Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH), 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 41,4 artarak 62 trilyon 288 milyar 195 milyon 804 bin liraya ulaştı.
Diğer yanda emekliler, emekçiler, üreticiler, esnaf…
Toplumun geniş kesimleri hayat pahalılığından yakınıyor.
Enflasyon, paranın satın alma gücünü ciddi biçimde eritmiş durumda.
Alım gücünün son yedi yılda yüzde 89 azaldığından söz ediliyor.
2026’nın sonuna doğru gidiyoruz.
Açlık sınırının altında kalan asgari ücretin, yalnızca dokuz ayda 6 bin 828 lira değer kaybettiği belirtiliyor.
Yani kâğıt üzerinde 28 bin lira olan asgari ücretin satın alma gücü, bu hesaplamaya göre 21 bin lira düzeylerine gerilemiş durumda.
Ne yaman ters orantı!
**
1989’un sonlarına doğru…
İlk kez Romanya’dayım.
Döviz bozdurmam gerekiyor.
Bir miktar dolar verdim, karşılığında abartısız, koca bir poşet dolusu ley aldım!
Adeta bir ton para!
Bozdur bozdur harca…
O günün görüntüsü hâlâ gözümün önünde.
**
Aradan yıllar geçti.
Bugün de para konuşuyoruz.
Ama bu kez başka bir nedenle…
Gazetemizde zaman zaman yer verdiğimiz, komşumuz Bulgaristan’ın sınır kapılarında ortaya çıkarılan para olayları dikkatinizi çekiyordur.
Beyan edilmemiş dövizler…
Sınır kapılarında yakalanan büyük miktarlar…
İstikamet çoğu kez Türkiye.
Paranın kaynağı ve hangi amaçla taşındığı ise olayın ayrıntılarına göre yanıt bekleyen sorular arasında.
Bulgar gümrük görevlileri, bu tür para taşımacılığını sınır kapılarında tespit ediyor.
Rakamlar da az buz değil!
**

Bulgaristan’daki nakit para beyan kuralları kapsamında, belirli tutarların üzerindeki paranın gümrük makamlarına bildirilmesi gerekiyor.
Üçüncü ülkelere giriş ve çıkışlarda 10 bin avro ve üzerindeki nakit para için beyan yükümlülüğü bulunuyor.
Bu nedenle Bulgaristan sınır kapılarında bu tür olaylarla sık sık karşılaşılıyor.
**
Ancak geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan para trafiği, bu kez farklı bir yönüyle dikkat çekti.
Kapıkule’nin karşısındaki Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda bir araçta, başka bir ülkeye götürülmek istenen 1 milyon Türk lirası…
Dereköy’ün karşısındaki sınır hattında ise bir minibüste tam 4 milyon Türk lirası!
Bulgar gümrük yetkilileri, her iki olayla ilgili görüntüleri de paylaştı.
Özellikle minibüsteki 4 milyon lira, kapladığı yerle insanın dikkatini çekiyor.
O görüntü beni bir anda 1989’daki Romanya’ya götürdü.
Dolarları bozdurunca elime tutuşturulan o koca poşet dolusu ley…
Para çoktu ama değeri neydi?
Bugün de başka bir soru var:
Milyonlarca lira, sınır kapılarında neden bu görüntülere konu oluyor?
Ve insan ister istemez, Türkiye’deki yatırım fonu skandalını da hatırlıyor.
**
Eylül 2026’da gündeme gelen yatırım fonu skandalında yaklaşık 455 bin yatırımcının mağdur olduğu belirtiliyor.
Krize konu olan fonların toplam büyüklüğünün de 800 milyar liranın üzerinde olduğu ifade ediliyor.
Rakamların büyüklüğünü anlamak için basit bir karşılaştırma yapalım.
Minibüste dört milyon lira…
Fon skandalında sekiz yüz milyar lira…
Arada tam 200 bin kat fark var!
Bir minibüse sığan milyonlar ile binlerce yatırımcının birikimlerinin söz konusu olduğu milyarlar…
Elbette bunlar farklı olaylar.
Aralarında doğrudan bir bağ kurmak mümkün değil.
Ama ikisi de insanın aklına aynı soruyu getiriyor:
Para nereden geliyor, nereye gidiyor ve hesabını kim veriyor?
**
İşin içinden çıkmak elbette kolay değil.
Ama paranın peşine düşmekten vazgeçmek de mümkün değil!
**
Paranın değerinin giderek sıfırlaşması, çok sıfırlı paraya olan aşkla galiba doğru orantılı!