Kategori arşivi: Siyaset

‘Suyu yönetmezseniz su sizi yönetir’

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün Edirne’de yaşanan taşkınları değerlendirdiği açıklamasında, “Suyu yönetemezseniz su sizi yönetir. Suyun akışına göre gider gelirsiniz” diyerek, bütüncül su politikalarına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin DSİ gibi su politikaları oluşturup uygulayabilecek önemli bir kuruma sahip olduğuna dikkat çeken Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün ancak bunları hayata geçirecek, su politikalarına bilimsel yaklaşıp gerekli bütçeyi ayıracak siyasi bir iradenin ortada olmadığını söyledi.

DCIM\100MEDIA\DJI_0653.JPG

Milletvekili Ün, “Suyu yönetmezseniz akışına kapılırsınız“ başlıklı açıklamasında sulama yatırımları ve Meriç’in sularının Çorlu’daki sanayi bölgelerine aktarılmasına yönelik projelere ilişkin vermiş olduğu soru önergesine Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından verilen cevabı da değerlendirdiği açıklamasında şunları söyledi:

“Suyu yönetmezseniz su sizi yönetir. Bunun için bütüncül su politikaları oluşturup uygulamanız gerekir. Maalesef Edirne’de ve Trakya’da böyle bir yaklaşımı göremiyoruz. Sulama projeleri, taşkın koruma çalışmaları kaplumbağa hızında gidiyor. Bu projeler bir türlü bitirilmiyor, bitirilmesi için gerekli paralar ayrılmıyor. Böyle olunca da bir kuraklık konuşuyoruz, bir taşkınlar altında kalan tarlalara, evlere bakıyoruz.  Suyu yönetmenin zorunluluk olduğu bu dönemde hala bu gerçeği kavrayamamış bir yönetimin olması da ülkemizin şansızlığıdır. Türkiye DSİ gibi su yönetimi konusunda bilgi ve birikimi olan önemli bir kuruma sahipken maalesef bu işe gerekli kaynakları sağlayacak bir iktidara sahip değildir. Bütçenin çoğu faiz ödemelerine giderse yazın kuraklık vatandaşı vurur, yağış olduğunda da taşkın suları altında kalırız.

Meriç’in sularının Çorlu’daki sanayi bölgelerine aktarılması ile ilgili yapılan çalışmalara dair vermiş olduğumuz soru önergesine Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından verilen cevapta; kısaca bu konuda gerekli çalışmaların yapıldığı, yılın belli dönemlerinde Meriç’ten su çekilerek depolanacağı ve Çorlu bölgesindeki sanayi tesislerine verileceği, bunun yeraltı sularının korunmasını sağlayacağı ve çevreye olumsuz bir etkisinin olmayacağı söyleniyor.

O zaman biz de soruyoruz. Siz yıllarca sulama yatırımlarını bitirememiş, çiftçimizin beklediği suyu verememişsiniz. Sulama yatırımlarının bitiş tarihi her yıl erteliyorsunuz. Ergene hala kirli akıyor. Bölgede aşırı su tüketen sanayinin yerine daha az su ihtiyacı olan sanayi yatırımlarına gidilmesi için teşvikler vermediniz. Peki öncelikle çiftçinin hakkı olan suyu Çorlu’daki su canavarı sanayi şirketlerine aktarmak için niye acele ediyorsunuz?

Sadece bir örnek bile Bakanın vermiş olduğu cevabın Bakanlığın kendinden haberdar olmadığını gösteriyor. Bize verilen cevapta Çakmak Barajı Sulamasının birinci kısmının tamamlanması için 2027 yılının hedeflendiği yazılı. Bir ay önce yayınlanan 2026 Yılı Yatırım Programında ise verilen bitiş tarihi 2029. Keşke 2027 yılında bitirseler ama ayrılan bütçe ile 2027 hayalden de ötede duruyor.

Yapılması gerekenler açıktır. Edirne’de ve Trakya’da sulama yatırımları hızla bitilmeli, su kaynakları en verimli biçimde kullanılmalıdır. Su kaynaklarının kullanımı için bütüncül su politikaları oluşturulmalıdır. Evsel ve tarımsal su kullanımı için modellemeler yapılmalı, daha sonra suyun sanayide kullanılması hatta arıtılarak yeniden kullanılması için gerekli plan, proje ve yatırımlar yapılmalıdır. Sanayide özellikle Trakya bölgesi için daha az su kullanan alanlara teşvik verilmesi gerekir.

Bunları yapmazsak, nehirlerimiz kirli akar; çiftçimiz kuraklıkla, taşkınla uğraşmaya, kaynaklarımızı heba etmeye devam ederiz.  Bugünkü anlayış içinde bütün Meriç’i Çorlu’daki sanayi tesislerine akıtsak ne yeraltı sularındaki çekilmeyi önleyebiliriz ne oradaki su canavarı sanayinin ihtiyacını karşılayabiliriz. Sadece biraz da kirli su üretir, çevre felaketleri yaşamaya devam ederiz.”

‘İthalat politikası çıkmaz sokak’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, tarım ve hayvancılık sektöründe son yıllarda dışa bağımlılık artarken bu durum ekonomide ciddi tedirginlik yarattığını belirterek, rakamların artık basit tartışma dışına çıktığını, gerçek maliyetleri gözler önüne serdiğini söyledi.

Eski milletvekili Şimşek, yaptığı yazılı açıklamasında, “Tarım, gıda ve içecek sektörü dış ticaret verilerine baktığımızda; 2025 yılı genelinde bu sektörün ihracatı yaklaşık 27,79 milyar dolar olurken, ithalat 22,88 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Bu, geçen yıla göre ithalatın %25’in üzerinde artış gösterdiğini ortaya koymaktadır” diyerek şunlara yer verdi:.

“Bu artış kısa vadede dış ticaret fazlası görünse de (yaklaşık 4,9 milyar dolar), artan ithalat eğilimi sürdürülebilir değildir.

Çünkü:Her yıl daha fazla gıda ve tarım ürünü dışarıdan gelmektedir. Döviz ile ödeme yapılan bu ithalat, ekonomik kırılganlığı derinleştirir.

Tarım girdilerindeki artış çiftçilerimizin kullandığı gübre, yem ve diğer girdiler 2025’te fiyat olarak yıllık bazda %30’un üzerinde artmıştır. Özellikle veterinerlik hizmetleri ve hayvan yemi gibi maliyet kalemleri çiftçinin omzuna ağır yük bindirmektedir.

Yerli üretimdeki baskı çiftçi üretim maliyetleri bu kadar yükselirken, ithalat yolu ucuz gibi görünen çözüm olarak sunuluyor. Oysa bu durum yerli üretimi zayıflatır ve üreticinin ekonomiden kopmasına yol açar.

Çıkmaz sokağa dönüşen ithalat politikası uzman raporlarına göre son on beş yılda canlı hayvan ve et ithalatı yüz milyonlarca doları aşmış; dövizimiz yurt dışına çıkmıştır. Bu ciddi bir döviz yüküdür.

Bu tabloya baktığımızda artık açıkça görülüyor şöyle ki; İthalata dayalı kısa vadeli çözümler üreticiyi, köylüyü zora sokuyor.Yerli üretim desteklenmediği için gıda arzı dışa bağımlı hale geliyor. Çiftçinin maliyetleri düşürülmeden sektör sürdürülebilir olamaz.

 Önerim nettir ve acilen yapılması gereklidir. Üretime yatırım yapılmalı, tarım politikaları üreticiyi güçlendirecek şekilde düzenlenmeli. Girdi maliyetleri düşürülmeli ve çiftçiye uzun vadeli destek sağlanmalı. Kısa vadeli ithalat değil, planlı ve sürdürülebilir üretim stratejileri benimsenmeli.

 Artık rakamlar bile gösteriyor ki, bu ülke toprağından, çiftçisinden vazgeçerse daha büyük bedeller öderiz. Tarımda ithalat politikası milli üretimi bitiriyor. Acilen gerekli önlemlerin alınması, çiftçimize, üreticilerimize desteğin sağlanmalıdır.”

Saadet’ten adalet reformuna öneriler

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Sosyal İşler Başkanı Av. Sinan Tekin, hukukun üstünlüğünün adaletin, huzurun ve güçlü Türkiye’nin teminatı olduğunu bildirdi.

Av. Tekin, Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı olarak hazırladıkları “Sosyal Gündem Analiz Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı. Türkiye’de hukukun üstünlüğünün mevcut durumu kapsamlı biçimde ele alınan raporda; yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, kuvvetler ayrılığının tahkimi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması,adalet reformunun hızlandırılması, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliğin artırılması yönünde somut reform önerileri sunuldu.Raporun son bölümündeki basın açıklamasında ise şunlara yer verildi:

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ADALETİN, HUZURUN VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN TEMİNATIDIR

“Hukukun üstünlüğü; adaletin tesis edildiği, haklının korunduğu, devlet gücünün hukukla sınırlandığı bir yönetim anlayışını ifade eder. Adalet, sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın her alanında toplumun temel direğidir. Adaletin zayıfladığı yerde güven azalır, huzur bozulur, devlet ile millet arasındaki bağ zedelenir. Bugün ülkemizde hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, temel hak ve özgürlükler ile kurumsal güven alanlarında yaşanan sorunlar, toplumda adalet duygusunu derinden etkilemektedir.

Bizim anlayışımıza göre adalet, devletin varlık sebebi ve medeniyetimizin temelidir. ‘Önce ahlak ve maneviyat’ ilkesi, ancak adaletle anlam kazanır. Adaletin olmadığı bir yerde ne gerçek kalkınma mümkündür ne de toplumsal barış sağlanabilir. Güçlünün değil haklının üstün olduğu bir düzen kurmak, bizim siyaset anlayışımızın özünü teşkil etmektedir.

Bugün ihtiyaç duyulan; ayrıştıran değil birleştiren, baskı kuran değil hakkı koruyan, keyfî değil adil, kapalı değil şeffaf bir yönetim anlayışıdır. Yargının tam bağımsız ve tarafsız işlemesi, kuvvetler ayrılığının sağlıklı biçimde korunması, vatandaşın temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması hukuk devletinin vazgeçilmez şartlarıdır. Adalet sisteminin hızlı, erişilebilir ve güven veren bir yapıya kavuşması, toplumsal huzurun ve ekonomik istikrarın da temelidir.

Şeffaf ve hesap verebilir bir kamu yönetimi, liyakate dayalı kadrolar ve güçlü denetim mekanizmaları devlet-millet ilişkisini güçlendirecektir. Yolsuzlukla etkin mücadele, adil gelir dağılımı ve hakkaniyetli yönetim anlayışı, hem hukuki hem de ahlaki sorumluluktur.

Saadet Partisi olarak çok açık ve net ifade etmek istiyoruz. Adalet yeniden devletin temeli yapılmalıdır.

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tam anlamıyla sağlanmalıdır.

Temel hak ve özgürlükler yüksek hukuk standartlarında güvence altına alınmalıdır.

Kamu yönetiminde şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik esas olmalıdır.

Toplumsal barışı güçlendiren, insan onurunu koruyan adil bir düzen kurulmalıdır.

Saadet iktidarında ülkemiz; adaletin hâkim olduğu, hukukun üstünlüğünün eksiksiz uygulandığı bir Türkiye; güçlü ekonomisi, sağlam kurumları, huzurlu toplumu ve saygın duruşuyla geleceğe güvenle yürüyen bir Türkiye olacaktır.”

‘Uruguay’da büyükbaş bırakmamışız’

CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Uruguay Tarım Bakanlığı verileri üzerinden hükümetin hayvancılık politikalarını eleştirdi. Gaytancıoğlu, 2024 yılında Uruguay’daki 347 bin 254 büyükbaş erkek hayvanın yüzde 90’ına denk gelen 312 bin 254’ünün Türkiye tarafından ithal edildiğini belirtti.

Okan Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından ‘Uruguay’da büyükbaş bırakmamışız’ başlığı altında yaptığı paylaşımda Uruguay’dan yapılan büyükbaş hayvan ithalatına dikkat çekti. Gaytancıoğlu, açıklanan veriler üzerinden hükümetin hayvancılık politikalarını eleştirdi.

Gaytancıoğlu, Uruguay Tarım Bakanlığı verilerine dayandırdığı paylaşımında, 2024 yılında Uruguay’daki 347 bin 254 büyükbaş erkek hayvanın yüzde 90’ına denk gelen 312 bin 254’ünün Türkiye tarafından ithal edildiğini belirtti. 2025 yılında ise 271 bin 42 baş hayvan ithal edildiğini ifade etti.

İthalatın kilogram fiyatının 3,22 dolar (yaklaşık 142 TL) olarak anlaşıldığını kaydeden Gaytancıoğlu, bu kapsamda Uruguay’a yaklaşık 500 milyon dolar ödeme yapıldığını ileri sürdü.

Paylaşımında iki soru yönelten Gaytancıoğlu, “Gemi ile taşınması ve kesim sonrası etten elde edilen gelir ve masraflar dahil edildiğinde maliyet 300 TL civarındaysa, neden vatandaş 800-900 TL’den kıyma tüketmek zorunda kalıyor?” diye sordu.

Gaytancıoğlu ayrıca, “Uruguay’a ödediğimiz 500 milyon doları kendi çiftçimize veremez miyiz?” ifadeleriyle yerli üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Paylaşım, artan et fiyatları ve hayvancılık politikalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Yazgan’dan Atatürk’ün anılmamasına tepki

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne Valiliği tarafından düzenlenen iftar programında Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün anılmamasına kürsüden “Atatürk ve silah arkadaşlarını şeref ve gururla anıyorum” tepkisini gösterdi.

Edirne Valiliği tarafından Ramazanın ilk iftarı şehit aileleri ve gaziler onuruna “Büyük Aile Sofrası” adıyla gerçekleştirildi. Program sırasında okunan dua esnasında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün anılmaması ise tepki çekti. Kürsüye çıkan CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, “Bir şeyi belirtmeden geçmek bize yakışmaz. Duaya başlarken, her zaman dile getireceğim üzere, burada Ramazanı kutlayabilmemizi sağlayan, başka emperyalist güçlerin elinden vatanımızı kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını şeref ve gururla anıyorum. Ruhları şad olsun” dedi.

Salonda bulunan şehit aileleri ve gaziler ile katılımcılar da Yazgan’a, alkışlarla destek çıktı.

‘ATATÜRK KIRMIZI ÇİZGİMİZ’

CHP’li Baran Yazgan, daha önce de Sarıkamış Harekatı’nın yıldönümünde düzenlenen anma töreninde benzer bir ihmal yaşanması üzerine “Atatürk kırmızı çizgimizdir” tepkisini göstermiş ve duada Atatürk’ün de anılmasını sağlamıştı.

İsrail Ordusu iddiaları TBMM gündeminde

Deği

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İsrail ordusunda görev aldığı iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile diğer ülke vatandaşlarının hukuki ve ahlaki sorumluluğunu gündeme taşıdı.

Gazze Şeridi’nin uzun süredir yalnızca bombaların değil, hukukun ve insanlığın da hedef alındığı bir coğrafya hâline geldiğini ifade eden Akalın, İsrail’in Gazze’de Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesi defalarca ihlal ettiğini, sözde ateşkesten bu yana yaklaşık 600 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybedenlerin sayısının ise 72 bini aştığını belirten Akalın, binlerce sivilin öldürüldüğünü, hastanelerin, okulların ve altyapının sistematik biçimde hedef alındığını vurguladı.

Bu tablo karşısında artık tek tek olayların değil, ortaya çıkan sonucun konuşulması gerektiğini ifade eden Akalın, yaşananların uluslararası hukuk bakımından son derece ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar söz konusu olduğunda bireysel sorumluluğun esas olduğunu vurgulayan Akalın, “Emir aldım, üniforma giydim, mecbur kaldım” gibi gerekçelerin bu suçları ortadan kaldırmayacağını dile getirdi.

Son dönemde kamuoyuna yansıyan ve resmî belgelere dayandığı belirtilen bilgilerin meselenin artık teorik bir tartışma olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirten Akalın, çok sayıda ülke vatandaşının İsrail Savunma Kuvvetleri bünyesinde aktif görev aldığına dair ciddi iddialar bulunduğunu ifade etti. Bu kişiler arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve çifte vatandaşlık taşıyanların yanı sıra Özbekistan, Kazakistan ve diğer Müslüman ülkelerden yüzlerce kişinin de yer aldığına ilişkin verilerin kamuoyuna yansıdığını söyledi.

Bu iddiaların görmezden gelinemeyecek bir ciddiyete ulaştığını belirten Akalın, şu sorunun kaçınılmaz hâle geldiğini ifade etti:

“Bir devlet, kişilerin vatandaşlık bağını, uluslararası hukukun en ağır suçlarıyla ilgili ciddi şüpheler karşısında sorgulamadan sürdürebilir mi?”

Bu yaklaşımın intikamcı değil, hukuk devleti olmanın zorunlu bir sonucu olduğunu vurgulayan Akalın, vatandaşlığın yalnızca bir aidiyet değil, aynı zamanda sorumluluk doğurduğunu dile getirdi.

Akalın, bu sorumluluğun yalnızca Türkiye için değil, kendisini ümmet, adalet ve insanlık hakları söylemleriyle tanımlayan tüm Müslüman ülkeler için geçerli olduğunun altını çizdi. Bu aşamadan sonra sessizliğin ve tarafsızlığın hukuki ve ahlaki bir zaaf anlamına geleceğini ifade eden Akalın, söz konusu iddiaların mutlaka araştırılması, gerekli işlemlerin yapılması ve gerçeklerin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi.

CHP’den üye kayıt hamlesi

Mehmet ŞELECİ

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, “Katlanmak zorunda değilsiniz” diyerek vatandaşları CHP’ye üye olmaya davet etti.

Saraçlar Caddesi’nde kurulan CHP üye standında örgüt yöneticileri ve partililerin katılımı ile bir basın açıklaması yapan Başkan Akgüngör, “Bu düzen böyle gitmez diyen herkesi Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında birleşmeye davet ediyoruz” dedi. Akgüngör açıklamasında şunlara yer verdi:

“Türkiye’nin yarınlarına yön verecek büyük mücadelede, iktidar yürüyüşümüzde omuz omuza yürüyecek yol arkadaşlarını arıyoruz.

Biz susmaya değil, değiştirmeye geldik.

Biz boyun eğmeye değil, ayağa kalkmaya geldik.

Bu düzen böyle gitmez diyen herkesi Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında birleşmeye davet ediyoruz.

Emekliye 20.000 TL’yi reva gören bu anlayışa mahkûm değilsiniz!

Yıllarca çalışmış, bu ülkeye alın teri dökmüş insanlarımızı açlık sınırının altında yaşamaya zorlayan bu düzene teslim olmak zorunda değilsiniz!

Gençler işsizliğe, umutsuzluğa, geleceksizliğe mecbur değil!

Anneler, babalar evine ekmek götürme derdiyle her gün ezilmek zorunda değil!

Esnaf borçla, çiftçi mazotla, üretici maliyetle boğuşmak zorunda değil!

Yokluğa katlanmak zorunda değilsiniz!

Yoksulluğa katlanmak zorunda değilsiniz!

Hukuksuzluğa, adaletsizliğe katlanmak zorunda değilsiniz!

Açlık sınırının altındaki asgari ücrete razı olmak zorunda değilsiniz!

Bu ülke sahipsiz değildir!

Bu millet çaresiz değildir!

Bu topraklarda umudu büyütecek, adaleti tesis edecek irade vardır!

Biz bu mücadeleyi koltuk için değil, çocuklarımızın geleceği için veriyoruz.

Biz bu yürüyüşü makam için değil, milletimizin onuru için başlatıyoruz.

Geliniz, omuz omuza verelim.

Geliniz, örgütlenelim.

Geliniz, bu düzeni hep birlikte değiştirelim.

Çünkü değişim sandıkta başlar, örgütle büyür, milletle iktidar olur!

Cumhuriyet Halk Partisi’nde buluşalım, Türkiye’yi birlikte ayağa kaldıralım!”

CHP ÜYE KAYITLARINA DEVAM EDİYOR

Saraçlar Caddesi PTT karşısında kurulan stantta üye kayıtlarına devam ettiklerini belirten CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, kentin değişik bölgelerine kuracakları stantlarda üye kaydı yapacaklarını da açıkladı.

Ak Parti tam kadro Selimiye’deydi

AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, restorasyon çalışmalarının ardından tam kapasiteyle yeniden ibadete açılan Selimiye Camii’nde kılınan ilk teravih namazının ardından Edirnelilerle buluştu. İba, namaz çıkışında AK Parti Edirne Teşkilatlarıyla birlikte irmik helvası ikramında bulunarak vatandaşların Ramazan sevincine ortak oldu.


Edirne’nin kalbi Selimiye Camii’nin yeniden tam kapasiteyle ibadete açılmasıyla kılınan ilk teravih namazı, binlerce vatandaşı aynı safta buluşturdu. Bu manevi atmosferin heyecanına ortak olan AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba; İl Kadın Kolları, İl Gençlik Kolları ve Merkez İlçe Başkanlığı ile birlikte helva dağıtımı gerçekleştirdi.


“Selimiye’nin Manevi Gölgesinde Gönüllerimizi Bir Ettik”
Helva dağıtımı sırasında vatandaşlarla tek tek selamlaşarak, Ramazan aylarını tebrik eden Belgin İba, şunları kaydetti:


“İlk teravihi kılmanın heyecanı gerçekten bambaşka… Hele ki Selimiye’mizin kapsamlı restorasyon sürecinden sonra, bugün böyle tam kapasiteyle dolup taştığını görmek bizi çok duygulandırdı. Namaz çıkışında da hemşehrilerimizle bir araya geldik, irmik helvamızı paylaşıp ağzımızı tatlandırdık. Zaten Ramazan’ın o güzel ruhu; paylaştıkça, yan yana durdukça ortaya çıkıyor. İlk gecenin bereketi ve huzuru tüm aya yayılsın inşallah. Rabbim birliğimizi daim eylesin.”


Teşkilat Tam Kadro Sahadaydı
AK Parti Edirne İl ve Merkez İlçe Teşkilatının tam kadro katıldığı dağıtım etkinlikte konuşan Başkan İba, Ramazan ayı boyunca her akşam farklı bir programla; mahalle ziyaretleri, iftar sofraları ve özel buluşmalarla Edirnelilerin yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayarak Ramazan-ı Şerif’in tüm İslam alemine ve Edirne’ye hayırlar getirmesini diledi.

Istrancalar delik deşik!

CHP Kırklareli Milletvekili, TBMM  Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, eşsiz doğal zenginliklere sahip Kırklareli ve Trakya bölgesinde bir yandan biyolojik çeşitliliği korumak için uluslararası sözleşmeler imzalanıp milyonlarca liralık harcama yapılırken, bir yandan da taş ve maden ocaklarına, termik santrale ve RES projelerine ÇED gerek yoktur raporlarıyla ardı ardına izin verildiğine dikkat çekerek ortaya çıkan tabloyu bir soru önergesiyle meclis gündemine taşıdı.

Gündoğdu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yazılı olarak cevaplandırılması talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde şunlara yer verdi:

“Kırklareli ili, Vize ilçesi, Kömürköy, Akpınar, Okçular ve Evrenli Köyleri ile Çakıllı Beldesi Mevkiinde yapılması planlanan 52 adet RES tribünü Bakanlığınızın Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen 01/06/2024 tarih ve 7710 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı bilirkişi raporları doğrultusunda iptal edilmiştir.”Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna 07/11/2025 tarihinde karar verilmiştir.

Bilirkişi raporunda;

Planlanan ve mevcutta olan RES’lerin tüm etkiler açısından düşünüldüğünde anılan köylerde yaşayan halkın endişesinin haklı olduğu açıkça belirtilmektedir.

Bu doğrultuda;

1-Anılan projede190.450 adet ağacın kesilerek işe başlanacak olmasına rağmen Bakanlığınız üretimi nasıl çevre dostu diye nitelendire bilmektedir?

2-Rüzgâr türbinlerinin buharlaşmayı artırması nedeniyle çevrede yapılan tarımsal üretime olumsuz etkisi nasıl ortadan kaldırılacaktır, tarım alanları, orman alanları, mera alanları ve bunlardan elde edilecek tarımsal ürünler ve burada yaşayan canlılar birbirlerinden ayrı düşünülemez. Yaşam koşulları açısından birbirlerinden etkilendiklerinden, bu faaliyetin yapılması durumunda tarımsal üretimin zarar göreceği ve bu durumdan da geçimini burada yetiştirdikleri ürünlerden elde eden bölge halkı her türlü olumsuz etkileneceği bilirkişi raporunda açıkça belirtilmesine rağmen neden hale iş ve işlemler devam etmektedir?

3-Jeoloji-Hidrojeoloji Mühendisliği açısından bilirkişi raporunda yaşamsal olarak yeraltı su ve kaynağını oluşturduğu yüzey sularının korunmasına azami önemin gösterildiği tespit edilmediğinden dolayı “Çevresel Etki Değerlendirilmesi Olumlu” kararının Jeoloji-Hidrojeoloji Mühendisliği açısından uygun olmadığı açıkça belirtilmesine rağmen projeyi neden durdurmuyorsunuz?

4-Bilirkişi Raporunda; ‘Projedeki yaklaşık 200 bin ağacın kesilmesi, ekosistemi bozar, kuşlar, böcekler, diğer canlılar zarar görebilir. Toprak erozyonu, su döngüsü ve mikro klima değişiklikleri olabilir. Bu bölge için yerel halkın geçim kaynakları etkilenebilir. Ormanda kesim yapılması biyolojik çeşitliliği tehdit eder. Göç yolları bozulabilir. Rüzgâr türbinleri yoluyla ormanların azaltılması direkt olarak hayvanların uygun habitatlar olan yerlerden göç etmelerine neden olabilir. Türbin arazileri veya servis yolları nedeniyle orman yangını riski artabilir’ açık tehlike belirtilmesine rağmen projenin devamı ile meydana gelebilecek telafisi mümkün olmayan zararları nasıl telafi edeceksiniz?”

‘Kooperatifçilik bu mudur?’

CHP önceki dönem Edirne Milletvekili ve Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin başlattığı kampanyada 4 ay sonra ödemeli üre gübrenin tonunu 26 bin 500 TL’den faizsiz diye açıkladığına dikkat çekerek, “Halbuki piyasada üre gübresi 24 bin TL. Ayrıca Haziran’ın ilk haftası acaba çiftçide para var mı?” diye sordu.

Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımda bir buğday tarlasındaki video görüntüsü ile kampanyaya tepki gösterdiği açıklamasında Tarım Kredi Kooperatifleri’nin aslında faizi baştan eklediğini belirterek, “Kooperatifçilik bu mudur?” diyerek bir başka soru daha yönetti. Gaytancıoğlu açıklamasında şunlara yer verdi:

“Buğdaylarda şu an gübre atma zamanı. Yani üre gübresi. Üre gübresi şu anda piyasada 24 bin lira. Tarım Kredi Kooperatifleri de kampanya yapmış. r ki, faiz yok. 5 Haziran 2026’ya yani yaklaşık 3 ay sonraya ödemeli. Size bir kampanya. Fiyat kaç para? 26. Piyasa fiyatından da pahalı. Ve o dönemde çiftçinin eline para ne zaman geçecek? Bu buğdaylar büyüyecek, sararacak. Hasat edilecek. Daha Temmuz ayını bulacak. Paranın geçmesi. O zaman para geçecek. Eee neden? 26 bin 500 lira diyorsun. O zaman fiyata. Çiftçinin parası mı var? Ama gübre her zaman lazım. Evet. Üre gübresi. Tarım Kredi Kooperatifleri’nde kampanyada. Ama, Tarım Kredi Kooperatifleri artık çiftçiyle anladığımız  kadarıyla bağını koparmış. Ne piyasa fiyatlarıyla hareket ediyor. Piyasa fiyatlarının altında olması lazım. Çiftçiye destek vermesi lazım. Ama maalesef Tarım Kredi Kooperatifleri en pahalı gübreyi satan, en pahalı yemi satan kooperatif birliği haline gelmiş. Süratle kuruluş amacına göre hareket etmesini talep ediyoruz.”