DOLAR 46,8629 0.16%
EURO 53,6121 0%
ALTIN 6.277,781,33
BIST 14.417,91-0,26%
BITCOIN 29221881,35%
Edirne
23°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

62 okunma

TÜRKİYE’DE TİYATRONUN ORTAYA ÇIKIŞI

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Tiyatronun Toplumsal Dönüşümündeki Rolü... -3-

ABONE OL
3 Temmuz 2026 17:16
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: hakan.jpg

Salih Hakan COŞKUNTUNA

Nisan 2026

Türk Edebiyatı ve Türk Tiyatrosunda Batılı anlamda yazılan ilk tiyatro eseri/oyunu Şair Evlenmesi çeşitli gerekçelerle sahnelenememiş, Tercüman-ı Ahval gazetesinde (1868) tefrika edilmiş ve yayımlanarak kamusallaşmıştır (And, 1976, s. 97). Bu dönemde 1873 yılında sahnelenen ilk Türkçe eser olan Namık Kemal’in yazdığı Vatan Yahut Silistre (1872) adlı oyunu, tiyatro sanatının didaktik işlevini somut bir toplumsal etkiye dönüştürmüştür. Oyunun anlatım gücü, seyirci psikolojisini harekete geçirmiş; izleyicilerde o güne dek tecrübe edilmemiş bir coşku ve ortak tepki uyandırmıştır (Banarlı, 1983, s. 850). Uyanış, Osmanlı modernleşme sürecindeki “kolektif kimlik” inşasının ilk somut adımı olarak değerlendirilebilir. Oyunun kurgusal düzleminde “vatan” kavramı, soyut bir terim olmaktan çıkarak, sosyolojik temelle “milli” heyecanın bütünlüğü içerisinde fiziksel bir mevcudiyete bürünmüştür. Nutku’nun (2013, s. 163) ifadesiyle etkileşim, düşüncenin yaşanmışlık nedeniyle vücut bulmasını betimleyen yaratıcı bir dramatik süreci yansıtır. Eserin izleyici üzerinde yarattığı haz; dramatik çatışma ve duygusal salınım ile birleşerek, baskılanan hürriyet ve özgürlük taleplerini kahramanlık vurguları üzerinden toplumsal bir uyanış aksiyonuna dönüştürmüştür (Banarlı, 1983, s. 850-855). 1858-1893 döneminde Türk tiyatro evrimi, batılılaşmanın unsurlarını içermektedir. Vatan Yahut Silistre eseri, geleneksel yapının sorgulanmasına yol açmıştır. Şener’in vurguladığı üzere, “Tiyatro düşüncesinde geleneksel anlayışın aşılması, tiyatronun edebi ve görsel yanı ile değer kazanmasını sağlamıştır.” (Şener, 2012, s. 237).
Tanzimat tiyatrosunun diğer belirgin özelliği, siyasal ve toplumsal bir içerik taşımasıdır. Namık Kemal ve dönem yazarları, tiyatroyu fikir ve mücadele alanı olarak değerlendirmiş ve sahneyi kamusal tartışmanın bir parçası haline getirmişlerdir. Bu ilerlemeci vizyonun kurumsal ilk adımı, Osmanlı’nın son döneminde ortaya çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti tiyatrosu ve tiyatro sanatının erken dönemlerinde “Gelecekçilik” (Fütürizm) ekolü, Muhsin Ertuğrul (1892-1978) ve Nazım Hikmet’in (1902-1963) yazdıkları ve sahneledikleri oyunlarda dikkat çekici şekilde belirginleşmiştir (Nutku, 2018, s. 54, 107, 112). Gelecekçilik akımı ile Osmanlı son dönem tiyatrosu; yeni bir kurumsallaşma gerçekleşecektir: Darülbedayi. 1914 yılında Op. Dr. Cemil Paşa (Topuzlu -1866-1958- dönemin İstanbul Belediye Başkanı), Fransa’da Doğalcı Tiyatro’nun kurucusu André Antoine’ı (1858-1943) İstanbul’a davet ederek, “Güzellikler Evi” anlamındaki Darülbedayi’nin kuruluşuna öncülük etmiştir (Nutku, 2018, s. 154). Darülbedayi’nin kuruluş amacı tiyatro sanatını geliştirmek ve Fransız tiyatrosu ile kurumsal eşdeğerlik sağlamaktır. Antoine’ın hazırladığı kuruluş programına göre bu yapı; tiyatro oyuncusu yetiştirmek ve müzik eğitimi verecek şekilde bir sanat okulu olması planlanan bir eğitim-öğretim kurumu olacaktı. Ancak I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile, Antoine, otuz üç günlük çalışmanın ardından Fransa’ya dönmek zorunda kalmıştır. Antoine, İstanbul günlerini Georges Ancey’e yazdığı mektupta (28 Temmuz 1918) şöyle ifade edecektir:
“Bu saf kişiler benden bizim ‘Comédie-Française’ örneğinde bir ulusal oyunculuk okulu kurmamı istiyorlardı. Elbette ne oyuncuları, ne öğretmenleri, ne öğrencileri, ne dekorcuları ne de tiyatroları var. Bütün bunları 1 Ekim’de hazır edecek şekilde çalışıyorum.” (Nutku, 2018, s. 54).
Ancak gerçek, Antonie’nin belirttiği gibi değildir. Şener, Darülbedayi kadrosunu şöyle ifade eder:
“Müzik ve Tiyatro bölümü olan okula giriş için sınav açılır, öğrenci alınır, öğretmenler ve okutulacak dersler belirlenir. Yönetici kadro, genel yönetici Antonie, yardımcısı ve temsil konu yöneticisi Reşat Rıdvan (Tiyatrocu-Yazar), müzik bölümü başkanı Ali Rıfat’tan (Çağatay) oluşmuştur. Müzik bölümü Türk Müziği ve Batı Müziği olarak ikiye ayrılmıştır. Öğretmenleri Zekaizade Ahmet Efendi, Rauf Yekta Bey, Leon Hancıyan, Doktor Suphi, Şevket Geray, Zeki, Ahmet Kemali, Saadettin, Hafız Yusuf, İsmail Hakkı Beylerdir. Tiyatro bölümü öğretmenleri ise Mınıkyan, Burhanettin (kısa bir süre için), Ahmet Fehim, Rıza Tevfik, Şahap Rıza, Salih Fuat, Rioti Efendi, Sadık, Arif Hikmet, Kemal Emin; yardımcı öğretmenler Muhsin Ertuğrul, Halit Fahri Ozansoy, Celal Tahsin. Tiyatro bölümünde okutulacak dersler; 1.Kıraat-telaffuz-tecrit; 2,İnşat-takrir-aruz; 3,Tarih-edebiyat ve edebiyat tarihi; 4. Haile; 5. Dram; 6. Muhdike; 7. Raks-adab-ı muaşeret-eskrim-işmizaz(mimik) olarak belirlenmiştir.” (1999, s.37).
Bu noktada şu da ifade edilmeli ki: Antonie The New York Tımes’a 06 Ocak 1915’te yayınlanan röportajda şunları söylemiştir;
“Türk Hükümetinin çağrısı üzerine Fransız usulünde ve özellikle Fransız oyunları oynayacak ödenekli bir konservatuar ve tiyatro kurdum” (Nutku, 2018, 54).
(SÜRECEK)

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya