‘Orman ve su, hayatın can damarı’

Türkiye Çevre Platformu’nca (TÜRÇEP) 21 Mart Uluslararası Ormanlar Günü & 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha derinden hissedilen ülkemizde; acil ve kararlı adımlar atılmasının gerektiğine dikkat çekilerek, yaşamın, ekonominin ve geleceğin temeli olan orman ve su değerlerini korumanın yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, toplumsal bir zorunluluk olduğu ifade edildi.

ORMANLAR

TURÇEP’in ormanlar ile ilgili açıklamasında, “21 Mart Uluslararası Ormanlar Günü’nün 2026 yılı teması olan ‘Ormanlar ve Ekonomi’ çerçevesinde; ormanların yalnızca doğal yaşamın değil, aynı zamanda gıda güvenliği, insan sağlığı ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından vazgeçilmez bir rol oynadığını bir kez daha vurguluyoruz” denilerek şunlara yer verildi:

“Ormanlar; temiz hava sağlayan ‘doğanın akciğerleri’ olmanın ötesinde, milyonlarca insanın geçim kaynağını oluşturan, gıdaya erişimi destekleyen ve sağlıklı ekosistemlerin devamlılığını sağlayan hayati alanlardır.

Orman ekosistemleri, doğrudan sundukları gıda kaynaklarının yanı sıra, tarımsal üretimin temelini oluşturan toprak ve su döngüsünü düzenler. Bu nedenle sürdürülebilir ormancılık ve tarım uygulamalarının teşvik edilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Artan ormansızlaşma, arazi tahribatı ve iklim krizi; bu hayati sistemleri geri dönüşü zor bir noktaya sürüklemektedir.

Türkiye’de ise orman yangınları, aşırı ve kontrolsüz odun üretimi, orman alanlarının ve milli parkların rant odaklı kullanıma açılması ile iklim değişikliğinin etkileri ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu sorunlar yalnızca doğal varlıklarımızı değil, toplumun geleceğini de doğrudan etkilemektedir. Orman yangınlarının önlenmesi için etkin bir yangın yönetim sistemi kurulmalı, erken uyarı mekanizmaları güçlendirilmeli ve toplumsal farkındalık artırılmalıdır.

DÜNYA SU GÜNÜ

TURÇEP, açıklamasının Dünya Su Günü bölümünde ise şu ifadelere yer verdi:

“Öte yandan, her yıl 22 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü, suyun yaşamsal önemini hatırlatmak açısından kritik bir gündür. 1993 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilen bu özel gün, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda küresel farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır.

Dünya üzerindeki toplam su miktarı yaklaşık 1,4 milyar km³ olup, bunun %97,5’i tuzlu sudur. Tatlı su oranı yalnızca %2,5’tir ve bunun da sadece %0,4’ü erişilebilir durumdadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 2 milyar insan güvenli suya erişememektedir. NASA verileri ise son 60 yılda dünya genelinde 2 milyar hektar sulak alanın yok olduğunu göstermektedir.

Türkiye, kişi başına düşen yıllık 1.519 m³ su miktarı ile “su stresi” yaşayan ülkeler arasında yer almaktadır. Özellikle Konya Kapalı Havzası’nda yeraltı su seviyeleri hızla düşmekte, sulak alanlar yok olmakta ve göller tek tek kurumaktadır. Türkiye’nin yıllık ortalama yağışı 636 kg/m² iken, bu değer Konya Kapalı Havzası’nda 335 kg/m²’ye kadar düşmektedir. Bölgedeki su bütçesi yıllık yaklaşık %50 açık vermekte, bu açık ise yeraltı sularının aşırı kullanımıyla kapatılmaya çalışılmaktadır.

Bununla birlikte, ülkenin her köşesinde madencilik faaliyetleri ve plansız kentleşme de temiz su kaynakları üzerinde giderek artan bir baskı oluşturmaktadır. Özellikle denetimsiz veya yetersiz çevresel önlemlerle yürütülen madencilik faaliyetleri; yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kirlenmesine, su havzalarının tahrip edilmesine ve ekosistemlerin geri dönüşü zor zararlar görmesine yol açmaktadır. Plansız kentleşme ise su havzalarının yapılaşmaya açılması, betonlaşmanın artması ve doğal su döngüsünün bozulması sonucunda hem su kalitesini hem de suya erişimi olumsuz etkilemektedir. Temiz su kaynaklarının korunması, yalnızca doğal varlıkların değil, doğrudan halk sağlığının korunması anlamına gelmektedir.

