
Salih Hakan COŞKUNTUNA
Nisan 2026
Meyerhold’un biyomekanik kuramı, Ertuğrul’un oyuncu eğitiminde aradığı disiplini ve bedensel gerçekliği temsil eder. Kuram, tiyatro sanatının biçimsel bir mükemmeliyete ulaşarak topluma düzen verme görevini yerine getirmiştir. Ertuğrul, Stanislavski’nin içsel gözlem, içsel gerçeklik ve duygu belleği kavramlarını yerli metinlerde kullanmıştır. Sosyolojik perspektif, sosyosanat ve toplumsal görev disiplinleri, bireyi toplumun organik bir parçası haline getiren “sosyalleşme aracı”dır. Araç; halka yeni bir sembolik sermaye sunmuş ve şehir tiyatrolarının kuruluşu ile kültürel üretimin demokratikleşmesi sonucunda “kuramsal reel yapı”ya kavuşmuştur. Ertuğrul, tiyatro eğitimini 6-7 yaş gruplarından başlatmıştır, çünkü ona göre çocuk tiyatrosu; çocuğun dünyayı anlama biçimidir (Ertuğrul, 1975, 45). Bu yaklaşım San’ın deyişiyle; Drama sanatı ve yaratıcı Drama’nın pedagojik yanını temsil eder (2021, s. 215).
Ertuğrul’un “kuramsal tiyatro” vizyonu, sanatçının topluma karşı ahlaki sorumluluğunu içkinleştirmesi ve merkeze alması ile gerçekleşmiştir. Bu yan disiplin, oyunculuk teknikleri açısından tiyatronun kullanımını esas kılmıştır. Tiyatro binasına girişten, alkış sonrasına kadar olan süreci, “uygarlık” (civilization) projesi olarak değerlendirmiştir, “Doğal anlamlarla tiyatro, bir hakikat arayışıdır” (Ertuğrul, 1993: s. 210). Cumhuriyet tiyatrosunun Ertuğrul ile olan gelişimi, Tanzimat dönemi taklit yapısından sıyrılarak “ulusal sanat” oluşturma çabasıdır (Pekman, 2023: s. 118). Bugünün Türkiye’sinde ödenekli tiyatroların yapısı, repertuvar seçimleri ve eğitim modelleri Ertuğrul’un izdüşümlerini taşımaktadır. Ertuğrul’un tiyatro ekseni İnsan ve Tiyatro Üzerine eserinde çizdiği etik ve teknik sınırlar ile şekillenmektedir (Nutku, 2014: s. 340).
Ertuğrul’un tiyatro ve tiyatro sanatı açılımında uyguladığı; “biçimsel disiplin” ve “tinsel derinlik” yöntemleri Türkiye’de tiyatrosunun genetik kodlarını belirlemiştir. Ertuğrul antropolojisiyle Tiyatro; “toplumsal görev” bilinci ekseninde; drama, felsefe, sosyoloji ve pedagoji disiplinlerinin kesişim açılarında duran bilinçli, bilgili, güçlü ve eyleyen “İnsan olabilme” aracıdır. Bu yaklaşımlar, tiyatro tarihinin “kopuşlardan ziyade süreklilikler üzerine kurulduğu” (Nutku, 2013, s. 150-175) görüşlerini destekler. Ertuğrul’un kurucu iradesi gösteri olduğu düşünülen seyirliklerin yerine, sahnede kurguladığı yapı sökümü ile bitirmiştir. Tiyatronun yeniden yorumlama süreci, entelektüel kurulumu, geleneksellikle anılan zan, san ve metaforik mucizelerinden kopuşunu kesin olarak anlatan direnç pratiğidir. Bu dönemde yerli oyun yazarlarının artması, toplumsal meselelerin sahneye taşınması tiyatronun içerik açısından zenginleşmesini sağlamıştır. Köyden kente göç, modernleşme gerilimleri ve bireyin toplumsal konumu gibi temalar Cumhuriyet Tiyatrosunun temel konuları arasında yer almıştır (And, 1983, 45-68). Bu anlayışlarla tiyatro, “toplumsal değişimin aynası” (Ertuğrul, 1975, s. 52-54) olarak işlev görmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti tiyatro ve tiyatro sanatı felsefesi, Ertuğrul’un tiyatro ve tiyatro sanatı anlayışının temelini oluşturmaktadır. Ertuğrul sahne estetiğinin işlerliği ile insanın düşünsel, toplumsal gelişimini öngörmektedir. “Muhsin Ertuğrul tarzı”: disiplin ve süreklilik üzerine kurulmuştur. Ertuğrul nazarında Tiyatro, “insanı insan ile insanca anlatma sanatıdır”, bu tanım tiyatronun “felsefi öz”ünü yansıtır (Ertuğrul, 1989, 110-111). Tiyatro öğretici ve eğitici okul olarak kurgulanmıştır, oyuncu, sahnede ve yaşamda bir “aydın” olmalıdır (Ertuğrul, 1989: 112). Ertuğrul Benden Sonra Tufan Olmasın (1989) adlı eserinde, sanatın insanı dönüştürme gücünün ancak sistematik eğitim-öğretim ile mümkün olabileceğini belirtmiştir. Eğitim-öğretim ekolünü ortaya çıkarabilmek, sanatın hayat ile bağdaştırılmasını sağlayacaktır. Tiyatro bu anlamda elitist boyunduruğundan çıkarak, halkın eğitim aracı olacaktır. Ertuğrul’a göre:
“Tiyatro, seyircilerin zamanlarını geçirdikleri bir eğlence yeri değil, sanatçılar için mabettir. Çünkü tiyatroculuk bir meslek değil, dünyanın her yerinde bir imandır. Mensuplarından bekleyiş ve özveri ister, fedakârlığın çok defa karşılığını vermeden can isteyen bir sanat. Bu inanış müritlerinin en büyük istekleri, başlarını sokabilecekleri ve sükûnet içinde çalışabilecekleri bir mabet bulmaktır. Çoğumuz aradığımız toprağa varmadan yolda göçeriz.” (Çelik 2013, s. 169).
Cumhuriyet tiyatrosu, geleneksel tiyatronun bazı unsurlarını tamamen reddetmek yerine, onları modern bir çerçevede yeniden yorumlanması, Türk Tiyatrosunun gelişiminin keskin kopuşlardan ziyade süreklilik içeren bir süreç olduğunu göstermektedir.
Sonuç
Türkiye’de tiyatronun gelişimi, geleneksel seyirlik oyunlardan Tanzimat döneminin dönüşüm sürecine ve Cumhuriyet döneminin kurumsallaşmasına uzanan çok katmanlı bir yapı sergilemektedir. Bu süreçte tiyatro yalnızca estetik bir üretim alanı olmamış; aynı zamanda toplumsal değişimin önemli aracı haline gelmiştir.
Geleneksel tiyatronun sunduğu kültürel birikim, Tanzimat döneminde Batılı etkilerle yeniden şekillenmiş, Cumhuriyet döneminde ise kurumsal yapı içinde geliştirilmiştir. Bu nedenle Türk Tiyatrosu, kopuşlardan ziyade süreklilikler üzerine değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak tiyatro, bireyin kendisini ifade ettiği toplumsal ilişkilerin yeniden kurulduğu ve kültürel dönüşümün izlenebildiği nemli bir alan olarak varlığını sürdürmektedir.
Kaynakça
Akşin, S. (1996). Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi. İmaj Yayıncılık.
And, M. (1976). “Osmanlı Tiyatrosu” Kuruluşu – Gelişimi – Katkısı. Ankara Üni. DTCF Yayınları.
And, M. (1985). Geleneksel Türk Tiyatrosu. İnkılâp Kitabevi.
Banarlı, N. S. (1983), Resimli Türk Edebiyatı Tarihi Cilt 2, s. 845-860. M.E.B. Yayınları.
Birkan, T. (2023). Muhsin Ertuğrul Moskova Notları. Can Sanat Yayınları.
Çelik A. (2013), Ölmeyi Bilen Adam Muhsin Ertuğrul. Can Sanat Yayınları.
Ertuğrul, M. (1975). İnsan ve Tiyatro Üzerine <>. Yankı Yayınları.
Ertuğrul, M. (1993). Gerçeklerin Düşleri. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Yayınları.
Ertuğrul, M. (2023), Sanatkar Gözüyle Bugünkü Rusya, Moskova Notları. Dry. Tuncay Birkan, Can Yayınları.