Edirne’de halen çayın 10 liraya satıldığı bir kahvenin önünde oturuyorum. Kahvede müşterilerin çoğunluğunu motorlu kuryeler oluşturuyor. Benim gibi emekliler de tek tük masalara dağılmış durumda.
Hava güzel, kuryelerin biri geliyor ikisi gidiyor misali, eksilmiyorlar, gittikçe kalabalık bir grup kahkahalarla sohbet ediyorlar.
Kulak veriyorum genç kuryelere; “Belki bana bir yazı konusu çıkar” diyerek.
Çok gecikmeyecek gibi benim konu, gençlerin içinde geçkince biri sohbetiyle arkadaşlarını gülmekten kırıp geçiriyor. Meraklanarak daha dikkatli kulak kabartıyorum yanımdaki masaya.
“Liseden beri çıkıyorum manitamla. Askerden geldim başladım yedi yıldır kelle koltukta bütün gün motor üstündeyim. Senede en azından birkaç defa kavga edip ayrılıp tekrar barışırız. Seviyoruz birbirimizi ama bir türlü evlenecek duruma gelemiyoruz. Arada buluşuyoruz atıyorum onu emektar motoruma, biraz geziyoruz işte, çay kahve içiyoruz, döner yiyoruz.
Allahtan anam anlayışlı. Babam sabahtan akşama kadar kahvede. Anam anlıyor sıkıntımızı, ‘Hadi anacığım sen teyzeme, veya halama gidiver bugün’ dedim mi çakıyor anam durumu, eve manitayla geleceğimi anlıyor boşaltıyor evi de durumu idare ediyoruz.
Durumumuz ortada arkadaşlar. Biz bu işte ne uzar, ne kısalarız. Her gün ortalama 12 saat çalışıyoruz ay sonu masraflar çıkınca elde kalan asgari ücrete eş değer ancak.
Manitacığımı da fabrikadan çıkardılar geçen ay şimdi onu bir dönerciye soktum sekizyüz lira yövmiye ile çalışıyor, hiç olmazsa kendi harçlığını çıkartıyor evine muhtaç olmuyor. En çok da komşularına gıcık oluyor. Lisede berabermişler kız arkadaşıyla. Üniversitede normal bölüm bile kazanamamış, açık öğretimden zorla mezun olmuş, takmış başına türbanı, ellem etmişler kullem etmişler sokmuşlar kızlarını devlet dairesine. Sözde mülakatta çok yüksek puan almışmış. Benimkini 77 puan yazılı da almasına karşın mülakatta çakmışlar. Adalet mi bu?
Bir düğün kaça çıkar aga? Nerde bizde düğün parası? Hadi evlendik ya sonra? Kiralar 25 bin liradan başlıyor. Birimizin kazandığı kiraya gitti, nasıl geçineceğiz kalanıyla? Motor üstünde kelle koltukta çalışıyoruz, bir kaza yapsak ne olacak halimiz?
Biz ikimiz de evin tek çocuklarıyız. İkimizin de babaları emekli, analarımız ev kadını. Yani birer maaşla ancak kendilerini geçindiriyorlar.”
Söze kuryenin arkadaşlarından birisi giriyor; “Benim bir çözüm önerim var ama” diyor kıkırdayarak. “Bakın şimdi, siz ikiniz de ana babalarınızın yanında kalıyorsunuz ya. Anaları, babaları bir eve toplayın, sen de bas nikahı öbür boşalan evde evlenin işte.”
Kahkahalar ortalığı inletiyor. “Bak bunu hiç düşünmedim, bir teklif edeyim bakalım benimkisine ne der, ama bunu ben motorun üstündeyken söyleyeyim de kask kafamda olunca yediğim yumrukların etkisi az olur” diye yanıtlıyor arkadaşını. Gülüşmelerin kesilmesinden sonra söze yeniden başlıyor bizim kurye.
“Aga bizden evlenmemizi ve en azından üç kızan yapmamızı istiyorlar. Ulan biz kim evlenmek kim be? Bir de üç kızanmış. Kolay mı büyür o kızanlar? Biz önce karıyı alsak kendimize öpüp başımıza koyacağız.
Ama seçimler varmış bu yılın sonlarına doğru. Çevremde konuştuğum bütün arkadaşlarım, akrabalarım, anam babam da dahil bunu konuşuyoruz. Biz zaten vermedik oy, ama anam itiraf etti daha önce oy vermişler belki beni işe sokarlar diye ama şimdi çok pişmanmışlar. Hepimiz aynısını düşünüyoruz. Bundan sonra bunlara artık oy moy yok aga.”
Masadaki bütün kuryeler de başlarını sallayarak onaylıyorlar dertli meslektaşını.