DOLAR 44,1174 0.07%
EURO 51,1877 0.1%
ALTIN 7.323,42-0,17
BIST 13.200,380,00%
BITCOIN 3065290-0,55%
Edirne

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

74 okunma

GÜNDEM

ABONE OL
11 Mart 2026 15:10
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: solduyu-1.jpg

Rivayet olarak anlatılır ki; Kuzey Avrupa ülkelerinde bir yılda yaşanan olaylar bizde bir günde yaşanıyormuş. Yerel, bölgesel, ülkesel ve evrensel gündemi izlemek ve saflaşmak kentli olarak, ülke yurttaşı olarak ve dünya insanı olarak önemlidir.

Ağaç budama: Kent ağaçlarının budanması duyarlı sosyal paylaşımlarda tartışıldı. Kentliler eleştirdi ve doğru öneriler sundu. Keyfi budama yapmayıp bilimsel bilgiye dayanarak budama yapılıyor ise yetkililer basın toplantısı yaparak kanıtlarını ortaya koymalıdır. Ağaçların mekanlara anlam ve anılar yüklediğini de unutmayalım.

Kaleiçi: Semtin altyapısının değişmesi nedeniyle yurttaşların ve ulaşım araçlarının sıkıntısı var. Yapılması da şart. Bugün yağmur çamur oluyor, yazları ise toz duman olacak. Kazılan yere elbette hemen asfalt dökülemez ama her çökme sonrasında mıcır ile çukurları düzlemek mağduriyeti ve ön yargıları azaltmaz mı? Bir semt yenilenirken mekânda korunmalı.

Er Meydanı: Kent Konseyi toplantısında Sarayiçi Er Meydanı konuşulmuştu. Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı yerin taşınıp taşınmaması konusunda farklı görüşler oldu. UNESCO kentte olma koşulu ile yer değiştirmeye karışmıyormuş. Alan; Edirne Sarayı, Hasbahçe, Tavuk Ormanı, Er Meydanı ve tüm çevresiyle düşünülerek doğayı, tarihi, belleği koruyan bir anlayışla ve mutlaka çok tartışılarak düzenlenmeli. Toplantıya katılamamış olsanız da konuya ilgi duyuyorsanız konuşmaları Kent Konseyi web sitesinden okuyabilirsiniz. Alan düzenlenir ise mekân olarak ve yüz yılı geçen bir bellek ile düşünülmeli.

Personel alımı: Belediyeye personel alımlarındaki eleştirilere iki yönden bakmalı. Gerçekten haksızlığı görüp eleştirmek doğru olandır. Diğeri kendi uzmanlık alanlarını örtme ve bile isteye çamur atma girişimi olarak değerlendirilebilir. Hani derler ya ‘dinime küfreden Müslüman olsa’ diye, bunu dile getiren AKP’nin sicili o kadar karanlık ki. Evladına iş bulma umuduyla AKP üyesi olan, fişleneceği kaygısıyla evlatlarına iş bulamama korkusu yaşayan ve bu nedenle iktidar protestolarına katılamayan o kadar çok insan var ki.İktidar tarafından liyakatsizlik batağı haline getirilmiş ülkemizde bir-kaç da olsa belediyede de olabilir. Unutmamamız gereken;tüm kamu çalışanlarının kentini, kent mekanlarını, kamu hizmetini sevmesi ve yasalarda olan kamucu anlayışa sahip çıkmasıdır.

Emekçi Kadınlar Günü: Hafta sonunda kadın örgütleri kendi anlayışlarına uygun gün anması yaptı. Anma diyorum çünkü 129 kadın emekçinin yandığı gün kutlama olmaz. Güne katılanlar başta olmak üzere tüm kadınlar ve hepimiz günün anlamını bilmeliyiz. Güne dair etkinlikler yapan ve katılanları izlemeye çalıştım. En anlamlısı Osman İnci Müzesi’nde idi. Doğa, Kadın ve Ergene temalı sergide resimler sergilendi. Doğa, kadın ve Ergene’nin doğuran ve üreten olduğu, içinde bulunduğumuz süreçte bu üretkenliğin zarar gördüğü anlatıldı. Osman Hoca; üretimin devamı için tek güvencenin laiklik ve hukuk olduğuna bir kez daha değindi. Sivil demokratik örgütlerin aktif görevler üstlenmesinin önemini vurguladı.

Recep – Şaban – Ramazan – Bayram ve Laiklik: Yılın on iki ayının önemli aylarıdır bunlar ve son olan Ramazan ayında da oruç tutulur. Kutsallığı öne çıkan bu süreçte iyilik, yardımlaşma, günahlardan arınma gündemde olur. İnancımız gereği dileklerimiz var ve bu durum dua eden ile dilek makamı arasında özel ilişkidir, bunun kamu tarafından yönlendirilemez. Kamu tarafından yapılan ramazan etkinlikleri çat-pat var olan laikliği hepten rezil etmiştir. Yurttaşın kendi içinde dayanışması olması gerekendir. Resmi yetkililerin bağış talebi vergi ve bağış ile varlığını sürdüren ülke konumuna geldiğimizi göstermektedir. Anayasa mevzuatına yüz yıl önce yazılan laikliğin bugün tartışılıyor olması hepimizi düşündürmeli. Bugüne kadar anlamıyla savunamadığımız laikliği yeniden birlikte anlayıp geliştireceğiz.Çünkü insan olmanın koşulu laik düşünmek.

Önümüzdeki gündem: Dün ve bugün gibi yarın da gündem yoğun.

Kentte; Orduevi yıkıldı, ne olacak? Ulus Pazarı kaldırıldı, Balkan Pazarı ne zaman açılacak? Kırkpınar Güreşleri, Kakava ve Hıdrellez etkinlik programları ne zaman açıklanacak? 2021 yılında sözü verilen Meriç kıyı düzenlemesi ne zaman olacak? İkili veya kalabalık öğrencili okullara ne zaman son verilecek? Yeni yerleşime yeni okul ne zaman yapılacak?

Bölgede;İğneada – Kıyıköy arasında deniz ve orman alanına nükleer tesis kurulmasını nasıl engelleyeceğiz? Trakya suları uzun bir süre gündemde olacak çünkü içilebilir su azalmakta ve Meriç suyunun sanayi bölgesine taşınması tartışılacak mı?

Ülkede: Emeklilerin maaşları, bayram ikramiyeleri ne olacak? TÜİK açıklamasına göre yoksul illeri konumuna gelen Trakya illerinin bu olumsuz durum nasıl düzeltilecek? İktidarın yoksullaştırdığı yurttaşlara yardım etme yerine aş ve iş bulması ne zaman gündeme gelecek? Bu yoğun gündemler yanında savaş ve İBB-İmamoğlu davası da eklendi. Bu iki davanın sonu bilinemez durumda. Çünkü iki dava da hukuka dayanmıyor.

Soruları arttırabiliriz ama her soru dert oluyor. Ve insan olarak, sorumlu yurttaş olarak gündemi izlemeliyiz. İzlemekle kalmayıp etkin olmalıyız. Bunu da örgütlerimiz ile yapmalıyız.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya