
Mehmet ŞELECİ
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi, öğretmen Alaaddin Çıplak’ın Proje Okul atamalarına karşı açtığı davada Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı itirazı esastan görüşerek temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak reddetti. Eğitim Sen Şube Başkanı Ahmet Acet, “Eğitim Sen olarak proje okullarında haksız atamalara karşı bir kez daha hukuk önünde haklılığımız tescillendi” dedi.
OLAY
Edirne Sosyal Bilimler Lisesi’nde rehber öğretmen olarak görev yapan Eğitim Sen Edirne Şubesi Üyesi Alaaddin Çıplak, Proje Okul atamalarına karşı yaptığı başvuru sonrası Edirne İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Bu kararın ardından Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurarak yürütmeyi durdurma kararına itiraz etti. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi, MEB’in yürütmeyi durdurma kararına karşı yaptığı itirazı reddetti.
İtirazın reddedilmesinin ardından Edirne İdare Mahkemesi’nin aldığı karar bu kez MEB’in tekrar yaptığı başvuru üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi tarafından esastan incelendi.
TEMYİZ YOLU KAPALI OLMAK ÜZERE KESİN RED KARARI VERİLDİ
Eğitim Sen Edirne Şubesi Üyesi Alaaddin Çıplak’ın Proje Okul atamalarına karşı yaptığı başvuru ile açılan davayı esastan görüşen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi temyiz yolu kapalı olmak üzere MEB’in başvurusunu oybirliği ile esastan reddederek öğretmen Alaaddin Çıplak’ın haklılığını tescillemiş oldu.
Mahkeme kararında MEB’in atamaları “Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin 10. maddesinin 1. fıkrasında öngörüldüğü üzere, proje okullarındaki öğretmenlik görevine Bakan onayı ile 4 yıllığına atama yapıldığı ve öğretmenlerin görev süresinin aynı usulle dört yıl daha uzatılabileceği” hükmüne göre verildiğini savunduğu hatırlatıldı.
MAHKEMENİN KARARINDA ŞUNLARA YER VERİLDİ:
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi kararında şunlara yer verildi:
“Dava dosyasının incelenmesinden, Edirne Sosyal Bilimler Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacının, 2025 yılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Ataması kapsamında yapmış olduğu başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Öğretmen olan başka bir kişi tarafından proje okulundaki görev süresinin uzatılması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nin 10. maddesinin 1. fıkrasındaki ‘Öğretmenliğe, Bakan onayı ile dört yıllığına atama yapılır. Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’da açılan davada; yürütmenin durdurulması isteminin reddine yönelik olarak Danıştay 2. Dairesince verilen 04.11.2025 tarih ve E:2025/2449 sayılı karara yapılan itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 02.04.2026 tarih ve E:2026/162 sayılı kararıyla; ‘’Yönetmeliğin ‘Öğretmenliğe atama” başlıklı 10. maddesinin dava konusu 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan, ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesi yönünden; 7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun 22. maddesinin 1. fıkrası ile Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nin 1. maddesi ve 3. maddesinin (ğ) bendi uyarınca proje okulları; yurt içi veya yurt dışında, yerli veya yabancı kurum ve kuruluşlarla veya başka ülkelerle iş birliği anlaşması çerçevesinde kurulan, ulusal veya uluslararası proje yürüten, Bakan onayı ile özel program ve proje uygulayan eğitim kurumu olarak seçilen ve belirli eğitim reformu ile programlarının tatbik edildiği, diğer eğitim kurumlarından farklı ve özel bir statüye sahip kurumlardır. 7528 sayılı Kanun’un 22. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, bu kurumlara yapılacak atama ve görevlendirmelerde 657 sayılı Kanun ile diğer mevzuatın sınavlar ve atanmaya ilişkin genel hükümlerinin uygulanmayacağına dair düzenleme, bu okulların özel niteliğini ve genel atama rejiminden ayrılan hukuki statüsünü ortaya koymaktadır.
