
Doğa ve Kültür Derneği (DOKU) Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, iklim krizi, orman kayıpları, plansız madencilik faaliyetleri, endüstriyel hayvancılık tesisleri, enerji ve ulaşım projelerinin yarattığı baskılar ile doğal alanların parçalanmasının Istrancalar’ın geleceğini tehdit ettiğini belirterek, Türkiye ve Bulgaristan’daki kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, bilim insanlarını ve sivil toplum kuruluşlarını 3’te 2’si Türkiye’de olan bu dağın korunması için daha güçlü iş birliği yapmaya davet etti.

Göksal Çidem, 5 Haziran Dünya Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Istranca Dağları’nın Türkiye ve Bulgaristan arasında uzanan, Avrupa’nın en değerli doğal yaşam alanlarından biri olduğunun altını çizerek, “1/3 Bulgaristan tarafında, 2/3 ise Türkiye tarafındadır. Binlerce bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapan bu eşsiz ekosistem; temiz su kaynakları, kadim ormanları, zengin biyolojik çeşitliliği ve kültürel mirasıyla sınırların ötesinde ortak bir doğal hazinedir” dedi..
“Dünya Çevre Günü’nde bir kez daha hatırlatmak isteriz ki doğanın korunması yalnızca çevrecilerin değil, tüm insanlığın ortak sorumluluğudur” diyen Çidemk, açıklamasında şunlara yer verdi:
“İklim krizi, orman kayıpları, plansız madencilik faaliyetleri, endüstriyel hayvancılık tesisleri, enerji ve ulaşım projelerinin yarattığı baskılar ile doğal alanların parçalanması, Istrancalar’ın geleceğini tehdit etmektedir.

SINIRDAKİ JİLETLİ TELLER DERHAL KALDIRILMALI
Türkiye ve Bulgaristan’daki kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, bilim insanlarını ve sivil toplum kuruluşlarını Istrancalar’ın korunması için daha güçlü iş birliği yapmaya davet ediyoruz.
Özellikle; Eski doğal ormanların korunması, sulak alanların ve su kaynaklarının güvence altına alınması, nadir ve tehdit altındaki türlerin yaşam alanlarının korunması, ekolojik koridorların devamlılığının sağlanması, iki ülke sınırında AB tarafından yapılan jiletli teller derhal kaldırılmalıdır.
Karşı tarafta yerel yönetimler ve resmi kurumların davet üzerine katıldığımız yıllardır sürdürülen etkinliklerde doğaya ve kültüre verilen değerlerin yaşatılmasına ve geliştirilmesine şahitlik ederken, Türkiye tarafında ise yıkıma şahitlik ederken üzülmemek elde değil.
Soruyoruz; Aynı ormanın diğer tarafında maden ve enerji (RES) projelerine izin verilmezken, bizim tarafta neden ormanlarımızın her yerinde maden ve enerji projelerine izin veriliyor?
ORTAK DOĞAL MİRAS
Istrancalar yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirasıdır. Doğayı korumak; Yaban hayatını, suyu, toprağı, havayı ve yaşamı korumaktır.
Istrancalar’ı koruyalım, biyolojik çeşitliliği yaşatalım, sahip çıkalım.
Bir tarafta Istranca köylerinde yankılanan gayda ve davul sesleri binlerce yıllardır sürdürülen gelenekler ve UNESCO tarafından da tanınan binlerce yıllık Nestinari (kor üzerinde yürüme) ritüeli gayda ve davul sesleri ile yapılmaktadır. Türkiye tarafında ise iş makinelerinin gürültüsü, dinamit patlatmaları, maden ve taş ocakları ile rüzgâr enerji santrallerinin (RES) yarattığı baskılar (gürültü, flaş etkisi ve kuş göç yolu üzerinde bariyer etkisi ) bulunmaktadır. Bu karşıtlık, Istrancalar’ın karşı karşıya olduğu temel sorunu açıkça ortaya koymaktadır: Doğal ve kültürel mirasın korunması ile kısa vadeli ekonomik çıkarlar arasındaki tercihlere kurban edilmektedir.
Istrancalar yalnızca ormanlardan, derelerden ve yaban hayatından ibaret değildir. Bu coğrafya aynı zamanda ortak Balkan kültürünün, yerel halk geleneklerinin ve insan ile doğa arasındaki binlerce yıllık uyumun yaşayan doğal varlığıdır. Doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi, aynı zamanda bu kültürel değerlerin de geri dönülmez biçimde yok etmektedir.”