Limiti koyan zihindir. Zihin bir şeyi yapabileceğini kestirebildiği kadar başarılı olur.
Yüzde 100 inandığın sürece her şeyi yapabilirsin.
Arnold SCHWARZENEGGER
50 yıl önce devlet bile değildiler. Ama ne yaptılar da bizi geçtiler. Güney Kore de üniversite sınavlarında öğretmenlik mesleğini 2. tercih olarak yazanlar ‘ore de öğretmen oluyor ama Kore sınırları içinde öğretmenlik yapamıyor. Öğretmen olduktan sonra tıp doktorundan bile fazla maaş alıyor. En zeki insanlara en kıymetli varlıklarını teslim ediyorlar.
Güney Kore uluslararası öğrenci değerlendirme programı (PISA) raporunda Finlandiya’dan sonra dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip ülkesi olarak değerlendiriliyor.
1950 yılının Haziran ayı Kore yarımadasında savaş başlıyor. Kore, Asya kıtasının doğusunda, Japonya’nın karşısında bir parmak gibi Pasifik’e uzanmış yarımada. 1950 yılı Haziran ayında başlayan savaşla kuzey ve güney Kore diye ikiye bölünüyor. 1950’ler soğuk savaş yılları. Kuzey Kore Çin’e bitişik ve Rusya’ya komşu kısım, komünist rejime tabi oluyor. Hala aynı düzende dünyaya kapalı, hamasetle yönetilen bir ülke olarak kalıyor. Güney Kore özgür ama Amerikan güdümünde kalıyor. Japonya gibi yıllarca savaşın izlerini silmeye çalışıyor. Şimdi bile 100 TL verdiğinizde 3.861 Kore Wonu alabiliyorsunuz. Dünyanın en büyük 11, Asya’nın dördüncü büyük ekonomisine sahipler. 85 milyon nüfusa sahip 17. sıradaki Türkiye’den ekonomi olarak önde bir ülke. Nüfusu 2023 sayımına göre 52 milyon. Güney Kore’de Türkleri çok seviyorlar ve saygı duyuyorlar.
Şimdi asıl soru şu; nasıl oluyor da 1950 yılında savaşla yerle bir olan, ikiye bölünmüş bir ülke; o günlerde dışardan yardım alarak ayakta kalabilmiş bir ülke (savaş yıllarında bizde Güney Kore’ye yardıma gitmişiz. Altmışlı, yetmişli yıllarda; Kore’ye savaşa giden ve sonradan Koreli diye anılan gazilerimiz çoktu) ekonomik olarak bizi geçiyor? SAMSUNG, KİA, HUNDAİ, LG, SSANGYONG gibi bütün dünyanın tanıdığı markaları yaratıp sol şeritte hızla ilerliyor. Bizleri solluyor. Neleri doğru yapıyorlar da bizden öne geçiyorlar.
Günlük yaşamlarında bizlere çok benzeyen Koreliler, lezzetli yemekleriyle de ünlü ama en önemli hamleleri eğitim sistemlerinde oluyor. Doktoru da, mühendisi de, tamirciyi de, mütehahidi de, muhtarı da, kaymakamı da, milletvekilini de, bakanı da yetiştiren öğretmenden başlıyorlar işe ve en iyi öğrenciyi en iyi yurttaşı ancak en iyi öğretmenlerle yetiştirebiliriz mantığından yola çıkarak işe başlıyorlar. Arkası kendiliğinden geliyor. Onlarda bizim gibi demokrasi yolunda akamete uğruyorlar, darbelere maruz kalıyorlar. Yaralarını sarmayı da yanlıştan dönmeyi de çok iyi başarıyorlar. Kore popu GANGHAM STYLE le dünyayı sallıyorlar. Kore filmleriyle bütün dünya pazarlarında öne çıkıyorlar. Kapitalizmin kurallarına uyuyorlar veya birileri onları uymaları için ikna ediyor.
Bir zamanlar Barış Manço’nun ülkemizde reklamını yaptığı DAEWOO marka arabaları çok meşhurdu, ayakta kalamadı. Amerikan GENERAL MOTORS’a satıldı. Şimdilerde CHEVROLET olarak üretim yapıyor ve ülkemizde yeni ürünleri satılmıyor. Ancak bizden daha yoksul ülkelerde alıcı bulabiliyor. Bir aile şirketi olan ve işe gıda firması olarak başlayan ilk başlarda kurutulmuş balık üreten SAMSUNG firması sonraları Japonlara elektronik parçalar üretirken şimdilerde Amerikan İPHONE ile pazar savaşları yapıyor. Patent savaşlarında dünya devi İPHONE kafa tutar hale geliyor. HUNDAİ markaları bütün dünya pazarlarında kendine yer bulabiliyor. Bizde otomobil markası olarak bilinen HUNDAİ aslında elektrik malzemesinden, odun kesme motorlu testeresine, tohumdan, gübreye her konuda kendine yer bulabiliyor. Bu markaların ortak noktaları ve öne çıkmalarının en belirgin özelliği; en iyiyi üretmek. Oysa bizim ANADOL otomobilimiz piyasaya çıktığında HUNDAİ henüz kurulmamıştı. İleri ülkelerdeki firmaların bizden önde olmalarının en önceki özellikleri; oturuşmuş, yüzyıllık tecrübe sahibi olmaları ama Koreliler çok çalışarak bu farkın kapanabileceğini bütün dünyaya gösterdiler.
Sonuç olarak bu hafta piyasalar gene dalgalandı, sokaklar karıştı. Birileri bundan nemalanmak istiyor. Nasıl etmeli de istikrarlı, enflasyonu yenmiş bir ülkeye sahip olabilmeliyiz sorusunun cevabı iyi bir eğitim sistemi oluşturmamızda yatıyor. İyi eğitim de iyi öğretmenlerle oluyor. İyi öğretmenler de iyi ortam sağlarsak yetişiyor. Öğretmen başta saydığımız gibi toplumun bütün fertlerini yetiştiriyor.