Bu tablo açıkça göstermektedir ki; su politikası olmayan, suyu etkin yönetemeyen ülkeler, gıda krizleri ve ekolojik yıkımlarla karşı karşıya kalacaktır. Nitekim bir Afrika atasözünün ifade ettiği gibi: ‘Kimin kimi yiyeceğine su karar verir.’

İklim krizinin etkilerini her geçen gün daha derinden hissettiğimiz ülkemizde; acil ve kararlı adımlar atılması gerekmektedir. Bu kapsamda:

Sürdürülebilir ve bütüncül bir Su Yasası çıkarılmalı,

Madencilik faaliyetleri ve kentsel gelişim süreçleri, su havzalarını koruyacak şekilde yeniden planlanmalı,

Endüstriyel Tarım ile endüstriyel hayvancılık politikaları gözden geçirilmeli,

Ekosistem temelli üretim modellerine geçilmeli,

Herkes için sağlıklı gıdaya ve temiz suya erişim bir temel hak olarak güvence altına alınmalıdır.

Ormanlar ve su; yaşamın, ekonominin ve geleceğin temelidir. Bu değerleri korumak, yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, toplumsal bir zorunluluktur.”

‘Dijital bağımlılık ciddi sorun’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Edirneli Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda “Dijital Bağımlılık” konusunun ele alındığı raporda, özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşan dijital teknoloji kullanımının nedenleri, bireysel ve toplumsal etkileri ile çözüm yollarına dikkat çekildi.

Raporda; Dijital bağımlılığın tanımı, kapsamı ve ortaya çıkış nedenleri, yalnızlık, stres, sosyal medya etkisi ve teknolojik unsurların bağımlılığa katkısı, aşırı dijital kullanımın fiziksel, psikolojik ve sosyal etkileri,  çocuklar, ergenler ve gençlerin risk grubu olarak değerlendirilmesi ve dijital bağımlılıkla mücadelede bireysel farkındalık, aile desteği ve eğitim politikalarının önemi başlıkları altında tespit ve değerlendirmeler yer alıyor.

Söz konusu rapora ilaveten “Dijital Bağımlılık Toplumumuz İçin Ciddi Bir Sorun Haline Gelmiştir” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada da şunlara yer verildi:

“Günümüzde dijital teknolojilerin hızlı gelişimi hayatımızın birçok alanını kolaylaştırmış, bilgiye erişimi hızlandırmış ve iletişim imkânlarını genişletmiştir. Ancak teknolojinin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı toplumumuzda yeni sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başında dijital bağımlılık gelmektedir.

Akıllı telefonlar, internet, sosyal medya ve dijital oyunların aşırı kullanımı özellikle gençler arasında hızla yaygınlaşmaktadır. Yapılan araştırmalar, dijital teknolojilerin kontrolsüz kullanımının bireylerin psikolojik, fiziksel ve sosyal hayatını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Uzun süre ekran karşısında kalmak göz yorgunluğu, boyun ve sırt ağrıları gibi fiziksel sorunlara yol açarken; dikkat dağınıklığı, stres, uyku problemleri ve akademik başarıda düşüş gibi sorunlara da sebep olabilmektedir.

Özellikle çocuklar, ergenler ve üniversite öğrencileri dijital bağımlılık açısından risk grubunda bulunmaktadır. Gençlerimizin önemli bir kısmı günlerinin büyük bölümünü sosyal medya ve dijital platformlarda geçirmektedir. Bu durum hem bireysel gelişimi hem de toplumsal ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir.

Saadet Partisi olarak bizler, teknolojinin hayatımızın bir parçası olduğunu kabul etmekle birlikte, teknolojinin insan hayatını olumsuz etkileyecek şekilde kullanılmasına karşıyız.

Teknolojinin insanı geliştiren, eğiten ve topluma fayda sağlayan bir araç olarak kullanılması gerektiğine inanıyoruz.

İnsanların zamanlarını boş ve faydasız işlerle harcamaması gerekir. Özellikle gençlerimizin zamanlarını ilim öğrenerek, eğitimle, kültürel faaliyetlerle ve sosyal etkinliklerle değerlendirmesi gerekir.

Bu nedenle dijital bağımlılıkla mücadele konusunda toplumun tüm kesimlerine önemli görevler düşmektedir. Aileler çocuklarının teknoloji kullanımını yakından takip etmeli, eğitim kurumları dijital okuryazarlık ve bilinçli teknoloji kullanımı konusunda farkındalık çalışmaları yapmalı, kamu kurumları ise bu konuda gerekli politika ve projeleri geliştirmelidir.

Saadet Partisi olarak gençlerimizin sağlıklı bir gelecek kurabilmesi için dijital bağımlılık konusunda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguluyoruz. Gençlerimizin enerjilerini spor, sanat, eğitim ve faydalı sosyal etkinliklere yönlendirebilmeleri için uygun ortamların oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Teknoloji hayatımızın bir gerçeğidir; ancak insan hayatını yöneten bir unsur haline gelmemelidir. Sağlıklı bireyler ve güçlü bir toplum için teknolojinin bilinçli, dengeli ve faydalı bir şekilde kullanılması gerektiğine inanıyoruz”

Aramızdan ayrılanlar

RAMİZ KARABACAK VEFAT ETTİ
Çavuşbey Mahallesi sakinlerinden Pehlivan Şafak Karabacak ve Ufuk Karabacak’ın babaları Ramis Karabacak 68 yaşında vefat etti. Merhum; dün Şahmelek Camisinde öğle namazının takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.


SABAHAT FİDAN VEFAT ETTİ
Merhum Arif Fidan’ın eşi, Efkan Fidan ve Nuriye Akkurt’un anneleri, Bülent Akkurt ve Mine Dağıstan Fidan’ın kayınvalidesi, Ecegül Gümüş, Edagül Yavaş’ın anneannesi Meydan Mahallesi sakinlerinden Sabahat Fidan 82 yaşında vefat etti. Merhume; Kıyık Merkez Yeni Camide dün öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.


YILMAZ VEZNİKLİ VEFAT ETTİ
Necmiye Veznikli’nin eşi, Hakan ve Simla Veznikli’nin babaları Yılmaz Veznikli 88 yaşında vefat etti. Merhum; dün Eski Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Karaağaç Mezarlığında toprağa verildi.


MUSTAFA RIZA CANFİLİZ VEFAT ETTİ
Ayşekadın semti sakinlerinden Namık Kemal Canfiliz ve Yıldız Canfiliz’in oğulları, Nilüfer Canfiliz’in eşi, Sergen ve Sercan Canfiliz’in babaları, Esin Kum ve Nesrin Canfiliz’in ağabeyleri Mustafa Rıza Canfiliz 65 yaşında vefat etti. Merhum; dün Şeyh Çelebi Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.


EMİNE ŞAHİN VEFAT ETTİ
Merhum Mehmet Şahin’in eşi, Cevat Şahin, Sevgi Şahin Gündoğan, Fuat Şahin, Hanife Şahin, Öner Öztoprak ve Sermin Öztoprak’ın anneleri Emine Şahin 97 yaşında vefat etti. Merhume, dün Sarı Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.

Keşan’da 1.500 haneye Ramazan kolisi

Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma ruhu Keşan’da bir kez daha güçlü bir şekilde hissedildi. Keşan Belediyesi, ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik sosyal destek çalışmalarını aralıksız sürdürerek yüzlerce haneye umut oldu.

Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilçe genelinde titizlikle belirlenen ihtiyaç sahibi ailelere 1.500 adet gıda paketi ve erzak kolisi ulaştırıldı. Belediye ekipleri, Ramazan’ın bereketini sofralara taşırken, dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergiledi.

Kapı kapı gerçekleştirilen dağıtımlarla vatandaşların temel gıda ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunulurken, aynı zamanda yalnız olmadıkları hissettirildi. Keşan Belediyesi’nin bu anlamlı çalışması, sosyal belediyecilik anlayışının sahadaki güçlü yansıması olarak takdir topladı.

Ramazan ayı boyunca devam eden desteklerle, paylaşmanın ve yardımlaşmanın önemine dikkat çeken Keşan Belediyesi, her zaman olduğu gibi ihtiyaç sahibi vatandaşların yanında olmaya devam ediyor.

Filenin minik sultanları kaldıkları yerden

Fevzipaşa İlkokulu grup birincisi

İsmail DEMİRAY

Edirne 2025 2026 Eğitim Öğretim Yılı Mahalle Ligi Voleybol Minik Kız İl Birinciliği müsabakalarına 3 karşılaşma ile devam edildi.

Mimar Sinan Spor Salonu’nda bugüne kadar 22 karşılaşmanın yapıldığı müsabakalara ikinci dönem ara tatili nedeniyle verilen aranın ardından dün 3 maç yapıldı. İnönü İlkokulu maç saatinde hazır olmadığından dolayı Şehit Asım İlkokulu’na karşı 2-0 hükmen mağlup sayıldı.

Günün son maçında Mithatpaşa İlkokulu’nu 2-0 yenen Fevzipaşa İlkokulu grup birincisi olmayı başardı.

Müsabakalara 4 maçla daha devam edilecek. Müsabakalar 2 Nisan 2026 Perşembe günü oynanacak final karşılaşması ile  tamamlanacak.

İLK TOPLU SONUÇLAR

Fevzipaşa İlkokulu 2-1 Gazi İlkokulu

Mustafa Necati İlkokulu 2-1 Mithatpaşa İlkokulu

Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu 2-0 İnönü İlkokulu (İnönü çıkmadı)

Ticaret Borsası İlkokulu 0-2 Tayakadın İlkokulu

İKİNCİ TOPLU SONUÇLAR

50. Yıl İlkokulu 2-0 Kurtuluş İlkokulu

Plevne İlkokulu 2-0 Kadripaşa İlkokulu

Vali Fahri Yücel İlkokulu 2-0 Şükrüpaşa İlkokulu

Lalaşahinpaşa İlkokulu 0-2 Yüksek Yeşil İlkokulu

ÜÇÜNCÜ TOPLU SONUÇLAR

Cumhuriyet İlkokulu 0-2 Mithatpaşa İlkokulu

Fevzipaşa İlkokulu 0-2 Mustafa Necati İlkokulu

Şehit Asım İlkokulu 2-0 Tayakadın İlkokulu

Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu 2-0 Ticaret Borsası İlkokulu

DÖRDÜNCÜ TOPLU SONUÇLAR

75.Yıl İlkokulu 2-0 Kadripaşa İlkokulu

50. Yıl İlkokulu 0-2 Plevne İlkokulu

Lalaşahinpaşa İlkokulu 0-2 Vali Fahri Yücel İlkokulu

Trakya Birlik İlkokulu 2-1 Şükrüpaşa İlkokulu

BEŞİNCİ TOPLU SONUÇLAR

Şehit Asım İlkokulu 0-2 Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu

İnönü İlkokulu 0-2 Ticaret Borsası İlkokulu (İnönü maça çıkmadı)

Gazi İlkokulu 2-0 Mustafa Necati İlkokulu

Cumhuriyet İlkokulu 0-2 Fevzipaşa İlkokulu

ALTINCI TOPLU SONUÇLAR

Yüksek Yeşil İlkokulu 1-2 Vali Fahri Yücel İlkokulu

Trakya Birlik İlkokulu 2-0 Lalaşahinpaşa İlkokulu

 75.Yıl İlkokulu 2-0 50. Yıl İlkokulu

 Kurtuluş İlkokulu 0-2 Plevne İlkokulu

YEDİNCİ TOPLU SONUÇLAR

İnönü İlkokulu 0-2 Şehit Asım İlkokulu (H)

Tayakadın İlkokulu 2-0 Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu

Mithatpaşa İlkokulu 0-2 Fevzipaşa İlkokulu

Gazi İlkokulu 0-2 Cumhuriyet İlkokulu

SEKİZİNCİ HAFTA MAÇLARI

Yüksel Yeşil İlkokulu  – Trakya Birlik İlkokulu

Şükrüpaşa İlkokulu – Lalaşahinpaşa İlkokulu

Kurtuluş İlkokulu – 75.Yıl İlkokulu

Kadripaşa İlkokulu – 50. Yıl İlkokulu

Edirne’de U16 grup birinciliği

2025-2026 Futbol Sezonu U16 Türkiye Şampiyonası Birinci Kademe Grup Müsabakaları 4 takımın katılımıyla 27-28 Mart tarihlerinde Edirne’de gerçekleştirilecek.

Müsabakaların teknik toplantısı ve kura çekimi 26 Mart 2026 Perşembe günü saat 15.30’da Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu sosyal tesislerinde yapılacak. 4 takımın katılacağı birinci kademe maçları eleme usulüne göre oynanacak.

KATILACAK TAKIMLAR

Tekirdağ – Maramaraspor

Tekirdağ – 100.Yıl Spor

Kırklareli – Lüleburgaz Atletikspor

Çanakkale – Bigaspor

STATÜNÜN BAZI MADDELERİ

2025 – 2026 sezonu U16 Türkiye Şampiyonası 1. Kademe Müsabakaları 78 ilden 139 takımın katılımı ile 24 grup merkezinde oynanacaktır. 8’er takım10 grup, 7şer takımlı 1 grup, ve 4er takımlı 13 grup, oluşan 24 grupta müsabakalar 26 – 28 Mart 2026 tarihlerinde oynanacaktır.

U-16 Yerel Amatör Lig müsabakalarında; 2010 ve 2011 doğumlu futbolcular oynayabilir, 2012 doğumlu 2 (iki) futbolcu müsabaka isim listesine yazılabilir ve oynayabilir. U-16 Yerel Amatör Lig müsabakalarında 2013 ve sonrası doğumlu futbolcular oynayamaz.

Müsabaka süresi 40’ar dakikalık 2 devre olmak üzere 80 dakikadır. Devre arası 15 dakikadır. Yedek oyuncu sayısı 7’dir. Müsabakalarda 5 oyuncu değişikliği yapılabilir.

U16 Türkiye Şampiyonası müsabakalarında; beraberlik halinde uzatma oynatılmaz. Doğrudan 5’er penaltı atışlarına geçilir. 5’er penaltı atışlarında eşitlik bozulmaz ise seri penaltı atışlarına geçilir.

Edirnespor’dan 3. Lig’e veda maçları

Edirnespor, veda ettiği Nesine 3. Lig’deki son 5 maçından ilkinde bugün deplasmanda Polatlı 1926 Spor Kulübü ile karşı karşıya gelecek.

Nesine 3. Lig 1. Grup’ta 26. hafta programında yer alan 8 karşılaşmadan Polatlı 1926 Spor Kulübü – Edirnespor dahil 4’ü bugün, 4’ü ise yarın oynanacak. Polatlı 1926 Spor Kulübü – Edirnespor  karşılaşması Polatlı İlçe Stadı’nda saat 16.00’da başlayacak.

Edirnespor ligin ilk yarısında rakibini Tunca sahasında 1-0 yenmişti.

NESİNE 3. LİG 1. GRUP 265. HAFTA PROGRAMI

24 Mart 2026 Salı

Polatlı 1926 Spor Kulübü – Edirnespor 

Polatlı İlçe – 16.00

Bursa Nilüfer Futbol A.Ş. – Yalova Fk 77 Spor Kulübü 

İbrahim Yazıcı Nilüfer Stadı – 16.00

Silivrispor – Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. 

Silivri Müjdat Gürsu – 16.00

Kestel Çilek Spor Kulübü – Bulvarspor 

Minareli Çavuş Spor Tesisleri – 16.00

25 Mart 2026 Çarşamba

Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. – Galata Spor Kulübü 

Alemdağ Stadyumu –  14.00

İnkılap Futbol Spor Kulübü – İnegöl Kafkas Spor Kulübü 

Ömerli Stadı –  16.00

Çorlu Spor 1947 – Bursa Yıldırım Spor Kulübü  

General Basri Saran – 16.00

Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü – Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü

Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadı – 16.00

NESİNE 3. LİG 1. GRUP 25. HAFTA TOPLU SONUÇLAR

Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş . 0-0/Kestel Çilek Spor Kulübü 

Edirnespor 0-0 Bursa Nilüfer Futbol A.Ş. 

Bursa Yıldırım Spor Kulübü 1-1 Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü 

İnegöl Kafkas Spor Kulübü 3-2 Çorlu Spor 1947 

Galata Spor Kulübü 0-1 İnkılap Futbol Spor Kulübü 

Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. 3-0 Bulvarspor 

Yalova Fk 77 Spor Kulübü 0-0 Silivrispor 

Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü 0-0 Polatlı 1926 Spor Kulübü

BAHARLA KARIŞIK

Istranca’ların eteklerine uzanan bir günlük bisiklet gezisi yaptık geçtiğimiz günlerde  kardeşim Recep ile birlikte.

Sabah 10.00 çıktığımız gezide Büyükdöllük üzerinden Çömlekakpınar, Hanlıyenice, Küçünlü, Hacılar, Kalkansöğüt, Vaysal, Süleymandanışment, Sarıdanışment, Taşlımüsellim, Kavaklı, Ortakçı ve Karayusuf köyleri üzerinden gerçekleştirdiğimiz gezimizi akşam hava kararırken evlerimize dönerek sonlandırdık.

Açık, hafif rüzgarlı olsa da ilerleyen saatlere doğru ısınan havanın keyfiyle asıldık pedallara. Rampalarda hafif elektrikli desteği ile güç kattık kaslarımıza. Manzaraların güzellikleri, canlanan doğanın görüntüleri ve kokusunu duyumsadık 9 saatlik yolculuğumuz boyunca. Doğayı katledenleri de gözlemleyerek.

Doğa yağan yağmurlarla birlikte canlanmış. Göletler dolu, tarlalar halen yaş, buğday ve kanola tarlalarında verimli görüntü umut veriyor. Ovadaki ağaçlar çiçek açmaya, Istranca eteklerindekiler tomurcuklanmaya başlamış. Hele Vaysal göletinde verdiğimiz molada yerde açan çiçeklerin arasında yaptığımız meyveli, cevizli pikniğe doyamadık.

Kahveler kapalı bir çok köyde. Açık olanlarda ise tek tük yaşlı köylüler. Kahveciler ve bakkallar da yaşlı, bazı köylerde kahvecilik yapacak köylü kalmayınca dışarıdan ithal kahveci getirenler bile var.

Köylerde yaşlanan nüfus, üretim çeşitliliğinin azalması, evlerin bahçelerinin boş kalması azalan ve yaşlanan nüfusa bağlıyor köylerde yaşayan yaşlılar.

Yollar bisiklet için genelde fena değil. Sadece Kalkansöğüt’ten sonra taş ocakları bölgesinde ağır tonajlı kamyonlar nedeniyle her yıl defalarca bozulan, yapılan yollara serilen vahşi mıcır ve yol malzemeleri nedeniyle değil bisikletliler, normal motorlu araçlar için bile işkence haline dönmüş oradaki yollar. Alabildiğine süratli geçen, kaldırdığı toz nedeniyle çevresindeki tarlaları, meraları, ormanları bile zehirleyen taş ocakları Istranca’ların baş belası olmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz cumartesi günü 21 Mart Ormancılık Haftası etkinliği başladı. Yetkililerimiz şimdi çıkacaklar Türkiye’nin muhtemelen ormancılık alanında nasıl ilerlediğini, ağaç dikimi konusunda en ileride olanın ülkemiz olduğunu belirteceklerdir. Önerim Istranca’lara çevirmeleri yönlerini. Gelsinler yapılan tahribatları görsünler. Ormanların nasıl katledildiğini, vahşi madenciliğin Istanca’ları ne hale getirdiğini görsünler ve ondan sonra ormanlar, ormancılık alanında konuşsunlar.

Yakışmıyor o taş ocakları Istranca’lara. Bulgaristan bizden daha küçük olan Istranca’ları koruma altına alıp, gözü gibi bakarken bizim çok daha büyük bir bölgeye yayılmış Istranca’larımızı sadece taş, maden ve RES’ler için adeta talan etmemiz de bize yakışmıyor.

Bir günlük gezi Istranca’ların eteklerine yayılan. Bir tarafı cennet, diğer tarafta cenneti cehenneme çevirmeye kararlı memleketimin aciz yöneticileri ve doymak bilmeyen maden sahipleri.

RAMAZANDA “LALE DEVRİ”Nİ YAŞADIK..

Ramazan da, bayram da geldi geçti. Arabistan kökenli olsa da ülkemizin de kültürü olarak benimsediğimiz, kurallarını yerine getirmesek de itiraz etmediğimiz, kabullendiğimiz, saygı gösterdiğimiz bir süreç hakkında yazı yazmak bugüne kadar hiç aklıma gelmemişti. Ama bu yıl yaşanan ramazan ve bayramda, şatafat ve uygulamalarla “Artık bitti” sandığımız eski ayrıştırıcı dil yeniden gündeme getirilince sessiz kalamadım.

***

Bir Eğitim Bakanı olmaktan çok bir “Diyanet Görevlisi” modunda tebliğler göndererek okullardan başlayarak topluma yön vereceğini sanan Bakan ve ona uyumlu olarak devreye giren diğer kamu kuruluşları, siyasi partiler ve diğerleri, bu ramazan ayında “Lale Devri” zihniyetini 300 yıl sonra tekrar ülkemize taşımayı başardılar…

Okullar süslendi, öğrencilere iftar sofraları kuruldu, Karagöz Hacivatlı, orta oyunlu, semazenli, kimin ya da hangi devlet veya kamu bütçelerinden ödendiği henüz açıklanmayan şaşaalı iftar sofralarıyla İslam’ın ne kadar büyük, Müslümanların ne kadar zengin olduğu bu iftar sofraları ile kanıtlanmaya çalışıldı…

Gerçi bir ay oyunca amirler iftar sofralarına, memurlar da amirlerinin peşinde bu sofralarda boy göstermek için koşmaktan devlet işleri ve siyaset beklemeye alındı ama şükür ki itibarımız dimdik ayakta kaldı.

Emekliler bu bayramda torunlarına bir harçlık verememenin utancını yaşıyorlardı ama “İtibardan tasarruf olmaz” diyen anlayış “Müslümanlık” dendiğinde şatafatı, israfı, gösterişi, şekilciliği “İslam’ın itibarı” olarak öne çıkarıyordu..

***

300 yıl önce Lale Devri’nde sadece payitahtta, halktan kopmuş çok küçük bir zümre muhtemelen ramazanları böyle kutluyor olabilir.

Ama İslam coğrafyasında ve ülkemizde, Anadolu’da ramazanlarda ne Hacivat ne orta oyunu, ne semazenler yoktu. Ramazan davulu, pide, ailecek yapılan iftarlar sahurlar, geleneksel sosyal yardımlaşmalardan oluşan ramazanlar vardı… Büyüklerden alınan harçlıklar ile gidilen atlıkarıncalar çocuklar için bayramdı. Küsler barışırdı. Hasretler giderilirdi. Ayrıştırıcı değil, Hristiyanlarla, Musevilerle, Ermenilerle birlikte yaşanan bütünleştirici bir süreçti Ramazan ve bayramlar…

***

Milli Eğitim Bakanı bu çıkışlarının elbette İslam’a hiç bir yararının olmayacağını biliyor. Amacı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha başkan olabilmesi için ellerindeki “Biz daha Müslüman’ız” argümanını devlet eliyle kullanarak laiklik ve karşıtlık tartışmasını başlatmak… “Çocuklarımızın Kuranı öğrenmesi sizi niye rahatsız ediyor?” diyen Recep Tayyip Erdoğan ve bu zihniyettekilere kısaca söylemek gerekirse çocuklara Kur’anı ezberletmek öğretmek değildir. Hele bu iş Milli Eğitimin işi hiç değildir. Diyanetin gerekenden çok fazla Kur’an kursları varken bırakın mekteplerde çocuklar çağdaş ve bilimsel konularda eğitilsinler…

Örneğin Enez’de lise aşamasında okuma yazma bilmeyen çocuklar var.. Edirne Müzesi’ni Beyazıd Külliyesi’ni görmeyen öğretmenler öğrenciler var. Ülkede öğretmen ve öğrenciler ölçeğinde kitap okuma yüzdesi % 10’u geçmez. Okullarda kitap okuma grupları, okuma toplulukları kurun… Çocuklara okumayı, araştırmayı öğretin. Sonuçta okumayı öğrenen Kur’anı da okur.

***

Bu yazdıklarımdan CHP de umarım yararlanır. İftar sofrası yarıştırarak değil yoksulun sofrasını zenginleştirmenin yollarını bularak, yeni modeller üreterek ramazana, bayrama doğru ve güzel anlamlar kazandırın. Çoğu oruç tutmadığı halde bu gösterişli, abartılı sofralara katılanlarla düzenlenen bu sofralarla Müslüman kitlelere mesaj verdiğinizi düşünmeyin. Sonuçta verdiğiniz mesajda, adalet yok, tevazu yok, samimiyet yok..

***

Girin halkın arasına.. Sorun bakalım bu iftar sofraları bu şatafat, bu israf için, bu gösteriş için ne düşünüyorlar? Ağızlarını bozmamaya gayret ederek neler söylüyorlar?