Kategori arşivi: Siyaset

Balkanlı’dan Aksal’a sert yanıt!

Olgay GÜLER

CHP’de görevden alınan seçilmiş il başkanı Yücel Balkanlı, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ın, Belediye Başkanı Filiz Gencan’a yaptığı ‘AK Parti’ye katılma’ çağrısını, ‘siyasi gündem oluşturma çabası’ ve ‘talihsiz açıklama’ olarak değerlendirdi.

Edirne’de bir yerel gazeteye açıklamada bulunan AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, CHP’li Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’a AK Parti’ye katılması çağrısında bulundu. Aksal açıklamasında, “Bütün CHP’li belediye başkanlarına bizim kapımız açıktır. Ben Filiz Gencan’a çağrı yaptım. CHP’deki bu kargaşalardan yorulan, Edirne’ye hizmet etmek isteyen herkese kapımız açık. Memnun oluruz” dedi. Aksal’ın açıklamasına CHP’de görevden alınan seçilmiş il başkanı Yücel Balkanlı’dan cevap gecikmedi.

‘SİYASİ BASKININ İTİRAFI’

Yücel, Aksal’ın çağrısını, ‘siyasi gündem oluşturma çabası’ ve ‘talihsiz açıklama’ olarak değerlendirerek, “Belediye Başkanımız Filiz Gencan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla gece gündüz demeden Edirne halkına hizmet etmekte; şeffaf, halkçı ve üretken belediyecilik anlayışıyla görevini başarıyla sürdürmektedir. Kısa zamanda hayata geçirdiği hizmetler, sosyal projeler ve halkla kurduğu güçlü bağ sayesinde Edirnelilerin takdirini kazanmış, gönüllerine girmeyi başarmıştır. Başkanımızın tek önceliği parti değiştirmek değil, Edirne’ye hizmet etmektir. Asıl sorgulanması gereken, belediyelerin önünü açmak yerine siyasi baskılarla hizmeti zorlaştıran anlayıştır. Bugün yapılan açıklamalar, belediyelere uygulanan siyasi baskının ve hizmetin engellenmeye çalışıldığının da adeta itirafıdır” dedi.

‘BAŞKASININ EMEĞİ ÜZERİNDEN SİYASET ÜRETİYOR’

Aksal’ın, başkasının emeği üzerinden siyaset yaptığını dile getiren Yücel, “Emek hırsızlığı kadar tehlikeli çok az şey vardır. Başkalarının emeği üzerinden siyaset üretmek yerine, sayın Fatma Aksal’a tavsiyemiz; Edirne’nin sokaklarında, esnafın yanında, çiftçinin tarlasında, işçinin, emeklinin, memurun, gençlerimizin, kadınların arasında daha fazla vakit geçirmesidir. Halkın gerçek sorunlarını dinleyip çözüm üretmeye çalışsın. Takdiri de her zaman olduğu gibi millet verecektir. Seçilmiş CHP Edirne İl Başkanı olarak bizler, polemikle değil hizmetle, algıyla değil halkın iradesiyle yol yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Balkanlı: Bizim için onur madalyası

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından görevden alınan İl Başkanı Yücel Balkanlı ve Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, partinin il binası önünde açıklama yaparak butlan yönetimine tepki gösterdi.

CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında Perşembe günü toplanan MYK’nın ardından, açıklama yapan Parti Sözcüsü Müslim Sarı, alınan kararları açıkladı. Sarı açıklamasında aralarında Edirne’nin de bulunduğu 8 ilin görevden alındığını belirtti. Sarı, görevden alınan illerin ardından, yerlerine atanan isimleri de açıkladı. Buna göre merkez ilçe başkanlığının da görevden alındığı CHP Edirne İl Başkanlığı’na, eski Uzunköprü Belediye Başkanı Özlem Becan atandı. 

PARTİ ÖNÜNDE AÇIKLAMA

Yaşanan gelişmenin ardından, görevden alınan İl Başkanı Balkanlı ve Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, il başkanlığı binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın da aralarında bulunduğu CHP’li ilçe ve belde belediye başkanları, ilçe yönetimleri ve partililer destek verdi.

 ‘MAKAMLAR ONLARIN OLSUN, SOKAKLAR BİZE YETER’

Açıklamada ilk olarak konuşan Volkan Akgüngör, mücadelelerinin süreceğini söyleyerek, “Makamlar onların olsun, sokaklar bize yeter. Sizlerle beraber yol yürümekten çok memnun oldum. Bundan sonra bir kat daha fazla çalışacağım. Bu durum, makam sevdalılarıyla vatan sevdalıları arasında mücadeledir. Biz vatanı seçtik, makamlar onların olsun. Sokaklar bizim için yeterlidir. Benim seçilmiş genel başkanım Özgür Özel, seçilmiş il başkanım da Yücel Balkanlı’dır. Bu mücadelede her zaman birlikte olacağız” dedi.

‘BİZ BU GÖREVE ATANARAK GELMEDİK’

Akgüngör’ün ardından konuşan, görevden alınan İl Başkanı Balkanlı, “Bugün burada yalnızca bir görevden alma kararına itiraz etmek için değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgüt iradesine, demokrasi anlayışına ve siyasi meşruiyetine sahip çıkmak için bulunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Edirne il ve merkez ilçe başkanlığı yönetim kurulu olarak, genel merkez tarafından gerçekleştirilen ve hukuki dayanağı bulunmadığını düşündüğümüz görevden alma kararını kabul etmiyor, tanımıyor ve bu kararın parti içi demokrasiye, örgüt iradesine ve seçilmişlerin meşruiyetine aykırı olduğunu kamuoyuyla paylaşıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi 103 yıllık tarihinde nice baskılarla karşı karşıya kaldı. Kapatılmak istendi, susturulmak istendi, yönlendirilmek istendi. Ancak hiçbir dönemde örgütün iradesi teslim alınamadı. Bugün de alınamayacaktır. Çünkü sorun bir il başkanının ya da birkaç yönetici değildir. Sorun makam da değildir. Sorun, seçimle göreve gelenlerin yerine atamalarla irade oluşturulmak istenmesidir. Sorun, örgütün söz hakkının ve demokratik tercihinin yok sayılmak istenmesidir. Biz bu görevlere atanarak gelmedik. Birilerinin takdiriyle ya da lütfuyla gelmedik. Bizler bu görevlere üyelerimizin, delegelerimizin ve örgütümüzün iradesiyle geldik. Bu nedenle meşruiyetimizin kaynağı da bellidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin gerçek gücü ve meşruiyeti örgütlerinin iradesinden gelir” dedi.

‘İNSANLAR KİŞİLERE DEĞİL, CHP’NİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKIYOR’

Seçilmiş genel başkan Özgür Özel’in yanında durmaya devam ettiklerini belirten Balkanlı, “Çünkü bugün sayın Özgür Özel’in yanında durmak yalnızca bir kişiye destek vermek değildir; örgüt iradesinin, parti içi demokrasinin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğinin yanında durmaktır. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun yanında durmak da yalnızca bir adayın yanında durmak değildir. Bu ülkenin değişim umudunun, adalet arayışının ve demokrasi talebinin yanında durmaktır. Edirne’de ortaya çıkan tablo son derece açıktır. Belediye başkanlarımız burada, ilçe başkanlarımız burada, kadın ve gençlik örgütlerimiz burada, üyelerimiz burada. Çünkü insanlar görevlere değil mücadeleye sahip çıkmaktadır. İnsanlar atamalara değil seçilmiş iradeye sahip çıkmaktadır. İnsanlar kişilere değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğine sahip çıkmaktadır” diye konuştu.

‘MAKAMI BIRAKIRIZ AMA MÜCADELEYİ BIRAKMAYIZ’

Alınan kararın hukuki ve siyasi meşruiyetinin tartışmalı olduğunu dile getiren Balkanlı, “Bu nedenle demokratik ve hukuki tüm haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı ifade ediyoruz. Haklılığımızı hukuk önünde de, örgütümüzün vicdanında da savunacağız. Ancak herkes şunu bilmelidir ki bizim mücadelemiz makam mücadelesi değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’ni 103 yıl ayakta tutan şey makamlar olmamıştır. Bu partiyi ayakta tutan; örgütlerin emeği, üyelerinin fedakârlığı, halkın desteği ve demokrasiye olan inançtır. Onun için hiç kimse Edirne’de yanlış hesap yapmasın. Bir göreve atama yapabilirsiniz. bir karar alabilirsiniz. Bir yazı gönderebilirsiniz ama örgütün iradesini değiştiremezsiniz. Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş insanların inancını değiştiremezsiniz. Bu partinin iktidar umudunu değiştiremezsiniz. Eğer bütün hesabınızı bir binaya bağladıysanız bilin ki yanılıyorsunuz.

Cumhuriyet Halk Partisi dört duvardan ibaret değildir. Cumhuriyet Halk Partisi bir tabela değildir. Cumhuriyet Halk Partisi bir makam değildir. Cumhuriyet Halk Partisi; örgütüdür, halktır, mücadeledir, umuttur. Gerekirse binadan çıkarız ama halkın gönlünden çıkmayız. Gerekirse makamı bırakırız ama mücadeleyi bırakmayız” şeklinde konuştu.

‘İKTİDAR VAZGEÇMEYENLERİN OLACAKTIR’

CHP’nin kuruluşunda, zor zamanlardan geçildiğini hatırlatan Balkanlı, “Bu partiyi kuranlar da zor zamanlardan geçti. Bu ülkeyi kuranlar da zor zamanlardan geçti ama hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmediler. Biz de vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz bir makamı değil, örgütümüzün iradesini savunuyoruz. Çünkü biz bir binayı değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik geleceğini savunuyoruz. Çünkü biz kişileri değil, bu ülkenin yarınlarını savunuyoruz ve biliyoruz ki tarihin doğru tarafında duranlar; zor zamanlarda susmayanlar, iradesine sahip çıkanlar ve mücadeleden vazgeçmeyenlerdir. Biz de nerede durduğumuzu biliyoruz. Haklılığımıza, örgütümüze ve mücadelemize güveniyoruz. Biz de nerede durduğumuzu biliyoruz. İktidar, koltuklarda oturanların değil; mücadeleden vazgeçmeyenlerin olacaktır. Butlan yönetimini tarafından görevden alınmamız bizim için boynumuza takılan onur madalyasıdır. Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in söylediği gibi yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi, yaşasın örgüt iradesi, yaşasın hak, hukuk ve adalet mücadelemiz” ifadelerini kullandı.

‘Emeklilerimizi perişan ediyorlar’

CHP Edirne önceki dönem Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, emekli maaşlarına yapılan artışı eleştirerek, emeklilerin ekonomik koşullar karşısında her geçen gün daha da zor durumda bırakıldığını söyledi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Gaytancıoğlu, en düşük emekli maaşının 23 bin 552 liraya yükseltilmesini yetersiz bulduklarını belirterek, “Suriyelilere, 100 milyar dolar veriyorlar, yol, köprü, tünel, müteahhitlerine müşteri garantisi veriyorlar, emekliye gelince ‘Batarız’ diyorlar” dedi.

Emeklilere yapılan yaklaşık 3 bin 500 liralık artışın hayat pahalılığı karşısında anlamını yitirdiğini savunan Gaytancıoğlu, “Çok değil, dört yıl önce en düşük emekli maaşı asgari ücretin üzerindeydi. Bugün ise emekliler geçim sıkıntısıyla karşı karşıya bırakılıyor” ifadelerini kullandı.

Ekonomide uygulanan politikaları da eleştiren Gaytancıoğlu, kamu kaynaklarının farklı alanlarda kullanıldığını öne sürerek, emeklilere ayrılan payın yetersiz olduğunu savundu.

TÜİK’in enflasyon verilerinin vatandaşın günlük yaşamındaki fiyat artışlarını yansıtmadığını ileri süren Gaytancıoğlu, çarşı ve pazardaki fiyatların emeklilerin alım gücünü ciddi şekilde düşürdüğünü ifade etti.

Emekli maaşlarında “kök maaş” ve “en düşük emekli maaşı” uygulamalarını da eleştiren Gaytancıoğlu, farklı emekli gruplarına farklı artışlar yapılmasının adaletsizlik oluşturduğunu savunarak, tüm emeklileri kapsayan eşit ve kalıcı bir düzenleme yapılması çağrısında bulundu.

‘Çiftçi ürettiğinden kazanamıyor’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı Tayakadın köyünde TMO ne buğdayını teslim eden çiftçileri ziyareti sonrası üreticinin alın terini koruyan, maliyetleri karşılayan ve üretimi sürdürülebilir kılan bir alım politikasının derhal hayata geçirilmesi konusunda iktidara çağrıda bulundu.

Balkanlı yaptığı açıklamada, “Bugün Edirne’mizin Tayakadın Köyü’ndeki Toprak Mahsulleri Ofisi’nde buğdayını teslim eden üreticilerimizle Merkez İlçe Başkanımız Volkan Akgüngör ve il-ilçe örgütümüzle birlikte bir araya geldik. Çiftçimizin derdini masada değil, tarlada ve ürününü teslim ettiği noktada dinledik” diyerek şunları söyledi:.

“Üreticimiz tek bir şey söylüyor: Maliyetler katlanmış durumda, ama buğday fiyatı emeğin karşılığını vermiyor. Mazot, gübre, tohum, ilaç ve işçilik giderleri her geçen gün artarken, çiftçimiz ürettiğinden kazanamıyor.

Edirne, Türkiye’nin tahıl ambarlarından biridir. Eğer Edirneli çiftçi üretmekten vazgeçerse bunun bedelini sadece üretici değil, 86 milyon vatandaşımız öder. Gıda güvenliğinin temeli, üreticinin ayakta kalmasıdır.

Buradan iktidara çağrımız nettir: Çiftçinin alın terini koruyan, maliyetleri karşılayan ve üretimi sürdürülebilir kılan bir alım politikası derhal hayata geçirilmelidir. Üreticiye yük değil, destek olunmalıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak dün olduğu gibi bugün de çiftçimizin yanındayız. Edirne’nin bereketli topraklarını, üreticimizin emeğini ve alın terini savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki çiftçi kazanırsa Edirne kazanır, Edirne kazanırsa Türkiye kazanır.”

Şahin’den ‘Onkoloji Hastanesi’ sorusu

Olgay GÜLER

İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hasan Hakan Şahin, Trakya Üniversitesi (TÜ) Balkan Onkoloji Hastanesi’nin yapımı süren ek binasında çalışmaların durduğunu, nedenine yönelik olarak TÜ yönetiminden açıklama beklediklerini söyledi.

İl Başkanı Şahin, TÜ Balkan Onkoloji Hastanesi’nde, yapım çalışmalarında sona gelinen ek binayı ziyaret etti. Ziyaretin ardından sosyal medya hesabından video yayınlayan Şahin, çalışmaların durma noktasına geldiğini belirterek, nedeniyle ilgili TÜ yönetiminden açıklama beklediklerini belirtti.

‘AÇIKLAMA YAPILMALI’

Onkoloji Hastanesi’nin bölge için önemine vurgu yapan Şahin, “Bildiğiniz üzere hayırsever bir iş insanı ek bina yapılması için bir yardımda bulunmuştu, Trakya Üniversitesi ona yer temin etti ve bina da hemen hemen tamamlanmış durumda. Fakat gelen bazı şikayetler de bize gösteriyor ki; ek bina çalışmaları durmuş vaziyette. Trakya Üniversitesi yetkililerinden bu durumla ilgili ivedilikle bir açıklama yapılması gerekmektedir. Burasının çok önemli bir yer olduğunu ifade etmiştik. Alan çok kısıtlı; Edirne, Trakya ve Balkanlar’a hizmet veren bir yer. Burada tedavi gören vatandaşlarımız inanın tedavilerinden sonra araçlarına gitmekte bile zorlanıyorlar. Yani rehabilitasyon kısmında da bir alana ihtiyaç duyuyorlar. Onkoloji ek binasının yanında, devasa büyüklükte İlahiyat Fakültesi’ne ait bir bina var. Bu bina, mevcut ihtiyaçtan çok fazla oda ve yer bulundurmaktadır. Dolayısıyla, bu binanın Onkoloji Hastanesi’ne eklenmesi de gerekmektedir. İlahiyat Fakültesi başka bir birime taşınabilir. Burayı da Trakya Üniversitesi yönetimi Onkoloji Hastanesi’ne kazandırabilirlerse inanın çok büyük bir iş gerçekleşecektir” dedi.

