DOLAR 46,8438 0.03%
EURO 53,5960 -0.05%
ALTIN 6.212,58-0,91
BIST 14.424,540,05%
BITCOIN 2945263-0,14%
Edirne
23°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

65 okunma

TÜRKİYE’DE TİYATRONUN ORTAYA ÇIKIŞI

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Tiyatronun Toplumsal Dönüşümündeki Rolü... -6-

ABONE OL
6 Temmuz 2026 15:23
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: hakan.jpg

Salih Hakan COŞKUNTUNA

Nisan 2026

CUMHURİYET DÖNEMİ KURUMSALLAŞMA VE YAYGINLAŞMA
Cumhuriyet’in ilanıyla tiyatro, yeni kurulan devletin kültürel politikalarının önemli bir parçası haline gelmiştir. Tiyatro, modernleşme sürecinin bir aracı olarak görülmüş ve kurumsal bir yapı kazanmıştır. Devlet tiyatrolarının kurulması ve konservatuar eğitiminin başlatılması, bu sürecin temel adımları arasında yer alır. Cumhuriyet döneminde tiyatro, modernleşme ve ulus inşa sürecinin bilgilendirme aracı ve en somut taşıyıcı gücü olmuştur (Temel, 2016, s. 1771-1774). 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanı ile esneyen yasakçı zihniyet ile Türk Tiyatrosunun etkinliği başlar (Sokullu, 1978, s. 172). 1913 yılında Darülbedayi’nin kurulması ile tiyatro form ve statü kazanma uğraşına girecektir (Nutku, 2018, s. 54). 1914-1918 I’nci Dünya Savaşı ve 1919-1922 Kurtuluş savaşı süreçlerinde duraksayan tiyatro etkinlikleri 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilan edilmesi ile yeniden oluşmuştur. Sokullu’ya göre; “Kültür tarihimizde Türk Cumhuriyeti’nin ilk evresi gerçekleştirilen zaferin ve yeniden kurulan modern devletin atak ve ülkücü ruhunu yansıtır.” (Sokullu, 1979, s. 195).
Osmanlı’nın çok kapsamlı sosyolojik yapı temellerinin çözülmesiyle, çöken imparatorluk ardından cumhuriyete geçişle ulus devletin yeni yapılanma evresini başlatmıştır. Türkiye Cumhuriyeti; inşa, modernleşme ve toplumsal dönüşüm stratejileriyle sanatı yeniden tasarlayarak, Türk tiyatrosunu bu değişimin temsili ve icrası noktasında işlevsel bir araç olarak kullanmıştır (Uçman, 1972, s. 112-125). Bu süreçte geleneksel olan ile modern olanın mukayesesi, birey-toplum ilişkileri ve aile yapısındaki dönüşümler temel yönelimler olarak belirlenmiştir. Dönüşen ekonomik ve sosyokültürel yapı da bireylerin “kolektif ve ulusal kimliği” içselleştirmesi hedeflenmiştir (Banarlı, 1983, s. 850-855). Türk tiyatrosu bu dönemde, geçmişin geleneksel/sanrısal etkisini, modern rasyonalitenin deneysel ve bilgisel gerçekliğiyle devam ettirme rolünü üstlenmiştir. Devlet Tiyatroları’nın teşkili ve konservatuar eğitiminin kurumsallaşması, tiyatronun “devlet destekli bir kültür politikası aracı” olarak yapılandırıldığını teyit etmektedir (Konur, 1987, s. 307-320). Cumhuriyet’in bu kurumsal hamlesi, tiyatro sanatı aracılığıyla ideal “Cumhuriyet Yurttaşı”nı inşa etme gayesini taşır. Nihayetinde Cumhuriyet ideolojisi, sanatın “sembolik sermayesini” devlet eliyle yöneterek kamusal bir bilinç inşasını hedeflemiştir.
Bu dönemde Ertuğrul etken rollerle tiyatronun disiplinli ve sistemli bir şekilde gelişmesi için çalışmış ve modern sahne anlayışının Türkiye’de yerleşmesine katkı sağlamıştır. Onun yaklaşımında tiyatro, sanat etkinliği ile eğitim ve toplumsal gelişim aracıdır. Cumhuriyet Tiyatrosu, Osmanlı’dan devir alınan mirası ret etmemiş, bu birikimi kurumsal çerçeve içinde yeniden düzenleyerek, Cumhuriyet ilkeleri ve ideolojik hedefleri doğrultusunda yorumlamıştır. Ertuğrul, Muhsin Ertuğrul’un Moskova Notları’nda belirttiği üzere (Ertuğrul, 2023) “Tiyatroda yeni bir çığır açan adam Meyerhold’un ‘konstrüktivizm ve biyomekanik’ ve ‘Stanislavski yöntemiyle Gerçekçi Tiyatrosu’nu benimsemiştir” (Ertuğrul, 1975, s. 44-47). Geleneksellikten gelen ve modern anlamlarla yapılan rol seçimleri ile tiyatro ve tiyatro sanatı anlayışı geleneksel Türk tiyatrosu biçimlerinden beslenerek, modern sahne teknikleri eklenmiştir. Sanatın diyalektiği, sanatın örgüsü ve ananelerin sahne gösterimi, Cumhuriyetin disipliner ilkeleri ile bağdaştırılmaya çalışılmıştır. Ertuğrul Türk tiyatrosunun kurumsal örgüsünde idare ve sanat otoritesini kurarak Sovyet Sanat estetiğini ideal olarak benimsemiştir (Ertuğrul, 2023, s. 34). Ertuğrul Rusya gezisinin ardından Vsevolod Meyerhold’un (1874-1940) Devrim Tiyatrosunda sahnelediği (1922) Fernand Crommelynck’in Le Cocu Magnifique piyesini Ercüment Lav çevirisi ile hazırlamış ve Deyyus adı ile sahnelemiştir (Ertuğrul, 2023, s. 34). Ertuğrul Deyyus oyununu şu şekilde değerlendirir: “Deyyus dekoru İstanbul’un birinci defa gördüğü ‘konstrüktivizm’ denilen mektebin bir numunesidir” (Ertuğrul, 2023, s. 34). Meyerhold’un konstrüktivist tarzı; sahne ile seyirci arasındaki iletişimde deneysel yaklaşımlarla toplumu tiyatro anlayışının temellerinde yeniden eğiterek, inşaa etme düsturunu serimlemiştir (2014: s. 6-9).
(SÜRECEK)

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya