DOLAR 49,17250,07%
EURO 55,17990,04%
ALTIN 6.521,87-0,30
BIST %
BITCOIN 42080540,09%
Edirne
16°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

75 okunma

Çocuk işçiliği Saadet’in gündeminde

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bir yılda 95 çocuğun hayatını kaybettiğine dikkat çekilerek, çocuk işçiliğinin ağır bilançosu ele alındı…

ABONE OL
5 Ekim 2026 15:09
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: sp.jpg

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bir yılda 95 çocuğun hayatını kaybettiğine dikkat çekilerek, çocuk işçiliğinin ağır bilançosu ele alındı.

Türkiye’de çocuk işçiliğinin ulaştığı boyut, çocukları çalışma hayatına iten yoksulluk, hayat pahalılığı, eğitimden kopuş ve kayıt dışı istihdam gibi temel nedenler değerlendirilen raporda, ayrıca çocuk yoksulluğuyla mücadele edilmesi, ailelerin ekonomik olarak güçlendirilmesi, okul terklerinin önlenmesi, iş denetimlerinin artırılması ve çocukların üstün yararını esas alan sosyal politikaların hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekilerek şunlara yer verildi:

“Çocuk işçiliği, Türkiye’de giderek ağırlaşan önemli bir sosyal adalet meselesidir. Yoksulluk, hayat pahalılığı, eğitimden kopuş ve kayıt dışı istihdam çocukları erken yaşta çalışma hayatına itmektedir. Bunun en acı sonucu ise çocukların hayatlarını kaybetmesidir. 1 Eylül 2025–31 Ağustos 2026 döneminde 95 çocuk çalışırken hayatını kaybetmiştir; önceki dönemde bu sayı 72’ydi.

Saadet Partisi’nin anlayışında çocuk, ailesinin geçimine katkı sağlamak zorunda olan bir iş gücü değil; korunması gereken bir emanettir. Bir ülkede çocuklar okul sıralarında olmak yerine ağır ve tehlikeli işlerde çalışıyorsa mesele yalnızca çalışma hayatının değil, ekonomik düzenin ve sosyal politikaların da meselesidir.

 ‘Önce Ahlâk ve Maneviyat’ anlayışı, insanı ve aileyi ekonomik hesapların önünde tutmayı gerektirir. Esas olan çocuğun kazancı değil; eğitimi, sağlığı, güvenliği ve geleceğidir. Bu nedenle mücadele yalnızca işyerlerini denetlemekle sınırlı kalmamalı; aileleri çocuklarının gelirine muhtaç bırakan yoksullukla da mücadele edilmelidir.

Çocuğun yeri ağır çalışma koşulları değil, okuludur; görevi ailesinin geçimini sağlamak değil, geleceğe hazırlanmaktır. Sosyal devlet, aileyi güçlendirmeli ve hiçbir çocuğu yoksulluk sebebiyle çalışmak zorunda bırakmamalıdır.

BİR YILDA 95 ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ

Söz konusu rapora ilaveten yapılan  “Çocuk işçiliğinin ağır bilançosu: Bir yılda 95 çocuk hayatını kaybetti” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Türkiye’de çocuk işçiliği, görmezden gelemeyeceğimiz ciddi bir toplumsal sorun hâline gelmiştir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre, 1 Eylül 2025 ile 31 Ağustos 2026 tarihleri arasında 95 çocuğumuz çalışırken hayatını kaybetmiştir. Bir önceki dönemde bu sayı 72’ydi.

Bir çocuğun ailesinin geçimine katkı sağlamak için ağır ve tehlikeli şartlarda çalışmak zorunda kalması kabul edilebilir değildir. Çocuk işçiliğinin temelinde yoksulluk, gelir adaletsizliği, hayat pahalılığı, eğitimden kopuş ve kayıt dışı çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle meseleye yalnızca işyerlerinin denetlenmesi açısından bakmak yeterli değildir. Aileleri çocuklarının gelirine muhtaç bırakan ekonomik ve sosyal şartları da değiştirmek gerekir.

Bizim anlayışımızda çocuk emanettir. Emanete sahip çıkmak ise önce çocuğu ve ailesini korumaktan geçer.

‘Önce Ahlâk ve Maneviyat’ anlayışı, insanı ekonomik çıkarların önünde tutmayı gerektirir. Ekonomi insan için vardır; insan ekonomi için değildir. Kalkınmanın ölçüsü yalnızca büyüme rakamları değil, çocuklarımızın ne kadar güvenli ve umutlu bir geleceğe sahip olduğudur.

Bunun için ailelerin ekonomik olarak güçlendirilmesi, çocuk yoksulluğuyla etkin mücadele edilmesi, okul terklerinin önlenmesi ve sosyal desteklerin artırılması gerekmektedir. Kayıt dışı çocuk işçiliğine karşı denetimler güçlendirilmeli, iş sağlığı ve güvenliği konusunda taviz verilmemelidir. Mesleki eğitim uygulamalarında da çocukların üstün yararı ve güvenliği her şeyin önünde tutulmalıdır.

Sosyal devletin görevi, yoksul ailelerin çocuklarını çalışmaya göndermek zorunda kalmasını seyretmek değil; o aileyi ayağa kaldırmaktır.

Biz çocuklarımızın okullarda, kütüphanelerde, parklarda ve güvenli ortamlarda büyüdüğü bir Türkiye istiyoruz. Çünkü çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Ve hiçbir ekonomik gerekçe, bir çocuğun eğitiminden, sağlığından ve hayatından daha değerli değildir.”

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya