DOLAR 48,26440,04%
EURO 56,0450-0,07%
ALTIN 6.876,73-0,35
BIST %
BITCOIN 37999411,45%
Edirne
25°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

76 okunma

‘Doğayla barışmadan dünyayla barış olmaz’

Trakya'daki çevre sorunlarına ve doğa katliamlarına karşı aktif mücadele yürüten DOKU Derneği Başkanı Göksal Çidem, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayıyla yaptığı açıklamada doğayla barışmadan dünyayla barış olmayacağını ileri sürerek, “Dünya Barış Günü’nde doğayla barışalım” dedi…

ABONE OL
31 Ağustos 2026 16:54
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: doku-ergene.jpg

DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayıyla yaptığı açıklamada doğayla barışmadan dünyayla barış olmayacağını ileri sürerek, “Dünya Barış Günü’nde doğayla barışalım” dedi.

Trakya’daki çevre sorunlarına ve doğa katliamlarına karşı aktif mücadele yürüten DOKU Derneği Başkanı Çidem, Trakya’nın çevre konusunda açıklamasında, “ Doğayla barışmak, doğadaki tüm canlılarla barışmak olacak. Ormanlarla barışalım. Oksijen çadırını yıkmayalım.Toprakla barışalım.  Gıda güvenliğimizi sağlayalım. Aç kalmayalım. Su ile barışalım. Yaşamın temeli olan suyumuzu koruyalım” dedi. Çidem, açıklamasında özetle şunlara yer verdi:

“Doğayla barışalım, doğal varlıklarımızı koruyalım. Çoklu orman yetmezliği, Doğanın çoklu organ yetmezliğidir. Çoklu orman yetmezliği, çoklu organ yetmezliğinin nedenidir. Canlı yaşamın sonudur.

Ekolojik yıkımın parçası olmayalım. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak hepimizin anayasal sorumluluğudur.  Aldığımız nefesten, içtiğimiz suya, yaşadığımız topraklara kadar koruyalım. Herşey para değildir. Doğal ve sosyal yaşamın temeli doğayla barışık  bir yaşamla mümkündür.

Barış yalnızca insanların birbirine silah doğrultmaması değildir. Barış, insanın yaşadığı toprakla, suyla, ormanla, hayvanlarla ve bütün canlılarla kurduğu ilişkidir.

Bir ormanı yok ederek, bir derenin yatağını değiştirerek, su kaynaklarını kirleterek, tarım topraklarını betonlaştırarak, yaban hayatının yaşam alanlarını parçalayarak barıştan söz edemeyiz. Çünkü doğaya açılan her savaşın bedelini yine insan öder.

Bugün Trakya’da, özellikle Istrancalar’da, ormanlar, su havzaları, tarım alanları ve yaban hayatı her geçen gün daha fazla baskı altında. Taş ocakları, maden projeleri, enerji yatırımları, yollar, sanayi alanları ve plansız yapılaşma; yalnızca ağaçları ve toprağı değil, bir yaşam sistemini tehdit ediyor.Oysa Istrancalar sadece bir dağ silsilesi değildir.

Istrancalar;suyumuzdur,ormanımızdır,tarımımızdır,arılarımızın ve yaban hayatının yaşam alanıdır,Trakya’nın doğal kalkanıdır.

DOĞA BİZİMLE SAVAŞMIYOR

Doğa sadece yaşamak için alan istiyor.Biz ise doğanın bize ait olduğunu sanıyoruz.Oysa gerçek tam tersidir: Biz doğanın sahibi değiliz.Biz doğanın bir parçasıyız.

DOĞAYLA BARIŞALIM!

Ormanlarla barışalım.Sularla barışalım.Toprakla barışalım.Yaban hayatıyla barışalım.Arıyla, kuşla, böcekle, ağacın köküyle barışalım.Ve en önemlisi, gelecek kuşaklarla barışalım.

BARIŞIN İLK ŞARTI: YAŞAM HAKKINA SAYGI

İnsanların yaşam hakkı ne kadar kutsalsa, doğanın yaşam hakkı da o kadar önemlidir. Bir dereye yaşam hakkı tanımadan,bir ormana yaşam hakkı tanımadan,bir yaban hayvanına yaşam alanı bırakmadan,bir arının yaşayabileceği çiçekli alanları yok ederekgerçek anlamda sürdürülebilir bir gelecek kuramayız.

Bu nedenle çevre mücadelesi yalnızca çevrecilerin mücadelesi değildir. Bu mücadele;çiftçinin,arıcının,ormancının,balıkçının,çocuğunun geleceğini düşünen anne babaların, kısacası yaşamı savunan herkesin mücadelesidir.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bütün siyasi partilere, kamu kurumlarına, yerel yönetimlere, yatırımcılara ve toplumun tüm kesimlerine çağrımızdır: Doğayı bir kaynak deposu olarak görmeyin.

DOĞAMIZ VARLIKTIR.

Her ormanı kesilecek ağaç sayısıyla,her dereyi kullanılacak su miktarıyla,her dağı çıkarılacak maden miktarıyla,her yaşam alanını ekonomik değerle ölçmeyin.

IŞTIRANCALAR İÇİN BARIŞ ÇAĞRISI

Istrancalar’ın artık daha fazla parçalanmaya değil, korunmaya ihtiyacı var.Trakya’nın su güvenliği, gıda güvenliği ve ekolojik geleceği açısından Istrancalar’ın bütünlüğü korunmalıdır.Yeni projeler değerlendirilirken yalnızca yatırım maliyeti ve ekonomik getirisi değil; su havzaları, orman ekosistemleri, tarım alanları, yaban hayatı, arıcılık, biyolojik çeşitlilik ve gelecek kuşakların yaşam hakkı birlikte değerlendirilmelidir.

Çünkü doğanın taşıma kapasitesini aşan hiçbir yatırım gerçekten sürdürülebilir değildir. Bugünün mesajı, yarının vasiyetidir.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde sözümüz olsun:

Doğayla barışacağız. Suyu koruyacağız. Ormanı koruyacağız. Toprağı koruyacağız. Yaban hayatını koruyacağız. Ve geleceği savunacağız.

Karar vericilere sesleniyoruz. Anayasamız diyor ki;

Madde 17 – Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Madde 44 – Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır.

Madde 56 – Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Madde 169 – Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

Madde 170- Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi, sağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.

Sözün özü,  doğal yollardan saparsak, çıkmaz sokakta buluşuruz.”

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya