Kategori arşivi: Siyaset

Gaytancıoğlu: Her gün zam!

CHP önceki dönem Edirne Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, art arda gelen zamları eleştirerek, “Gün geçtikçe yoksullaşıyoruz” dedi.

Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, son dönemde art arda gelen zamları ve vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları gündeme taşıdı.

“Zamlar ve Çöküş” başlığıyla yaptığı paylaşımına, “Her gün sabaha zam haberi ile uyanmak yormaya başladı” sözleriyle başlayan Gaytancıoğlu, akaryakıttan temel gıda ürünlerine kadar çok sayıda kalemde fiyat artışlarının yaşandığını ifade etti.

Gaytancıoğlu, paylaşımında “Benzine zam, mazota zam, peynire zam, ekmeğe zam, şekere zam, una zam, vergilere zam, harçlara zam, vs. her şeye zam üstüne zam” ifadelerini kullandı.

“AKARYAKITA ZAM, HER ŞEYE ZAM”

Akaryakıt fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Gaytancıoğlu, benzinin litresinin bir ay önce 61 TL olduğunu, şimdi ise 70 TL’ye yükseldiğini; motorin fiyatının ise 62 TL’den 80 TL’ye dayandığını belirtti.

“Benzin ve mazota zam gelince her şeye zam geliyor” diyen Gaytancıoğlu, iki aylık dönemde benzin ve motor fiyatlarında neredeyse yüzde 40 oranında artış yaşandığını savundu.

“EMEKLİ HÂLÂ 23 BİN 500 TL ALIYOR”

Temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarına da değinen Gaytancıoğlu, bir simidin 20 TL olduğunu belirtirken, yoksulluk sınırını 108 bin TL olarak ifade etti.

Emekli aylıklarına da dikkat çeken Gaytancıoğlu, “Ama emekli hâlâ 23.500 TL alıyor” ifadelerini kullandı.

Gaytancıoğlu, paylaşımının sonunda hükümete yönelik eleştirisini, “Devleti yönetenler kendi kemerlerini sıkmıyor, ama milletimizden açlıkla mücadele etmesini istiyor. Gün geçtikçe yoksullaşıyoruz” sözleriyle dile getirdi.

Saadet’ten ‘motokurye’ raporu

HABER MERKEZİSaadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Türkiye’de Motokuryelerin Karşılaştığı Sorunlar ve Çözüm Önerileri” konusu ele alındı.

Motokuryelerin karşı karşıya bulunduğu iş sağlığı ve güvenliği riskleri, güvencesiz çalışma modelleri, sosyal güvenlik sorunları, teslimat süresi baskısı, trafik altyapısından kaynaklanan problemler ve artan maliyetler kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiş; çalışma şartlarının iyileştirilmesine, sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesine ve daha güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasına yönelik çözüm önerilerine yer verilen raporda, “Motokuryeler, e-ticaretin ve dijital platform ekonomisinin büyümesiyle şehir yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ancak sektör hızla gelişirken, çalışanların hakları, sosyal güvenceleri ve çalışma koşulları aynı ölçüde iyileştirilememiştir.

Motokuryeler; yoğun trafik, olumsuz hava şartları, teslimat süresi baskısı ve güvencesiz çalışma modelleri nedeniyle her gün ciddi risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Artan yakıt, bakım ve ekipman maliyetleri de ekonomik yüklerini ağırlaştırmaktadır. Ayrıca mevcut trafik altyapısı ve mesleki eğitim sistemi, motosiklet kullanıcılarının ihtiyaçlarını yeterince karşılayamamaktadır.

Motokuryelerin daha güvenli ve insana yakışır koşullarda çalışabilmesi için sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesi, iş güvenliği standartlarının geliştirilmesi, platform şirketlerinin uygulamalarının yeniden düzenlenmesi, ileri sürüş eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve motosiklet dostu ulaşım politikalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Motokuryelerin karşılaştığı sorunların çözülmesi, yalnızca onların çalışma hayatını iyileştirmekle kalmayacak; trafik güvenliğinin artırılmasına, hizmet kalitesinin yükselmesine ve şehir yaşamının daha güvenli ve sürdürülebilir hale gelmesine de önemli katkı sağlayacaktır”  ifadelerine yer verildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan “Motokuryeler yalnız değildir; emek ve can güvenliği korunmalıdır” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Son yıllarda e-ticaretin ve dijital platform ekonomisinin hızla büyümesiyle birlikte motokuryeler, şehir hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Vatandaşlarımızın günlük ihtiyaçlarının karşılanmasında büyük bir özveriyle görev yapan motokuryeler, bugün ekonominin ve sosyal hayatın görünmeyen kahramanlarıdır.

Ancak ne yazık ki bu büyüme, çalışanların hakları ve çalışma şartlarıyla aynı oranda desteklenmemiştir. Her gün yoğun trafikte, olumsuz hava koşullarında ve büyük bir zaman baskısı altında görev yapan motokuryeler; can güvenliği, sosyal güvence ve ekonomik haklar bakımından ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Bir siparişin birkaç dakika erken ulaşması için hiçbir insanın hayatı riske atılamaz. İnsan hayatı, teslimat hızından da ticari kazançtan da daha değerlidir. Bugün birçok motokurye, artan yakıt ve bakım maliyetleri, yüksek ekipman giderleri ve düzensiz gelir nedeniyle ağır ekonomik şartlar altında çalışmaktadır. Bunun yanında, güvencesiz çalışma modelleri ve performans odaklı sistemler çalışanlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Bu tablo, yalnızca çalışanların değil, toplumun tamamının ortak sorunudur.

Saadet Partisi olarak inanıyoruz ki çalışma hayatının temelinde insan onuru vardır. Emeği korumayan, çalışanını güvence altına almayan ve insan hayatını ikinci plana iten hiçbir ekonomik anlayış sürdürülebilir değildir. Kalkınma; yalnızca rakamların büyümesi değil, insanın hakkının korunmasıyla anlam kazanır.

Bu anlayışla motokuryelerin çalışma şartlarının iyileştirilmesini, sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesini, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının yükseltilmesini, platform şirketlerinin çalışma uygulamalarının insan hayatını önceleyen bir anlayışla yeniden düzenlenmesini ve şehir içi ulaşım politikalarının motosiklet kullanıcılarını da dikkate alacak şekilde geliştirilmesini gerekli görüyoruz.

Ayrıca ileri sürüş eğitimlerinin yaygınlaştırılması, koruyucu ekipman kullanımının teşvik edilmesi ve trafik altyapısının motosiklet kullanıcıları açısından daha güvenli hale getirilmesi de ertelenemez ihtiyaçlar arasındadır.

Milli Görüş, emeği kutsal gören, insanı merkeze alan ve adil paylaşımı esas alan bir anlayışın adıdır. Saadet Partisi olarak, alın terinin karşılığını bulduğu, çalışanların haklarının korunduğu ve hiçbir emekçinin ekmeği ile can güvenliği arasında tercih yapmak zorunda kalmadığı bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Çünkü güçlü bir Türkiye, ancak emeğin değer gördüğü, adaletin hâkim olduğu ve insan hayatının her türlü ekonomik hesabın üzerinde tutulduğu bir düzenle mümkündür.”

Yeni Parti’den ‘Oy’ açıklaması

Yeni Parti Edirne İl Başkanlığı, TBMM’de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin oylamasında partilerinin tutumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Açıklamada, “Ne kabul oyu kullanan milletvekillerimiz yaşanan hukuksuzlukları görmezden gelmektedir ne de ret oyu kullanan milletvekillerimiz terörün sona ermesine ve toplumsal barışa karşıdır” denildi.


Ak Parti, MHP, DEM Parti, CHP, HÜDA-PAR ve bazı Yeni Yol milletvekillerinin imza verdiği teklif 467 oyla mecliste kabul edilirken, Yeni Parti oylamadaki tutumuyla en çok eleştirilen parti oldu. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, kanunu görüşmeleri sırasında takınacakları tutumu gerekçeleriyle açıklarken, özellikle sosyal medyada oylamada neden ‘hayır’ denmediği tartışılıyor.


İL BAŞKANLIĞINDAN AÇIKLAMA
Yeni Parti Edirne İl Başkanlığı da sosyal medya hesaplarından partilerinin tutumuna ilişkin açıklama paylaştı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:


TBMM’deki açık oylamanın sonucu nettir.*
Yeni Parti milletvekillerinden 54’ü ret, 35’i kabul oyu kullanmış; 2 milletvekili oylamaya katılmamıştır.
Meclis’te kullanılan toplam 87 ret oyunun 54’ü Yeni Parti milletvekillerinden gelmiştir.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, kabul oyunun siyasi sorumluluğunu ve gerekçelerini açıkça ortaya koymuş; milletvekillerimiz de temsil ettikleri toplumsal kesimlerin hassasiyetlerini Meclis iradesine yansıtmıştır.


Ne kabul oyu kullanan milletvekillerimiz yaşanan hukuksuzlukları görmezden gelmektedir ne de ret oyu kullanan milletvekillerimiz terörün sona ermesine ve toplumsal barışa karşıdır.
Türkiye’nin birliği, Cumhuriyetimizin temel değerleri, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve millet iradesi ortak çizgimizdir.
Farklı oylar, ortak ilkeler.
Duruşumuz net, çizgimiz ortaktır.

Vatandaş borçla ayakta!

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, vatandaşın artık geçinmek için borçlandığını, borcunu ödemek için yeniden borçlandığına dikkat çekerek, vatandaşın borcunu yeniden yapılandırmanın yetmeyeceğini, o borcu bir daha yapmak zorunda kalmayacağı bir gelir düzeni kurmanın gerekli olduğunu bildirdi.

Eski milletvekili Şimşek, “Borç büyüyor, vatandaşın nefesi daralıyor!” başlıklı yazılı açıklamasında, “Türkiye’nin ekonomik gerçeği artık rakamlarda açıkça görülüyor” diyerek şunları kaydetti:

25 MİLYON 862 BİN 663 DERDEST İCRA DOSYASI

Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarında takipteki alacaklar 2021’de 19,36 milyar TL’den 2026’da 339,56 milyar TL’ye yükseldi. Beş yılda yaklaşık 17,5 kat artış olmuştur.

Ülkemizde 25 milyon 862 bin 663 derdest icra dosyası bulunuyor. Bu sadece birer rakam değildir. Bu; geçinemeyen ailelerin, borçla ayakta duran emeklilerin, zorlanan esnafın ve geleceğini erteleyen gençlerin hayatıdır. Vatandaş artık geçinmek için borçlanıyor, borcunu ödemek için yeniden borçlanıyor.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Çözüm önerilerim şöyle ki;

1. Borçlar nefes aldıracak şekilde yapılandırılmalıdır.

Kredi kartı ve tüketici kredisi borçları uzun vadeye yayılmalı, faiz yükü düşürülmeli ve dar gelirliye ödeme gücüne göre yeni bir ödeme planı sunulmalıdır.

2. Gelir artırılmalıdır.

Asgari ücret ve emekli aylıkları, gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak belirlenmeli; çalışan ve emeklinin alım gücü korunmalıdır.

3. Temel ihtiyaçlar ucuzlatılmalıdır.

Gıda, kira, enerji, ulaşım, eğitim ve sağlık üzerindeki yük azaltılmalı; dar gelirlinin bütçesi rahatlatılmalıdır.

4. İstihdam ve üretim artırılmalıdır.

Özellikle gençlere ve küçük esnafa yönelik üretim ve istihdam destekleri güçlendirilmelidir. Çünkü kalıcı çözüm yeni kredi değil, yeni gelir ve yeni iştir.

 5. İcra sarmalına giren vatandaş yeniden hayata kazandırılmalıdır.

Borç nedeniyle icra ve haciz baskısı altında kalan dar gelirli yurttaşlar için sosyal ve hukuki destek mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Çünkü vatandaşın borcunu yeniden yapılandırmak yetmez; o borcu bir daha yapmak zorunda kalmayacağı bir gelir düzeni kurmak gerekir.

ÇÖZÜM BELLİDİR

Ekonomik anlayışımız çok açıktır. Borç değil, gelir büyüyecek. İcra değil, istihdam büyüyecek. Faiz yükü değil, vatandaşın alım gücü büyüyecek.

Ekonominin başarısını bankaların kredi hacmiyle değil, vatandaşın ay sonunda cebinde kalan parayla ölçeceğiz.

Vatandaş borçla değil, emeğiyle yaşamalı! İcra dosyaları değil, iş ve aş çoğalmalı! Borç sarmalı değil, gelir ve refah sarmalı kurmalıyız!

Çözüm bellidir: Vatandaşın borcunu değil, gelirini büyütmek!

Milletin sorununa çözüm getirilmesi zorunludur. Unutulmamalıdır milletin iradesinin üzerinde güç yoktur.”

 ‘Dönüp dolaştığımız yer Edirne’

Olgay GÜLER

AK Parti’nin 25’inci kuruluş yıldönümü kapsamında düzenlenen toplantıya, partinin yönetim kuruluyla birlikte katılan Edirne’nin 22 ve 23’üncü dönem milletvekili Necdet Budak, katılımının davet üzerine olduğunu, siyasi bir amaç taşımadığını söyledi.

Uzun süredir Edirne’de bulunmayan AK Parti eski milletvekili Budak, partinin 25’inci kuruluş yıldönümü kapsamında düzenlenen basın toplantısında, il yönetimiyle birlikte kameraların karşısına geçti. Budak’ın birden ortaya çıkışı, ‘acaba tekrar siyasete mi dönüyor?’ sorularını akıllara getirdi. Partideki toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Budak, ziyaret amacını anlattı.

‘DAVETE İCABET ETTİK’

Budak, aynı zamanda Ziraat Bankası’nın yönetim kurulunda görev yaptığını, Edirne’deki ziyaretin bir nedeninin bununla alakalı olduğunu söyledi. Budak, “Ziraat Bankası üst yönetim kurulu toplantısını Edirne’de yapacağız. Aslında temel anlamda bunun için geldik ama bu arada da il başkanımızın davetine icabet ettik. AK Parti’de kişisel siyaset beklentilerinden ziyade, cumhurbaşkanımızın liderliğinde, parti teşkilatlarımızın bürokrasiyle, siyasetle, bütün organlarıyla verilen görevleri yapıyoruz. O bakımdan açık söylemek gerekirse Edirne’de iki dönem milletvekilliği yaptık ve cumhurbaşkanımız sayesinde Edirne’ye çok büyük hizmetler yaptık. Daha sonra ben akademiye döndüm. Uzun yıllar, 8 yılı aşkın bir süre rektörlük yaptım. Şu anda da Ziraat Bankası yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorum” dedi.

‘GÖREVE HAZIRIM’ MESAJI

Devletin ihtiyaç duyduğu noktada göreve her zaman hazır olduğu mesajını veren Budak, “Burada devletin ihtiyaç duyduğu noktada, bilgi birikimimizle, akademik birikimimizle, yurtdışı deneyimimizle tabii ki dönüp dolaştığımız yer Edirne, çünkü Edirne bizim kökümüz, mayamız. Ailemiz, akrabalarımız Edirne’de. Köyüme gidip geliyorum. Bunlar doğal. Buraya gelince illa bir siyasi amaç yok ama il başkanımız her gelişimizde davet ediyor, davet ettiğinde de uygun olduğumuzda icabet etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

İba: Asıl gücümüz milletle olan sarsılmaz bağımız

Olgay GÜLER

AK Parti İl Başkanı Belgin İba, partisinin 14 Ağustos’ta gerçekleştirilecek 25’inci kuruluş yıldönümü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, “AK Parti’nin asıl gücü binalardan, makamlardan veya unvanlardan değil, milletimizle kurduğu sarsılmaz gönül bağından gelmektedir. 25 yıllık hikâyemizde elde ettiğimiz bütün başarıların gerçek sahibi aziz milletimizdir” dedi.

AK Parti’nin 25’inci kuruluş yıldönümü dolayısıyla il binasındaki basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya; AK Parti İl Başkanı Belgin İba, 22. ve 23. dönem Edirne Milletvekili ve Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Necdet Budak, eski Belediye Başkan Adayı Av. Koray Uymaz, İl Kadın Kolları Başkanı Yıldız Yeşilkurt, İl Gençlik Kolları Başkanı Barış Gündoğdu ile partili belediye başkanları ve çok sayıda teşkilat mensubu katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Belgin İba, 14 Ağustos 2001’den bu yana geçen 25 yıllık süreci ve partinin hayata geçirdiği yatırımları anlattı.

‘MİLLETİN EMANETİNİ TAŞIDIK, ÜLKENİN YÜKÜNÜ OMUZLADIK’

AK Parti’nin bundan 25 yıl önce, 14 Ağustos’ta siyaset sahnesine ilk adımını attığını belirten İba, “Bundan tam 25 yıl önce, 14 Ağustos 2001’de, bir millet hareketi olan AK Parti, ‘Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.’ diyerek Türkiye’nin yarınlarına açılan yeni bir yolun ilk adımını attı. Siyasi istikrarsızlığın, ekonomik krizlerin, vesayetin ve yasakların ülkemizin üzerine ağır bir gölge gibi çöktüğü bir dönemde kurulan AK Parti, yalnızca yeni bir siyasi parti değil, aziz milletimizin değişim iradesinin, demokrasi talebinin ve güçlü Türkiye idealinin adı oldu. Milletimiz, kuruluşundan yalnızca 15 ay sonra AK Parti’yi tek başına iktidara taşıyarak ülkemizin kaderini değiştirecek büyük yürüyüşün önünü açtı. 3 Kasım 2002’den itibaren Türkiye, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tarihinin en kapsamlı kalkınma, demokratikleşme ve atılım dönemlerinden birine girdi. AK Parti olarak 25 yıldır yalnızca iktidarda bulunmadık. Milletimizin emanetini taşıdık, ülkemizin yükünü omuzladık, Türkiye’yi her alanda büyütmenin ve güçlendirmenin mücadelesini verdik” dedi.

‘ENGELLER KARŞISINDA GERİ ADIM ATMADIK’

AK Parti olarak, süreç içerisinde çeşitli engellerle karşılaştıklarını anlatan İba, “Bu yolculuk boyunca kapatma davalarından 27 Nisan e-muhtırasına, Gezi olaylarından 17-25 Aralık kumpasına, terör saldırılarından 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar demokrasimizi, millî iradeyi ve Türkiye’nin istiklalini hedef alan sayısız saldırıyla karşılaştık. Küresel ekonomik krizlerle, salgınlarla, savaşlarla ve asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin yol açtığı büyük yıkımla mücadele ettik. Her defasında milletimize güvendik. Milletimizle omuz omuza verdik. Önümüze çıkarılan engeller karşısında geri adım atmadık, Türkiye’nin istikametinin değiştirilmesine müsaade etmedik” diye konuştu.

‘KİMSENİN BU ÜLKENİN ÜVEY EVLADI OLMADIĞINI GÖSTERDİK’

Terörsüz Türkiye idealine değinen İba, “Terörsüz Türkiye idealimiz doğrultusunda devletimizin kararlı iradesi, kahraman güvenlik güçlerimizin fedakâr mücadelesi ve milletimizin sarsılmaz birlik ve beraberliği sayesinde ülkemizi 40 yıldır canımızdan, kaynağımızdan ve geleceğimizden çalan terör belasından kurtardık. Bu tarihî kazanımı, şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimizin fedakârlığına sahip çıkarak birlik, kardeşlik ve huzur içinde geleceğe taşıyacağız. Vesayetin siyaset üzerindeki gölgesini kaldırdık, millî iradeyi devlet yönetiminin gerçek merkezi hâline getirdik. Demokrasimizin standartlarını yükselttik, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik. İnancı, düşüncesi, kökeni veya hayat tarzı nedeniyle vatandaşlarımızın ötekileştirildiği dönemlere son verdik. Başörtülü kadınlarımızın eğitim ve çalışma hayatından dışlanmasına neden olan yasakları ortadan kaldırdık. Gençlerimizin geleceğinin önüne konulan katsayı adaletsizliğini giderdik. Devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapattık. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hiç kimsenin bu ülkenin misafiri, kiracısı veya üvey evladı olmadığını gösterdik” şeklinde konuştu.

‘DAHA DİRENÇLİ VE GÜVENLİ GELECEĞİN TEMELLERİNİ ATTIK’

Sağlık, eğitim ve konut sektörlerindeki büyük yatırımları anlatan İl Başkanı Belgin İba, “’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla sosyal devletin imkânlarını toplumun bütün kesimleriyle buluşturduk. Sağlıkta gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümle hastaneleri, şehir hastanelerini ve modern sağlık merkezlerini milletimizin hizmetine sunduk. Eğitimde dersliklerden üniversitelere, yurtlardan teknoloji altyapısına kadar büyük bir seferberlik başlattık. 81 ilimizin tamamını üniversiteyle buluşturduk. TOKİ eliyle milyonlarca vatandaşımızı güvenli ve modern konutlara kavuşturduk. Yaşlılarımızdan engelli vatandaşlarımıza, ihtiyaç sahibi ailelerimizden şehit yakınları ve gazilerimize kadar toplumun her kesimini kuşatan sosyal destek mekanizmaları kurduk. 6 Şubat depremlerinin ardından şehirlerimizi yalnızca yeniden inşa etmekle kalmadık, daha dirençli ve daha güvenli bir geleceğin temellerini attık. Türkiye’yi ulaşım ve altyapıda çağ atlattık. Bölünmüş yollarla şehirlerimizi birbirine bağladık, yüksek hızlı tren ağlarını ülkemizin dört bir yanına ulaştırdık. Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve daha nice eserle milletimizin yıllarca hayalini kurduğu projeleri gerçeğe dönüştürdük” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK PARTİSİ’

Yerli ve milli üretim hamlelerinin savunma sanayii başta olmak üzere tüm alanlarda Türkiye’ye lig atlattığını vurgulayan İba, enerji arama hamleleri ve ihracat rakamlarındaki büyük sıçrama yaşandığını söyledi. Türkiye’nin dış politikada edilgen bir konumdan küresel bir aktör haline geldiğini belirten İba, partinin üye sayısı bakımından ulaştığı büyüklüğe dikkat çekti. İba, “Bugün AK Parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıkladığı resmî verilere göre 11 milyon 709 bin 913 üyesiyle Türkiye’nin açık ara en büyük siyasi partisidir. Bu sayı, milletimizin hareketimize duyduğu güvenin, teşkilatlarımızın fedakâr çalışmasının ve Türkiye sevdamızın en somut göstergelerinden biridir. Ancak bizim için her üyemiz yalnızca bir rakam değil, aynı ideale inanmış bir yol ve dava arkadaşıdır. AK Parti’nin asıl gücü binalardan, makamlardan veya unvanlardan değil, milletimizle kurduğu sarsılmaz gönül bağından gelmektedir. 25 yıllık hikâyemizde elde ettiğimiz bütün başarıların gerçek sahibi aziz milletimizdir. Sandıklara sahip çıkan teşkilat mensuplarımızdan mahalle mahalle, sokak sokak çalışan kadın ve gençlik kollarımıza, kuruluşumuzdan bugüne kadar farklı kademelerde sorumluluk üstlenen bütün yol arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu kutlu davaya ömrünü adamış ve bugün aramızda bulunmayan kardeşlerimizi rahmetle, minnetle ve dualarla yâd ediyoruz” dedi.

BAŞKENTTEKİ KUTLAMALARA DAVET

İba, konuşmasının sonunda 25. yıl kutlama programının detaylarını detaylarıyla ilgili de bilgi vererek, “25. kuruluş yıl dönümümüzün coşkusunu 81 ilimizde düzenleyeceğimiz çeşitli programlarla yaşayacağız. Kutlamalarımızı, 14 Ağustos 2026 Cuma günü Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Başkent Millet Bahçesi’nde gerçekleştireceğimiz büyük ve coşkulu buluşmayla taçlandıracağız. Aziz milletimizi, 25 yıllık eser, hizmet ve mücadele yolculuğumuzun gururunu paylaşmaya, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzde saflarımızı daha da sıklaştırmaya davet ediyoruz. İlk günkü aşkla, ilk günkü heyecanla ve aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır” diye konuştu.

İYİ Parti’den ‘Çerçeve Yasa’ tepkisi!

Olgay GÜLER

İYİ Parti İl Başkanı Hasan Hakan Şahin, TBMM’de devam eden ‘Çerçeve Yasa’ görüşmelerine yönelik, Türkiye Cumhuriyeti’nin pazarlık konusu yapılamayacağını dile getirdi.

İYİ Parti İl Başkanı Şahin, iktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ adıyla başlattığı yeni süreç kapsamında Meclis’e getirilen ‘çerçeve yasa’ olarak da bilinen ”Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” ile ilgili basın açıklaması yaptı. Görüşmeler TBMM’de devam ederken basın mensuplarıyla il başkanlığı binasında bir araya gelen Şahin, Çerçeve Yasa’ya karşı tutumlarını dile getirdi.

‘MESELE SİLAHLA VE KANLA ELDE EDİLEMEYENLERE MASADA KAPI AÇMAK’

İl Başkanı Şahin, 10 Ağustos’un Sevr’in yıldönümü olduğunu hatırlatıp, mecliste ‘Çerçeve Yasa’ görüşmelerinin bu tarihe denk gelmesinin kendileri için soru işareti olduğunu söyledi. Şahin, “İYİ Parti olarak ilk günden beri açıkça söyledik: Terörle pazarlık yapılmaz. Teröristle müzakere edilmez. Devlet, terör örgütlerinin taleplerine göre şekillendirilmez. Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği, İmralı’dan gönderilen mesajlarla belirlenemez. Bugün “Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen sürecin geldiği nokta ortadadır. Kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmeler, milletimizden saklanan hazırlıklar ve şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önüne getirilen sözde “Çerçeve Yasa”.  İYİ Parti olarak biz, bu oyunu daha ilk gün gördük. Başından beri karşı duruşumuzu sürdürdük. Çünkü mesele Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terör karşısındaki tavrını değiştirme girişimidir. Mesele, silahla ve kanla elde edilemeyenlerin siyaset masasında elde edilmesine kapı açmaktır. Mesele, şehitlerimizin emanetini, gazilerimizin onurunu ve Türk milletinin adalet duygusunu hiçe saymaktır. Mesele, Cumhuriyetimizin kuruluş iradesini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını tartışmaya açabilecek bir sürecin önünü açmaktır. Biz buna izin vermeyeceğiz” dedi.

‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ PAZARLIK KONUSU YAPILAMAZ’

Türkiye Cumhuriyeti’nin pazarlık konusu yapılamayacağını dile getiren Şahin, “Buradan açıkça ilan ediyoruz: Türkiye Cumhuriyeti pazarlık konusu yapılamaz. Şehitlerimizin kanı üzerinden pazarlık yapılamaz. Gazilerimizin onuru üzerinden pazarlık yapılamaz. Millî egemenliğimiz üzerinden pazarlık yapılamaz. Üniter devlet yapımız üzerinden pazarlık yapılamaz. Türk milletinin geleceği, terör örgütlerinin taleplerine göre şekillendirilemez. Kimse bize “barış” diyerek teröristle müzakereyi kabul ettiremez. Kimse bize teröristin siyasi muhatap haline getirilmesini kabul ettiremez. Kimse bize “Terörsüz Türkiye” diyerek Cumhuriyetimizin temel değerlerinden taviz vermeyi kabul ettiremez. Bizim tarafımız bellidir: Biz Türk milletinin tarafındayız. Biz Cumhuriyetin tarafındayız. Biz millî egemenliğin tarafındayız. Biz hukukun tarafındayız. Biz şehitlerimizin emanetinin tarafındayız. Biz gazilerimizin onurunun tarafındayız. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünün tarafındayız” diye konuştu.

‘İHANETİN ZAMAN AŞIMI YOKTUR’

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu başkanlığında, ilk günden beri hep aynı yerde durduklarının altını çizen İl Başkanı Şahin, “Kimileri İmralı’yı siyasi muhatap kabul edebilir. Kimileri milletin karşısına çıkıp bütün bunları yeni isimlerle, yeni sloganlarla, yeni ambalajlarla sunabilir. Ama biz gerçeğin adını değiştirmeyeceğiz:  Terörist, teröristtir. Silah, silahtır. Tehdit, tehdittir. Devlet de devlettir. Genel Başkanımız sayın Müsavat Dervişoğlu’nun liderliğinde İYİ Parti olarak, ilk günden beri nerede durduysak bugün de oradayız. Buradan bütün teşkilatlarımızla, bütün kadrolarımızla ve bütün gücümüzle ilan ediyoruz: Türkiye Cumhuriyeti sahipsiz değildir. İYİ Parti buradadır. İYİ Parti milletinin yanındadır. İYİ Parti Cumhuriyetin nöbetindedir. Ne Cumhuriyetimizi pazarlık masasına bırakacağız, ne Türkiye’nin geleceğini terör örgütlerinin taleplerine teslim edeceğiz. Milletimizle birlikte bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Ve herkes şunu bilsin ki: İhanetin zaman aşımı yoktur” şeklinde konuştu.

‘MESELE KÜRT DEĞİL, TERÖR MESELESİDİR’

TBMM’deki görüşmelerde, DEM’li bir vekilin sarf ettiği sözlere tepkisini dile getiren Şahin, “Bugün mecliste, bu çerçeve yasayla ilgili görüşmeler devam etmekte. Takip ediyoruz, üzüldüğümüz birçok konu var. Bunlardan bir tanesi mecliste DEM’li bir vekil çıktı ve şunu dedi: ‘Yüz yıl önce Kürtler hukuk dışına bırakıldı.’ Ve mecliste İYİ Parti’den başka kimse buna ses çıkarmadı. Hani Cumhuriyetimizin kurucu partileri? Hani Atatürkçüler? DEM’li bir vekil, Atatürk’e alenen hakaret etti ve herkes suspus oldu. Kimsenin sesi çıkmadı. Açıkça söylüyoruz; bakın bu yasa bir Kürt meselesi değildir, bir terör meselesidir, terörist meselesidir. Teröriste af yasasıdır. Ülkemizde Kürt sorunu adıyla ambalajlanıyor bu. Ülkemizde Kürt sorunu yoktur. Ne mutlu Türküm demeyi kaldırdıklarından beri ülkede Türk sorunu vardır. Geçtiğimiz günler Gümülcine’deydik. Doktor Sadık Ahmet’i anmak için programa katıldık. Soydaşlarımız; ‘Biz Türk diyemiyoruz. Çocuklarımız Türk okullarında okuyamıyor. Okullar kapatılıyor’ diye bir sürü şikayette bulundu. İnanın boğazım düğümlendi. Söyleyecek söz bulamadım. Neden bulamadım biliyor musunuz? Eğer ana karada, ana vatanda Lozan’ı değil de Sevr’i gündeme getirenler olduğu sürece işte orada bizim soydaşlarımız zorluk çeker. Orada bizim soydaşlarımız Türk kimliğiyle yaşamaktan mahrum kalır. Dolayısıyla bugün de mecliste açıkça gördük;  İYİ Parti doğruları söylemekten bir adım geri durmuyor. Durmayacağız, daha yüksek sesle söyleyeceğiz. Millet her şeyi görüyor, millet her şeyin farkında” ifadelerini kullandı.

BAYRAK MİTİNGİNE DAVET’

Tüm Edirnelileri, 16 Ağustos’ta Balıkesir’de gerçekleştirilecek bayrak mitingine davet eden Şahin, “Bugün tarihi bir gündür. Bugünden sonra hiç kimse Atatürk adını alarak siyaset yapamaz. Bugün tarihi bir gündür. İYİ Parti olarak 16 Ağustos Pazar günü Balıkesir’de bayrak mitingimiz var. Tüm Edirneli hemşerilerimizi Balıkesir’de Türk bayrağı altında toplanmaya davet ediyorum. Katılmak isteyen hemşerilerimiz, il, ilçe başkanlıklarımıza, sosyal medyadan göndermiş olduğumuz iletişim numaralarına başvurarak 16 Ağustos Pazar günü Balıkesir’de haksızlığa, hukuksuzluğa, millet adına bayrak açmaya bizle kol kola olabilirler” dedi.

‘TBBM İmralı’nın noteri değildir!’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, teröristlerin aflarına ilişkin düzenlemeler içeren kanun teklifinin görüşüldüğü komisyonda yaptığı konuşmada iktidara sert sözlerle yüklendi. Akalın, “Bu Meclis, milletin iradesinin tecelligâhıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, İmralı’nın noteri değildir!” dedi.

Akalın konuşmasına, “Bugün bir kanun teklifini konuşmuyoruz!” sözleriyle başladı.

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terörle mücadelede ortaya koyduğu iradenin, şehitlerimizin hatırasının, Meclisin itibarının ve devlet ciddiyetinin nasıl ele alınacağını konuşuyoruz” diyen Akalın, teklifin kaynağının ve siyasi iradesinin açıkça ortaya konulması gerektiğini söyledi.

“Bu sözde kanun teklifi nereden gelmiştir? Bu teklifin sahibi kimdir? Bu metnin siyasi kaynağı nedir?” diye soran Akalın, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi, İmralı’da hazırlanmış bir metnin onay makamı mıdır? Buradan açıkça söylüyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi, İmralı’nın noteri değildir!”

Meclisin millet iradesinin tecelligâhı olduğunu vurgulayan Akalın, “Burada kanunlar millet adına yapılır. Başka bir yerde hazırlanmış metinler buraya getirilip milletvekillerine sadece ‘onaylayın’ denilemez” dedi.

“ADINA AF DEMEMENİZ, SONUÇLARINI DEĞİŞTİRMEZ”

Teklifin “af olmadığı” yönündeki açıklamalara da tepki gösteren Akalın, “Peki, bir düzenlemenin adına af dememeniz, onun sonuçlarını değiştirmeye yeter mi?” diye sordu.

Akalın, düzenlemenin ismine değil sonucuna bakılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Siz adına ne derseniz deyin, eğer bir düzenleme teröristlerin suçlarının soruşturulmasına, davaların sonuçlarına, cezaların infazına veya hükümlülerin hukuki durumuna etki ediyorsa, millet bunun ne olduğunu sormaya devam edecektir.”

“Bir şeyi ‘barış’ diye adlandırmanız onu otomatik olarak barış yapmaz. Bir şeyi ‘kurtuluş’ diye sunmanız, ortaya çıkan sonucu değiştirmez” diyen Akalın, tarihin bu konuda önemli derslerle dolu olduğunu ifade etti.

HINÇAK VE TAŞNAK ÖRNEĞİ

Yaklaşık 140 yıl önce emperyalist güçlerin yönlendirmesi ve desteğiyle ortaya çıkan Hınçak ve Taşnak örgütlerinin gerçekleştirdiği terör eylemleri ve katliamlara dikkat çeken Akalın, bu örgütlerin Osmanlı Devleti açısından ağır sonuçlara yol açtığını söyledi.

Dönemin siyasi şartları, dış baskılar ve alınan siyasi kararlar nedeniyle bu örgütlerin mensuplarına yönelik çeşitli af ve siyasi düzenlemeler yapıldığını belirten Akalın, bazı isimlerin daha sonraki dönemlerde devlet görevlerinde dahi yer aldığını ifade etti.

Ancak bu düzenlemelerin terör sorununu ortadan kaldırmadığını vurgulayan Akalın, “Örgütsel faaliyetler ve saldırılar farklı biçimlerde devam etmiştir” dedi. Akalın, tarihsel örnek üzerinden şu uyarıyı yaptı:

“Tarih bize şunu göstermektedir: Terörle mücadelede hukuk ve adalet zemininden uzaklaşılarak verilen tavizler, günü kurtaran siyasi çözümler ve terör örgütlerinin taleplerinin meşru bir siyasi zemine taşınması, sorunu ortadan kaldırmak yerine daha ağır sonuçlara yol açabilir.”

“SEVR DE KÂĞIT ÜZERİNDE BİR BARIŞ ANTLAŞMASIYDI”

Geçmişin tecrübelerinin görmezden gelinemeyeceğini belirten Akalın, düzenlemelerin isimlerinden önce sonuçlarına bakılması gerektiğini söyledi.

Bunun en çarpıcı örneklerinden birinin Sevr olduğunu ifade eden Akalın: “Sevr de kâğıt üzerinde bir ‘barış antlaşması’ olarak sunuldu. Ama Türk milletinin egemenliğini, bağımsızlığını ve vatanın bütünlüğünü ortadan kaldırmayı öngören bir metindi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliğini, hukuk düzenini ve şehitlerimizin hukukunu tartışmaya açan her düzenleme, adı ne olursa olsun, milletin vicdanında karşılığını bulur” ifadelerini kullandı.

“29 KİŞİSİNİZ” ELEŞTİRİSİNE TARİHLE CEVAP VERDİ

Kamuoyunda İYİ Parti milletvekillerine yönelik “29 kişisiniz”, “Bir avuç muhalefet ediyorsunuz” şeklindeki eleştirilere de yanıt veren Akalın, “Sanki haklı olmak için kalabalık olmak gerekiyormuş gibi… Sanki Türkiye’nin geleceği oylamadaki parmak sayısından ibaretmiş gibi…” dedi.

Tarihten örnekler veren Akalın, Kürşad’ın Çin Sarayı’na yürüdüğü anlatıda yanında kırk kişi bulunduğunu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıktığında yanında kırk sekiz kişi olduğunu, Sivas’ta 36, Erzurum’da ise 58 kişi bulunduğunu hatırlattı.

Akalın, “Mesele kaç kişi olduğunuz değildir. Mesele neye inandığınız ve hangi sorumluluğu taşıdığınızdır. Bugün burada 29 kişi olabiliriz. Ama biz bu milletin çocuklarının geleceğini, şehitlerimizin emanetini ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukukunu savunuyorsak, burada 29 kişi değil, milyonların vicdanını temsil ediyoruz” dedi.

“AYAKKABI NUMARASINA KADAR BİLDİĞİNİZ TERÖRİSTLERİN ADRESİNİ Mİ UNUTTUNUZ?”

Akalın, iktidarın geçmiş yıllarda terörle mücadele konusunda yaptığı açıklamaları da gündeme taşıdı.

“Dün bu teröristlerin ayakkabı numarasına kadar bildiğinizi söylüyordunuz” diyen Akalın, dün devletin istihbarat gücünden, operasyon kabiliyetinden ve terör örgütünü takip ettiğinden bahsedildiğini hatırlattı. Akalın, iktidara şu soruları yöneltti:

“Dün ‘terörist nerede olursa olsun buluruz’ diyordunuz. Bugün ne oldu? Ne değişti? Ayakkabı numarasına kadar bildiğiniz teröristlerin bugün adresini mi unuttunuz?”

Akalın, “Dün peşinden koştuğunuz insanları bugün neden masanın diğer tarafında muhatap alıyorsunuz?” diye sorarak, terörle mücadelede kararlılık söylemlerinden terör örgütünün taleplerinin tartışıldığı siyasi zemine nasıl gelindiğinin açıklanmasını istedi.

“O GÜN SÖYLEDİKLERİNİZ Mİ YANLIŞ, BUGÜN YAPTIKLARINIZ MI?”

Akalın, geçmişte açıklanan “kırmızı çizgileri” de hatırlatarak iktidara, “O gün devlet aklıyla söylediğiniz sözler yanlış mıydı, bugün yaptıklarınız mı yanlış?” şeklendi sert bir soru yöneltti.

“Eğer dün söyledikleriniz doğruysa bugün bu noktaya nasıl geldiniz?” diye soran Akalın, “Eğer bugün yaptıklarınız doğruysa, o zaman dün bu millete neden başka bir hikâye anlattınız?” ifadelerini kullandı.

Milletvekillerinin söyledikleri sözlerin sorumluluğunu taşıdığını belirten Akalın, “Devlet yönetmek ise bundan çok daha ağır bir sorumluluktur” dedi.

“ŞEHİTLERİMİZİN KANI SİZİN KEYFİ TAKVİMİNİZE GÖRE DEĞERLENDİRİLEMEZ”

Terörle mücadelenin günlük siyasi pozisyonlara göre değiştirilemeyeceğini vurgulayan Akalın, şu ifadeleri kullandı:

“Terörle mücadele dünden bugüne değiştirilecek bir siyasi pozisyon değildir. Şehitlerimizin kanı, sizin keyfi takviminize göre farklı değerlendirilemez.”

Akalın, “Bir gün ‘terörist’ deyip başka bir gün ‘muhatap’ diyemezsiniz. Bir gün ‘son teröriste kadar mücadele’ deyip başka bir gün terör örgütünün siyasi taleplerini kanun metinlerinin konusu haline getiremezsiniz” dedi.

“Devlet yönetmek, yerine göre başka, yerine göre başka konuşmak değildir” diyen Akalın, “Bu milletin çocukları sizin siyasi malzemeniz değildir!” diye konuşarak, şehitlerin evlatlarının, gazilerin hayatlarının, ülkenin güvenliğinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin hiçbir siyasi hesabın aracı yapılamayacağını vurguladı.

“BİZ TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE KARŞI DEĞİLİZ!”

Akalın, konuşmasının en kritik bölümünde İYİ Parti’nin itirazının terörün sona ermesine değil, bunun hangi yöntemle yapılacağına ilişkin olduğunu vurguladı.

“Biz terörsüz Türkiye’ye karşı değiliz!” diyen Akalın devamında, “Bizim itirazımız, terörün bitirilmesi bahanesiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk düzeninin tartışmaya açılmasına. Bizim itirazımız, Meclisin başka bir yerde hazırlanmış bir metne mühür basan kuruma dönüştürülmesine. Bizim itirazımız, milletin aklıyla alay edilmesine. Ve en önemlisi; bu ülkenin evlatlarının canı üzerinden siyasi hesap yapılmasına” dedi.

“YARIN BU ÜLKENİN ÇOCUKLARI SİZE SORACAK”

Bugün komisyonda alınacak kararların yalnızca bugünün siyasi tartışması olarak görülmemesi gerektiğini belirten Akalın, milletvekillerinin gelecekte de bu kararların hesabını vereceğini söyledi.

“Yarın bu ülkenin çocukları size şunu soracak: ‘Terörle mücadelede ne yaptınız? Şehitlerimizin emanetine nasıl sahip çıktınız? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukukunu korudunuz mu?’”

Akalın, “Ve o gün hiçbiriniz, ‘Biz çoğunluktaydık’ diyerek bu sorumluluktan kurtulamayacaksınız” dedi.

Tarihte bazı dönemlerde doğruyu söylemenin kolay olmadığını belirten Akalın, “Bazen kalabalığın karşısında durmanız gerekir. Bazen ‘29 kişisiniz’ derler” ifadelerini kullandı.

“29 KİŞİ DE YETER!”

Akalın konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Biz de deriz ki: Evet, belki 29 kişiyiz. Ama bu ülkenin çocuklarının geleceğini siyasi pazarlık konusu yaptırmamak için gerektiğinde 29 kişi de yeter. Çünkü mesele sayı değildir. Mesele makam değildir. Mesele koltuk değildir. Mesele Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Mesele bu milletin şerefidir. Mesele şehitlerimizin emanetidir. Ve biz bu emaneti hiçbir siyasi hesap uğruna teslim etmeyeceğiz.”

Şimşek’ten ‘Yeni Parti’ eleştirisi

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, Özgür Özel liderliğinde Yeni Parti’ye geçmek üzere CHP’den ayrılan eski partililerin, 2020-2021 yılı itibarıyla ayrılmaya karar verdiklerini iddia etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Şimşek, Edirne’de partilileriyle bir araya geldi. Parti teşkilatında CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, İl Başkanı Özlem Becan ve partililerin bulunduğu toplantıda basın açıklaması yapan Şimşek, devir teslim ve kurultay sürecini değerlendi.

‘BU ARKADAŞLARA PARTİ KURDURULDU’

Parti içi yarış ve oy kullanma süreçlerine ilişkin iddialarda bulunan Şimşek, “Bizim hiçbir şeyle alakamız yok, ama Sayın Erdoğan’dan haberi var. Erdoğan’ın 4-5 kez dedi ki ‘şaibeli kurultay’ diye. Sayın Özgür Özel, sayın bugünkü genel merkez yöneticisi arkadaşlar, 103 yıllık bir partidir diyoruz ama sizin ağzınıza yakışmıyor. Kalkıp niye ‘Sayın Erdoğan, eğer şaibe varsa, istihbarat elinde, emniyet elinde, devlet elinde, çık açıkla’ demediniz. Açıklamadı. Döndük bu tarafa, evet. 2 milyon üye falan diyorsunuz. Örgüte gel yarışalım. Sabırsızlığınız ne kardeşim? Şurada 6 ay sonra kurultay var. Senin döneminde 600 bin üye yapmışsınız. Madem örgüt seni istiyor, halk seni istiyor. 600 bin üye de sen yapmışsın. Bekle 6 ay sonra gel, kantara çık. Acelen ne? Çünkü bu arkadaşlar parti kurmadılar. Bu arkadaşlara parti kurduruldu” ifadelerini kullandı.

’20 ARABAYI KİM GİYDİRMİŞ OLABİLİR?’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti sırasında ABD’de araçlara Ekrem İmamoğlu’nun adının yazıldığını söyleyen Şimşek, “FETÖ’nün adamları beni anlatmıyor, onları anlatıyor. New York’ta, Washington’da 20 tane araç, İmamoğlu yazıyor. Fiş olmadan fatura olmadan hamburger yiyemezsin. Eğer birisi iyilik yaptıysa o faturayı göndersin. Ama 2 aydır bu fatura gelmedi. Şimdi size soruyorum: 20 arabayı kim giydirmiş olabilir? Ama ‘İmamoğlu FETÖ’cüdür’ falan demiyorum. Öyle bir şey demiyorum gerçekten. FETÖ’nün kanalında yorumculuk yapmış ama yine de demiyorum. Bunlar emir kulu bunu bilin” diye konuştu.

‘İŞ BANKASI HİSSELERİNİ SATACAKLARDI’

 Yeni Parti’ye geçen partililerin daha önceden partiden ayrılmaya karar verdiğini ileri süren Şimşek, “Bu arkadaşlar 2020-2021 yılı itibarıyla bu partiden ayrılmaya karar verdiler. Eğer kurultayı kazanmasaydı da yine partiden ayrılacaklardı. Eğer bu arkadaşlar Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalsalardı, İş Bankası’nın 28.7 hisselerini satacaklardı. Bunlardan korkulur. Bakın, Kemal Bey’in dönemi 2010-2023: Kemal Bey’in döneminde 5-6 tane belediyeye operasyon ve dava açtılar. Arkadaş, 2,5 yılda 39 tane dava, operasyon, bir de AK Parti’nin kuyruğuna takılanlar” dedi.

‘BUNLARDAN DEVLET ADAMI OLMAZ, SERVET ADAMI OLUR’

Şimşek, vicdanlara seslendiğini belirterek, “İlleri, ilçeleri yakan, yıkan, yediği yemeğin kabını kıran, döken, baba deyip babayı hançerleyen, baba ocağı değil, baba ocağını bu hale getiren adamların Edirne’ye, Türkiye’ye faydası olur mu? Vicdan ve ahlak sahibi herkese sesleniyorum. Bunlardan ne olur biliyor musunuz? Bunlardan sorumluluk sahibi devlet adamı olmaz. Bunlardan devlet adamı olmaz. Bunlardan servet adamı olur. Siyaset, millete hizmet etme sanatıdır. Gidenlere selam olsun. Oy veren vatandaş ne demeyecek mi, ‘Bu adam yediği kabı kırmış, babasını hançerlemiş, evini ocağını yakmış gitmiş. Ben bu adamı nasıl büyüteyim? demeyecek mi?” şeklinde konuştu.

CHP’den gurbetçilerle temas

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, yaz tatillerini geçirip Avrupa’da yaşadıkları ülkelere dönüş yolculuğuna çıkan gurbetçilerle Kapıkule Sınır Kapısı’nda bir araya geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yurt Dışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Edirne’den Bulgaristan’a açılan Kapıkule Sınır Kapısı’nda gurbetçi vatandaşlarla bir araya geldi. Edirne İl Başkanı Özlem Becan ve çok sayıda partilinin eşlik ettiği ziyarette Dinçer, Türkiye’ye giriş ve çıkış yapan gurbetçileri selamlayarak kendilerine “Gurbetten Memlekete Çilesiz Yol” başlıklı broşürler ile lokum ikram etti.

‘SORUNLARININ ÇOK OLDUĞUNU BİLİYORUZ’

Karşılama etkinliğinin ardından açıklamalarda bulunan Genel Başkan Yardımcısı Dinçer, gurbetçi vatandaşların sorunlarını yerinde dinlemek amacıyla sahada olduklarını belirtti. Dinçer, “Bugün Edirne İl Başkanlığımız, Kadın Kollarımız ve Gençlik Kollarımızla birlikte vatanımıza gelen gurbetçilerimize hem ‘hoş geldiniz’ diyoruz hem de onların dertlerini, sorunlarını dinleyerek bunlara nasıl çözümler üretebiliriz, bunun çalışmasını yapmak için buradayız. Bir broşürümüz var. Bu broşürümüzde, ‘Gurbetten Memlekete Çilesiz Yol’ başlığı altında Cumhuriyet Halk Partisi olarak öncelikle gurbetçilerimize Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun selamlarını iletiyor, ardından vatana geldikleri için ‘hoş geldiniz’ diyoruz. Sonrasında da onları dinliyoruz. Sorunlarının ve dertlerinin çok olduğunu biliyoruz. Çünkü çıktıkları ülkeden buraya gelene kadar yolda yaşadıkları birçok sıkıntı ve sorun var. O yolu daha çilesiz, daha sorunsuz hâle getirmek adına neler yapabilirizi ortak fikir ve düşüncelerle değerlendirmek için bugün buradayız. Dertlerini dinliyoruz” dedi.

‘DÜZENDE BİR BOZUKLUK OLDUĞUNU HEPİMİZ GÖRÜYORUZ’

Gurbetçilerin yaşadığı ekonomik ve lojistik zorluklara değinen Dinçer, otoban ücretleri üzerinden eleştirilerde bulunarak, “Biraz önce sizler de şahit oldunuz. Bir gurbetçimiz dedi ki: ‘Buradan Kırşehir’e gideceğim. Kırşehir’e gidene kadar yaklaşık 100 euro otoban ücreti ödeyeceğim. Dönüşte de yine 100 euro vereceğim. Ben Almanya’da bir yılda bu kadar otoban parası ödemiyorum.’ Bugün baktığınızda bu gurbetçimizin isyanı; her şeyin özelleştirildiği, devletin yapması gereken yatırımların ve vatandaşına sunması gereken hizmetlerin özelleştirilerek bir gelir ve rant kapısına dönüştürülmesine yöneliktir. Bu durum, ülkesine gelen gurbetçimizi bile isyan ettiriyor. Bugün gurbetçilerimizin gelirlerinin, ülkemizdeki asgari ücretli ya da emeklilerin gelirlerinden daha yüksek olduğu düşünülebilir. Ama buna rağmen gurbetçi bile bu isyanı yapıyorsa, bu düzende bir bozukluk olduğunu hepimiz görüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘DEVLET, VATANDAŞI NEREDE OLURSA OLSUN YANINDA OLMALIDIR’

Devletin yurt dışındaki vatandaşlarına da aynı sorumlulukla yaklaşması gerektiğini ifade eden Dinçer, “Biz gurbetçilerimiz için şunu söylüyoruz: Devlet, vatandaşı nerede olursa olsun onun yanında olmalıdır. Bunun Türkiye sınırları içinde ya da dışında olması fark etmez. Biz vatandaşlarımıza sahip çıkıyoruz. Onların sorunlarını kendi sorunumuz olarak görüyoruz. Ben, yurt dışı örgütlenmeden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak bütün yurt dışı birliklerimizdeki temsilcilerimizle birlikte bu sorunların ortak çözümü noktasında çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmaları daha da genişleteceğiz” şeklinde konuştu.

YURT DIŞINDAKİ VATANDAŞLARA MECLİS’TE TEMSİLİYET KOTASI TEKLİFİ

Yurt dışında yaşayan seçmenlerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilmesi için kanun teklifi verdiklerini açıklayan Dinçer, “Aynı zamanda yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, oy kullanmalarına rağmen Türkiye’de siyasi anlamda temsil edilmemelerinden büyük rahatsızlık duyuyorlar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak verdiğimiz kanun teklifleriyle, yurt dışında oy kullanan vatandaşlarımızı temsil edecek bir milletvekili kotasının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yer alması gerektiğini savunuyoruz. Çünkü bu vatandaşlarımız hem oy kullanıyor hem de hiçbir şekilde temsil edilmiyor. Bunun için çabalarımız sürer. İnşallah Meclis’te yapacağımız görüşmelerle bunu bir sonraki seçime yetiştirmeye çalışacağız” diye konuştu.