DOLAR 45,9343 0%
EURO 53,4999 0.04%
ALTIN 6.576,81-1,10
BIST 13.662,75-1,64%
BITCOIN 3444726-1,01%
Edirne
26°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

575 okunma

50 YIL SONRA MERİÇ ISLAH PROJESİ!!

ABONE OL
28 Temmuz 2024 16:15
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hüseyin ERKİN
DSİ Em. Böl. Müd. Yrd.

Türk Yunan sınırını oluşturan 1923 tarihli “Lozan Antlaşması” 2. maddesine göre, sınırın büyük bir bölümü Meriç Nehri yatağından geçecek şekilde tarif edilmiştir.
Antlaşmanın 6. maddesi ile Meriç Nehri ana kolunun orta hattının sınır çizgisi olarak anlaşılması gerektiği hükme bağlamıştır.
Antlaşmanın 5. maddesi uyarınca oluşturulan “Tahdidi Hudut Komisyonu” sınırın arazi üzerine işaretlenmesi çalışmalarını 02.11.1926 tarihinde tamamlamış, protokol ve ekleri olan haritalarla sınır belirlenmiştir.
Bu protokol esasına göre nehir yatağının değişmesi halinde sınır çizgisinin değişmeyip sabit kalması esas alınarak sınır sabitleştirilmiştir.
Meriç Nehri’nin düzensiz akışı ve zaman zaman oluşan taşkınlar sonucunda meydana gelen kıyı oyulmalarına karşı tesis yapılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
Bunun üzerine iki ülke bir karma komisyon kurarak konu tartışılmış ve 20.06.1934 yılında Ankara Antlaşması imzalanmıştır.
Ankara Antlaşması’na göre Meriç (Yunanca Evros) Nehri’nin her iki kıyısında mühendislik yapılarının oluşturulması için ”Türk Yunan İtilafnamesi” hazırlanmıştır.
Bu belgede Meriç Nehri’nin her iki tarafa ait kıyılarında yapılacak inşaatların esasları detaylı şekilde tanımlanmıştır.
Yaklaşık iki yıl süren itilafnamede yer alan yaptırımlar tamamlanarak 1936 yılında Türk ve Yunan hükümetlerince imzalanarak 05.05.1937 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Daha sonra Meriç Nehriyle ilgili daha kapsamlı çalışmalar yapmak için her iki taraf ortak ”Meriç Daimi Komitesi” kurmuştur.
Görüldüğü gibi büyük önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Kurtuluş Savaşı sonrasında ortak menfaatler doğrultusunda Yunan devletiyle medeni şekilde 12 yıl sürecek Meriç Nehri sınır düzenlemesi için uğraşmıştır. Ne yazık ki projenin uygulamasını görememiştir.
İkinci Dünya Savaşı dönemi yıllarında askıya alınan Meriç sınır çalışmaları 1950 yılı başlarında tekrar gündeme getirilerek ‘Meriç Daimi Komitesince’ mühendislik çalışmalarının hazırlanması için ‘Meriç Nehri ve Tabileri ve Islah Projesi’ yapılması işini Harza (Harza Engineering Company) isimli Amerikan firmasına vermiştir. Uygulama projesi 1955 yılı başlarında tamamlanmış ve işe başlanmıştır.
Proje tutarı 54 milyon dolar olup 30 milyon doları Türkiye tarafına, 24 milyon doları Yunanistan tarafı payına düşmüştür.
Proje uygulama hazırlıkları sonrasında 1958 yılından itibaren kıyı tahkimi ve seddelerin inşası başlamış. Drenaj kanalları ve sulama projeleri inşası yapılmıştır.
Proje esasına göre iki ülke arasında sınır teşkil eden Meriç Nehri, İpsala ilçesi hudutlarında kıvrımlar yaparak Saros Körfezi’ne dökülmektedir.
1926’da sınırın oluşumunda Peplos bölgesinde Yunan toprağı nehrin Türkiye tarafında, Ferre bölgesinde ise Türk toprağı Yunan tarafında kalmıştır. Her iki ülke bu arazileri işlemek ve sınır güvenliği için Meriç Nehri’ni geçmekteydi.
Uygulamaya sokulan Harza ortak projesi esasına uygun hazırlanan 1963 yılında Türkiye Yunanistan Protokolüne göre; Bu bölgede nehir yatağı kupür olarak düzenlenecek Enez – Ferre Peplos mübadelesi esas alınmıştır.
Nehir yatağı bu bölgede kupürle düzenlenerek çalışmalar devam ederken 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile ortak çalışma son bulmuştur.
Meriç Nehri delta bağlantısı ıslah edilemediği gibi Peplos ve Ferre bölgeleri de anlaşmadaki gibi kalmıştır.
50 yıldan beri iki taraf da nehri geçmektedir.
Projenin tamamlanamaması Meriç deltasının düzenlenememesinden ve bizim çeltik boşaltım sularının Gala Gölü ve boşaltımına drene edilmesi dalyan göllerine sahip çıkılamaması yüzünden başta Yılan Balığı olmak üzere bölge balıkçılığı yok olma konumuna gelmiştir.
Zaman zaman nehir taşkınları ve kıyı oyulmaları gibi sebeplerden kıyı tahkim yarışı da olabilmiştir.
Meriç Nehri su yönetimi iki ülke ortak akıl ve menfaatleri doğrultusunda yönetilemediği için süre içinde yatağı dolmuştur.
Küresel iklim değişikliği ve kuraklık etkisi giderek artarak etkisini göstermektedir.
Sınır aşan su konumunda olan Meriç Nehri, 100 yıl önce düşünülen bölgemizin en büyük projesi olan bu ortak proje devamı olarak Cumhuriyeti ikinci yüzyılında Meriç Nehri ıslahı ve yatak düzenlemesi yapılabilir.
Tamamlanamayan Harza Projesi devamı olarak Türkiye ve Yunanistan yeniden ortak bir proje ile her iki ülke menfaatleri doğrultusunda sulama, enerji ve nehir ulaşımından yararlanmalıdır.
Üstelik günümüz teknolojisi ile nehir ıslahı ve yatak temizliği kolayca yapılacaktır.
Nehir üzerinde uygun yerlerde yapılacak kauçuk gövdeli regülatör barajlarla yatakta kontrollü olarak istenilen miktarda su tutulacak ve taşkın kontrolü de yapılacaktır.
Avrupa’da Sen Nehri, Ren Nehri ve Tuna kollarında benzer uygulamalar yapılmıştır.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında büyük önder Atatürk’ün talimatıyla düşünülerek şekillenip uygulanan Harza projesi devamı olacak benimde en büyük hayalim olan bu ortak proje yeniden ele alınarak hayata geçirilmelidir.
Bölgemizin geleceği için hayati önemli bu projeye siyaset kurumları sahip çıkmalıdır.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya