KOOPERATİF KANTİNİ

Lise son sınıftayız. Muhasebe ve Fen sınıflarının önünden geçerek giriyoruz bodrum kattaki sınıfımıza.

1981 3/E. Kooperatifçiyiz.

Mümin Geren ilk dersimizde. Kooperatif öğretmenimiz, aynı zamanda da okulun kooperatif sorumlusu.

Mümin hocamız bizlere bir yıl boyunca kooperatif kantinin bizler tarafından işletileceğini ve kantindeki kuralları anlatan bir ders veriyor.

Her gün okul sıra numarasıyla nöbetlerimiz başlıyor. Benim nöbet sıram Cemal Kıyı ile denk geliyor.  Cemal’in numarası 584, benim 782.

Mümin hocamızdan aldığımız eğitim ve bizden önce nöbetçi arkadaşlarımızın önerisiyle sabah kantinin içinde önce bir genel temizlik sonrası satış hazırlıklarımızı yapıyoruz.

Tostlar için malzemelerimizi hazırlıyoruz, ekmekler yeni gelmiş daha. Ayranlar, meyve suları yerlerinde ilk teneffüs zilinin çalmasıyla ön camlar fora açarak ilk öğrenci müşterilerimize hazırız.

Önceden hazırladığımız tostlar birkaç dakika içinde bitince panikliyoruz. Tost makinesinin içine hazırlardan tostlarla sürüyoruz hızlıca. Kuyruk bitiyor aniden zilin çalmasıyla telaşımız da.

İkinci teneffüs ve sonraları için daha hazırlıklıyız artık. Daha fazla tost ve enerjimiz var, yetişmeye çalışıyoruz önümüzdeki kuyruklara. Son teneffüs sonrasında artık sıra bize geliyor.

Gelenek haline gelen kooperatif nöbetçilerinin doğal hakları olarak görülen bol bol sucuklu tostlarımızı hazırlıyoruz Cemal’le birlikte. Malzemeden kaçınmadan kendimize ziyafet çekeceğiz ya, sınıfta konuşulan, madem ki kantinde çalışıyoruz tostun kralını da biz yemeliyiz.

Tost makinesinden yarım kangal sucuğu özenle kızartmıştık. Ekmekler dersen birer somun, nasılsa bizim doğal hakkımız ya. Sucuklar kızarırken aniden Mümin hoca giriyor kantinden içeri, yakalandık mı?  Tost makinesine bakarak;

“Yahu siz kantini iflas mı ettireceksiniz, ne bu böyle?” demesiyle kala kalıyoruz olduğumuz yerde.

Gülümseyerek çıkıyor Mümin hoca kantinden. Meğerse genelde yaptığı şakaymış hocamızın. Aynı zamanda uyarısı da.

Yıllar geçti haber alamadık Mümin Geren hocamızdan. Bursa da öğretmenlik hayatına devam ettiğini duymuştum.

Cemal Kıyı arkadaşımı aradım bu yazı öncesi gecenin geç saatinde. Uykulu uykulu açtı telefonu; “Hayırdır İsmail?” diye.

O tostu soracaktım Cemal’e, boğazım düğümlendi, sonradan aklıma geldi yeni dede oldu ve toruna bakmakta yorgun bir şekilde uyumuştur diye düşündüm.

Soramadım kapattım telefonu iyi geceler dileyerek.

Bir Kural, Bir Ömür: Trafikte Sabır, Hayat Kurtarır

Sade Vatandaş

Recep TAŞKIRAN

Sürücü kursu eğitmeni olduğum yıllar boyunca direksiyon başına geçen yüzlerce adayla aynı gerçeği paylaştım: Trafik sadece araç kullanmak değil, aynı zamanda bir sabır ve anlayış sınavıdır.

Her yıl 2–8 Mayıs Trafik Haftası’nda hatırladığımız kurallar, aslında her gün uygulamamız gereken birer hayat sigortasıdır. Ancak sahada gördüğümüz en büyük eksiklik; bilgi değil, sabırdır. Çünkü birçok sürücü kuralları bilir ama uygularken acele eder, tahammül göstermez.

Direksiyon eğitimi alan adaylar trafikte en hassas gruptur. Onlar öğreniyor, hata yapıyor, heyecanlanıyor. İşte tam bu noktada diğer sürücülere büyük görev düşüyor. Bir aday araç yavaş kalktı diye korna çalmak, sıkıştırmak ya da panik yaptırmak sadece bir hatayı büyütür. Oysa biraz anlayış, belki de bir kazayı en baştan engeller.

Unutmayalım ki her sürücü bir zamanlar acemiydi. Bugün ustalaşmış olmak, başkalarına karşı sabırsız olma hakkı vermez. Trafikte saygı, en az kurallar kadar önemlidir.

Adaylara ise her zaman şunu söylüyorum:

“Kurallara uy, acele etme, panik yapma. Trafik bir yarış değil, bir sorumluluktur.”

Çünkü en iyi sürücü hızlı giden değil, doğru ve güvenli giden sürücüdür.

Trafikte empati kurmak, sadece insanlık değil aynı zamanda güvenlik gereğidir. Bir yaya geçidinde durmak, bir öğrenci sürücüye yol vermek, bir hatayı tolere etmek… Bunların her biri görünmeyen ama çok değerli katkılardır.

Denetimler, cezalar ve kurallar elbette gereklidir. Ancak gerçek güvenlik; sürücülerin birbirine gösterdiği saygı ve anlayışla sağlanır. Eğer trafikte biraz daha sabırlı olursak, yollar sadece daha düzenli değil, aynı zamanda daha güvenli hale gelir.

Son söz olarak; direksiyon başına geçtiğimizde sadece kendimizi değil, başkalarını da düşündüğümüz bir anlayışı benimsemeliyiz. Çünkü trafikte yapılan her davranışın bir karşılığı vardır.

Unutmayalım:

Biraz sabır, bir hayat kurtarır.

Bir kural, bir ömürdür.

Sağlıcakla Kalın

“İnsan Beşer, Kuldur Şaşar”

Bir insanın şaşırıp hata yapabileceğine dair söylenmiş en güzel sözlerden birisidir bence!

Hepimizin birçok kere şaştığı, hata yaptığı olmuştur mutlaka.

Ama küçük, ama büyük pek çok hatalar…

Hangi makam ve mevkiide olursak olalım hata yapmamız mümkündür.

Önemli olan; bu hatalardan ders çıkarmak ve yaptığımız hatayı da kabul edip bunu telafi etmektir.

Peki ya yapabiliyor muyuz?

Yani, hatalarımızdan yeterince ders çıkarabiliyor muyuz?

Ne yazık ki hayır.

Akıllı davranıyor olsak da bazen aynı hatayı pek çok defa yaptığımız oluyor maalesef.

O halde?

Akıllı olmak da yetmiyormuş demek ki!

Belli ki yapmamız gereken; çok daha akıllı olmak ve hatalarımızı tekrar etmemek.

Bakın Konfüçyüs ne demiş;

“Hata yapmak doğaldır, ama aynı hatayı tekrar etmek aptallıktır.”

Bence çok doğru.

Ya sizce?

ÖYLE SEVGİLİ Kİ

Düşünsene, öyle bir sevgili ki,
Yanındayken bile seni özleyen bir SEVGİLİ….
Ona sarılsan bile, sesine, kokuna hasret bir SEVGİLİ…
Sen eve gelince, dünyaları verseler seni değişmeyen bir SEVGİLİ…
Sen avden çıkınca, canı seninle giden bir SEVGİLİ..
Öyle bir sevgili ki, ister sahiplen, sev, bak; istersen, kov, at sokağa, hapset barınağa, açLığa susuzluğa terk et, ACIYLA, HASRETLE ÖLSÜN, SEVGİLİ…
“KÖPEK” dersin de, bilir misin neye, “KÖPEK” dediğini?..

“İNSAN” dersin de bilir misin kime, “İNSAN” dediğini?..

Kuran’ı Kerim. Sure 114/Ayet 1,2,3,4,5,6:
De ki: “İnsanların kalbine vesvese sokan, insan Allah’ı andığında pusuya çekilen, cin ve insan şeytanının şerrinden, insanların Rabbine, mutlak sahibine, insanların ilâhına sığınırım.

‘Maziden Atiye’de 5’inci etap

Olgay GÜLER

Edirne’de, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ‘Türkiye Yüzyılında Maziden Atiye’ programının 5’inci etabı, Musabeyli Korusu’nda 68 öğrenciyle başladı.

MEB’in koordinasyonunda, Edirne Valiliği destekleriyle İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve ilgili kurumların iş birliğinde 03-09 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen beşinci etap program, açılış etkinliğiyle başladı. Tekirdağ, İstanbul, Yalova, Bursa, Çanakkale, Balıkesir, Manisa ve Kütahya’dan gelen 68 öğrenci ile 10 öğretmenin katıldığı programın açılışına Edirne Vali Yardımcısı Sıdkı Zehin, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, İl Millî Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Alireisoğlu, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Gençlik ve Spor İl Müdürü Selim Ak ve davetliler katıldı.

Programda konuşan Milletvekili Aksal, projenin önemine dikkat çekerek, Edirne’de sadece ecdadın emanetlerini restore etmediklerini, aynı zamanda geleceği de inşa ettiklerini söyledi. Programda Selimiye Camisi Baş İmam Hatibi Yusuf Serenli’nin Kur’an okurken, fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Serhad Birlik ilk yardım eğitiminde

Edirne Belediyesi, 1-7 Mayıs Trafik ve İlk Yardım Haftası kapsamında Serhad Birlik şoförlerine yönelik iki gün süren ilk yardım farkındalık semineri düzenledi.

Gerçekleştirilen eğitimlerde; trafikte yaşanabilecek kazalara ilk müdahale, temel ilk yardım uygulamaları, acil durumlarda doğru ve etkili müdahale ele alındı. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen seminerlerde, doğru ve zamanında müdahalenin hayati önemi vurgulandı.

Toplu ulaşımda görev yapan şoförlerin ilk yardım konusundaki bilgi ve farkındalığını artırmayı amaçlayan eğitim programı boyunca katılımcılar, teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı çalışmalarla da desteklendi.

Edirne halkının güvenli ulaşımı için önemli bir görev üstlenen şoförlere teşekkür edilirken, benzer eğitimlerin önümüzdeki süreçte de sürdürüleceği ifade edildi.

‘Çocuklar birbirini öldürerek büyümemeli’

Olgay GÜLER

Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Nebahat Çavuş, 14 yaşındaki Gizem Özdemir’in akranı tarafından tüfekle öldürülmesine ilişkin yayınladığı basın açıklamasında, bireysel silahlanma tehlikesine dikkat çekti.

Kentte, Cumartesi günü 02.00 sıralarında A.Ç. isimli erkek çocuğu, aynı yaştaki arkadaşı Gizem Özdemir’, henüz bilinmeyen nedenle tüfekle öldürdü. Olayın ardından kent kamuoyunda, son yıllarda üst üste yaşanan cinayetler nedeniyle tedirginlik yaşandı. Konuyla ilgili açıklama yayınlayan Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Nebahat Çavuş da, bireysel silahlanma tehlikesine dikkat çekti.

‘TOPLUMSAL ALARM’

Çavuş, Duru Pakarda, Gülden Coni ve son olarak Gizem Özdemir’in yaşıtları tarafından öldürüldüklerine dikkat çekerek, “Edirne’de kısa süre içinde üç kız çocuğu Duru,Gülden, Gizem’in yaşıtları oğlan çocukları tarafından öldürüldüler. Bu kızlarımızın öldürülmeleri bireysel suçlar olarak değerlendirilemez. Bu durum ciddi bir toplumsal alarmdır. Çocukların duygusal gelişimi, toplumsal cinsiyet algısı, şiddetin normalleşmesi, silaha erişim, dijital kültür, aile içi iletişim eksikliği ve çocuk koruma mekanizmalarındaki boşlukların birlikte ele alınmasını gerektiren ciddi bir toplumsal sorundur. Hepimizin gördüğü, duyduğu gibi özellikle ergenlik dönemindeki ilişkilerde; reddedilmeyi kabul edememe, kontrol etmeyi sevgi sanma, kıskançlığı normalleştirme ve öfkeyi güç göstergesi olarak görme gibi yanlış öğrenilmiş davranışlar şiddete dönüşebilmektedir. Çocukların kesici, delici ve ateşli silahlara kolay ulaşabilmesi ise bu şiddeti ölümcül hale getirmektedir” dedi.

‘ÇOCUKLAR BİLİNÇLENDİRİLMELİ’

Toplum çoğu zaman kız çocuklarına ‘dikkatli ol’ demeyi yeterli görürken, oğlan çocuklarını yeterince bilinçlendirmediğini dile getiren Çavuş, “Ayrıca sosyal medya, diziler, oyunlar ve bazı dijital içerikler; öfkeyi kahramanlık, kıskançlığı aşk, saldırganlığı güç, silahı ise prestij gibi gösterebiliyor. Ergenlik çağındaki çocuklar bu davranışları model alabilmektedir. Kadınların ve kız çocuklarının güçlenmesi için önemli çalışmalar yapılırken; oğlan çocuklara yönelik duygusal gelişim, öfke kontrolü, sağlıklı ilişki kurma ve şiddetsiz iletişim alanlarında yeterli çalışma yapılmaması sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır. Bir an önce oğlan çocuklara; öfkenin yönetilebilir olduğu, sevginin kontrol etmek olmadığı, “hayır” cevabının kabul edilmesi gerektiği anlatılmalıdır. Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, okullar ve mahalle çalışmaları kapsamında oğlan çocuklarla düzenli sosyal-duygusal programlar yürütülmelidir. Çünkü şiddet çoğu zaman öğrenilmiş bir davranıştır ve değiştirilebilir. Kız çocuklarına ise güvenli ilişkiyi ayırt etme, psikolojik baskıyı tanıma, tehdit karşısında destek isteme ve dijital şiddeti fark etme konularında destek verilmelidir. Ancak bu yaklaşım, ‘kendini koru yoksa suç senin olur’ anlayışıyla değil; çocuk hakları perspektifiyle ele alınmalıdır” diye konuştu.

‘ÇOCUKLAR BİRBİRİNİ ÖLDÜREREK BÜYÜMEMELİ’

Okullarda akademik bilginin yanında çocuklara; duygularını ifade etme, öfke kontrolü, çatışma çözme, dijital ilişkiler, sınır koyma, rıza ve saygı konularında da eğitim verilmesi gerektiğini belirten Çavuş, “Bu çalışmalar rehber öğretmenler, psikologlar ve yaş grubuna uygun atölyelerle düzenli şekilde yürütülmelidir. Okul, aile ve rehberlik sistemi bu davranışları “ergenlik normalidir” diyerek geçiştirmemeli, ciddiyetle ele almalıdır. Çocukların silahlara bu kadar kolay erişebilmesi, devletin ve ailelerin bu konuda yeterli hassasiyet ve denetimi sağlayamadığını göstermektedir. Bireysel silahlanmanın kolaylaşması Çocuklarında silaha erişimini kolaylaştırmaktadır. Silahlanmanın yaygınlaşması için yasal düzenlemeler kadar aileler bilinçlendirilmesi ve okul çevrelerinde denetimlerin arttırılması zorunludur. Çocukların korunması için olaylar yaşanmadan önce önlem alan bir sistem kurulmalıdır. Çocuklar birbirini öldürerek büyümemelidir. Bir kız çocuğunun “hayır” deme hakkı yaşam hakkıdır. Edirne Çocuk Hakları Derneği olarak tüm kamu kurumlarını, yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını çocukların korunmasına yönelik ortak kız ve oğlan çocukları kapsayan çalışmalar yürütmeye davet ediyoruz. Unutmayalım; çocuklar hepimizin sorumluluğu ve geleceğidir” şeklinde konuştu.

Sütte fiyat derdi devam!

Olgay GÜLER

Edirne Merkez ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı Mustafa Suiçmez, Ulusal Süt Konseyi’nin 24.30 lira olarak güncellediği çiğ süt alım fiyatının beklentinin altında kaldığını söyledi.

Ulusal Süt Konseyi (USK), 30 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen Yönetim Kurulu Toplantısı’nda sıcak çiğ inek sütüne ilişkin yeni tavsiye satış fiyatını açıkladı. Buna göre, yüzde 3,6 yağ ve yüzde 3,2 protein içeriğine sahip çiğ inek sütü için tavsiye satış fiyatı, 1 Mayıs 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, üreticinin eline litre başına net geçecek şekilde 24,30 TL olarak belirlendi.

‘BEKLENTİNİN ALTINDA KALDI’

Güncellenen fiyatı değerlendiren Edirne SÜTÜB Başkanı Musatafa Suiçmez, beklentinin altında kaldığını söyleyerek, “Bizim beklentilerimizin altında bir fiyat gerçekleşti. Şunu da söylemek lazım. Sosyal medyada çok afaki fiyatlar dolaşıyordu. Biz öyle fiyatlar da beklemiyorduk. Ülkenin şu anki durumuna uygun beklentiler değildi. Bizim beklediğimiz fiyatın bir tık altında kaldı diyebiliriz. Önemli olan burada, mevsimsel olarak süt üretiminin arttığı bir mevsimdeyiz. Bu mevsimde süt fiyatlarının arttığını gördüğümüz yıldayız. Az da olsa bir artış yapıldı, yetmez ama evet diyelim. Burada en önemli olan, geç de olsa Ulusal Süt Konseyi, 3 aylık periyotta sözünde durdu. 3 ay sonra tekrar toplanmalarını bekliyoruz ki ben 3 ayı bulacağını zannetmiyorum çünkü bu fiyat Haziran ayını anca kaldırır” dedi.

‘YETMEZ AMA EVET DİYORUZ’

Üreticinin asıl sıkıntı yaşadığı sorunun, artan yem fiyatları olduğuna dikkat çeken Suiçmez, “Burada bizim asıl sıkıntı çektiğimiz olay yem-süt paritesi. Burada Ulusal Süt Konseyi ülkedeki enflasyon ve diğer girdi kalemlerine bakıyor ama yem fiyatlarına hiçbir müdahale yapılmıyor. Yem fiyatlarını belirleyen bir kurum yok daha doğrusu. Bir taraftan bizim ürettiğimiz üründe fiyat belirleyen bir kurum var ama bu yem fiyatlarını da düzene sokacak bir kurum olmak zorunda artık. Bugün 850-900 liradan aşağı yem yok. Baktığımızda buradaki artış çok fazla. Umarız böyle bir sistem gelir. Yemdeki fahiş fiyat artışları olmamalı. Nasıl ki sütün fiyatlarını Ulusal Süt Konseyi belirliyorsa, bu yem fiyatlarını da mutlaka bir mekanizma belirlemeli ve bütün Türkiye’de bulunan yem fabrikaları buna uymalı. Uymayanlara ilgili bakanlıklar gerekli yaptırımları yapmalı. Ancak böyle düzene konulabilir. Bakıyorsunuz daha yeni süt alım fiyatı açıklanmadan 3-4 gün önce yeme ciddi bir zam yapıldı. Burada 3’er aylık dönemler geçirilmeden en geç Temmuz ayında bu fiyatlar revize edilmeli. Yetmez ama evet diyoruz” diye konuştu. 

‘SANAYİ YEMİNDEN UZAKLAŞMAMIZ LAZIM’

İmkanı olan üreticilerin, sanayi yemleri yerine kendi yemlerini de yapabileceğini hatırlatan Suiçmez, “Üreticilerin üzerine düşen görevler de var kendi iyilikleri açısından. Mümkün mertebe bu sanayi yemlerinden uzaklaşmamız lazım. Kendi yemimizi kendimiz hazırlamamız lazım. İmkanları olan üreticilerimiz kendi yemlerini yapıyorsa, sanayi yeminden daha iyi yem yapıyordur. Çünkü onun içerisindeki enerjiyi, proteini nasıl dengelediğini bilir. Bazı sanayi yemlerinde farklı şeylerle de bunları dengeliyorlar. Zaman zaman bunları yaşadık. Verdiğimiz yemlerden hayvanlarımızda tırnak rahatsızlıkları, çeşitli şeyler de görüldü. Yavaş yavaş buna geçmemiz lazım” şeklinde konuştu.

‘Çocuk suçluluğu bir sonuçtur’

Edirne Barosu Aile, Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu, 14 yaşındaki bir kız çocuğunun erkek arkadaşı tarafından silahla öldürülmesini, bir çocuğun ateşli silaha bu kadar kolay erişebilmesi ve nasıl ruhsatsız silah taşıyabildiği sorusunu, denetim mekanizmalarındaki boşluğunu gözler önüne serdiğini bildirdi.

Edirne Barosu Aile, Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu yaptığı açıklamada, Edirne’de yaşanan ve 14 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan derin sarsıcı olay nedeniyle büyük bir üzüntü içerisinde bulunduklarını belirterek şunları yer verdi:

“Bu trajedi, sadece bir asayiş vakası değil; toplumsal koruma mekanizmalarımızın, eğitim sistemimizin ve çocuk güvenliği politikalarımızın acilen masaya yatırılması gerektiğini gösteren bir imdat çağrısıdır.

Bu acı tablo, görmezden gelinemeyecek birkaç kritik sorunu bir kez daha gün yüzüne çıkarmaktadır:

Çocuk Suçluluğu ve Şiddete Erişim:

14 yaşındaki bir çocuğun ateşli silaha bu kadar kolay erişebilmesi ve nasıl ruhsatsız silah taşıyabildiği sorusu, denetim mekanizmalarındaki boşluğu gözler önüne sermektedir. Çocukların ateşli silahlara erişimi ile ilgili sorular kurumlar tarafından ciddiyetle yanıtlanmalıdır. Çocuk suçluluğu bir sonuçtur; asıl mesele, çocuğu suça iten çevresel şartlar ve silahsızlanma eğitimindeki eksikliklerdir.

Korunma Eksikliği ve Israrlı Takip:

Çocuklar arasındaki ‘ısrarlı takip’ ve siber zorbalık vakaları, yetişkinler tarafından çoğu zaman hafife alınmaktadır. Oysa bu durum, telafisi imkansız şiddet eylemlerine zemin hazırlayan ciddi bir güvenlik ihlalidir. Sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği ve erken müdahale eksikliği, koruma sistemimizin ne yazık ki işlevsiz kaldığını göstermektedir.

Akran Nezaketi ve Duygusal Düzenleme:

Eğitim müfredatımızda akademik başarı kadar, “akran nezaketi”, öfke kontrolü ve çatışma çözme becerilerine verilmesi hayati önem taşımaktadır. Şiddet, bir iletişim dili olmaktan çıkarılmalıdır.

Kurumsal Sorumluluk:

Çocukların güvenliğinden okul, mahalle ve ilgili tüm devlet kurumları zincirleme sorumludur. Çocukların korunmasına yönelik önleyici mekanizmalar güçlendirilmeli; ve ailelerde erken uyarı sistemleri etkin biçimde hayata geçirilmelidir.

Hayatını kaybeden evladımıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dileriz. Komisyon olarak, adli sürecin takipçisi olacağımızı ve çocukların şiddetten arındırılmış bir dünyada yaşaması için mücadelemizi sürdüreceğimizi saygıyla duyururuz.”

Gencan’dan Sarayiçi’nde inceleme

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri’nin gerçekleştirileceği Sarayiçi’nde incelemelerde bulundu.

Edirne’de baharın gelişini simgeleyen ve köklü bir gelenek olarak her yıl büyük katılımla kutlanan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri öncesinde hazırlıklar yoğun şekilde sürüyor. Şenliklerin gerçekleştirileceği Sarayiçi’nde incelemelerde bulunan Filiz Gencan, yürütülen çalışmaları yerinde değerlendirdi.

Edirne Belediyesi tarafından organize edilen ve 5-6 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek olan şenlikler, her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor.

Dev Kakava ateşinin yakılacağı, konserler, dans gösterileri ve geleneksel ritüellerin gerçekleştirileceği şenlikler için alan ziyareti gerçekleştiren Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Şehrimizin en önemli değerlerinden biri olan bu şenlikleri en iyi şekilde gerçekleştirmek için tüm ekiplerimizle sahadayız. Hemşehrilerimizin ve misafirlerimizin güvenli, düzenli ve keyifli bir ortamda şenliklere katılabilmesi için gerekli tüm hazırlıkları titizlikle sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Sarayiçi’nde devam eden temizlik ve düzenleme çalışmalarının hızla devam ettiğini belirten Gencan, ilgili birimlerin koordinasyon içinde çalıştığını ifade etti. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde de yer alan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri, süresince yoğun katılım beklendiğini dile getiren Gencan, Edirne’nin bu büyük kültürel organizasyona hazır olduğunu söyledi.