yetiştiren Maarif Modelimiz, Diyanet Akademimiz, ÇEDES ve benzeri projelerimiz, tarikat protokollerimiz var.
Atatürk’ün ‘Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür bağımsız, şanlı yüksek bir topluluk halinde yaşatır, ya da esaret ve sefalete terk eder’ sözleriyle yaşamsal önemine işaret ettiği Bilimsel Eğitim Sistemi yeniden hayat bulmadan, Aydınlanma Devrimleri yeniden devletin temeline yerleştirilmeden, Cumhuriyet kuruluş ayarlarına dönmeden hiçbir sorunumuzu aşamayacağımız artık anlaşılmalıdır.
Siyaset kurumunu, yargı, yasama, yürütme organlarını ve her düzeydeki devlet yöneticilerini uyarıyoruz!
Bu gidiş, iyi gidiş değildir!
Sonu Afganistan olmaktır, Irak, Suriye, Libya gibi kana bulanmaktır!
Atatürk’ün ‘Tarihimizi okuyunuz dinleyiniz. Görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve melanetten gelmiştir’ uyarısını unutmayın!
Atatürkçü Düşünce Derneği; Cumhuriyetin 102. ve 3 Mart Devrim Yasalarının 101. yılında bu felaketli gidişe son vermek için tek çarenin bir an önce Atatürk’ün akıl ve bilim yoluna girmek olduğu inancı ve Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşma kararlılığı ile Gençliğe Hitabe’den aldığı görevinin başındadır.”

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya