
25 yıl önce kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 24 yıldır ülkemizi yöneterek tarihe geçmiştir. Olumlu ve olumsuz yönlerini, yaptıklarını ve ülkemizin geleceğine etkisini tarihçiler yazacaktır. Ben çeyrek asır süresince yaşadıklarımı paylaşmak isterim.
3Y’yi (Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar) yok etmek amacıyla çeyrek asır önce iktidar olan AKP devri sonrasında bugün, o günlerin 3Y durumunu arar durumdayız. Bir bakalım:
Biz yaştakiler emekli olduğunda ev, araba alabiliyorduk. Emekli olarak daha rahat yaşayabiliyorduk. Bugün emekli olmak hayal ve emekliler de sürünür duruma geldik.
Çalışanların maaşları alım gücü olarak geriledi. Ölümleri arttı. Çalışma koşulları ve sendikal örgütlenmeleri geriledi.
Çalışan ölümleri gibi kadın ölümleri ve okullu olarak sanayide çalışan çocuk ölümleri de arttı.
AKP iktidara geldiğinde bir milyondan az kişiye yoksulluk yardımı yapılıyor iken bugün yirmi milyonu aştı. Acı olan yoksulluğu yok etmekle yükümlü iktidarın bundan övünç duymasıdır.
Dünyada enflasyonu en yüksek olduğu beş ülkeden biriydik bugün de aynı.
İşçi sayısı nüfus gibi elbette arttı ama bu artış nüfusa oranla düştü. İşsizlik olağanlaştı.
Basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında son yirmideydik. Yine aynı.
Sağlıkta hastane sıraları olmayacak diyerek devrim denen uygulamalar yapıldı. İnternetten randevu alamamak, doktor muayene süresinin yetersizliği gibi onlarca yeni sorunlar oluştu ve hastane koridorlarında sıralar da bitmedi, arttı. Öte yandan sağlık hızla ticarete dönüştü. İlaç katılım payı her gün artıyor. Sermayenin yaptığı şehir hastanelerine müşteri (hasta) garantisi veriliyor. Sağlıkta şiddet her gün artıyor.
Sağlık gibi eğitimde de özel eğitim teşvik ediliyor. 24 yıl önce %5’lerde olan özel eğitim bugün %20’leri aşmış durumda. Tercih edilmese de imam hatip okulları artıyor ve dahası fen, ticaret, endüstri meslek gibi alan okullarını önüne ‘imam hatip’ adı eklenerek din eğitiminin ağırlıklı olduğu bir sitem hayata geçiriliyor.
Doğamız ticari işletmelere açılıyor. Bu alanda tarım, hayvancılık ve ormancılık ile kendine yeten aileler yaşam sürüyordu. Bugün buralara yerel halk giremez iken kepçeler, kamyonlar fink atıyor.
Toplumun ezici çoğunluğu yoksulluk değil açlık sınırı altında gelirle yaşıyor.
Bir yerlere seçilenler kendisini seçenlere hesap vererek istifa etmesi gerekirken geçmişte Fırıldak Kubilay örneğini de aşan parti değişimleri utanç verir hale geldi. Dönenler ve ahlaksızlar AKP’nin koşarak gittiği barınak oldu. Siyasette seviye dipte.
İlerleme sağlanan durumlar da var.
Örneğin en büyük büyük adliye sarayları, hapishaneler, cezaevleri nüfus artışına göre kat be kat fazla arttı. Ve yargı bağımsızlığında 143 ülke arasında 118’inci sıradayız.
AKP’nin başarılı olduğu bir alanda kamuya ait gelir getiren tüm tesis ve alanları özel sektöre aktarmasıdır. Ayrıca “bedava” diyerek törenlerle açılan yol, tünel, köprü, okul, hastane gibi yapıları özel sektöre yaptırarak 30-40 yıl müşteri garantili ödeme sözü verilmesidir.
Son 24 yıl sonunda geldiğimiz noktada güvensiz geleceği gören yeni kuşaklar basın yayın organlarının dizileri, filmleri yayınlarının da etkilemesiyle küçük yaşlarda mafyacılık oyununa özenmekte. Bu özenme sonunda suça yönelen çocuklar, akran zorbalığı toplumu sarmaktadır.
Ülkemizin bu duruma düşmesi yerel yönetimleri de gelecek kuşakları da olumsuz etkilemektedir. Bu kaos ve korku sonucunda güvensiz toplum, yetersiz direniş olmakta ve şikâyet ettiğimiz tekil olaylar genelleşmektedir.
Bir asrı aşan cumhuriyetimiz, eksikleri adım adım tamamlayan bir toplum dinamizmi ile ilerler iken; AKP’nin çeyrek asırlık yönetimi sonrasında çeyrek demokrasiye düştü. Toplum olarak dikenlerini yok etmek isterken AKP zamanında coğrafyamıza rüzgâr ekildi.
25 yıl önce 3Y yok olacak diye iktidar olup bugün durum eksilme değil arttı ise hikayede olduğu gibi “biz bu b..u niye yedik?
Umarız bu rüzgârı gelecekte fırtına olarak görmeyiz. Bunun için de umudu olanların bir arada geleceği kurtarma mücadelesi vermesidir.