
Atalarımız bizlere çok değerler bıraktı. Büyük bir tarih, köklü bir anane, asırları dolduran vatan yaptığımız topraklardan bizlere kalan ve bizlerin onlara ilave ettiği muhteşem yapılar. Bugüne ne kadarı kaldı ise bunlar artık eski yapılar olarak adlandırılıyor.
Bu eski yapıların bazıları kendi güçleri ile, bazıları da onları bugüne getiren insanların gayretleri ile eski yapılar sıfatını alarak abideleşiyor. Ne mutlu bizlere kalan eski yapıları görebiliyoruz ama bunların bir çoğu mali imkansızlıklardan, bazıları boşverdimcilikten, bazıları da apartman sevdasından yok olup gitti. Biblo gibi ahşap evler, saray kalıntıları, eski mezarlıklar, kale duvarları buna benzer eski yapılar.
Bu konuda akıllıca hareket eden devlet İtalyanlar ve İspanyollar o eski yapıları onararak, restore ederek bugüne getirmişler. O eski yapıları bugün turistlere göstererek para getirecek bir turizm yaratıyorlar. Bizde turizmi daha fazla deniz, tabiat güzellikleri yaratıyor. Türkiye bu durumda ne alemde; İtalyada’dan, İspanya’dan çok geri değiliz. Bu konuda çok iyi bir rüzgar yakaladık, iyi durumdayız. Eski yapı olarak camilerimiz, kervansaraylarımız, köprülerimiz, çarşılarımız, taş ve ahşap evlerimiz var ama parasızlıktan, boşverdimcilikten, daire karşılığı onların bir kısmını yok ettik.
Edirne bu konuda ne durumda; aynen bu satırlarda belirttiğim gibi ahşap evlerin çoğu yok edildi. Bu konuda Hudut Gazeteme yazılar yazdım. Akıllandık bu konuda. Diğer vilayetler önde idi. Edirne’de eski yapıları onarım faaliyetine 25 yıldır sürdürüyor. İlk önce devlete ait taş yapılar, kervansaraylar, köprüler, camiler onarıma alındı, bir kısmının onarımı sürüyor. Selimiye Camisi onarımı beş yılda tamamlandı, cami gelinlik kız gibi ortaya çıktı. Şimdi sıra ahşap evlerde. Ahşap evlerin çoğu kişilere ait, bunların onarımı içinde para gerekir, parası olan sahibi olduğu ahşap evini onarıyor. Kaleiçi’nde, Sabuni mahallesinde sahibi tarafından onarılan evler var. Bazıları da bakımsızlıktan, boşverdimcilikten yok olacak hale geldi. Sabuni mahallesinde benim evimin karşısındaki Fisek Ailesine ait ahşap ev Ciğer restaurant sahibi Aydın tarafından tarafından satın alınıp aslına uygun olarak onarılmakta. Bu gibi aktiviteleri diğer Edirneli zenginlerden de bekliyoruz.
Onarım faaliyeti bu kadarla kalmamalı. Yok olan yapılarda eski yerine aslına uygun olarak yapılıp kondurulmalı. Buna benzer çalışmalarda oluyor Edirne’mizde. Örneğin, Sarayiçinde eski saray kalıntıları aslına uygun olarak yapılıyor. Tabi bu arada Kaleiçi’nde Balıkpazarı caddesindeki su terazisi de tekrar yapılmalı. Çünkü o yapı Kaleiçi’nin simgesi idi, yok edilmesine sebep araç trafiğidir. Buna da çare araçlar set boyundan işleyebilir. Yine Kaleiçi’nde Eski Manyas karakolu binası yok edildi, şimdi yine aslına sadık kalınarak aynısı yapılıyor. Bu gibi faaliyetlere memnun oluyoruz.
Eski eserlerin açık ve kapalı mekanda sergilendiği yerlere müze denir. Edirne müzecilikte ileri durumdadır, 18 adet müzemiz var. Türkiye’de müzecilik sıralamasında beşinciyiz. Bu gurur verilecek bir olay. Eski saat kulemizin de bir an önce onarılıp, her saat başı işittiğimiz çan sesini duymak istiyoruz. Milletleri millet yapan tarihleri olduğu kadar bu günlere getirdikleri ESKİ YAPILARdır…