DOLAR 49,07370,08%
EURO 55,2371-0,02%
ALTIN 6.542,72-0,76
BIST %
BITCOIN 41850450,47%
Edirne
20°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

64 okunma

‘2 yılda 5 bin köpeği koruyamadık’

Edirne Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu'nun, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, Ağustos 2024’te yürürlüğe giren ve hayvanların yaşam hakkını ciddi biçimde tehdit eden düzenlemenin ardından koruyamadığımız, sokaklardan koparılan ve Edirne’de ölümlerine tanıklık ettiğimiz 5 binden fazla köpeğimizi anıyoruz" denildi.

ABONE OL
4 Ekim 2026 15:18
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ekk-hayvan.jpg

Edirne Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu’nun, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, Ağustos 2024’te yürürlüğe giren ve hayvanların yaşam hakkını ciddi biçimde tehdit eden düzenlemenin ardından koruyamadığımız, sokaklardan koparılan ve Edirne’de ölümlerine tanıklık ettiğimiz 5 binden fazla köpeğimizi anıyoruz” denildi.
Edirne Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu’nun, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, Ağustos 2024’te yürürlüğe giren ve hayvanların yaşam hakkını ciddi biçimde tehdit eden düzenlemenin ardından koruyamadığımız, sokaklardan koparılan ve Edirne’de ölümlerine tanıklık ettiğimiz 5 binden fazla köpeğimizi anıyoruz” denildi.


Hayvan Hakları Çalışma Grubu Başkanı Esen Öcel tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Onların her biri bir candı. Bir sokağın köpeği, bir mahallenin dostu. bir çocuğun oyun arkadaşıydı. Birinin kapısında yıllarca beklediği, bir başkasının her sabah mama verdiği bir can dostuydu. Bugün onların yokluğunun yasını tutuyoruz. Öfkemiz; yıllardır hayvanları “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” anlayışıyla yaşatmak üzere düzenlenmiş mevcut barınak sistemini geliştirmek yerine, hiçbir hazırlık ve yeterli altyapı sağlanmadan hayvanların yaşatılmasına değil, toplanmasına dayalı bir uygulamaya mahkûm eden siyasi iradeyedir” şeklinde ifadelere yer verildi.
Açıklamada şunlar yeraldı:
Çünkü biliyoruz: Sokaktan toplamak, yaşatmak değildir. Hayvanları yaşam alanlarından koparıp kalabalık barınaklara ve kapalı alanlara doldurmak; hastalık, stres, kavga, yetersiz bakım ve ölüm risklerini beraberinde getirmektedir. Edirne’de bunun sonuçlarını acı biçimde görüyoruz. Hayvanseverlerin bütün itirazlarına rağmen, barınakların mevcut hastalık yükünü taşımakta zorlanan yavru köpekler dahi ölecekleri bilindiği halde Valilik emriyle İl Özel İdaresi tarafından toplanmaktadır.

EDİRNE BARINAĞI DAHA FAZLASINI KALDIRABİLECEK DURUMDA DEĞİL
Edirne Belediyesi Hayvan Bakımevi, mevcut koşullar içerisinde kısırlaştırma çalışmalarını yetiştirmeye çalışmakta, ancak kırık tedavisi gibi ciddi müdahaleler gerektiren vakaları tedavi edememektedir. Mevcut kapasite ve imkânlarla, sokaklardan sürekli yeni hayvanların toplandığı bir sistemin yükünü taşıması mümkün değildir. Üstelik mesele yalnızca fiziksel kapasite değildir. Bir hayvanın yaşaması için yalnızca mama ve su yetmez. Hayvanlar duygusal canlılardır. Korkuları, alışkanlıkları, bağları ve sosyal ilişkileri vardır. Yıllarca yaşadığı sokaktan, mahalleden, insanlardan ve diğer hayvanlardan bir anda koparılan bir canın yaşadığı travmayı yalnızca “KARNI DOYUYOR” diyerek görmezden gelemeyiz.

DOĞAL YAŞAM ALANLARI, YAŞAMIN SON DURAĞI OLMAMALI
Edirne’de oluşturulan Sahipsiz Hayvan Doğal Yaşam Alanı da bugün bin civarı canın yaşamını sürdürdüğü bir alandır. Ancak tellerin arkasında yaşamak, özgürce yaşamak değildir. Bu alanların yalnızca hayvanların sokaktan uzaklaştırıldığı, karınlarının doyurulduğu ve insanlarla ilişkilerinin kesildiği yerlere dönüşmesine izin verilmemelidir. Hayvanların fiziksel ihtiyaçlarının yanında duygusal ve sosyal ihtiyaçları da gözetilmelidir. Biz; hem barınakta hem de yaşam alanında daha iyi koşullar, daha fazla gölgelik, yeşil alan, uygun barınma koşulları, sağlık hizmetleri, düzenli veteriner kontrolü, daha fazla saha personeli, şeffaf kayıt sistemi ve etkin denetim istiyoruz.

