DOLAR 45,4179 0.07%
EURO 53,3557 0.01%
ALTIN 6.871,49-0,12
BIST 14.779,93-2,34%
BITCOIN 3683590-0,14%
Edirne
16°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

59 okunma

TÜRKİYE YOLLARINDA (2)

ABONE OL
12 Mayıs 2026 17:30
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İsmail DEMİRAY

Gezilere çıkarken en dikkat edeceğimiz konu otobanlardan ve duble yollardan mümkün olduğu kadar uzak durmak oluyor. Köyler, kasabalar, ilçeler arasında yol almak. Gerekmedikçe asla büyük kentlere girmemek. Yani doğaya hep yakın olmak.

Fakat bu yılın gezi planı Ege ve Akdeniz kıyılarına da kapsayacağı için planımızın dışına mecburen çıktığımız da oldu. Dönüş yollarında otobanı kullanmak zorunda kaldığımız da.

İlk günümüzü Gelibolu bölgesinde Çanakkale Savaşları’nın yapıldığı alanı incelemeye ayırıyoruz. Sabah kahvaltısı sonrasında çıktığımız yolculuğumuzda günlerden 23 Nisan okulların tatil nedeniyle büyük bir yoğunluk var alanda. Trafik kilitleniyor, aracımızı yolun kenarına çekerek birkaç saat alanı incelemeye ayırıyoruz.

GELİBOLU YARIMADASI

Mustafa Kemal, arkadaşları ve ülkenin her yerinden gelen binlerce şehit insanın vermiş olduğu mücadeleyi alanı inceleyince daha da iyi hissedebiliyorsunuz. Dedemin iki ağabeyinin, ninemin babasının da bu alanda şehit olduğu ve bilinen bir mezarlarının bile olmaması gerçeği bizleri daha da duygulandırıyor.

Akşam saatlerinde feribotla karşıya geçince Çanakkale’nin sıkıcı trafiği içinde buluyoruz kendimizi. Konaklama düşüncesi bizi hiç gitmediğimiz Bayramiç ilçesine yönlendiriyor, heyecanlıyız, ilk defa göreceğimiz, bizi neyin beklediğini bilmediğimiz bir yerde konaklayacağız.

Bayramiç ana yollardan uzak, arada kalmış, sessiz doğallığını yitirmemiş şirin bir ilçe. Halkı saygılı ve misafire karşı yardım severler. Mehmet Akif Ersoy’un doğduğu yer ve evi onarılarak müze şekline getirilmiş.

Sabah sosyal medyadan arkadaşımın uyarısı üzerine yörenin bilinen ünlü “Ayazma”sını ziyarete gidiyoruz. İlçeden yaklaşık olarak 30 km uzaklıkta. Yolu sağlı sollu meyve bahçeleriyle dolu. Yağan yoğun yağmurlar her yere bereket getirmiş. İlaçlama zamanı, her bahçede çalışmalar, yollarda traktörler ilaçlama makineleriyle dolu.

BAYRAMİÇ’TE AYAZMA

Ayazma doğa harikası bir yer. Keyifle geziyoruz alanı. Turist mevsimi başlamadığı için kimseler yok ve yolda iyileştirme çalışmaları var, dikkatli bir şekilde yanlarından geçiyoruz.

Dönüşte Bayramiç’te yerel bir fırında kahvaltımızı yaptıktan sonra Ege’ye doğru salınıyoruz. Yollar sakin, turizm mevsiminin başlamamış olması şansımız, sanki memlekette gezen sadece ben ve eşim varmışız gibi rahat bir şekilde yol alıyoruz, gittiğimiz yerlerde konuk ediliyoruz.

Ezine’den Burhaniye’ye kadar sürekli kontrollü yollarda 50-70 arası süratle gidiyoruz. Kontroller radarlarla, trafik çevirmeleriyle, elektronik denetlemelerle yapılıyor. Sıkıcı bir durum, her yer de trafik cezası yemek olasılığı yolculuğumuz geriyor. Yollarda bugüne kadar ceza yemediğimi de ifade etmek isterim.

Ezine de çay ve peynir molası veriyoruz. İnek peynirinde karar kılıyoruz, açıp tadına bakınca da “gözünü seveyim Edirne peynirinin, rakibi bile yok” düşüncesine kapılmadan edemiyoruz.

OTELLER BEŞ, ÖĞRETMEN EVLERİ İKİ BİN

Yolumuzun üzerinde sakin her mekanda çay molaları vererek ilerliyoruz. Amacımız Bergama’da konaklayarak bölgenin tarihi alanlarını gezmek. Bütün pansiyonlar dolu ve oteller de beş bin liradan başlıyor Bergama’da. Akşam trafiği de artısı. Ayrılıyoruz, 16 km ileride Kınık ilçesinde Öğretmen Evi’ne kahvaltı dahil 1800 liraya postu seriyoruz. Şansımıza pazarına denk gelmişiz, keyifle pazarı dolaşıyoruz. Akşam yemeği için dolaştığımız lokantaların temizlikle uğraştıklarını gözlemledikten sonra pazarın yanında pazarcıların rağbet ettiği küçük köfteci de köfte/piyaz/ayran ziyafeti çekiyoruz kendimize.

Üçüncü günümüzün sabahında kahvaltımız sonrasında çıktığımız yolda Hamca Hocalı köyünün sessizliğini görünce Trakya’mızın köylerini anımsıyoruz. Burada da kimseler yok gibi, sessizlik hakim köy içinde. Çeşmeden sularımızı doldurduktan sonra yola devam.

AĞBİ SEN SOSYALİST’MİSİN?

Kemalpaşa yol ayrımında yol sormak için indiğimde üzerine yol notları aldığım  gazeteye bakan genç bir adamın; “Ağbi sen sosyalistmisin” sözlerinin sürprizini yaşıyorum. Yol adresini doğruladıktan sonra sakin ve sessiz yollardan devam. Yolumuzun üzerinde Selçuk’un güzellikleri, Kuşadası’nın nefis yol manzaralarının keyfini sürerek konaklayacağımız Didim’deki ootelimize varıyoruz. Didim bir turist beldesi. Hazırlıklar yoğun bir şekilde devam ediyor konaklama yerlerinde. Büyük bir kısmı daha açılmamış, açılanlar tek tük, çoğu hazırlık yapıyor yeni sezon için.

Sabah kahvaltı keyfini tamamladıktan ve ihtiyaçlarımızı yerel bir marketten giderdikten sonra Ege kıyılarında gezinmeye devam mantığıyla yola çıkıyoruz. Milas üzerinden önceki yıllarda defalarca gittiğimiz Bodrum’u es geçerek Ören yoluna vuruyoruz kendimizi. Manzaralar muhteşem. İniyoruz, çıkıyoruz, kıvrılıyoruz, yavaş yavaş manzaraların keyfiyle yol alıyoruz.

ÖREN NERE GÜLÇAVUŞ NERE

Ören sakin bir yer. Tam turizm yeri, bakir, bozulmamış, yoğunlaşmamış ve çok ama çok dikkatli bir şekilde korunmuş. Sahile 50 metre kala yolları bitiyor, trafiğe kesin bir şekilde kapalı, sadece insanlara ayrılmış sahil. Sonrası yürüyüş yolları, kafeler. Buraları görünce Gülçavuş ve Sultaniçe sahilinin hallerine üzülmeden edemiyoruz.

Ören’de tanıştığımız bize yollar hakkında bilgi veren Turan Kaptan’ın misafiri oluyoruz, çay içiyoruz Ören Belediyesi’nin işlettiği sahile sıfır kafede. Yaklaşık bir saat kadar sohbet ediyoruz kaptanla, gideceğimiz yollar hakkında ayrıntılı bilgi veriyor bize. Teşekkür ederek vedalaşarak ayrılıyoruz Turan Kaptan’dan.

Ula ilçesinin yanından geçtikten sonra 2019 yılında bir gece konakladığımız Köyceğiz’e kırıyoruz direksiyonu. Sahilde İsmail amcamızın moteli yıkılmış, İsmail amcadan haber yok, hüzünleniyoruz. Sahilde dolaşarak bir şeyler atıştırdıktan sonra akşam kalacağımız yeri oğlumuzun ayırttığı Datça’ya yöneliyoruz.

DATÇA VE CAN BABA

Datça’ya girince bize önerilen Eski Datça’ya gidiyoruz doğrudan. Yağmurla karışık girdiğimiz otelimiz de burada ve tarihi bir binanın onarılmış odasına yerleşiyoruz. Yağmurluğumu Didim’de otelde unutmuşum, cezasını çekiyorum ıslanarak, keyif alarak. Kimseler yok Datça’da. Sakin sakin dolaşıyoruz Eski Datça’yı gecenin ilk saatlerinde. Otel sahipleri komşularıyla akşam yemeğinde otlu pide ziyafeti çekiyorlar kendilerine. Bizim halimizi görünce biz de nasipleniyoruz otlu pidelerden. Büyük tabaklarda üçer pidenin ancak ikişer tanesini yiyebiliyoruz, paketliyor ev sahiplerimiz, dolabımıza koyuyoruz, gece uzun ve Datça’da Can Yücel Baba’nın şerefine iki kadeh rakı içilecek son pidelerle.

Can Baba’nın çıktığı Orhan’ın kahvenin kapalı olduğunu görüyoruz. Çakır keyifim, kahvenin peykesine oturuyor, Can Baba’nın fotalarına bakarak kendisini yad ediyoruz.

Yarın ikinci memleketimiz, çocuklarımızın da bir süre yaşadığı Fethiye, dostlarımız Erol/Nebahat Erol’ları ziyarete.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya