
Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026-2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin yayımladığı genelgeyi eleştirerek, “Genelge, yönetmeliğin üzerinde değildir. Bakanlık, hukukun üzerinde değildir” dedi. Sendika, özellikle öğretmenlere önlük zorunluluğu getirilmesi, norm kadro fazlası öğretmenlerin atama ve görevlendirme esasları ile öğretmenlerin dijital ve bürokratik yüklerinin artırılmasına tepki gösterdi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” Genelgesi, Eğitim-İş’in tepkisini çekti. Eğitim İş Genel Merkezi’nin Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar tarafından paylaşılan açıklamasında, genelgenin öğretmenlerin çalışma koşullarını ağırlaştırdığı ve bazı maddelerinin üst hukuk normlarında bulunmayan yeni yükümlülükler getirdiği savunuldu.
Açıklamada, genelgelerin kanun ve yönetmeliklerin uygulanmasını açıklayabileceği ancak bunların sınırlarını genişletemeyeceği belirtilerek, “Üst hukuk normlarında olmayan bir yükümlülük genelgeyle yaratılamaz; yönetmelikle tanınan hak ve güvenceler genelgeyle ortadan kaldırılamaz” görüşüne yer verildi.
“Önlük zorunluluğunun hukuki dayanağı yok”
Eğitim-İş’in en önemli itirazlarından biri öğretmenlere önlük giyme zorunluluğu getirilmesine yönelik oldu.
Genelgenin 23. maddesinde öğretmen ve diğer eğitim çalışanlarının “mesleğin vakarına, kamu hizmetinin ciddiyetine ve toplumsal hassasiyetlere” uygun hareket etmelerinin yanı sıra önlük giymelerinin de öngörüldüğü belirtilen açıklamada, bu uygulamanın eğitim kurumlarında takip edilmesinin istendiği kaydedildi.
Eğitim-İş, öğretmenlere yönelik genel bir önlük zorunluluğunun ilgili yönetmelikte bulunmadığını savunarak, daha önce “teşvik” niteliğinde olan uygulamanın genelgeyle zorunluluğa dönüştürülemeyeceğini ileri sürdü. Açıklamada, “Öğretmenin itibarı önlükle değil; bilgisiyle, emeğiyle, mesleki birikimiyle, ekonomik ve sosyal haklarıyla ve yetiştirdiği öğrencilerle ölçülür” denildi.
Norm fazlası öğretmenlere atama tepkisi
Genelgenin 43. maddesinde norm kadro fazlası öğretmenlerin herhangi bir takvime bağlı olmaksızın ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına atanmasının öngörülmesi de eleştirildi.
Norm fazlalığının öğretmenin kusuru olmadığı belirtilen açıklamada, okulların dönüştürülmesi, şubelerin kapatılması veya birleştirilmesi ve öğrenci sayılarındaki değişiklikler gibi nedenlerle oluşan norm fazlalığının öğretmene yüklenemeyeceği ifade edildi.
Eğitim-İş, atamalarda ihtiyaç listelerinin ilan edilmesi, tercih hakkı, hizmet puanı, mazeretlerin dikkate alınması, tebligat ve itiraz haklarının korunması gerektiğini savundu. “Herhangi bir takvime bağlı olmaksızın” ifadesinin öğretmenleri eğitim-öğretim yılı boyunca sürekli atanma baskısı altında bırakabileceği ileri sürüldü.
Açıklamada ayrıca norm fazlası öğretmenlerin eğitim sonrasında “öğretmen ihtiyacı bulunan diğer alanlarda” görevlendirilebilmesine ilişkin düzenlemenin de belirsizlik taşıdığı belirtildi. Eğitim-İş, öğretmenlerin bir branştan diğerine aktarılabilecek “yedek personel” olarak görülmesini kabul etmediklerini bildirdi.
“Öğretmen veri giriş personeline dönüştürülmemeli”
Genelgeyle getirilen dijital ve bürokratik yükümlülükler de açıklamanın eleştiri başlıkları arasında yer aldı.
MEB-İMES mobil uygulamasının zorunlu kullanımına tepki gösteren Eğitim-İş, koordinatör öğretmenlere yönelik “kesintisiz” izleme yükümlülüğünün çalışma süresi ve diğer görevler açısından belirsizlik taşıdığını savundu.
Gelişim raporlarının her ünite, tema veya öğrenme alanından sonra e-Okul sistemine işlenmesinin de öğretmenlerin iş yükünü artıracağı belirtilerek, özellikle kalabalık sınıflarda bunun ciddi bir bürokratik yük oluşturduğu ifade edildi.
Eğitim-İş ayrıca öğrencilerin fiziksel uygunluk ölçümlerinin öğretmenlere ek bürokratik yük getirmemesi ve öğrencilerin kişisel verilerinin mahremiyetinin korunması gerektiğini vurguladı.
“Sorun öğretmenin ne giydiği değil”
Açıklamanın sonunda eğitim sistemindeki temel sorunların öğretmenlerin kıyafeti olmadığını savunan Eğitim-İş, öğretmenlerin ekonomik sorunları, öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik, kalabalık sınıflar, okullardaki personel eksikliği, bürokratik iş yükü ve eğitimdeki eşitsizliklere dikkat çekti.
Eğitim-İş, MEB’den önlük zorunluluğunun kaldırılması, norm fazlası öğretmenlerin atamalarında tercih ve itiraz güvencelerinin korunması, belirsiz “diğer alanlarda” görevlendirme hükmünün geri çekilmesi, MEB-İMES dayatmasından vazgeçilmesi ve öğretmenleri ilgilendiren düzenlemelerin sendikalar ile öğretmenlerin katılımıyla hazırlanmasını istedi.
Eğitim-İş, sendika olarak genelgedeki bazı hükümlerin yargıya taşınacağını da belirterek, özellikle öğretmenlere önlük dayatması getiren 23. madde ile norm kadro fazlası öğretmenlerin atama ve farklı alanlarda görevlendirilmesine ilişkin 43. maddeyi yargıya taşıyacaklarını açıkladı.
“Genelge, yönetmeliğin üzerinde değildir. Bakanlık, hukukun üzerinde değildir” ifadelerine yer verilen açıklama, “Öğretmenlerin görev yeri, alanı, kıyafeti, kişisel cihazı ve çalışma düzeni idarenin sınırsız tasarruf alanı değildir. Öğretmenin itibarı önlükle değil; emeğine, uzmanlığına, haklarına ve iradesine gösterilen saygıyla korunur. Eğitim-İş olarak hem hukuk önünde hem örgütlü mücadelemizle eğitim emekçilerinin haklarının takipçisi olmaya devam edeceğiz” şeklinde sona erdi.