ACİLVE DİŞ HASTANESİ SORUSU

Üniversitenin farklı bölümlerinde de sorunların devam ettiğini dile getiren Şahin, “Üniversite içerisinde farklı kısımlarda da farklı sorunların devam ettiğini biliyoruz. Acilin yenilenme durumu var. Yaklaşık 1 aylık bir sarkma oldu herhalde planlanan zamandan. İvedilikle acil kısmının da tamamlanması çok elzem bir durumdur. Planlamalarda bir diş hastanesi vardı. Diş hastanesi projeleri yapılmış, çalışmaları tamamlanmış durumdaydı, fakat yılan hikayesine dönen bir durumla karşı karşıyayız. Diş Hastanesi’nin akıbetini de buradan, Trakya Üniversitesi yetkililerine soruyoruz. Bununla ilgili en kısa sürede Trakya Üniversitesi yetkililerinden hem onkoloji hastanesi ve binası, hem diş hastanesi, hem de acilin yeniden revize edilmesiyle ilgili bir açıklama bekliyorum” diye konuştu.

‘Güçlü esnaf, güçlü şehir, güçlü Türkiye’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Güçlü Esnaf, Güçlü Şehir, Güçlü Toplum”  konusu ele alındı.

Esnaf ve sanatkârların ülke ekonomisi, şehir hayatı ve toplumsal dayanışma açısından taşıdığı önemin kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, “Esnaf ve sanatkârlar, Türkiye ekonomisinin ve toplumsal hayatın temel direklerinden biridir. Üretimi destekleyen, istihdam sağlayan, mahalle kültürünü yaşatan ve sosyal dayanışmayı güçlendiren esnafın güçlü olması; şehirlerin ekonomik canlılığı ve toplumun refahı açısından büyük önem taşımaktadır.

Ancak son yıllarda yüksek enflasyon, artan işletme maliyetleri, finansman zorlukları, yüksek POS komisyonları, vergi ve sosyal güvenlik yükleri ile azalan alım gücü, esnafı ciddi ekonomik baskı altına almıştır. Bu süreçte birçok işletme faaliyetini sonlandırmak zorunda kalmış; bu durum istihdamı, yerel ekonomileri ve şehirlerin sosyal dokusunu olumsuz etkilemiştir.

Raporda; esnafın finansman açısından desteklenmesi, vergi ve prim borçlarının sürdürülebilir şekilde yapılandırılması, POS komisyonlarının düşürülmesi, küçük işletmelere yönelik maliyet desteklerinin artırılması, dijital dönüşümün teşvik edilmesi ve zincir marketlerle rekabetin adil hale getirilmesi gibi çözüm önerileri sunulmaktadır.

Sonuç olarak, güçlü bir esnaf yapısı; güçlü şehirlerin, güçlü yerel ekonomilerin ve güçlü bir toplumun temelidir. Esnafın desteklenmesi yalnızca ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı ve sürdürülebilir kalkınmayı güçlendirecek stratejik bir gerekliliktir” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan  “Güçlü esnaf, güçlü şehir, güçlü Türkiye” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Esnaf ve sanatkârlarımız, bu ülkenin ekonomik hayatının omurgası, şehirlerimizin ruhu ve toplumsal dayanışmamızın en güçlü temsilcileridir. Mahalle kültürünü yaşatan, üretimi ayakta tutan, istihdam sağlayan ve vatandaşımızla birebir temas eden esnafımız, sadece ticaret yapan bir kesim değil; aynı zamanda sosyal hayatımızın en önemli yapı taşlarından biridir.

Ne yazık ki bugün esnafımız tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşamaktadır. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, artan kira ve enerji maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve bankacılık sisteminin oluşturduğu ağır yükler nedeniyle binlerce işletme ayakta kalma mücadelesi vermektedir.

Bir tarafta maliyetler her geçen gün artarken, diğer tarafta vatandaşın alım gücünün düşmesi nedeniyle satışlar gerilemektedir. Esnafımız, emeğinin karşılığını alamadığı gibi, işletmesini sürdürebilmek için ağır borç yükünün altına girmek zorunda bırakılmaktadır. Üreten, istihdam sağlayan ve vergisini ödeyen insanların böylesine zor şartlar altında bırakılması kabul edilemez.

Son aylarda her gün yüzlerce esnafımız kepenk kapatmaktadır. Kapanan her dükkân yalnızca bir işletmenin faaliyetini sonlandırması anlamına gelmemektedir.

Aynı zamanda bir ailenin geçim kaynağı kaybolmakta, yeni işsizler ortaya çıkmakta, mahalle kültürü zayıflamakta ve şehirlerimizin ekonomik canlılığı zarar görmektedir.

Milli Görüş, ekonomiyi sadece rakamlardan ibaret görmez. Bizim anlayışımızda ekonomi; insanın huzuruna, adalete ve üretime hizmet ettiği ölçüde anlam taşır.

Sermayeyi önceleyen değil, insanı merkeze alan; rantı değil üretimi, faizi değil paylaşımı, israfı değil bereketi esas alan bir ekonomik düzen hedefliyoruz.”

‘Faize var, eğitime ve sağlığa yok’

CHP Edirne önceki dönem Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Hazine’nin 2026 yılı nakit gerçekleşmelerini paylaşarak, bütçedeki faiz ödemelerinin eğitim ve sağlık harcamalarını gölgede bıraktığını savundu.

Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı “Faize Var, Eğitime, Sağlığa Yok…” başlıklı paylaşımında Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yayımladığı 2026 yılı Hazine nakit gerçekleşmeleri tablosuna yer verdi.

Paylaştığı verilere dikkat çeken Gaytancıoğlu, yılın ilk altı ayında bütçeden 1 trilyon 429 milyar lira faiz ödemesi yapıldığını belirterek, aynı dönemde eğitime yaklaşık 1 trilyon 17 milyar lira, sağlığa ise 650 milyar lira kaynak ayrıldığını ifade etti.

Ekonomik tercihler üzerinden hükümeti eleştiren Gaytancıoğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Bütçeden ilk 5 ayda 1 trilyon 263 milyar lira faiz ödendi. Eğitime 1 trilyon 17 milyar, sağlığa 650 milyar harcandı. İşte bu yüzden okullarda temizlik görevlisi, öğretmen yok, hastanelerde doktor yok, randevu yok…”

Hazine nakit gerçekleşmeleri tablosuna göre, 2026 yılının ilk altı ayında toplam 1 trilyon 429 milyar 55 milyon liralık faiz ödemesi yapılırken, aynı dönemde iç borçlanma kullanımının 2 trilyon 658 milyar liraya, dış borç kullanımının ise 345 milyar 742 milyon liraya ulaştığı görüldü.

Gaytancıoğlu, söz konusu rakamların kamu kaynaklarının öncelikli kullanım alanlarına ilişkin önemli bir tablo ortaya koyduğunu savunarak, bütçede üretim, eğitim ve sağlık yerine faiz yükünün öne çıktığını ileri sürdü.

‘Emekli, hakkını istiyor’

 21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, AKP Grup Başkanlığı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu teklifle en düşük emekli aylığının 23.552 TL olmasının öngörüldüğünü belirterek, “Biz, mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında en düşük emekli aylığının en az 45.000 TL olması gerektiğini savunuyoruz” dedi.

Eski milletvekili Şimşek, “Emekliyi yoksulluğa mahkûm edenler, bunu ‘müjde’ diye sunamaz!” başlı ile yaptığı yazılı açıklamada, “Buradan açıkça söylüyoruz: Bu rakam, emeklinin sorununu çözmez. Bu rakam, yoksulluğu yönetme anlayışının yeni bir örneğidir” diyerek şöyle devam etti:.

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca emekli aynı soruyu soruyor: Bu maaşla nasıl yaşayacağız? Bu soruya cevap vermesi gerekenler, kürsülerden pembe tablolar çizenlerdir.

RAKAMLARLA ALGI

Markete hiç çıktınız mı? Pazar tezgâhındaki fiyatlara hiç baktınız mı? Bir emeklinin ay sonunu nasıl getirdiğini hiç gördünüz mü? Bugün emekli et alamıyor. Meyveyi gramla alıyor. İlacını erteliyor. Kombisini kısmak zorunda kalıyor.Torununa harçlık vermeyi değil, kendi mutfağını döndürmeyi düşünüyor. İşte Türkiye’nin gerçeği budur. Ama bu gerçeği görmek istemeyenler, rakamlarla algı oluşturmaya çalışıyor.

Bizim itirazımız tam da bunadır. Çünkü vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı ile açıklanan ekonomik göstergeler arasında büyük bir fark olduğunu milyonlarca insan her gün kendi cebinde hissediyor.

Emekli, istatistikle yaşamıyor. Emekli, market fişiyle yaşıyor. Emekli, elektrik faturasıyla yaşıyor. Emekli, kira sözleşmesiyle yaşıyor. Emekli, eczane fişiyle yaşıyor. Siz rakam anlatıyorsunuz. Vatandaş ise hayatı yaşıyor. Bir ömür çalışan, üreten, bu ülkeye hizmet eden insanlara reva görülen hayat bu olmamalıdır.

EMEKLİ, HAKKINI İSTİYOR

Emeklilik huzurun adı olmalıydı. Ne yazık ki bugün kaygının adı hâline getirildi.

Biz buradan çok net söylüyoruz: Emekli yardım istemiyor. Emekli sadaka istemiyor. Emekli seçimden seçime hatırlanmak istemiyor. Emekli, hakkını istiyor.

Biz, mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında en düşük emekli aylığının en az 45.000 TL olması gerektiğini savunuyoruz. Çünkü insan onurunun bir bedeli vardır. Çünkü sosyal devletin bir sorumluluğu vardır. Çünkü alın terinin bir karşılığı vardır.

MUTFAKTAKİ YANGIN

Buradan iktidara sesleniyoruz: Gerçeklerden kaçamazsınız. Mutfaktaki yangını rakamlarla söndüremezsiniz. Boş cüzdanları hamasetle dolduramazsınız. Emeklinin sesini kısmaya çalışabilirsiniz ama yaşadığı sıkıntıyı yok sayamazsınız.

Bu ülkenin emeklileri, yıllarca bu devlet için çalıştı. Şimdi sıra devlettedir. Devlet, emeklisine sırtını dönemez. Devlet, emeklisini yoksulluğa teslim edemez.

Biz bu mücadeleyi yalnızca emekliler için vermiyoruz. Bu mücadeleyi adalet için veriyoruz. Bu mücadeleyi sosyal devlet için veriyoruz. Bu mücadeleyi alın terinin hakkı için veriyoruz.

Ve söz veriyoruz: Emeklinin sesi olmaya devam edeceğiz. Haksızlığın karşısında durmaya devam edeceğiz. Yoksulluğu kader gibi gösteren anlayışa teslim olmayacağız.

Çünkü biliyoruz ki; Emeklinin hakkını teslim etmek, bir tercih değil, devlet olmanın gereğidir. Emeklinin yüzü gülmeden, Türkiye’nin yüzü gülmez.”

‘Sorun kaynak değil, tercih’

CHP Edirne önceki dönem Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine dikkat çekerek emekli maaşlarının artırılabileceğini, ancak bunun siyasi tercih meselesi olduğunu savundu.

Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda SGK’nın prim gelirleri ile emekli aylıkları ve sağlık harcamalarını karşılama oranını gösteren grafiği kamuoyuna aktardı.

Paylaşımında, 2003 yılında yüzde 59 olan karşılama oranının 2026 itibarıyla yaklaşık yüzde 80’e yükseldiğini belirten Gaytancıoğlu, buna rağmen emekli maaşlarının insanca yaşamaya yetecek seviyeye çıkarılmadığını ifade etti.

“Emekliye para yok deniyor ama SGK verileri başka bir şey söylüyor” diyen Gaytancıoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“2003 yılında prim gelirlerinin emekli aylıkları ve sağlık harcamalarını karşılama oranı yüzde 59 iken, günümüzde yüzde 80’e çıkarak tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Yani emekliye insanca bir maaş rahatlıkla ödenebilir. Buna rağmen emekli maaşları sefalet düzeyinde. Sorun kaynak değil, tercih.”

Paylaşılan grafikte de son yıllarda prim gelirlerinin emekli aylıkları ve sağlık harcamalarını karşılama oranında dikkat çekici bir yükseliş yaşandığı görülüyor. Veriler, 2026 yılında bu oranın yaklaşık yüzde 80,9 ile serinin en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor.

‘Gelirde adalet şart’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez ““Türkiye’de Gelir Dağılımı Eşitsizliği ve Yoksulluk  konusu ele alındı.

Gelir dağılımındaki bozulmanın ekonomik olduğu kadar sosyal sonuçları da kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, “Gelir adaletsizliğinin aile yapısı, toplumsal huzur, fırsat eşitliği, eğitim ve istihdam üzerindeki etkileri incelenmiş; çalışan ve çocuk yoksulluğu başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinin karşı karşıya bulunduğu sorunlar analiz edilerek, üretimi, istihdamı ve sosyal adaleti esas alan çözüm önerilerine yer verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan  “Gelirde adalet olmadan toplumda huzur sağlanamaz” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Ekonomik büyüme, ancak toplumun tüm kesimlerinin refahını artırdığı ölçüde anlamlıdır. Üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığı, emeğin karşılığını bulmadığı ve milyonlarca insanın geçim sıkıntısıyla mücadele ettiği bir düzende gerçek kalkınmadan söz etmek mümkün değildir.

Bugün ülkemizin en önemli sorunlarından biri, gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün daha da derinleşmesidir. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerileme en ağır yükü dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın omuzlarına yüklemektedir. Çalışanlar, emekliler, çiftçiler, küçük esnaf ve gençler, artan yaşam maliyetleri karşısında her geçen gün daha fazla zorlanmaktadır.

Gelir dağılımındaki bozulma yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Aynı zamanda sosyal adaleti, fırsat eşitliğini, aile yapısını ve toplumsal huzuru doğrudan etkileyen önemli bir sorundur. Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir. Yoksulluğunun yaygınlaşması, çocukların eğitim imkânlarından yeterince yararlanamaması ve gençlerin gelecek kaygısıyla yaşaması, bu adaletsiz tablonun en somut göstergeleridir.

Saadet Partisi olarak biz, ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşlarımızın yaşam kalitesi, alım gücü ve sosyal refahıyla ölçülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ekonominin merkezinde insanın yer aldığı, üretimin desteklendiği, emeğin hakkının korunduğu ve herkesin insanca yaşayabileceği bir düzenin mümkün olduğuna inanıyoruz.

Milli Görüş hareketi, yıllardır adil bir ekonomik düzenin gerekliliğini savunmaktadır.

Bizim anlayışımızda ekonomi, belirli bir kesimin zenginleşmesine değil; milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model, gelir adaletinin sağlanmasının temel şartıdır.

Türkiye’nin ihtiyacı, günü kurtaran geçici tedbirler değil; üretimi artıran, istihdamı güçlendiren, vergide adaleti sağlayan, bölgesel kalkınmayı destekleyen ve sosyal devlet anlayışını güçlendiren kalıcı politikalardır. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya, gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyacı vardır.

Saadet Partisi olarak inanıyoruz ki; güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür.

Güçlü millet ise ancak adil gelir dağılımı, sosyal adalet ve fırsat eşitliği ile inşa edilebilir. Hiç kimsenin kendisini dışlanmış hissetmediği, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye mümkündür.

Biz, Milli Görüş’ün “Adil Düzen” vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”