DOLAR 46,2705 0.14%
EURO 53,5518 -0.2%
ALTIN 6.211,59-0,73
BIST 13.743,50-0,01%
BITCOIN 29249451,08%
Edirne
22°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

105 okunma

Atatürk’ün önerdiği proje

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu dünyanın ilk yüzer sergisi Seyr-i Türkiye Sergisi’nin 100. Yılını kutladı…

ABONE OL
11 Haziran 2026 16:10
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: add.jpg

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Atatürk’ün önerdiği proje olan dünyanın ilk yüzer sergisi Seyr-i Türkiye Sergisi’nin 100. Yılını kutladı.

ADD Edirne Şubesi’nin paylaşımında dünyanın ilk yüzer sergisi olan Karadeniz Vapuru Projesi’nin Cumhuriyet’in ilanından 3 yıl sonra Atatürk’ün önerisiyle hayata geçirildiğine dikkat çekilerek şunlara yer verildi:.

“Son yıllarda Atatürkçülük ile ilgili konular ders kitaplarından çıkarılıyor. Bazı gerçeklerin tekrar hatırlanmasında fayda var. Savaşlarla yorulmuş genç Türkiye Cumhuriyeti Gazi Mustafa Kemal önderliğinde ekonomik kalkınma için bütün kaynaklarını seferber ediyordu. Yurtta salgın hastalıkların, işsizliğin, imkansızların olduğu bir dönemde Türkiye’nin batıya dönen yüzünü anlatmak ve ürünlerimizi dünyaya tanıtmak için hazırlanan Karadeniz Vapuru 100 yıl önce bugün yola çıktı.

Türkiye’yi tanıtan çeşitli ürünlerin sergilendiği gemi, 12 Haziran 1926 tarihinde İstanbul’dan demir aldıktan sonra 12 ülkede 16 şehri ziyaret etti. Karadeniz Gemisi, 86 günde 10 bin mil yol kat ettikten sonra 5 Eylül 1926 tarihinde İstanbul’a döndü.

Genç Türkiye Cumhuriyeti’ni Avrupalılara tanıtmak amacıyla ‘yüzer sergi’ haline dönüştürülen Karadeniz Gemisi İstanbul’dan hareket etti. İsveç’e kadar gidip dönecek olan gemide yerli ürünler ve çeşitli sanat eserlerinin sergileneceği ve geminin uğradığı limanlarda halkın ziyaretine açılacağı açıklandı.

Bu “yüzer sergi”nin amacı Türkiye’yi Batı’ya tanıtmaktı. Neler sergilenmiyordu ki vapurda: Tütün, Kütahya çinileri, Hacı Bekir lokumu, Bursa ve Hereke kumaşları… Gemideki en ilginç sergi malzemelerinden biri ise, hiç kuşkusuz canlı Tiftik keçileriydi!

12 Haziran 1926 günü Tophane rıhtımında Bayraklarla donanmış, beyaz bir vapur harekete hazırlanmaktadır. Seyr-i Sefain İdaresinin yeni satın aldığı bu Karadeniz gemisi çok önemli bir sefere çıkmak üzeredir. Gemi 12 Avrupa devletinin limanlarına uğrayıp üçer beşer gün kalacaktır.

Kömür almak için gireceği Cezayir’in Bona (sonraki adıyla Anaba) limanından sonra Barcelona, Le Havre, Londra, Amsterdam, Hamburg, Stockholm, Helsinki, Leningrad, Danzig, Gdynia, Kopenhagen, Anvers, Marsilya, Cenova, Napoli limanlarına uğrayacaktır.

Her limanda gemimizi gezmek isteyen ziyaretçiler kabul edilecek. Davetler, resepsiyonlar verilecek. Gemideki Riyaset-i Cumhur Orkestrası da konserler verecek. Balolarda görevli zevat ile ziyaretçilerin kaynaşmaları sağlanacak, Cumhuriyet Türkiye’sinin Türkler’ini tanıtacaktır.

Geminin süvarisi TOPUZ lakaplı meşhur Lütfi Kaptan. Birkaç yıl öncesine kadar Gülcemal’in süvarisi iken, artık Karadeniz de görev yapıyor. Gemideki genç zabitanın hepsi de özellikle seçilmiş pırıl pırıl genç denizciler. İlerde hepsi birer büyük kaptan olarak Denizyolları’nın gemilerinde kaptanlık, ya da idarecilik yapacaklardır.

Karadeniz gemimiz 1905 Hollanda yapımı, 4.765 gros tonluk, 120 metre boyu, 14 metre eni vardır. Tam istim tuttuğu zaman 12 mil hız yapmaktadır. Sergi için baştan sona özel olarak düzenlenip dekore edilmiştir.

Bu sergi seferinin Türkiye’nin tanıtılmasındaki payı çok büyük oldu. Geminin gittiği her ülkenin basınında Atatürk Türkiye’si hakkında çok güzel haberler çıktı, çok değerli yazarlar yayımlandı. Bu büyük başarıda, Seyr-i Sefain İdaresi’nin önemli bir payı olmuştur.

Yıllarca iç ve dış hatlarda yolcu taşımaya devam eden “Karadeniz” 46 yıllık bir gemi oluncaya kadar aralıksız hizmet etti. 1951’de kadro dışı bırakılarak bir kenara bağlandı. Sonra da sökülmek üzere satıldı.

Genç Türkiye Cumhuriyeti vatanın kurtuluşunun sadece siyasal bağımsızlıktan öte gelmediğinin bilincindeydi. Cumhuriyetin ilanının ardından yurdun dört bir yanında büyük kalkınma hamleleri yapılması için çalışmalara başlandı. Başkomutan’ın fikri kesindi, siyasal zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa anlamsız olacaktı.

Gemi Lütfü Kaptan’a emanet edildi. Açık denizleri iyi biliyordu. 47 kişilik Cumhurbaşkanı Risale Orkestrası kafileye eşlik edecekti. Türk kadınının Batı toplumundaki saygın yerini vurgulamak için ilk kadın heykeltıraşlarımızdan Nermin Hanım ve daha sonra ilk kadın milletvekilimiz olacak Mebrure Hanım geminin yolcuları arasında yer aldı. Celal Bayar’ın oğlu Refii Bey de Karadeniz Vapuru yolcuları arasındaydı. Gidilecek limanlardaki lisan problemi de Robert Koleji’ndeki öğrenciler gemiye alınarak giderildi.

Gazi, 1926’nın 12 Haziran günü İstanbul’u terk eden gemiye Mudanya’da çıktı. Hazırlıkları yerinde gördü ve sergiye tam not verdi. Geminin hatıra defterine şunları yazdı: “Sergi, başarıya ulaşmış bir eserdir. Bende gayet iyi izlenimler meydana getirdi. Sunuş tarzı çok iyidir. Hazırlayıcısını takdir ve tebrik ederim.”

Barcelona’ya pupa yelken yola çıktı Karadeniz, kömür almak üzere Cezayir’de ikmalde bulundu. Bona’ya demirleyen Karadeniz Araplardan öyle ilgi gördü ki hazırlık amacıyla fuarı kısa bir süre için Bona Limanı’nda açtı. Gemiye binen Araplar Türk kadınının başı açık modern kıyafetler içindeki halini görünce nefret ve hayranlık arası bir hisle Türk ürünlerini inceliyor. Türk Kadınlarına ‘Siz gerçekten Müslüman mısınız?’ gibi sorular soruyorlardı.

Karadeniz, Barcelona Limanı’ya yaklaştığında kalabalık görülmeye değerdi. Her bir dakikada 28 kişi vapura alınıyordu. 3 günde 11 bin İspanyol gemiyi ziyaret etti. Bu süre içinde Osmanlı’dan İspanya’ya göçen Musevilerin kendilerini Osmanlı Musevileri olarak tanıtmaları kafileyi üzdü. Öyle ki Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmuş olduğundan haberleri yoktu. Barcelona seyahatinin ekonomik getirisi sınırlı kaldı. Türkiye ile İspanya arasında serbest ticaret anlaşması olmadığı için özellikle Hacı Bekir Lokumu’na hayran kalan İspanyollar gümrük vergisinden dolayı lokumları alamadı. 1 kutu lokum için lokum fiyatının 1.5 katı vergi isteniyordu. Buna isyan eden bir İspanyol gümrük memurlarının gözü önünde gemiden inmeden 1 kutu lokumu tek başına yedi. Böylece Uluslararası sularda vergi alamayan İspanyol gümrük memurları gemiden ayrıldı.

Barcelona’dan ayrıldıktan sonra Fransa’nın Le Havre liman kentine rota kırıldı. Fransızların da ilgisi vapur ekibini mutlu etti. İspirto fabrikalarında kullanılmak üzere 100 vagon Türk mısırı ve Türk tütünü için anlaşmalar imzalandı.

Fransa’nın ardından istikamet Londra olacaktı. Genç cumhuriyet ticaretin doğduğu bu topraklara mal satmak üzere yola çıktı. Manş denizi için haritalar alındı. Londra’ya varıldığında limanın konumundan memnun kalınmadı. Ancak, İngiliz yetkililerin sıcak karşılaması bir süre sonra bu olumsuzluğu dağıttı. İngiliz Başbakanı Lord Curzon’un çok değil 4 sene önce Lozan’da İsmet İnönü’ye ‘bizden yardım istemeye geleceksiniz’ sözüne tokat gibi bir cevaptı Karadeniz Vapuru. Genç cumhuriyet yardım için değil İngiltere’ye mal satmak için Londra’daydı.

Londra’daki katılım kafileyi memnun etti. Osmanlı Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Lord Orange 100 bankacıyla birlikte yatırım fırsatlarını konuşmak için gemiye çıktı. Londra’da tatsız bir olay da yaşandı. İngiltere 1920 yılından beri afyon satışını uyuşturucu madde olduğu gerekçesiyle ülkeye sokulmasını yasaklamıştı. Afyon bulundurmak suç olduğu için gemideki bütün ürünler didik didik tarandı. Ardından envanter listeleri çıkarıldı.

Bir sonraki durak Amsterdam’a uğranmasının Hollanda için ayrı bir önemi vardı. Çünkü Karadeniz vapuru Amsterdam tershanesinde inşa edilmişti. Gemi rıhtıma yanaşmadan deyim yerindeyse bir insan seli vardı. Riyaset-i Cumhur orkestrasının Vondel Park’ta verdiği konseri 8 bin kişi izledi.

Almanya’nın Hamburg kentine geldiklerinde Lütfü Kaptan yabancı olmadığı bir toprak parçasına ayak basacaktı. Çünkü Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde 1800 Alman esiri İskenderiye’den alıp Hamburg Limanı’na bırakmıştı. Elbe nehrinin üzerine kurulu Hamburg Limanı’na yanaştıklarında limanda kırmızı beyaz Türk bayrakları hemen göze çarptı. Hamburg’un dillere destan güzellikteki Rathaus’unda (belediye binası) Türk heyeti adına yemek verildi.

Gemi ardından Finlandiya’nın başkenti Helsinki’ye yelken açtı. Gemiyi karşılayanlar arasında Finlandiya Dışişleri Bakanı Karl Petersen de bulunuyordu. Aynı zamanda limanda Karadeniz’e Türkçe seslenen vatandaşları görmek heyeti şaşırttı. Sovyetlerden kaçak Kazan Türkleri de hasretle Karadeniz’i görmek için sıraya girmişlerdi.

St. Petersburg gezisi ise tatsız başladı. Türk heyeti ülkeye adım attığında fotoğraf makinalarına el kondu. Telsiz cihazları kilit altına alındı fakat Türk gemisinden liman ücreti alınmadı. 86 gün boyunca 12 ülke ve 16 liman dolaştı Karadeniz. 5 Eylül 1926 tarihinde yurda geri döndü.

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, 1 Asır önce Türk Ulusu’nun kendini Dünyaya tanıtmasını sağlayan ‘Karadeniz: Seyr-i Türkiye’ gibi günümüzde de böyle bir gemiyi donatıp aynı amaçla uzun bir Dünya seferine çıkartabilmeyi diliyoruz.”

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya