DOLAR 37,9586 0.03%
EURO 42,0357 1.9%
ALTIN 3.785,62-1,06
BIST 9.484,26-0,41%
BITCOIN 3111625-5,16%
Edirne
15°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

217 okunma

‘Aşı candır hayat kurtarır’

Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, “Eziyet Yönetmeliği iptal edilsin, gelirde ve vergide adalet istiyoruz!” taleplerini bir kez daha yinelerken, bugün gelinen noktada aşı tereddüdünün halk sağlığını tehdit ettiğini, her ay aşı eksikliği yüzünden on binlerce çocuğun aşıları zamanında yapılamadığına dikkat çekerek, bu yüzden yüz binlerce çocuğun salgın hastalık riskiyle karşı karşıya bulunduğunu bildirdi…

ABONE OL
19 Şubat 2025 16:16
0

BEĞENDİM

ABONE OL


Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, “Eziyet Yönetmeliği iptal edilsin, gelirde ve vergide adalet istiyoruz!” taleplerini bir kez daha yinelerken, bugün gelinen noktada aşı tereddüdünün halk sağlığını tehdit ettiğini, her ay aşı eksikliği yüzünden on binlerce çocuğun aşıları zamanında yapılamadığına dikkat çekerek, bu yüzden yüz binlerce çocuğun salgın hastalık riskiyle karşı karşıya bulunduğunu bildirdi.
Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nca,”Aşı Candır Hayat Kurtarır! Aşı ve Topuk Kanına Koruma İstiyoruz!” ve “Eziyet Yönetmeliği İptal Edilsin, Gelirde ve Vergide Adalet İstiyoruz!” başlığı altında paylaşılan yazılı açıklamada Nazım Hikmet’in 1961 yılında yazdığı, “Hoş geldin bebek, yaşama sırası sende. Senin yolunu gözlüyor kuşpalazı, boğmaca, kara çiçek, sıtma, ince hastalık, yürek en farktı, kanser filan.” dizelerine yer verilerek şöyle denildi:
“Nazım Hikmet bu dizeleri yazdığında 1961 yılıydı. Ardından geçen on yıllar boyunca on binlerce sağlık emekçisi, bebekleri bu hastalıklardan korumak için büyük bir gayret ve emekle aşı çalışmalarını yürüttü. Çiçek hastalığı artık yok.
Aşılar sayesinde çocuklar hayata daha güvenle başlıyorlardı. Biz sağlık çalışanları, emeğimiz ve kamu idaresinin desteği ile bağışıklama programını uyguluyorduk. Ancak aşı teminindeki sorunlar ve artan aşı tereddüdü sonucunda boğmacaya bağlı bebek ölüm haberlerini alıyoruz. Kızamık ise Türkiye’nin dört bir yanında binlerce çocuğu hasta ediyor. Maalesef, onlarca yılın emeği son yıllarda heba edildi.
Aşı tereddüdü ve aşı reddi dalga dalga büyüyor. Aşıyla önlenebilir hastalıklar yüzünden çocuklar hayatını kaybediyor. Yıllardır uyarmamıza rağmen,Sağlık Bakanlığı önlem almaya yanaşmıyor, aynı COVID-19 zamanında yaptığı gibi, hastalıkları ve verileri gizliyor.
Aşı tereddüdünün yaygınlaşmasıyla, bebeklerde hastalıkların erken tanısını ve önlenmesini sağlayan kan testleri ve uygulamaları da bu bilgi kirliliğinden etkileniyor. Bazı aileler bebeklerinden topuk kanı alınmasına karşı çıkıyor, K vitamini uygulamasını reddediyor ve bu durum, bebeklerin tanısı geciken hastalıklar veya beyin kanaması gibi kolayca önlenebilir sorunlar nedeniyle hayatını kaybetmesine neden oluyor. Sağlığı ticarileştiren, tedavi odaklı yaklaşımı destekleyen anlayış vatandaşların sağlığını tehlikeye atıyor. Oysa bakanlığın öncelikli görevi toplum sağlığını korumak ve halkı doğru, güvenilir bilgilerle aydınlatmaktır.
Ne yazık ki, Sağlık Bakanlığı’nın gündemi değiştirmek ve toplumu bilgisiz bırakmak amacıyla kafa karıştırıcı konuşmalar yapacağını biliyoruz. Aşı tereddüdünü tetikleyen de tam olarak budur. Vatandaşlar, kime ve neye inanacaklarını bilemez hale geliyor; çocuklarını korumak isterken, onları aşıyla önlenebilir hastalıklara karşı korumaktan vazgeçiyor.
Grip aşısı yapamıyoruz. Grip nedeniyle milyonlarca kişi hastalanıyor, yoğun bakım tedavisi alıyor. Sağlık Bakanlığı aşılamaya ayırması gereken kaynağın kat be kat fazlasını grip tedavisinde kullanılan ilaç için harcıyor. İnsanlar hastane kuyruklarında önlenebilir bir hastalık nedeniyle sıra bekliyor, Sağlık Bakanı ise çok sayıda insanın hastaneye gitmesiyle övünüyor. Aynı şekilde üç yıldır kendi üreteceğimiz HPV aşısını bekliyoruz. Bu süre zarfında insanlar rahim ağzı kanserine yakalanıyor. Kanseri önleyen bir aşıyı bile halkımıza ulaştıramıyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada aşı tereddüdü halk sağlığını tehdit etmektedir. Her ay, aşı eksikliği yüzünden on binlerce çocuğun aşıları zamanında yapılamamaktadır.Yüz binlerce çocuk salgın hastalık riskiyle karşı karşıyadır.
Şarlatanlara değil; yanı başınızdaki hekim, hemşire ve ebelerinize güvenin!
Biliyoruz ki; televizyonlarda para karşılığı boy gösteren, sosyal medyada ücretli kampanyalar düzenleyen ve isimlerinin önünde akademik unvanlar taşıyan bazı kişiler zihinleri karıştırıyor. Bu kişiler insanların kaygılarını istismar ederek kazanç elde etmektedir.
Kapı komşusu mesafesindeki sağlık çalışanları ise kendi çocuklarının aşılarını eksik bırakmamaktadır. Güvenmeniz gereken; yanı başınızdaki hekim, hemşire ve ebelerdir.
Sağlık Bakanlığı, halkın sağlığını korumaya çalışan birinci basamak sağlık çalışanlarını tedavi hizmetlerine yönlendirmek amacıyla bürokratik uygulamalar ve cezalar ile işlevsiz hale getirmeye çalışıyor. Ancak biz aile hekimliği çalışanları buna izin vermeyeceğiz. “Aşı bizim işimiz” demeye devam edeceğiz. Toplumun ve çocuklarımızın sağlığını korumak için mücadele gerekiyorsa, bu mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz.
Buradan Sağlık Bakanlığı’na sesleniyoruz: Aile sağlığı merkezlerinde performans dayatmaları ve ceza tehdidi ile bizi baskı altına almaya çalıştığınızın, sağlık hizmetlerini ticarileştirdiğiniz politikalarınızı sürdürmek için bizi hastalarımızla karşı karşıya getirmeye çalıştığınızın farkındayız. Ancak sağlığını koruduğumuz her hastamız, her bebeğimiz bizim işimizin ve bu işi yapmamızın en temel gerekçesidir. Baskılarınız ve ceza tehditleriniz bizi yıldıramayacak. Toplumu bilgilendirmeye ve korumaya kararlılıkla devam edeceğiz. İşimizi, şimdiye kadar olduğu gibi, hakkıyla yapmayı sürdüreceğiz.
Aşı ve topuk kanı gibi koruyucu hizmetlere yasal güvence istiyoruz!
Koruyucu sağlık hizmetlerinin sunulmasına engel olan aşı tereddüdü ya da aşı retlerinin önüne geçmek amacıyla, çocuklara yapılanlar başta olmak üzere temel ulusal aşıların zorunlu olmasını içeren yasa çıkarılmasını istiyoruz.
Aşı ret formlarına boğulmak değil, aşı tereddüdü yaşayan hastaların doğru bilgilendirilmesini istiyoruz. Yıllardır halkımızı yanıltanların yarattığı bilgi kirliliğine son verilmesini istiyoruz. Aile sağlığı merkezlerine aşıların eksiksiz şekilde temin edilmesini istiyoruz.
Koruyucu hizmetlerden aşılama, tarama, izlem yapılmasında yaşanan zorluklar karşısında sağlık çalışanlarının yalnız bırakılmamasını, hizmeti alanlara da yasal sorumluluk verilmesini ve buna ait yasal mevzuatın hazırlanıp yaşama geçirilmesini istiyoruz.
Tüm basın emekçilerini, siyasi partileri, meslek örgütlerini, uzmanlık derneklerini, hak savunucularını ‘Aşı candır hayat kurtarır’ demeye davet ediyoruz. Aşı tereddüdü yaratanlara karşı çocukların ve toplumun sağlığı için öne çıkmaya, doğru bilgi ile topluma güven vermeye davet ediyoruz.
48 haftadır vergide adalet istemeye devam ediyoruz!
Vergi kesintilerinin yıl içinde sabit kalmasını ve kesinti oranının en fazla %15 ile sınırlanmasını istiyoruz.
‘Eziyet Yönetmeliği’nin iptal edilmesini ve ilan ettiğimiz taleplerin karşılanmasını istiyoruz.
Her hafta çarşamba günleri taleplerimiz için ses çıkarmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