Söz konusu kurumların eğitim sistemindeki bu konumlarının bir gereği olarak, öğretmen atama ve yönetici görevlendirme süreçleri; 7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun 22. maddesinin 1. fıkrası ile bu Kanun’la mülga edilen 652 sayılı KHK’nın 37. maddesinin 9. fıkrasındaki amir hükümler uyarınca doğrudan Bakanın yetkisine bırakılmıştır. Anılan yasal düzenlemeler ve bu düzenlemelere dayanılarak yürürlüğe konulan Yönetmelik hükümleri ile bu okullardaki personel rejiminin; 657 sayılı Kanun ve diğer ilgili mevzuatın sınavlara ve genel atama usullerine ilişkin hükümlerden ayrılarak, hizmetin etkinliği ve verimliliği odağında şekillenen, genel atama rejiminden istisna tutulmuş özel bir atama usulüne bağlandığı anlaşılmaktadır. İdarenin, personel rejimine ilişkin iş ve işlemlerinde takdir yetkisine sahip olduğu kabul edilmekle birlikte; bu yetkinin Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “Hukuk Devleti” ilkesi uyarınca mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerektiği açıktır. 7528 sayılı Kanun’un 4. maddesinde de öğretmenlik mesleğinin temel ilkeleri arasında sayılan ‘kariyer’ ve ‘liyakat’ esaslarının işlevsiz bırakılmaması ve idari istikrarın korunabilmesi için, takdir yetkisinin kullanımını keyfiyetten uzaklaştıracak; nesnel, somut ve yargısal denetime elverişli kriterlerin belirlenmesi ‘hukuki belirlilik’ ve ‘hukuki güvenlik’ ilkelerinin gereğidir. Yönetmeliğin 10. maddesinin dava konusu 1. fıkrasının ilk cümlesinde öğretmenliğe dört yıllığına atama yapılacağı kurala bağlanmış; takip eden cümlede ise ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesine yer verilmiştir.
Yönetmeliğin 4. maddesinde, anılan kurumların öğretmenliğine ilk atama aşaması için bir takım genel şartlar öngörülmüş olmasına rağmen, görev süresi uzatılacak öğretmenlerin belirlenmesinde esas alınacak başarı kriterleri veya somut değerlendirme ölçütlerine dair Yönetmelikte herhangi bir düzenleme yapılmadığı görülmektedir. Dava konusu düzenleme ile yürürlükten kaldırılan 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (Mülga) Millî Eğitim Bakanlığı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nin 13. maddesinin 1. fıkrasında ise, görev süresi uzatılacak öğretmenler için “eğitim kurumunun bağlı bulunduğu genel müdürlükçe belirlenen kriterlere göre görevinde başarı göstermek” şartının aranmış olduğu görülmektedir. Görev süresini uzatma işlemi, niteliği gereği, öğretmenin ilgili eğitim kurumundaki dört yıllık ilk görev süresi boyunca sergilediği mesleki performansın, akademik başarıya katkısının ve hizmetin devamındaki yararlılığının somut verilerle değerlendirilmesini zorunlu kılan, ilk atama sürecinden mahiyet itibarıyla farklı bir idari tasarruftur. Hizmetin gereği ve liyakat ilkesinin bir sonucu olarak; görev süresi uzatılacak öğretmenlerin belirlenmesinde esas alınacak ölçütlerin, görevdeki başarıyı ölçen nesnel, somut ve yargısal denetime elverişli bir içerikte olması gereklidir.
Dava konusu düzenlemede, uzatma kararına dayanak teşkil edecek hiçbir nesnel değerlendirme ölçütüne veya başarı kriterine yer verilmemesi, idarenin takdir yetkisini hangi somut temellere dayalı olarak kullandığının saptanmasını güçleştirerek, işlemin sebep unsuru yönünden yargısal denetimini zayıflatmakta olup; bu durumun hukuk devleti ilkesini zedelediği anlaşılmaktadır.Bu itibarla; özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarında dört yıllık görev süresi sona eren öğretmenlerin hangilerinin görevine devam edeceğinin belirlenmesinde objektif ve somut kriterler öngörmeyen, dava konusu Yönetmelik’in 10. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesinin, eksik düzenleme nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.’’ gerekçesiyle; İtiraza konu Daire kararının, Yönetmeliğin ‘Öğretmenliğe atama” başlıklı 10. maddesinin dava konusu 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan, ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesinin, eksik düzenleme nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu bireysel işlem yönünden ise;… Davalı idare savunmasında, davacının ilgili eğitim kurumundaki dört yıllık görev süresi boyunca sergilediği mesleki performansına, akademik başarıya katkısına veya hizmetin devamındaki yararlılığına ilişkin olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmektedir. İdarece, tesis edilen işlemin gerekçesi olarak yalnızca mevzuatta öngörülen ‘dört yıllık görev süresinin dolmuş olması’ olgusuna, 7528 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle tanınan “geniş takdir yetkisine” atıf yapmakla yetinildiği anlaşılmaktadır. Oysa, hukuk devleti ilkesi uyarınca, idarenin takdir yetkisine sahip olduğu alanlarda dahi bu yetkiyi kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, objektif verilere dayalı olarak kullanması zorunludur. İdarenin, davacının görev süresini uzatmama yönündeki iradesini hangi nesnel kriterlere dayandırdığını ortaya koyamadığı görülmektedir.
Öte yandan, uyuşmazlığa konu bireysel işlemin dayanağı olan Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesinin; -ayrıntısı yukarıda belirtildiği üzere- görev süresi uzatılacak öğretmenlerin belirlenmesinde esas alınacak başarı kriterleri ve somut değerlendirme ölçütlerini içermemesi nedeniyle, ‘eksik düzenleme’ nedeniyle Kurulumuzca yürütmesi durdurulmuştur. Bu bağlamda; hukuka aykırılığı saptanan bir düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemin de hukuki dayanaktan yoksun kaldığı açıktır. Bu itibarla, davalı idare tarafından, davacının görev süresindeki başarısızlığına veya hizmetin devamında yarar görülmediğine dair nesnel bir veri sunulamadığından, sadece ‘takdir yetkisi’ne atıf yapılarak tesis edilen işlemin; kamu görevlilerinin liyakat sistemine dayalı olarak güvenliğe sahip kılınması ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.’’ gerekçesiyle, itirazın kısmen kabulü ile anılan kararın Yönetmeliğin ‘Öğretmenliğe atama’ başlıklı 10. maddesinin dava konusu 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan, ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesi ile bireysel işlemin yürütmelerinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Bu durumda; uyuşmazlığa konu bireysel işlemin dayanağı olan Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.” düzenlemesinin eksik düzenleme nedeniyle yürütmesinin durdurulmuş olması karşısında, hukuka aykırılığı saptanan anılan düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde bu yönden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle;
Edirne İdare Mahkemesi’nce verilen 25.09.2025 tarih ve E:2025/895, K:2025/2048 sayılı karara yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, başvuru aşamasına ilişkin yargılama giderinin başvuran üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın ilgilisine iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. bendi ve 46. maddesi uyarınca temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 05/06/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

EĞİTİM SEN DE SEVİNÇ
Eğitim Sen Şube Başkanı Ahmet Acet, “Eğitim Sen olarak proje okullarında haksız atamalara karşı bir kez daha hukuk önünde haklılığımız tescillendi” dedi.
Başkan Acet, “Eğitim Sen Edirne Şubesi olarak, proje okullarında yapılan hukuksuz atamalara karşı yürüttüğümüz kararlı mücadele, bir kez daha mahkemelerce haklı bulunmuştur. Edirne Sosyal Bilimler Lisesi’nde rehber öğretmen olarak görev yapan üyemiz Alaaddin Çıplak’ın açtığı dava, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) proje okullarında liyakat ve şeffaflık ilkelerini hiçe sayarak gerçekleştirdiği atamaların hukuka aykırı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Mahkeme, üyemizin lehine karar vererek, MEB’in keyfi atama uygulamalarına dur demiştir” şeklinde konuştu.