Kategori arşivi: Siyaset

Yol aynı, bitiş yılı hep başka!

Edirne Milletvekili Ediz Ün, 2028’de tamamlanacağı öngörülen Edirne-Kırklareli yolunun yatırım programlarında yıl değiştikçe bitiş tarihinin de değiştiğini, artık herkesin konuşmaktan bıktığı Keşan – Enez yolunun ise yatırım programlarında bile yer almadığı görmenin üzücü olduğunu söyledi.

Milletvekili Ün, 2025 Yılı Yatırım Programında 2028’de tamamlanacağı öngörülen Edirne Kırklareli bölünmüş yolunun tamamlanması 2026 Yatırım Programında 2029’a uzadığını belirtti.2016’da yapımına başlandığında 2020 yılında tamamlanacağı belirtilen 47,5 Km’lik yolun bitirilmesinin 2029’a uzamasını değerlendiren Edirne Milletvekili Ediz Ün “Ya bu işi yapanlarda bir öngörüsüzlük var ya da Edirne ile Kırklareli arasındaki mesafe her yıl artıyor ki Bakanlık bir türlü yolu tamamlayamıyor” dedi.

Türkiye’de kaynakların yap işlet devret modeli ve geçiş garantili yollarla belli sermaye çevrelerine aktarıldığını bunun dışında kalan işlerin ise bütçe imkanları gerekçe gösterilerek yapılmadığını, sürüncemede bırakıldığını söyleyen Edirne Milletvekili Ediz Ün açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Geçtiğimiz yıl yatırım programı yayınlandığında Edirne – Kırklareli bölünmüş yolunun 2028 yılında bitirileceği yazıyordu. Ancak ayrılan parayla bu işin yapılamayacağı da gün gibi ortadaydı. O dönem Ulaştırma ve Altyapı Bakanına bu konuyla ilgili bir soru önergesi verdik ve gelen cevabı da kamuoyuyla paylaşmıştık. İşin 2028’de bitirilemeyeceği belliydi. Bu yıl yayınlanan yatırım programda bitiş tarihi 2029’a atılmış. Ancak aynı kafayla gidilirse 2029’da da Edirne – Kırklareli bölünmüş yolunu konuşuruz. Kaynaklar ulufe gibi dağıtılırsa işler yarım kalır uzar gider.

Şimdi bakıyoruz 2026 yılı yatırım programına güncel fiyatlarla yolun maliyeti 12 milyar 700 milyona yakın ama şu ana kadar yapılan harcama 5 milyar 300 milyon ve bu yıl için ayrılan para da 300 milyon lira. Bu parayla bu yol nasıl bitecek? Doğal olarak bitmeyecek ve biz aynı konuları konuşmaya devam edeceğiz. Türkiye’de iki il arasında bölünmüş yolun hala tamamlanamadığı başka yer var mıdır acaba? Edirne ve Kırklareli bilerek mi cezalandırılmaktadır?

Bu arada artık herkesin konuşmaktan bıktığı Keşan Enez yolunun yatırım programlarında bile yer almadığı görmek üzücü. Para olursa biraz yaparız mantığıyla yol yürünmez. Bu kafanın bedelini yıllardır vatandaşımız ödüyor.”

‘İYİ’lerin vakti geldi’

İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hakan Şahin, partisinin Ankara’da düzenlenen 4. Olağan Kurultayını büyük bir coşku ve kararlılıkla gerçekleştirdikleri belirterek, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun liderliğinde; azimle, kararlılıkla, cesaretle ve yorulmadan çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

İYİ Parti İl Başkanı Şahin, 4. Olaan Kurultay’a ilişkin açıklamasında şunlara yer verdi:

“Ankara’da, Cumhuriyetimizin son kalesine sahip çıkmak için ülkemizin dört bir yanından gelen teşkilat mensuplarımızla birlikte, İYİ Parti’mizin 4. Olağan Kurultayını büyük bir coşku ve kararlılıkla gerçekleştirdik.

Delegelerimizin teveccühüyle yeniden Genel Başkanlığa seçilen Sayın Müsavat Dervişoğlu’nu, Genel İdare Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu üyelerimizi yürekten tebrik ediyorum.

Sayın Genel Başkanımızın liderliğinde; azimle, kararlılıkla, cesaretle ve yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz.

Parti yönetimimizde görev üstlenen tüm yol ve dava arkadaşlarıma, omuz omuza yürüteceğimiz bu büyük mücadelede üstün başarılar diliyorum.

İYİ’lerin #VaktiGeldi. Kurultayımızın partimize, milletimize ve aziz vatanımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum.”

İba’dan ‘Ulus Pazarı’ çıkışı!

Olgay GÜLER

AK Parti İl Başkanı Belgin İba, Edirne Belediyesi’nin borçlarına karşılık Ulus Pazarı’nın da kurulduğu alanı SGK’ya devriyle ilgili kararını doğru bulmadıklarını belirterek, “Edirne’yle özdeşleşmiş, bir marka olmuş, bu kadar binlerce, on binlerce insanı ağırlayan bir yeri, alternatif pazar yeri yapmadan teklif etmek bize doğru gelmiyor” dedi.

İl Başkanı İba, geçtiğimiz hafta 10 Ocak’ta kutlanan Çalışan Gazeteciler Günü kutlamak ve Edirne’de 2025 yılında yapılan çalışmaları değerlendirmek üzere basın mensuplarıyla bir araya geldi. Parti il yönetiminin de katıldığı toplantı, kentte bir otelde gerçekleştirildi. İba, Edirne için adeta hizmet rüzgarının estiği bir dönemin yaşandığını söyledi. Edirne Belediyesi’ni, kentin sorunlarını çözmemekle eleştiren İba, Belediye’nin Ulus Pazarı’nın da kurulduğu alanı SGK’ya devretmesine yönelik alınan kararını da doğru bulmadıklarını dile getirdi.

‘EDİRNE 30 YIL ÖNCEYLE AYNI SORUNLARI YAŞIYOR’

Edirne’nin 30 yıl önce hangi sorunları yaşıyorsa, bugün de aynı sorunları yaşadığını dile getiren İba, “Maalesef yerelde Edirne, 20-25 yıl önce hatta 30 yıl önce hangi sorunları yaşıyorsa bugün de aynı noktada. Vatandaş bu konuda sitemkar. Biz de zaten bunu sahaya çıktığımızda görüyoruz. Arşivleri açıp bakmıştık seçim döneminde. O günkü seçim vaatlerinin bugünkü seçim vaatleriyle hiçbir farkı yok. Yani o gün de altyapıyı, yolu, tuvaleti, kaldırımı, parkı konuşurken, toplu taşımayı konuşurken bugün de aynı seçim vaatleriyle ve çözümsüzlükle devam ediyor Edirne’miz. Bu konuda gerçekten belki gündem yaratmak istesek bize her gün anlatacağımız kadar gündem çıkar. Ama derdimiz hiçbir zaman polemik yaratmak olmadı. Derdimiz hep ‘Edirne kazansın’ oldu. Edirne’ye hizmet etmek oldu. O yüzden polemiklerden uzak durarak çalışmaya destek vermeye her zaman böyle baktık. Bundan sonra da böyle bakacağız” dedi.

‘YA SÖZÜNÜZÜ TUTUN, YA DA SÖZ VERMEYİN’

Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın, seçim vaatlerini de yerine getirmediğini söyleyen İba, “Şimdi tam zamanı olduğu için söylüyorum. Seçim vaatlerine baktık. İşte şu anda tam Hilly Kavşağı’nın orada her akşam bir trafik çilesi var. Orayla ilgili bir katlı kavşak sözleri vardı. Biz beklerdik ki bu tam da o su kanalının, su borularının döşendiği anda bu katlı kavşak çalışması yapılsaydı, oradaki o sıkıntı köklü çözülseydi. Biz diyoruz ki; ya seçim vaadi olarak bunu vermeyin, ya da verdiyseniz arkasında durun. Tam da bu zamanda o katlı kavşağın yapılmasını beklerdik. Bakıyoruz yine seçim vaatlerine; 10 tane kreş demişler, daha bir tane yok. Düğün salonları, mahalle konakları. Yani biz tabii ki bunların takipçisi olacağız. Biz de gereken desteği vermemiz gerekiyorsa vereceğiz. Ama diyoruz ki ya verdiğiniz sözlerin arkasında durun, ya da o sözü vermeyin. Bu konuda da kim ne derse desin hizmetin yerelde başladığını bilmek lazım. Bu konuda vatandaşımızın aldığı hizmetten ne kadar memnun olduğunu belki en az bizler kadar sizler de görüyorsunuz. Eğer yerelde bir başarı ortaya koyamazsanız da genel için söyleyecek sözünüz olmaz. Bu anlamda elbette polemiklere girmeden ama Edirne’nin menfaatine olacak her konuda da ekibimiz, arkadaşlarımız, gündemle ilgili değerlendirmelerini yapacaklar, yapmaya da devam ediyorlar” diye konuştu.

‘ULUS PAZARI ŞEHRE DEĞER KATIYOR’

SGK’ya devredilmeye hazırlanılan Ulus Pazarı’nın kurulduğu alanla ilgili de konuşan İba, “Geçtiğimiz cumartesi günü hem çarşı esnafımızla hem de pazar esnafımızı dinlemek için o bölge Gençlik Kolu Başkanımız, grup başkanımız, belediye meclisi, grup başkanımız hep birlikteydik. Burası biliyorsunuz mülkiyeti Edirne Belediyesi’ne ait olan yaklaşık 400’e yakın esnafımızın içinde bulunduğu Türkiye’nin belki en büyük kapalı pazarlarından bir tanesi. Gerçekten sadece o bölge için de önemli değil. Sadece pazardaki esnafımız için de değil. Aslında bölge için de çok önemli. Ve yine sadece Edirne’ye değil Edirne’nin ilçelerine, komşu illerimize, hatta Yunanistan’dan, Bulgaristan’dan gelen misafirlerimize bile hizmet veren Edirne’yle aslında özdeşleşmiş bir pazar yerimiz. Bu anlamda şehre ekonomik katkısı büyük. Elbette bir güne sığdırılamaz ama belki daha çok fonksiyon kazandırılarak, çok daha farklı değerlendirilebilirdi, Burada sadece mesele oradaki 400’e yakın pazarcı esnafımız, bunlar tabii ki önemli ama buradan alışverişini yapan misafirlerimizin çevre esnaflara da çok büyük katkısı var. Yani oradan çıkan taksiye de biniyor, lokantaya da giriyor, eczaneye de giriyor, kasaba da giriyor. Bölgenin esnaflarına da katkısı çok büyük. Bu anlamda da şehrimize değer katıyor” şeklinde konuştu.

‘BELEDİYE DENETLEME YETKİSİNİ KULLANMAMIŞ’

Pazarın kapatılmasına üzüldüklerini anlatan İba, “Biz belediye başkanımızın geçtiğimiz hafta pazar yerinin resmen kapatıldığını söyleyince biz gerçekten üzüldük. Buradaki süreçle ilgili Sayıştay raporlarını da inceledik. Yani burada kamuoyunda da yanlış bilgi var. Sayıştay raporunda pazar yerinin kapatılmasıyla ilgili hiçbir şey yazmıyor. Bunu tek tek okuduk arkadaşlarımızla. Sayıştay raporunda diyor ki; ‘Belediye buradaki sorumluluğunu denetleme yetkisini yerine getirmemiştir. Buradaki kooperatif haksız gelir elde etmiştir.’Yani ne diyor? 367 esnaf var Sayıştay raporuna göre. Buradaki 367 esnafın 53 tanesinin kooperatif üyesi olduğu, diğerlerinin kooperatif üyesi olmadığını söylüyor. Yine 67 esnafın kooperatifin kendisine ait 67 tane tezgahı olduğunu söylüyor. Bir kişiye en fazla 2 tezgah verilebilir kuralının çiğnendiğini, 30’dan fazla kişiye ikiden fazla tezgah verildiğini söylüyor. Yani burada Sayıştay kısaca diyor ki; belediye denetleme yetkisini kullanmamıştır. Kullanmadığı için bu sorumluluğu yerine getirmediği için bu pazar hukuki bir sürece girmiştir” ifadelerini kullandı.

‘YER DOĞRU DEĞİL’

Borçlara karşı bu yerin dışında başka alanların devredilebileceğini dile getiren İba, “Bir de kamuoyunda şöyle bir bilgi var; ‘SGK burayı borçlarına karşılık istedi. ‘Burayı borçlarına karşılık teklif eden Edirne Belediyesi. Tabii ki takdir kurumundur. Kurum ne derse onların bileceği bir iştir ama burayı Edirne Belediyesi’nin SGK borçlarına karşılık isteyen SGK kurumu değil belediyedir. Süreç devam ediyor, değerlendirme aşamasında, henüz netleşmiş bir süreç yok. Bizdeki bilgi bu. Önümüzdeki günlerde netleşecektir diye düşünüyorum. Ama henüz bir devir işlemi gerçekleşmedi. Yani burada tabii ki bir uzlaşı olabilirdi. Belediye SGK borçlarına herhangi bir yerini verebilir. Bizim bununla ilgili hiçbir itirazımız yok. Ama o yer bu yer değildi. Yani Edirne’yle özdeşleşmiş, bir marka olmuş, bu kadar binlerce, on binlerce insanı ağırlayan bir alternatif pazar yeri yapmadan burayı teklif etmek bize doğru gelmiyor. Esnafımız bu konuda ikna değil. Kamuoyu bu konuda ikna değil. Biz buradan esnaf odalarımızı, Edirne Pazarcılar Odamızı göreve davet ediyoruz. Bu konuyla ilgili esnafını dinlesin esnaf odamız, pazarcılar odası pazarcısını dinlesin. Ve biz bu çatı altında Edirne esnafının içinde olduğu, esnaf odasının, pazarcılar odasının içinde olduğu bir çatı altında bu pazarın devam etmesinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Alternatif bir pazar yeri yapmak bir çözüm olabilir. Ondan sonra belki bu işlemler konuşulabilir. Ya da başka bir yer teklif edilebilir. SGK borcunun kapatılmasından yana hiçbir karşı duruşumuz yok. Ama bu yer doğru yer değil. Bu konuda belediye eğer bir hukuki süreç yaşanmışsa, belediye denetimini yapmadığını söylüyor Sayıştay. Gerekli denetimleri yapmamışsın yıllarca, şimdi bunun bedelini esnafımıza, vatandaşımıza ödetmek bizce doğru değil. Bu konuda inşallah en doğru kararı verirler. Ama bizim teşkilat olarak görüşümüz bu pazarın devam etmesi, belediyenin bu pazar esnafına ve çarşıdaki esnaflarımıza bu konuda kapıları kapatmaması” dedi.

Süt ürünlerinde gerileme!

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Kasım 2025 dönemine ait “Süt ve Süt Ürünleri Üretimi” verilerinin alarm verdiğini söyledi.

Türkiye’de 2021 yılının son çeyreğinde başlayan süt krizinin etkilerinin halen devam ettiğini belirten Ün, şu değerlendirmelerde bulundu:

“2020 yılında 23,5 milyon tona ulaşan süt üretimimiz, 2021’de yaşanan büyük krizin ardından 2022 yılında 21,5 milyon tona geriledi. Yani sadece bir yıl içinde 2 milyon tonluk üretim kaybı yaşandı. O günden bu yana süt üretimi yerinde sayıyor. TÜİK’in açıkladığı verilere göre, sanayiye aktarılan inek sütü miktarı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,0 azaldı. Ocak-Kasım döneminde ise bu düşüş yüzde 0,4 olarak gerçekleşti. Dahası, son dört aydır inek sütü üretimi bir önceki yılın aynı döneminin altında seyrediyor. Bu tablo, şap hastalığıyla başlayan verim kayıplarının ne denli ciddi boyutlara ulaştığını bir kez daha gözler önüne seriyor.”

Süt ürünlerinde de ciddi gerilemeler yaşandığını ifade eden Ün, süt üretimindeki düşüşün maliyetleri artırdığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Maliyet artışları nedeniyle çocuklarımızın tüketmesi gereken içme sütü miktarı Ekim ayında yüzde 6,3, Kasım ayında ise yüzde 6,0 oranında azaldı. Sağlıklı bir gelecek istiyorsak, her sabah çocuklarımızın kahvaltısında en az bir bardak süt olmalıdır. Ancak milyonlarca aile, içinde bulunduğumuz bu ekonomik yıkım tablosunda temel gıda ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Bu koşullarda yapılması gereken, geçmişte uygulanan okul sütü programının yeniden hayata geçirilmesidir. AKP iktidarı okullarda çocuklara beslenme desteği vermiyor. Süt vermemek kabul edilemez. Bu zor günlerde en değerli varlığımız olan çocuklarımızı korumak zorundayız.”

Süt üretimindeki krizin gelecek yıl da süreceğini vurgulayan Ediz Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

 “Türkiye hayvancılığı, AKP’nin ranta dayalı ithalatçı hayvancılık politikaları nedeniyle bir türlü düzlüğe çıkamıyor ve bu anlayışla da çıkamaz. Öncelikle yerli üreticiyi koruyan ve destekleyen cesur kararların alınması gerekiyor. Mevcut Tarım ve Orman Bakanı ile bu sorunların çözülmesi mümkün değil. Yerine gelecek olanın da gerekli iradeyi ortaya koyamayacağı ortadadır. Bu nedenle iktidar değişikliğine ihtiyaç vardır. Ülkenin geleceğini değiştirmek bizim elimizde. Hep birlikte üreten ve kazanan bir Türkiye’yi yeniden inşa edebiliriz.”

‘Selimiye’de zikire kim izin verdi?’

Olgay GÜLER

İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hasan Hakan Şahin, sosyal medyada bir grubun Selimiye Camisi’nde zikir çektiklerine yönelik dolaşan görüntülere tepki gösterdi.

İl Başkanı Şahin, parti binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan ve restorasyon sonrası ibadete açılması beklenen Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camisi’nde çekildiği iddia edilen zikir videolarına değinen Şahin, tepkisini dile getirdi.

‘KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL’

Görüntülerin kabul edilemeyeceğini belirten Şahin, “Ben bu görüntüleri kendi sosyal medya hesaplarımdan paylaşmadım. Çünkü görüntülerde 18 yaşından küçük çocuklarımız var. Göz bebeğimiz Selimiye Camii burası. Dünya mirası listesinde burası. Tadilat dolayısıyla büyük bir kısmı kapalı. Yeri geldi gazeteci olarak sizler içine giremediniz. Tadilatı dolayısıyla yaşanmayan tartışma kalmadı. Sabırsızlıkla yerli yabancı herkes açılışını bekliyor burasının. Soruyorum kim bu insanlar? Kim izin verdi bu insanlara? Biz kimsenin inancını, inancını nasıl yaşadığını,ibadetini nasıl yaptığını sorgulamıyoruz, karışmıyoruz da. Bizler camilerimizde böyle görüntüler elbette istemiyoruz. Bunları kabul etmemizde mümkün değil. Camilerde  namaz kılınır, Kuran tilaveti, vaaz, mevlit ve diyanet onaylı etkinlikler olur. Kaldı ki mevlit okutmak için bile izin alınması, resmi yazı ile başvurulması gerekmektedir” diye konuştu.

‘BU İNSANLARA KİM İZİN VERDİ?’

Görüntülerdeki gruba kimin izin verdiğini de merak ettiklerini kaydeden Şahin, iddiaya konu olan görüntülerdeki zikir çekme olayı için kimlerden izin alındığını da sordu. Şahin; “Şimdi soruyorum bu insanlara ( ki birden fazla video var çok sayıda girilmiş ) kim izin verdi? Cami imamı, müftülük ya da Diyanet’in izni var mı? Tarikat gibi toplanıp yüksek sesle zikir mevzuata uygun mudur? Biz tarikatız diyerek camide toplu faaliyet hakkı yoktur. Soruyorum var mıdır? Böylesi önemli ve şu an tadilatta olan bir camiye elini kolunu sallayan herkes girebiliyor mu? Selimiye camisinde içeriğine bakılmaksızın her türlü izinler veriliyor mu? Yoksa idari boşluk veya göz yumma mı vardır ? Tekrar soruyorum bu insanlara kim izin verdi?” dedi.

‘KONGREDE DESTEĞİMİZ DERVİŞOĞLU’NA’

İYİ Parti’nin 18 Ocak Pazar günü Büyük Ankara Kongre Merkezinde gerçekleştireceği 4’üncü Olağan Kurultayı’nda, mevcut genel başkan Müsavat Dervişoğlu’nun karşısına başka aday çıksa dahi Dervişoğlu’nu destekleyeceklerini belirten Şahin, “Cumhuriyetimizin son kalesine, tüm vatandaşlarımız davetlidir. Şu an için Genel Başkanımız tek aday olarak görülüyor ama neticesinde bu bir seçimdir. Başka adaylar da çıkabilir. Bizler üst kurul delegelerimiz, il ilçe teşkilatlarımız ile yaptığımız görüşmeler sonucunda başka bir aday çıksa dahi Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nu destekleyeceğiz. Partimize ömür biçilen günlerden, kişisel hırsların yanlış adaylığı getirip itiraz etmemize rağmen faturasının partimize kesildiği günlerden bugünlere gelmemizi sağlayan Genel Başkanımızın her daim yanında olduğumuzu ifade etmek isterim” şeklinde konuştu

CHP’den “gelişim raporu” tepkisi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı,  Milli Eğitim Bakanlığı’nın “gelişim raporu” uygulamasının çocukları ve gençleri Atatürk sevgisinden, Cumhuriyet değerlerinden ve aydınlanmacı eğitim anlayışından uzaklaştırma çabasının bir parçası olduğunu bildirdi.

Balkanlı, yarıyıl sonunda öğrencilere verilen karnenin ve Atatürk’ün kaldırılarak ilkokullarda Gelişim Raporu verilmesi ile ilgili olarak açıklaması yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2025–2026 eğitim öğretim yılı yarıyıl sonunda, ilkokullarda 1.ve 2.sınıflarda yıllardır uygulanan karne sistemini kaldırarak yerine “gelişim raporu” vermesi ve bu raporlarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yer almamasının eğitim camiasında ve toplum vicdanında haklı bir rahatsızlık yarattığını belirterek şunları söyledi:

“Cumhuriyetimizin kurucusu, çağdaş ve bilimsel eğitimin mimarı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün öğrencilerin eğitim hayatından sembolik olarak dahi olsa silinmeye çalışılması, basit düzenleme değil; ideolojik bir tercihin açık göstergesidir. Bu uygulama, çocuklarımızı ve gençlerimizi Atatürk sevgisinden, Cumhuriyet değerlerinden ve aydınlanmacı eğitim anlayışından uzaklaştırma çabasının bir parçasıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) olarak açıkça ifade ediyoruz: Atatürk bu ülkenin sadece geçmişi değil, aynı zamanda geleceğidir.

Atatürk’ün adını, sözlerini ve mirasını eğitimden çıkarmaya yönelik her adım, doğrudan Cumhuriyetin temel değerlerini hedef almaktadır.

Eğitim sistemi; öğretmenleri değersizleştiren, öğrencileri sınav baskısı ve belirsizlik içinde bırakan, velileri kaygıya sürükleyen uygulamalarla değil; bilimsel, laik, kamusal ve eşitlikçi bir anlayışla yönetilmelidir. Gelişim raporu adı altında yapılan bu değişiklik, ne eğitimin niteliğini artırmakta ne de çocuklarımızın yararına bir sonuç doğurmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak; Atatürk ilke ve devrimlerini temel alan, öğretmeni merkeze koyan,  öğrenciyi özgür düşünen bireyler olarak yetiştiren, velilerin kaygılarını giderecek şeffaf ve adil bir eğitim sistemini savunmaya devam edeceğiz.

Bu vesileyle; yoğun ve zorlu bir dönemi geride bırakan sevgili öğrencilerimize, büyük bir özveriyle görev yapan öğretmenlerimize ve her koşulda çocuklarının yanında olan değerli velilerimize iyi tatiller diliyoruz.

Cumhuriyetin değerlerini savunmaktan, Atatürk’ün izinde yürümekten ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Çiftçide 22, markette 54 TL!

CHP önceki dönem Edirne Milletvekili ve Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Ulusal Süt Konseyi’nin 22 gün gecikmeyle 27-28 TL olması gereken süt fiyatını 22 lira 22 kuruş açıklamasının sadece maliyeti karşıladığına dikkat çekerek, “Eğer üreticiyi düşünmezseniz ne olur biliyor musunuz? Nasıl ki kırmızı et ithal ediyorsak böyle giderse yakında süt ve süt ürünlerini de ithal etmek zorunda kalırız” dedi.

Sütün hem üretici hem de tüketici açısından temel bir ürün olduğuna dikkat çeken Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımda, üreticinin eline geçen çiğ süt fiyatı ile market raflarındaki satış fiyatı arasındaki uçurumun her geçen gün büyüdüğünü ifade etti.Gaytancıoğlu şunları aktardı:

 ÇİFTÇİDE 22, MARKETTE 54 TL

“Ulusal Süt Konseyi 22 gün gecikmeyle 27-28 TL olması gereken süt fiyatını 22 lira 22 kuruş açıkladı. Marketler daha üreticinin eline geçmeden zam yapmaya başladılar. Bütün üreticiler süt fiyatının artmasından çok maliyetlerin azalmasını, süt teşvik priminin arttırılmasını yani daha çok destek istiyorlar. Ama nerede? Üreticiyi duyan var mı? Yem fiyatları uçmuş, gören var mı?”

KIRMIZI ETTEN SONRA SÜT DE Mİ?

Gaytancıoğlu,  paylaşımındaki video da ise elinde marketten aldığı süt kutusunu gösterirken şunları söyledi:

“Bu sütü marketten aldım. Tam 53 lira 95 kuruş ödedim. Peki, üretici kaç paraya satıyor? Yeni 22 lira 22 kuruş oldu. Yüzde 15 zam geldi üreticinin fiyatına. 22 günde gecikme var. Ama sütün maliyeti de bu kadar. Çünkü inek yem yiyor, silaj yiyor, saman yiyor, bunun suyu var, günde 80-100 litre su içiyor. Elektrik masrafı, ulaşımı, taşıması, veteriner masrafı, ilaç masrafı. Bizim üreticinin cebine 22 lira girecek. 22 Ocak’tan sonra. Yazıktır, günahtır. Ama marketlerde hemen peynire, süte , yoğurda zam yapılacak. Yani gıda enflasyonu olarak gelecek. Üreticiyi düşünen yok. Bu sütün maliyeti üreticide zaten 22 lira civarında. En az 27-28 lira bekleniyordu. O da yapılmadı. Üreticiye estek var mı? Süt teşvik primi varı. Çok çok az söylemeye bile gerek yok. Üreticiyi düşünen yok.b Ama tüketici çok yüksek bedellerle süte ulaşıyor. Eğer üreticiyi düşünmezseniz ne olur biliyor musunuz? Bu süt ve süt ürünlerini de ithal etmek zorunda kalırız. Nasıl ki kırmızı et ithal ediyorsak böyle giderse yakında süt ve süt ürünlerini de ithal etmek zorunda kalırız. “

‘Paradan para kazanan büyüdü’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Türkiye’nin en değerli 20 şirketinin toplam değerinin, dünyanın en değerli 100 şirketi listesine ancak girebildiğini vurgulayarak, “Kaldı ki Türkiye’nin en değerli 3 şirketinden 2’si yabancı sermayedir. Üstelik bu 2 şirket de bankacılık sektöründedir. Bu liste, Türkiye’nin ‘orta gelir tuzağına’ neden takıldığını özetliyor. Paradan para kazananın büyüdüğü, üretenin eridiği bir ülke olduk” dedi.

Companies Market Cap’in 4 Ocak 2026 itibarıyla açıkladığı verilere göre piyasa değerlerine göre Türkiye’nin en büyük 20 şirketi şöyle:

“QNB Finansbank: $34.96B; Aselsan: $24.39B; Garanti BBVA: $14.61B; ENKA İnşaat: $10.91B; Koç Holding: $10.29B; Akbank: $8.88B; Türkiye İş Bankası: $8.87B; Turkish Airlines (THY): $8.76B; Tüpraş: $8.37B; Ford Otosan: $7.79B; BİM: $7.49B; Yapı Kredi: $7.48B; Halkbank: $6.43B; VakıfBank: $4.90B; Turkcell: $4.87B; Türk Telekom: $4.72B; Sabancı Holding: $4.22B; Coca-Cola İçecek: $3.85B; Erdemir: $3.78B; Tofaş: $3.00B”

‘20’SİNİN TOPLAMI ZOR YARIŞIYOR’

CHP’li Yazgan, listeye ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:

“Dünyanın en büyük 100 şirketi arasına girebilmek için baraj 120 milyar doları aşmaktadır. Bu da Türkiye’nin en değerli 20 şirketinin toplamının, bu listeye zorla girebildiğini göstermektedir.Yani koca bir ülkenin en büyük 20 değeri, bir araya gelse küresel bir teknoloji platformu kadar “pazar güveni” yaratamamaktadır. En değerli Türk şirketlerinin dünya devleri listesine girebilmesi için mevcut değerini yaklaşık 5 kat artırması gerekmektedir. Kaldı ki Türkiye’nin en değerli 3 şirketinden 2’si yabancı sermayedir. Üstelik bu 2 şirket de bankacılık sektöründedir.

Bu liste, aslında Türkiye’nin ekonomik modelinin nerede tıkandığının ve katma değer üretme konusundaki sancılarının bir aynası niteliğindedir. Listenin zirvesinde bankacılık sektörünün öne çıkması, sermayenin sanayi yatırımları yerine faiz odaklı finanslar araçlarda döndüğünün göstergesidir. Yabancı sermayenin zirvede yer alması ise birikimin yurtdışına transfer edilme riskini getirmektedir.Bankaların özsermaye kârlılığı yüksek olsa da, bu kâr sanayiye ucuz kredi olarak dönmüyorsa, ekonomi sadece finansal bir balon gibi büyür.Paradan para kazananın büyüdüğü, üretenin eridiği bir ülke olduk.”

‘SİVİLDE KARŞILIK BULMADI’

Yazgan, sözlerine şöyle devam etti:

“Listenin zirvesinde sanayi şirketlerinin olmaması, var olanların da cılız kalması, gelecek için sanayisizleşme riskini doğurmasının yanı sıra, ekonominin de hizmet ve finans sektörü üzerine kurgulandığını göstermektedir.

Listede öne çıkan bir diğer husus ise Aselsan’ın yalnızlığıdır. Yüksek teknoloji üreten ve piyasa değeri yüksek olan tek büyük şirket, devlet destekli Aselsan’dır. Sivil teknoloji şirketleri ve üniversitelerin küresel ölçekte rekabet edecek şirketleri çıkaramaması, “yerli ve milli” kalkınmanın sivil alanda henüz karşılık bulamadığını göstermektedir.

Bu liste, Türkiye’nin ‘orta gelir tuzağına’ neden takıldığını özetliyor. Sermaye, yüksek teknoloji yerine bankacılık ve gayrimenkul/inşaat gibi alanlarda birikiyor.Yabancı yatırımcı, üretim tesisi kurmak yerine kârlı bankaları satın almayı tercih ediyor.Öte yandan şirketlerin piyasa değerlerinin dolar bazında düşük kalmasının bir sebebi de TL bazında rekorlar kırsalar dahi, yüksek enflasyonun şirketlerin varlıklarını reel olarak eritmesidir. Yani şirketler büyümemekte, sadece enflasyon karşısında değerlerini korumaya çalışmaktadır.Eğer önümüzdeki 5 yıl içinde bu listeye sivil bir teknoloji veya yazılım şirketi giremezse, Türkiye sadece bankaların ve geleneksel sanayinin olduğu ‘devasa bir atölye’ olarak kalmaya devam mı edecek?Türkiye, ekonomik programını gözden geçirmek zorundadır.”

Edirne CHP mahalle gezilerinde!

Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör ve yönetim kurulu, mahalle muhtarlarına yönelik ziyaretlerini sürdürüyor.

Başkan Akgüngör ve ekibi, Barutluk, Nişancıpaşa, Sarıcapaşa, Medrese AliBey, Yancıkçışahin, Çavuşbey, Meydan, Umurbey, Menzilahir Mahallelerindeydi.

Akgüngör, “Muhtarlarımıza nazik misafirperverlikleri için teşekkür ederiz. Yerel demokrasinin temel yapı taşları olan muhtarlarımızla bir araya gelerek mahallelerimizin ihtiyaçlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini yerinde dinliyor; ortak akıl ve dayanışma anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör ziyaret  sonrası yaptığı açıklamada, “Muhtarlarımızla  kurduğumuz bu güçlü iletişimi, kentimizin ve mahallelerimizin geleceği için kararlılıkla sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

‘Devlet eliyle çiftçi batırılıyor’

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, 30 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile vergi ve Tarım Bağ-Kur borcu bulunan çiftçilere Hazine destekli tarımsal kredilerin verilmemesine sert tepki gösterdi. Söz konusu düzenlemenin, zaten ağır borç yükü altında üretim yapmaya çalışan yüz binlerce çiftçiyi fiilen üretim dışına ittiğini belirten Ün, kararın gerekçeleri ve sonuçlarının Cumhurbaşkanlığı tarafından kamuoyuna açıklanması gerektiğini vurguladı.

Karar alınmadan önce yüz binlerce çiftçinin bilgisi ve talebi dışında SGK sistemine dâhil edilerek Tarım Bağ-Kur’lu yapıldığını hatırlatan Ediz Ün, bu sürecin çiftçiler açısından ciddi bir mağduriyet yarattığını söyledi. 2024 yılı Haziran ayında Tarım Bağ-Kur’lu çiftçi sayısı 421 bin 467 iken, Temmuz ayında bu sayının 757 bin 171’e yükseldiğini, kısa süre içinde toplam Tarım Bağ-Kur’lu çiftçi sayısının 1 milyon 178 bin 387’ye çıktığını ifade eden Ün, “Bu artıştan habersiz olan 750 binden fazla çiftçi bugün Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi kullanamaz hale gelmiştir. Bunun adı, devlet eliyle çiftçiyi üretimden koparmaktır” dedi.

Ün, zaten ürününden para kazanamayan, girdi maliyetleri altında ezilen çiftçiye bir de Bağ-Kur ve vergi borcu gerekçe gösterilerek kredi kapılarının kapatılmasının, ‘Yeter ki sen üret’ anlayışından ‘Yeter ki sen üretme’ anlayışına geçildiğinin açık göstergesi olduğunu söyledi.

Çiftçilerin bankalara olan borçlarının her yıl ortalama yüzde 50 civarında arttığına dikkat çeken Ediz Ün, tarım sektörünün borçla ayakta tutulmaya çalışıldığını ifade etti. Bugün çiftçilerin bankalardan kullandığı kredi miktarının 1,2 trilyon liraya ulaştığını, geçen yılın ilk 11 ayında kredi kullanımının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 arttığını belirten Ün, 2021 yılında çiftçi başına düşen borç miktarı 78 bin lira iken bu rakamın 2024 Kasım ayı itibarıyla 510 bin liraya çıktığını söyledi. Ün, “Borç 6,5 kat artmıştır. Takibe düşen çiftçi borçları ise bir yılda 3 milyar liradan 12 milyar liraya yükselmiştir. Bu tablo, çiftçinin bu ekonomik koşullarda borcunu ödeyemeyeceğinin açık göstergesidir” diye konuştu.

Bu koşullarda yapılması gerekenin, çiftçiye faizsiz ya da uzun vadeli destek sağlamak olduğunu vurgulayan Ün, tam tersine yüksek faizli kredi politikaları ve krediye erişim engelleriyle çiftçinin daha da borç batağına sürüklendiğini ifade etti.

Alınan kararların siyasi sorumluluğunun Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’te olduğunu belirten Ediz Ün, 24 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla Hazine faiz destekli tarımsal kredilerde sübvansiyon oranlarının yaklaşık yüzde 50 düşürüldüğünü, kredi üst limitlerinin ise artırılmadığını hatırlattı. Ardından 30 Ekim 2025 tarihli yeni kararla faiz indirim oranlarının yeniden eski seviyelerine çekildiğini ancak üst limitlerin yine yerinde saydığını belirten Ün, “Canı çıkmış çiftçinin sırtına bir sopa daha indirilmiştir. Bu anlayış, ülkenin gıda egemenliğini doğrudan tehdit etmektedir” dedi.

Ediz Ün, bu nedenle Cumhurbaşkanlığına şu soruların yöneltildiğini açıkladı:

“Cumhurbaşkanlığı tarafından 30 Ekim 2025 tarihli karar alınırken hangi ekonomik ve sektörel analizler yapılmıştır? Vergi ve SGK borcu bulunan çiftçilerin kredi dışı bırakılmasının üretime ve gıda güvenliğine etkileri hesaplanmış mıdır?

Bu düzenleme kapsamında krediye erişimi engellenen vergi ve Tarım Bağ-Kur borçlu çiftçi sayısı resmi olarak kaçtır? Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi kullanamayan üretici sayısı ve kullandırılamayan kredi tutarı ne kadardır?

Son yıllarda hızla artan çiftçi borçlarının ve takibe düşen alacakların tarımsal üretim üzerindeki etkilerine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılmış bir değerlendirme var mıdır?

Vergi ve SGK prim borçları nedeniyle krediye erişimi engellenen çiftçiler için yapılandırma, faizsiz erteleme ya da üretime devam şartıyla destek sağlanmasına yönelik bir çalışma planlanmakta mıdır?

Küçük ve orta ölçekli aile çiftçiliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, çiftçilerin finansmana erişimini kolaylaştıracak yeni bir politika veya destek programı hayata geçirilecek midir?”

Açıklamasının sonunda üretmek isteyen çiftçinin önünde iki büyük engel bulunduğunu vurgulayan Ediz Ün, “Bir yanda ithalatı önceleyen tarım politikaları, diğer yanda çiftçiyi finansmandan koparan Hazine politikaları vardır. Bu anlayış küçük aile çiftçiliğini yok etmektedir. Ancak bu kötü günler geçecektir. Üreten, paylaşan ve toprağına sahip çıkan bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.