Kategori arşivi: Siyaset

‘Üretici için veda rakamı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı çeltik alım fiyatlarının üretici için kara haber olduğunu vurgulayarak, “Açıklanan fiyatlar, üretici için veda rakamıdır. Üreticiyi yüz üstü bıraktınız. Keşke hiç açıklamasaydınız” tepkisini gösterdi.

TMO, 2025 yılı çeltik üretiminin yüzde 2,1 azalışla 998 bin tona gerilediğini açıklarken, Baldo grubu için alım fiyatının kilogram başına 40 lira, Cammeo grubu için 38 lira ve Osmancık grubu için 32 lira olduğunu duyurdu. CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, açıklanan fiyatlara tepki gösterdi. Yazgan, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin çeltik ambarı Edirne’mizde, alın teriyle toprağı bereketlendiren çiftçimiz bugün kara bir haberle sarsılmıştır. TMO tarafından açıklanan çeltik alım fiyatları; sadece bir rakam değil, üreticinin emeğinin nasıl hiçe sayıldığının, tarladaki yangının nasıl görmezden gelindiğinin belgesidir.

Bugün uzmanların ve ziraat odalarımızın yaptığı bilimsel çalışmalar ortadadır. Sadece İpsala bölgemizde 1 kilogram çeltiğin üretim maliyeti 41,80 TL olarak hesaplanmıştır. TMO ise en kaliteli Baldo pirinci için maliyetin bile altında, 40 TL fiyat açıklamıştır.

Sormak istiyoruz;çiftçimiz 42 liraya mal ettiği ürünü 40 liraya devlete satarsa, borcunu nasıl ödeyecek? Çoluğunun çocuğunun rızkını nereden çıkaracak? Bu fiyatlar, ‘Çiftçi ekmesin, üretim bitsin, biz ithalat baronlarını zengin edelim’ demektir.

Uzun süredir haykırıyoruz. ‘Üreticiyi küstürürseniz, seneye sofranızda yerli pirinç bulamazsınız’ dedik. Uzmanlar refah payı dahil Baldo grubu için en az 45 TL ve üzeri bir fiyat beklerken, açıklanan bu rakamlar üreticinin tarlasını icraya, traktörünü galeriye terk etmesi demektir.

Buradan iktidara ve Tarım ve Orman Bakanlığı’na sesleniyorum; Edirne çiftçisi sizin yanlış ekonomi politikalarınızın kurbanı olamaz. Bu yanlıştan derhal dönülmelidir.

Alım fiyatları acilen yukarı çekilmelidir. Prim desteği, komik rakamlardan çıkarılıp üreticiyi kurtaracak seviyeye getirilmelidir.Mazot, gübre ve özellikle fahiş artan tarla kiraları konusunda üreticiye doğrudan destek verilmelidir.

TMO, bu fiyatlarla piyasada düzenleyici değil, ‘piyasa bozucu’ bir rol üstlenmiştir. Edirne’nin milletvekili olarak, üreticimizin alın terinin her kuruşunun takipçisi olacağım. Çiftçimizi tüccarın insafına, borç yükünün altında ezilmeye terk etmeyeceğiz.”

‘Emekliyi sefalete mahkum ettiler’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP oylarıyla en düşük emekli maaşının 20 bin liraya çıkarılmasının bugünkü hayat pahalılığı karşısında yoksulluğu ortadan kaldırmak bir yana, yoksulluğu kalıcı hale getiren bir düzenleme olduğunu bildirdi.

CHP İl Başkanı Balkanlı, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP oylarıyla en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasın sağlayan kanun ile ilgili açıklama yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“TBMM Genel Kurulu’nda, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasını düzenleyen kanun teklifinin görüşmeleri sırasında yaşananlar, 23 yıllık AKP iktidarının emekliye bakışının açık bir özetidir.

Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerimizin, emeklilerin yaşadığı derin yoksulluğu ve geçim sıkıntısını görünür kılmak için astığı dövizlere dahi tahammül edemeyen AKP anlayışı, gerçeği örtbas etmeye çalışmaktadır. ‘Emekli sadaka istemiyor’, ‘Faize var, emekliye yok’, ‘Emekliyi aç, sefil bıraktınız’ sözleri birer slogan değil, milyonlarca emeklinin yaşadığı acı gerçeğin kendisidir.

Bugün Türkiye’de emekliler, yıllarca alın teri dökerek çalıştıkları bu ülkede, günlük 33 lirayla hayatta kalmaya zorlanmaktadır. AKP iktidarı için faiz lobileri, yandaş müteahhitler, israf düzeni vardır; ama emekliye gelince kaynak yoktur. Emeklinin maaşı bir hak değil, iktidarın lütfu gibi görülmektedir.

En düşük emekli maaşının 20 bin liraya çıkarılması, bugünkü hayat pahalılığı karşısında yoksulluğu ortadan kaldırmak bir yana, yoksulluğu kalıcı hale getiren bir düzenlemedir. Kiraların, gıdanın, ilacın, faturaların bu kadar arttığı bir ülkede 20 bin lira, emekliye insanca yaşam değil, sadece hayatta kalma mücadelesi sunmaktadır.

AKP iktidarı emeklileri seçime kadar sefalet ücretine mahkûm edip, seçim zamanı “bir miktar artışla” oy devşirme hesabı yapmaktadır. Emeklinin zor koşulları değil, iktidarın seçim hesapları önemlidir. Bu anlayış sosyal devlet anlayışı değildir; bu anlayış vicdansız bir yönetim anlayışıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradan bir kez daha söylüyoruz:

Emekli bu ülkenin yükü değil, onurudur.

Emekli sadaka değil, hakkını istemektedir.

Emekliyi yoksullaştıran bu düzen değişmek zorundadır.

Emeklilerimize çağrımız nettir:

Kandırılmayın, hakkınızı savunun. Sizi yoksulluğa mahkûm eden bu iktidar değil, sizi gerçekten düşünen bir yönetim mümkündür.

Türkiye, emeklisinin geçinemediği bir ülke olmaktan çıkacak.

İlk seçimde sandıkta halk gereğini yapacak, bu düzen değişecek, Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelecektir. CHP iktidarında emekli başta olmak üzere toplumun hiçbir kesimi yoksulluğa mahkûm edilmeyecek; emeklilerimize insanca yaşam sağlayan kalıcı çözümler üretilecek, alın terinin karşılığı eksiksiz verilecek ve bu ülkenin tüm yurttaşları rahat bir nefes alacaktır.”

Çakmak sulamasının bitimi 2029’a uzadı

Edirne Milletvekili Ediz Ün Çakmak Barajı’nın birinci aşama sulamasının bitiş tarihinin 2026 yılı yatırım programına göre 2029 yılına uzadığını belirtti. Her yatırım programında Çakmak Barajı’nın birinci aşama sulamasının bir yıl daha uzadığına dikkat çeken Ün, geçtiğimiz yıl da yatırım programı yayınlandığında bitime 3 yıl göründüğüne dikkat çekerek şunları söyledi:

“Çakmak Sulamasının kaderi her yatırım programı yayınlandığında değişmiyor. Her yatırım programında tamamlanmasına 3 yıl var. 2026 yılı yatırım programı da şaşırtmadı yine 3 yıl sonra bitirileceği öngörülüyor. Demek ki burada bir öngörüsüzlük var.

Geçtiğimiz yıl 2025 yılı yatırım programı yayınlandığında birinci aşama sulamanın 2028’de bitirileceği belirtiliyordu. Bu yıl 2029 olmuş. Biz konuya geçen yıl da değinmiş her yatırım programında bitime 3 yıl konulduğunu söylemiştik. Ayrılan parayla bu işlerin bitirilemeyeceğini görmek için müneccim olmaya gerek yoktu.

2019 yılı yatırım programına göre Çakmak’ta birinci merhalenin 2022’de bitirilmesi gerekiyor. Bitime üç yıl gibi bir süre veriliyor. 2025’te 2028 yılı 2026’da 2029 yılı hedef gösteriliyor. 3 yıl hiç değişmiyor. 2026 yatırım programına göre; bu yılın birim fiyatlarıyla Çakmak Birinci Aşama Sulamasının tamamlanması için yaklaşık 5 milyar 120 milyon para gerekli ve bunun 3 milyar 375 milyonluk bir kısmı harcanmış. Bugünün fiyatlarıyla yaklaşık 1 milyar 750 milyon liralık bir para daha gerekli. 2026 yılı için ayrılan para 634 milyon lira.

Bu tarihe kadar Çakmak sulamasının birinci aşamasının çoktan bitirilmesi hatta ikinci aşamasına da başlanıp bitirilmesi gerekirdi. Maalesef işler uzadıkça uzuyor. Oysa Edirne’de yaşayan herkes sulama projelerinin ne kadar önemli olduğunu, bunların bitimiyle ikinci ürün ekimine geçilebileceğini bilir. Çiftçinin kazanacağını bilir. 

Küresel iklim değişikliği ve her yıl biraz daha ağırlaşan kuraklık problemi sulama yatırımlarını, sulun verimli kullanımını ülkeler için yaşamsal önemdedir. Bölgemiz kuraklığı en ağır biçimde yaşamaktadır. Geçtiğimiz yıl başta ayçiçeği olmak üzere kuraklık nedeniyle yaşanan verim kaybı ve çiftçimizin uğradığı zarar hepimizin mamulüdür. Bunun için Çakmak’ın ve diğer sulama projelerinin gerekli kaynaklar sağlanarak tamamlanmalıdır.”

‘20 bin lirayla ne yapılır?’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, TBMM Genel Kurulu’nda emekli maaşı üzerinden iktidara sert tepki gösterdi.

TBMM Genel Kurulu’nda söz alan CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, şunları kaydetti:

“16 milyon emeklinin maaşının düzenlemesi üzerine buradayız.Yani nüfusun yaklaşık yüzde 17,8’i. 5 kişiden birisi bu ülkede emekli ve emekli maaşı alıyor. Konu sadece ücret değil, AKP Grubu bu konuya ücret olarak bakıyor; biz bu konunun yaşam savaşı olduğunu kesinlikle savunuyoruz.Yaşamak için bu bedele ihtiyaç var. Bu konuyu herhangi bir konu gibi gündeme getireceklerdi. Sağ olsun, Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel bu konunun üzerinde durdu, 14 gündür biz nöbetteyiz ve bu konunun herhangi bir konu olmadığını bilerek, tabiri caizse kafanıza vura vura sizlere anlatıyoruz.

20 bin liradan bahsediyoruz. Sizler de bu hayatın içerisinde yaşıyorsunuz, 20 bin lirayla ne yapılabilir? Hoş, 20 bin lira sizin için herhangi bir para değil. 20 bin lira bahşiş bırakanlara neyi anlatıyoruz?

Benim şehrim Edirne’de en düşük kiralar 15-20 bin lira dolayında. Bakın, 20 bin lira maaş alan bir emeklinin, hadi 2 emekli olsun, 40 bin lira girdi evlerine, 20 bin lira zaten kiraya gitti. Kıyma 800-850 lira, domates 70-80 lira, salatalık 80-90 lira, ekmek 15 lira. Ne yiyecekler?Hakikaten düşündükçe işin içinden çıkılmaz bir hâl alıyor. Bizim Edirne Belediyesi bir tane Halk Kasap kurdu. Onun önündeki manzaraları görmenizi hakikaten isterim; bugün orada 550 liraya kıyma satılıyor, gariban emekli amcamız, teyzemiz onun önünde kuyruk oluyor ve metrelerce o insanların hak etmediği bir muamele oluşuyor. Hâlbuki bizim devletimiz de bunu bu fiyata satabilir.Bunu yapacak gücünüz var ya da maaşı artırabilirsiniz, bunu yapacak gücünüz de var.

Emekliyi bu hâle getiren sizsiniz; AKP iktidarıdır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır ve ilk sandıkta gideceksiniz. Bu düzen adaletsizdir; bu dönem, bu düzen vicdansızdır, zulümdür.Emekli unutmaz, emekli affetmez. Üzerinize düşen, bu parayı faize değil, garibana vermek.Bu kadar. Başka da yapmanız gereken bir şey yok.

Biliyorsunuz AKP ‘Erdemliler Hareketi’ olarak kurulmuştur, sizlerin söylemiyle. Siz 23 yılda hakikaten çok değiştiniz, artık bence ‘Sıcak Salon Hareketi’ oldunuz. Çarşıyı, pazarı unuttunuz; açılışlara gidiyorsunuz, parti ziyaretlerine gidiyorsunuz, etrafta geziyorsunuz. Hakikaten gerçekten erdemliler var içinizde, onları da ayırıyorum ama onların da vicdanına sesleniyorum; o vicdanınızı, yüreğinizi ortaya koyun ve gereğini yapın.”

‘Aynısını verin oylayalım’

CHP’nin reddedilen teklifine destek verilmesi çağrısı yapan ve “Bize destek olun, emeklilerimize destek olun, ülkemizdeki emeklileri bu makûs talihlerinden kurtarın” diyen Yazgan, iktidara “’Biz CHP’nin teklifini onaylamayacağız’ diyorsanız, aynısını siz teklif edin, biz gelelim onaylayalım” sözleriyle seslendi.

‘Türkmenler Suriye’nin asli unsuru’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclis’i Genel Kurulu’nda Türkiye’nin Suriye politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yaklaşımın etnik ayrımlar üzerinden değil insan onuru, eşit temsil ve tarihsel sorumluluk temelinde ele alınması gerektiğini söyledi. Akalın, Suriye’de yaşayan Türkmenlerin uzun süredir ihmal edilen meşru haklarının görmezden gelinmesinin ciddi bir eşitsizlik yarattığını vurguladı.

Türkmenlerin Suriye’nin çok kültürlü toplumsal yapısının asli unsurlarından biri olduğunu belirten Akalın, siyasi ve hukuki düzenlemeler yapılırken bu topluluğun süreçlerin dışında bırakılmasının barışa ve bölgesel istikrara katkı sunmadığını ifade etti.

Son dönemde yaşanan somut bir gelişmeye dikkat çeken Akalın, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Fehim İsa’nın, Türkmenlerin karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmemesine yönelik kaygılarını dile getirerek görevinden ayrıldığını hatırlattı. Bu istifanın bir kimlik tartışmasından ziyade eşitlik ve kapsayıcılık talebinin açık bir göstergesi olduğunu belirtti.

Türkiye’nin Suriye’deki varlığı ve diplomatik yaklaşımının tüm topluluklar için adil ve dengeli bir çözümü hedeflemesi gerektiğini dile getiren Akalın, “Araplar, Türkmenler, Kürtler, Süryaniler ve farklı dini gruplar için kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmelidir. Ancak kapsayıcılık, bazı toplulukların sürekli yok sayılması pahasına inşa edilemez” dedi.

Türkmenlerin güvenliği, siyasi temsili ve geleceğinin bölgesel barışın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Akalın, Türkiye’nin hiçbir topluluğu diğerinin karşısına koymadan Türkmenlerin de masada, sahada ve diplomatik süreçlerde hak ettikleri yeri almasını sağlamakla sorumlu olduğunu söyledi.

İYİ Parti olarak Suriye’de tüm toplulukların ulusal yapı ve barış içinde bir arada yaşayabileceği bir çözümü savunduklarını ifade eden Akalın, Türkmenlerin bugüne kadar ihmal edilmiş haklarının takipçisi olacaklarını kaydetti.

Konuşmasının sonunda hükümete çağrıda bulunan Akalın, Suriye politikasının güvenlikçi reflekslerin ötesine geçmesi gerektiğini belirterek, “Türkmenlerin yok sayılmadığı, tüm toplulukların kendini güvende hissettiği, birleştirici ve adalet temelli bir yaklaşım Türkiye’nin milli çıkarlarının temelidir” ifadelerini kullandı.

Başkan Makak’tan Balkanlı’ya yanıt!

AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, CHP İl Başkanı Yücel Balkanlı’nın Ulus Pazarı açıklamalarına tepki gösterdi.

AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, “CHP İl Başkanı Sayın Yücel Balkanlı’nın “Bu bir pazarın değil, denetimsizliğin sonucudur” şeklindeki açıklaması, Belediye adına ibretlik bir beceriksizlik itirafıdır. Sayın Balkanlı, bu sözleriyle belediyenin yıllardır süregelen ihmalini ve görevini yapmadığını kendi ağzıyla bir kez daha bizzat tescillemiştir” dedi.

“Denetleme yetkisi ve sorumluluğu tamamen Edirne Belediyesi’ne aittir” diyen Başkan Makak açıklamasında şunlara yer verdi:

Sayıştay raporu üzerinden algı yapmaya çalışmayın. Sayıştay; “Bu yapı bu haliyle sürdürülebilir değil, gerekli önlemleri alın, denetimleri yapın ve pazarın işleyişini yasal çerçevede devam ettirin” demiş olmasına rağmen, Edirne Belediyesi sorumluluk alıp sistemi düzeltmek yerine kolaya kaçmış ve pazarın kapısına kilit vurmayı seçmiştir.
Kendi yapmadığınız denetimin faturasını esnafa ve halka kesemezsiniz!

Bu alanı borçlara karşılık SGK’ya bizzat Edirne Belediyesi teklif etmiştir; SGK’nın böyle bir talebi olmamıştır. Kendi mali hatalarınızın bedelini, şehrimizin mülklerini feda ederek ödemeye çalışıyorsunuz.

Şeffaf bir yönetim sergilemek yerine, her zamanki gibi kendi yanlışlarınızı örtmek için Edirne’nin bir markasını yok ettiniz. Kendi ağzınızla itiraf ettiğiniz bu “yönetememe” halini Edirne halkının takdirine bırakıyoruz.

Şimşek’ten Türk Bayrağı’na saldırıya büyük tepki

21. Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Türk Bayrağı’na saldırmanın cesaret değil, acziyetin ve teslimiyetin açık göstergesi oluğunu bildirdi.

Eski Milletvekili Şimşek, Mardin’in Nusaybin ilçesi Kamışlı mevkiinde Türk Bayrağı’na yönelik gerçekleştirilen alçak saldırıyı en sert biçimde kınadığını söyledi. Şimşek  yaptığı yazılı açıklamada şunlara yer verdi:

 “Şanlı bayrağımız; bu topraklar için can vermiş aziz şehitlerimizin emaneti, milletimizin namusu ve devletimizin egemenliğinin tartışılmaz sembolüdür. Bayrağa uzanan her el, yalnızca bir kumaş parçasına değil; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, milletimizin birliğine ve ortak geleceğimize uzanmıştır.

Bu tür provokatif eylemler, kimden ve nereden gelirse gelsin, asla masum değildir. Amaçları; milletimizi ayrıştırmak, kardeşliğimizi zedelemek ve bölgemizi yeniden kaos ortamına sürüklemektir. Ancak herkes bilmelidir ki; bu millet, bu oyunları defalarca bozmuş, bayrağına ve devletine uzanan her kirli girişime karşı dimdik durmayı bilmiştir.

Geçmişte olduğu gibi bugün de açıkça ifade ediyorum:

Türk bayrağına saldırmak cesaret değil, acziyetin ve teslimiyetin açık göstergesidir. Devletimizin sabrını sınamaya çalışanlar, hukukun ve millet iradesinin karşısında er ya da geç hesap verecektir.

Yetkili kurumları, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve faillerin en ağır şekilde cezalandırılması konusunda kararlı ve tavizsiz bir tutum sergilemeye davet ediyorum. Bu konuda en küçük bir ihmal, benzer provokasyonlara zemin hazırlamak anlamına gelecektir.

Buradan bir kez daha altını çizerek söylüyorum: Bu bayrak inmeyecek, bu devlet diz çökmeyecek, bu millet bölünmeyecektir. Ne Mutlu Türküm Diyene…”

Akalın’dan TBMM’de ‘yerel basın’ vurgusu

Olgay GÜLER

İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gündem dışı söz alarak basın mensuplarının sorunlarını dile getirdi.

İYİ Parti’li Akalın, TBMM genel kurulunda gündem dışı söz aldı. Konuşmasında, yerel basının sorunlarına değinen Akalın, özellikle basın mensuplarından yurtdışına çıkış harcı alınmaması gerektiğini dile getirdi. Yerel basının hayatta kalmakta zorlandığını söyleyen Akalın, sürdürülebilirliğin sağlanması için maddi destek mekanizmalarının oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.

‘YEREL BASIN HAYATTA KALMAKTA ZORLANIYOR’

Yurtdışına çıkışta alınan harçlara değinen Akalın, “Basın mensupları için, yurt dışı çıkış harcı kaldırılmalıdır. Özellikle sınır illerinde görev yapan fiilen gazetecilik yapan, meslek mensuplarına kalıcı ve açık bir muafiyet tanınmalıdır. Türkiye’de yayımlanan gazetelerin yüzde 90’ından fazlası yerel gazetelerdir. Yani basının omurgasını yerel basın oluşturmaktadır. Ancak aynı yerel basın artan kağıt baskı ve dağıtım maliyetleri, azalan reklam gelirleri, resmi ilanlara aşırı bağımlılık ve tasarruf gerekçesiyle kesilen kamu abonelikleri nedeniyle hayatta kalmakta zorlanmaktadır. Son yıllarda yüzlerce yerel gazete ya kapanmış ya da zorunlu olarak dijital yayıncılığa geçmiştir. Yerel basında çalışan gazetecilerin büyük bir bölümü fazla mesai ücreti almadan sosyal güvencesi eksik ve sürekli iş kaygısı altında çalışmaktadır. Bu tabloyu daha da ağırlaştıran bir başka gerçek ise gazetecileri temsil eden bağımsız ve yasal bir basın meslek odasının bunun olmamasıdır. Bu nedenle gazeteciler haklarını savunacak güçlü bir muhatap bulamamakta, meslek standartları bağlayıcı şekilde uygulanamamaktadır” dedi.

‘YEREL BASINI ZAYIFLATAN HER UYGULAMA DEMOKRASİYİ ZAYIFLATIR’

Basın kartı, ilan ve reklam süreçlerinin keyfi uygulamalara açık hale geldiğine vurgu yapan Akalın, “On binlerce gazeteci fiilen çalışmasına rağmen kamu kurumları nezdinde adeta görünmez durumdadır. Yerel basını zayıflatan her uygulama yerel demokrasiyi zayıflatır. Gazeteciyi sahadan uzaklaştıran her engel toplumu gerçekten uzaklaştırır. Bu nedenle çağrımız nettir; gazeteciler için yurt dışı çıkış harcı kaldırılmalıdır. Sınır illerinde görev yapan gazetecilere özel ve kalıcı kolaylıklar sağlanmalıdır. Yerel basına sürdürülebilir maddi destek mekanizmaları oluşturulmalı, resmi ilan ve reklamlar adil ve şeffaf biçimde dağıtılmalı, gazetecilerin örgütlenmesini sağlayacak bir basın meslek odası hayata geçirilmelidir. Sözlerimi tamamlarken şunu özellikle vurgulamak istiyorum; bu talepler kamuoyunun haber alma hakkı ve demokrasinin gereğidir. Haberin serbest dolaşımı demokrasinin nefesidir” diye konuştu.

CHP’den fitre  hesabı!

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıkladığı 240 TL’lik fitre tutarının 23 yıllık AKP iktidarının halkı hangi koşullara mahkûm ettiğinin açık bir itirafı olduğunu belirterek, “Diyanet eliyle açıklanan bu fitre, Ramazan’ın ruhunu değil, AKP iktidarının halktan ne kadar koptuğunu göstermektedir” dedi.

CHP İl Başkanı Balkanlı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Ramazan ayı için açıklamış olduğu 240 TL’lik fitre ile ilgili açıklama yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada şunları kaydetti;

“Türkiye’de milyonlarca yurttaş açlık sınırının altında maaşlarla yaşam mücadelesi verirken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Ramazan ayı için bir kişinin günlük beslenme ihtiyacı olarak açıkladığı 240 TL’lik fitre tutarı, 23 yıllık AKP iktidarının halkı hangi koşullara mahkûm ettiğinin açık bir itirafıdır. Bu tablo ekonomik değil, bilinçli bir tercihtir.

Fitre, bir insanın günlük asgari gıda ihtiyacını ifade eder. Ancak bugün 240 TL ile bırakın sağlıklı beslenmeyi, üç öğün simit, peynir ve çay bile alınamamaktadır. Bu hesap, sadece ekonomik gerçeklerden kopuk değildir; aynı zamanda yoksulluğu normalleştiren, açlığı kader gibi sunan bir zihniyetin ürünüdür.

Daha vahimi şudur: Diyanet’in kendi hesabına göre dört kişilik bir ailenin aylık gıda ihtiyacı 28 bin 800 TL’dir. Bugün asgari ücret 28 bin 75 TL, en düşük emekli maaşı ise 20 bin TL’dir.

Bu tabloya göre: Asgari ücretli bir aile ayda sadece 29 gün doyabilmektedir. 20 bin TL emekli maaşıyla geçinen bir yurttaş ve ailesi ise ayda 9 gün aç kalmaktadır.

Diyanet eliyle açıklanan bu fitre, Ramazan’ın ruhunu değil, AKP iktidarının halktan ne kadar koptuğunu göstermektedir. Diyanet lüks otellerde seminer düzenlesin, lüks makam araçlarına binsinler, halkımıza 240 TL’yi reva görsün. Ramazanda her gün siz evinizde 240 TL ile sofra kurun. Açlığı kader gibi sunan, yoksulluğu olağanlaştıran bu anlayışı kabul etmiyoruz.

AKP iktidarı yıllardır ‘sabredin’ diyor, ‘şükredin’ diyor. Ama milletin sabredecek gücü de, şükredecek sofrası da kalmamıştır. Emekli pazar artıklarını topluyor, asgari ücretli ayın ortasını getiremiyor, gençler memleketten kaçmanın yollarını arıyor.

Bu mudur sizin ‘Türkiye Yüzyılı’ dediğiniz? Bu mu sosyal devlet?  Bu mu kul hakkı hassasiyeti? Bu mu Ramazan’ın bereket anlayışı?

EDİRNE’DE SOSYAL BELEDİYECİLİK VAR

Tam da bu gerçekler konuşulmasın diye, AKP’nin Edirne İl Başkanı ve Milletvekili Edirne’de başarısı herkes tarafından kabul edilen Belediye Başkanımız Sayın Filiz Gencan’ı ve Edirne Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışını hedef almaktadır.

Çünkü biliyorlar ki; Edirne Belediyesi bugün yoksullukla mücadele ediyor. Biliyorlar ki; CHP’li belediyeler halkı kaderine terk etmiyor, halkın sofrasına el uzatıyor.

AKP’nin derdi belediyecilik değildir. AKP’nin derdi hizmet değildir. AKP’nin derdi yoksulluğun, açlığın ve ekonomik çöküşün konuşulmasını engellemektir.

Gerçeklerin üzerini belediyelere saldırarak örtemezsiniz. Edirne Belediyesi’nin sosyal destekleri, halk lokantaları, dayanışma projeleri; sizin 23 yılda yıkıma uğrattığınız sosyal devletin yerel ölçekte yeniden inşasıdır. Bundan rahatsız olmanız son derece doğaldır.

Buradan açıkça söylüyoruz: Bu ülkede sorun millet değildir. Bu ülkede sorun emekliler değildir. Bu ülkede sorun yoksullar hiç değildir. Bu ülkede sorun 23 yıldır ülkeyi yöneten, halkı yoksulluğa alıştırmaya çalışan AKP iktidarıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olarak açıkça söylüyoruz:  Halk ilk seçimde sandıkta konuşacak ,bu karanlık tablo tarihe karışacaktır. Bu düzen değişecek CHP iktidarında açlık bitecek. Yoksulluk sona erecek. Halkımız nefes alacak. Türkiye yeniden hak, hukuk ve adalet ile yönetilecektir

Balkanlı: İşte gerçekler!

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, AKP Edirne İl Başkanı Belgin İba’nın basın toplantısında Edirne Belediyesini hedef alan açıklamaları ile ilgili basın açıklaması yaptı.

Balkanlı yaptığı açıklamada’ şunlara yer verdi:
Değerli Edirneli Hemşerilerim
AKP Edirne İl Başkanı Sayın Belgin İba’nın son açıklamaları, kamu idaresinde sorumluluk almakla kenardan konuşmak arasındaki farkı bir kez daha ortaya koymuştur.
Sayın İba, Ulus Pazarı konusunda hem Sayıştay raporundaki usulsüzlükleri tekrar etmiş, hem de bu hukuksuz yapının devamını savunmaya çalışmıştır.
Biz CHP olarak, Edirne halkının sağduyusuna, vicdanına ve aklına güveniyoruz.
Bu açıklamayı da polemik üretmek için değil, gerçekleri net biçimde paylaşmak için yapıyoruz.

1. Sayıştay net konuştu, gereğini yapan biz olduk


Sayıştay 2024 raporu Ulus Pazarı hakkında şunları söylüyor:
– Denetimsiz kooperatif işletimi,
– 30’dan fazla kişiye ikiden fazla tezgâh verilmesi,
– Makbuzsuz para tahsilatı,
– Belediye gelirinde kamu zararı…
Sayın İba da bu durumu kendi ifadeleriyle teyit ediyor.
Sormak gerekir:
Böyle bir tabloyu kabul edip neden devam etmesini istiyorsunuz?
Sayıştay’ın görevi tavsiye vermek değil, hukuki sorumluluk hatırlatmaktır.
Belediyemiz de bu sorumluluğu yerine getirmiştir.
Belediye Başkanımız Sayın Filiz Gencan, bu süreçte bir pazarı değil, yıllardır sürdürülen denetimsiz bir yapıyı sonlandırmıştır.

2. SGK borcu: Mali bir yükten kurtulmanın akılcı ve yasal yolu


Edirne Belediyesi’nin uzun süredir devam eden SGK borcu, hizmet üretme kabiliyetini sınırlandırmakta; merkezi bütçe paylarından yapılan kesintiler nedeniyle belediyeyi zorlamaktadır.
Bu yükten kurtulmak için yasal çerçevede, birçok belediyede de uygulanan bir yöntem hayata geçirilmiştir:
Belediyeye ait bir taşınmaz, devlete bağlı bir kuruma devredilerek borç mahsuplaşması başlatılmıştır.
Bu işlem ne bir satış ne de bir özelleştirmedir.
Belediyemiz bu yolla, SGK borcunu kapatmayı hedeflemekte ve bu süreç planlandığı gibi ilerlemektedir.
Amaç açıktır:
Faize gidecek kaynakları Edirne halkının hizmetine dönüştürmek.
Bugün atılan bu adım, gelecekte belediyenin mali yükünü hafifleterek hizmet kalitesini artırma vizyonunun bir parçasıdır.

3. Esnaf yalnız değil, pazar kültürü Edirne’nin değeridir


Ulus Pazarı artık mevcut alanında kurulmamaktadır.
Ancak bu karar, Edirne’de pazar kültürünün sona erdiği anlamına gelmez.
Sebze–meyve pazarı aynı bölgede faaliyetini sürdürmektedir.
Giyim ürünleri için yeni, yasal ve adaletli bir yapı kurmak amacıyla gerekli çalışmalar yürütülmektedir.
Hiçbir esnafın mağdur edilmemesi için belediyemiz sorumluluğunu yerine getirmektedir.
Ama bu kez daha denetlenebilir, daha adil ve doğrudan esnafı merkeze alan bir sistem oluşturulacaktır.

4. “30 yıl öncesiyle aynı” mı?


Sayın İba, “Edirne 30 yıl öncesiyle aynı” demiş.
Keşke 30 yıl önce olduğu gibi, vatandaş pazara çıktığında filesini doldurabilseydi.
Bugün vatandaş pazara “yer yok” diye değil, cebinde para olmadığı için gidemiyor.
Tezgâhtaki fiyatlar, maaşla ay sonunu getiremeyen Edirnelinin sorunu.
Ve bu sorunun kaynağı, 23 yıldır Türkiye’yi yöneten ekonomi politikalarıdır.
Siz pazaryerinin çatısını konuşuyorsunuz, biz o tezgâhın altındaki hayat pahalılığını…
Ayrıca sizleri aylardır sahaya davet ediyorduk. Kısmen de olsa sahaya inmiş olmanızı memnuniyetle karşılıyoruz.
Ancak görüyoruz ki yine sahada değil, size hoşunuza gidecek cümleleri kuracak insanlara uğramışsınız.

5. Bu belediye normal şartlarda çalışmıyor; ama olağanüstü başarı gösteriyor


Türkiye derin bir ekonomik krizin içindedir.
Bu kriz sadece CHP’li belediyeleri değil, Türkiye’deki tüm belediyeleri etkisi altına almıştır.
Birçok belediye batma noktasına gelmiş, personeline maaş ödeyemez hale gelmiştir.
Ama Edirne Belediyesi:
✓ Borçlarını kapatmayı hedefleyen bir mali disiplin ortaya koymuş,
✓ Personel maaşlarını eksiksiz ödemiş,
✓ Hizmet üretmeye, yatırım yapmaya devam etmiştir.
Bir yandan altyapıda cesur adımlar atarken,
Bir yandan da sosyal belediyecilik anlayışıyla, vatandaşının yanında olmaya devam etmektedir.
Biz Belediye Başkanımız Filiz Gencan’ın arkasındayız, yanındayız.
Ne vaat ettiysek, Edirne’ye kazandırmak için gece gündüz çalışıyoruz.
Ve günü geldiğinde seçmenimizin karşısına;
Başımız dik, alnımız açık, gururla çıkacağız.

SONUÇ
Ulus Pazarı’nın kapanması değil,
22 yılda biriken  hukuki sorunların sona erdirilmesidir.
SGK borcunun kapatılması değil,
Edirne Belediyesi’nin mali özgürlüğünü kazanma sürecidir.
Sayın Filiz Gencan, bu süreçte:
Hukuka dayanmış,
Hesabını bilen bir yönetim sergilemiş,
Kamu yararını öncelemiştir.
Bizim meselemiz kişisel değil, Edirne halkının çıkarıdır.
Gerisi laf kalabalığıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.’’