
Edirne Japonya’da…
Hudut Gazetesi, 12 Ağustos Çarşamba günü bu manşetle okurlarıyla buluştu…
**
Bazen bir fotoğraf, yüzlerce tanıtım broşüründen daha fazlasını anlatır.
Hele o fotoğraf, Edirne’den binlerce kilometre uzakta, Japonya’nın başkenti Tokyo’da sergileniyorsa…
Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hami Onur Bingöl’ün “Edirne-2” isimli fotoğraf sergisinin 14-27 Ağustos tarihleri arasında Tokyo’da sanatseverlerle buluşması, doğrusu beni oldukça heyecanlandırdı.
Çünkü bu sergi, sadece bir fotoğraf sergisi değil.
Edirne’nin tarihini, kültürünü, mimarisini ve kent belleğini Japonya’ya taşıyan önemli bir tanıtım fırsatı.
Üstelik sergi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Tokyo Büyükelçiliği ve Tokyo Kültür ve Tanıtma Müşavirliği’nin destekleriyle gerçekleştiriliyor.
40 fotoğraftan oluşan “Edirne-2”, Prof. Dr. Bingöl’ün objektifinden Edirne’nin farklı yüzlerini Japon sanatseverlerle buluşturuyor.
**
Buraya kadar her şey güzel.
Ama asıl mesele bundan sonra başlıyor.
Prof. Dr. Bingöl ile yaptığım görüşmede kendisi, Japonların Türkiye’de en az gittikleri bölgelerden birinin Trakya olduğunu söyledi.
Bu bilgi beni düşündürdü.
Çünkü Japon turistlerin önemli bir özelliği, yalnızca deniz, kum ve güneş peşinde olmamaları.
Onların kültür turizmine ilgi gösterdiklerini özellikle vurguluyor Bingöl.
Peki o zaman…
Japonlar neden Edirne’ye gelmiyor?
İşte asıl soru bu.
**
Çünkü Edirne’nin Japon turistin aradığı kültürel miras açısından eksiği yok.
Hatta fazlası var.
Edirne, Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci başkenti.
Bin 585’ten fazla tescilli tarihi yapıya sahip.
Avrupa’da metrekareye düşen tescilli tarihi eser sayısı bakımından İtalya’nın Floransa kentinin ardından ikinci sırada olduğu ifade ediliyor.
Selimiye Camii başta olmak üzere camileri, köprüleri, saray kalıntıları, çarşıları, hanları, hamamları, müzeleri, Karaağaç’ı ve daha nice tarihi değeriyle Edirne, adeta açık hava müzesi.
Üstelik bütün bunlar yalnızca geçmişten kalan taş yapılar değil.
Edirne’nin her sokağında, her meydanında, her tarihi yapısında bir hikâye var.
Tam da kültür turizmi için…
Tam da Japon turistin ilgisini çekebilecek türden.
O halde sorun Edirne’nin sahip olduklarında değil.
Galiba sorun, sahip olduklarımızı dünyaya ne kadar anlatabildiğimizde.
**
40 yılı aşan gazetecilik hayatımda Edirne’de Japon turist sayısının dikkate değer bir düzeye ulaştığını söylemek zor.
Oysa Japonya’da Edirne’yi anlatmak için bugün önemli bir fırsat yakalanmış durumda.
Prof. Dr. Hami Onur Bingöl, objektifini Edirne’ye çevirmiş ve ortaya çıkan 40 fotoğrafı Tokyo’ya taşımış.
Üstelik bunu yalnızca bir sanat çalışması olarak değil, Haziran ayında yaşamını yitiren, Edirne’nin Süloğlu ilçesine bağlı Keramettin Köyü’nden Bellek Kitapevi’nin sahibi Mustafa Karaca’nın anısına ithaf ederek yapmış.
Bu ayrıntı da bana ayrıca anlamlı geliyor.
Çünkü Edirne yalnızca tarihi yapılardan oluşmuyor.
Edirne aynı zamanda bir bellek.
İnsanlarıyla, hikâyeleriyle, gelenekleriyle, sokaklarıyla ve yaşanmışlıklarıyla bir kent belleği.
“Edirne-2” sergisi de bu belleğin Tokyo’da görünür hale gelmesini sağlıyor.
Şimdi bize düşen ise bu fırsatı kaçırmamak.
Bir fotoğraf sanatçısının objektifiyle Tokyo’ya taşınan Edirne’yi, bu kez Japon turistlerin valizlerine koyup Edirne’ye getirebilmek…
Bunun yolu da yalnızca “Edirne’nin tarihi çok zengin” demekten geçmiyor.
Edirne’nin hangi değerlerinin Japon turist için ilgi çekici olduğunu anlatmak, Japonya’da tanıtım yapmak, kültür turizmine yönelik özel rotalar oluşturmak ve bu çalışmaları süreklilik kazandırmak gerekiyor.
Belki de Tokyo’daki bu sergi, bunun için güzel bir başlangıç olabilir.
Çünkü bazen bir kentin turizmde önünü açan şey, büyük projelerden önce küçük ama doğru bir adım olabiliyor.