TEDAVİ İMKÂNLARI VARSA, CANLAR NEDEN ULAŞAMIYOR?
Edirne Belediyesi ile İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi arasında tedavi ve iş birliğine yönelik bir protokol bulunmaktadır. Ancak tedaviye ihtiyaç duyan canların bu imkândan yararlanabilmesi için gerekli ulaşım imkanının sağlanamaması, bu protokolün uygulanmasını işlevsiz hale getirmektedir. Bugün gönüllüler, kendi imkânlarıyla araç bulmaya, canları tedaviye götürmeye ve sistemi ayakta tutmaya çalışmaktadır. Hayvanların yaşam hakkı gönüllülerin kişisel çabalarına bırakılamaz. Kurumsal iş birlikleri kâğıt üzerinde kalmamalı, gerçek ve ulaşılabilir tedavi hizmetlerine dönüşmelidir.

EDİRNE HALKINA DA ÇAĞRIMIZDIR
Bugün yalnızca kurumlara değil, Edirne’de yaşayan herkese sesleniyoruz. Apartmanınızın, bahçenizin veya mahallenizin bir köşesinde doğurmuş bir anne kedinin yavrularını “barınağa götürüp başınızdan atma” düşüncesiyle annelerinden ayırmayın. Onları sokaktan kopartıp barınağa teslim ettiğinizde sorumluluğunuz bitmez. Barınağa teslim ettiğiniz hayvanın akıbetini takip edin. Nereye götürüldüğünü, sağlık durumunu, tedavisini ve yaşam koşullarını sorun. Çünkü bir canı sokaktan almak tek başına kurtarmak değildir. Bu nedenle yaşam alanlarını ziyaret edin. Oradaki canları görün. Tellerin arkasından da olsa başlarını okşayın. Onlara yalnız olmadıklarını hissettirin. Çünkü yüzyıllar boyunca evcilleştirdiğimiz, insanlarla birlikte yaşamaya alışmış ve birçok açıdan bize bağımlı hâle getirdiğimiz canlıları bir gecede yalnızlaştırma hakkımız yok.

BU KENTTE YAŞAYAN HERKES SORUMLUDUR
Edirne’deki hayvanların sorumluluğu yalnızca belediyelerin, barınak çalışanlarının veya hayvanseverlerin değildir. Bu kentte yaşayan her insanın sorumluluğudur. Yerel yönetimler görevlerini bilimsel, şeffaf ve hayvanların yaşam hakkını gözeten biçimde yerine getirmelidir. Merkezi idare gerekli kaynakları sağlamalıdır. Yetkili kurumlar denetlenmelidir. Hayvanseverlerin ve gönüllülerin bilgi ve deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Ve toplum olarak artık hayvanları birer “sorun” olarak değil, bu kentin yaşayanları olarak görmeliyiz.

BİZ YAŞATMAKTAN YANA TARAFIZ!

Bugün 4 Ekim. Biz, hayatını kaybeden binlerce canın anısına bir kez daha söylüyoruz: Her hayvan bir candır. Her canın yaşam hakkı vardır. Sokaklar yalnızca insanların değildir. Kanlı yasa derhal geri çekilmeli, kısırlaştırma, aşılama, tedavi ve yerinde yaşatma politikaları yeniden yürürlüğe girmelidir. Toplama ve kapatma değil, yaşatma politikası hayata geçirilmelidir. Ve biz, hayvanların yaşam hakkını ortadan kaldıran bu anlayışa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Yılmadan, yorulmadan, susmadan haykırıyoruz:

BU YASA KANLI YASADIR!

BİZ ÖLÜMÜ DEĞİL, YAŞAMI SAVUNUYORUZ!

KISIRLAŞTIRILAN, AŞILANAN VE TEDAVİ EDİLEN TÜM DOSTLARIMIZI SOKAKLARDA ÖZGÜRCE YAŞARKEN GÖRMEK İSTİYORUZ!

Bugün 5 binden fazla canımızı anıyoruz. Ama onların ardından yalnızca yas tutmayacağız. Kalan canların yaşam hakkı için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Çünkü biz biliyoruz:
Bir kentin vicdanı, en savunmasız canlılarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Edirne’nin vicdanı susmayacak. Yaşam hakkı mücadelemiz sürecek.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya