Kategori arşivi: Siyaset

24 milyon borç nereye uçtu?


Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi, Önceki Dönem Lalapaşa Belediye Başkanı İsmail Arslan’ın “5 yıl boyunca belediye kasasından hiçbir para çıkmadan; Eski Cami Restorasyonu, Doğalgaz ve TOKİ” şeklindeki sözlerini anımsattığı açıklamasında, bunlarla belediyenin ilgisi bulunmadığına dikkat çekerek, devraldığı 2014-2019 döneminde toplam 5 milyon lira olan borcu kendisi döneminde 23 milyon 901 bin 680,05 liraya nasıl yükseldiğini sordu. Başkan Geldi, “Belediye kasasından para çıkmadan birçok hizmet olmasına rağmen bahse konu rakam tutarındaki yatırımı üzülerek belirtmek isterim ki ilçemizde görememekteyiz”. dedi.
Lalapaşa’nın CHP’li Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi, yaptığı yazılı açıklamada, Önceki Dönem Lalapaşa Belediye Başkanı Sayın İsmail Arslan tarafından ‘5 yıl boyunca belediye kasasından hiçbir para çıkmadan; Eski Cami Restorasyonu, Doğalgaz ve TOKİ’ ile ilgili sözlerini anımsatarak şunları kaydetti:
“Oysa ki malumunuz, Eski Cami Restorasyonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Doğalgaz yatırımları GAZDAŞ, TOKİ yatırımları da yine Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yapılmıştır. Sayın başkan Arslan’ın iddia ettiği gibi belediye bütçesinden herhangi bir ödeme çıkması söz konusu değildir. Bu açıklama belediye başkanından ziyade, iktidar partisi ilçe başkanı uhdesinde olan konulardır.
DOĞALGAZ YATIRIMLARI”
Bilindiği üzere 2024 yılında Türkiye’nin en ücra köşesi dâhil doğalgaz ile buluşmuşken iktidar partisinin belediye başkanı olup da bu tarihe kadar, üstelik tamamı olmamış iken bunu bu bir başarı gibi göstermenin ne kadar doğru olduğunun yorumunu halkımıza bırakıyoruz. Ayrıca ilçemizin büyük bir kısmı doğalgaz ile buluşmuş iken belediye hizmet binamızın etrafında tüm konutlar doğalgaz sistemine geçmiş ancak Sayın başkan Arslan kendi hizmet binasını dahi maalesef ki doğalgaz ile buluşturamamıştır.
“İÇME SUYU”
Diğer önemli bir konu ise içmesuyu ile ilgilidir. 2018 yılında dönemin Belediye Başkanı Merhum Sayın Bülent Şahinşah tarafından başlatılmış proje İller Bankası tarafından %50 SUKAP hibeli olarak onaylanmıştır. (Söz konusu proje dosyası istenildiği halde kamuoyunla paylaşılabilir.) Devlette devamlılık esasına göre süreç devam etmiştir. Bu proje kendi döneminde yapılmış bir proje gibi göstermek ne kadar doğrudur.Kamuoyunun takdirlerine sunuyoruz.
“ARAÇ KONUSU”
Araç konusunda; döneminde yeni hibe alınmış ancak hepsi (makam aracı haricinde) bakımsız ve trafiğe çıkmaz durumda kalmıştır. Oysaki zor temin edilen bu araçlar bakımı düzenli yapılsaydı şuan bir nebze de olsa hizmetleri sağlıklı yapar durumda olacaktık. Bu araçlar biz göreve geldiğimiz gibi girişimlerimiz ile herhangi bir ücret ödenmeden teknik bakıma alınmış ve gerekli tamiratları yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir.
“PARKE TAŞ ALIMI”
Ayrıca Sayın Başkan Arslan beyanında 1.000.000,00 TL değerinde 3200 m2 parke taş alımından bahsetmektedir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan gelen 1.000.000,00 TL nakdi şartlı hibe tutar ile kendisinin döneminde ihalesi yapılmış, parke taş alımı gerçekleştirilmiş ancak ödemesi yapılmamıştır. Göreve geldiğim tarihten sonra Devlette devamlılık esasına göre süreci devam ettirerek 3240 m2 parke taş bedeli olan 913.680,00 TL ödeme hakediş firmaya ödenmiş geri kalan 86.250,00 TL tutar ile 625 adet bordür alınmıştır. İlçemiz cadde ve sokaklarında doğal gaz çalışması tamamlandıktan sonra ilçe içerisine döşeme çalışmasına başlanacaktır.
“RAKAMLAR ORTADADIR”
31 Mart 2024 tarihinde 1.500.000,00 TL denkleştirme geldiğini beyanı ise evet 29/03/2024 tarihinde 1.355.234,45 TL tutarlında denkleştirme Belediye hesaplarına gelmiştir. Bu bedelden dönemimize devir edilen ve ödenen hesap hareketi aşağıda belirtilmiştir.
İller Bankası’ndan Gelen Tutar Yeterli
Olmadığından maaşlara ilave edilen miktar : 166.277,67 TL
Daimi İşçi İlave Tediyeleri : 69.052,58 TL
Şirket Personeli Maaşları : 157.436,20 TL
Devlet Malzeme Ofisi Akaryakıt : 50.000,00 TL
Şirket Nakdi Sermaye Aktarımı : 135.000,00 TL
(2 yıl önceki Meclis Kararına istinaden)
TOPLAM ÖDENEN TUTAR : 577.766,45 TL
Denkleştirme Ödeneği Gelen : 1.355.234,45 TL
Kasamızda ki beyan ettiğimiz tutar : 777.468,00 TL
Rakamlarda da gözüktüğü gibi gelen denkleştirme ödeneğinden ödemeler yapıldıktan sonra hesaplarımızda kalan rakam ile beyanımız örtüşmektedir.
Ayrıca 2019 Mart- 2024 Mart dönemi içerisinde;
İller Bankası’ndan gelen payımız :11.526.437,53 TL
Memur ve İşlere Ödenen Maaş Tutarı 11.869.163,08 TL’dir.
Görüldüğü üzere 5 yıl boyunca gelen İller Bankası payımız ile maaş ödemelerimiz ortalama eşit rakamlardır. Fakat 2019-2024 yılları arasında gelen denkleştirme ödeneği 5.717.394,41 TL’dir.
Son olarak Sayın Başkan Arslan kendisinin beyanına göre devraldığı 2014-2019 döneminde toplam 5.000.000,00 TL olan borç kendisi döneminde 23.901.680,05 TL nasıl olmuştur. Devraldığı borcu çıktığımızda 18.901.680,05 TL olan kendisi dönemindeki borca ilave ayrıca yukarıda belirttiğimiz üzere 5.717.394,41 TL gelen denkleştirme ödeneğini de ilave ettiğimizde 24.619.074,46 TL’lik toplam yatırım olmasına rağmen kendisinin de beyan ettiği gibi belediye kasasından para çıkmadan birçok hizmet olmasına rağmen bahse konu rakam tutarındaki yatırımı üzülerek belirtmek isterim ki ilçemizde görememekteyiz.Bizler bu tarz polemikler ile gündem yaratan olmazdık, olmayacağız da. Bizim as olan hizmetlerimiz olacak. Ve bundan sonraki süreçte sürekli hizmetlerimiz ile gündemde olacağız. İlçemizde yapılacak çok işimiz var. İşimiz gücümüz Lalapaşa.”

Üretici de, tüketici de zorda

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, fırsatçılarla ile ekmeğini kazanma mücadelesi verenleri birbirinden ayırmak gerektiğini belirterek, “Örneğin, yetiştirdiği mahsulünün para etmemesi üzerine o mahsulü bekleten çiftçimizi stokçu ve fırsatçı olarak mı niteleyeceğiz?”diye sordu.
Milletvekili Akalın, partisinin grubu adına Meclis Genel Kurulu’ndaki konuşmasında enflasyonist ortamda fiyatların sürekli artmasının hem üreticileri hem de tüketicileri zor durumda bıraktığını belirterek şunları söyledi:
“Sattığı ürünü aynı maliyetlerle üretemeyen üreticilerimiz ve satın aldığı ürünü birkaç gün arayla aynı fiyattan satın alamayan vatandaşlarımızın yaşadıkları mağduriyet hepimizin malûmudur.
Elbette fahiş fiyat artışları ve stokçuluk gibi uygulamaların tüketicilere zarar verdiği ve ekonomimizi olumsuz etkilediği bir gerçektir.
Bu tür fırsatçılara aman verilmemeli ve gerekli mücadele kararlılıkla yapılmalıdır. Ancak, cezaları artırmanın tek başına bu sorunları çözmeye yetmeyeceğini de net bir şekilde görmek gerekir.
Sorunların sebeplerini anlamadığımız ve kökenine inmediğimiz sürece, yalnızca geçici çözümler üretebiliriz.
Ayrıca, fırsatçılarla ile ekmeğini kazanma mücadelesi verenleri birbirinden ayırmak gerekmektedir. Örneğin, yetiştirdiği mahsulünün para etmemesi üzerine o mahsulü bekleten çiftçimizi stokçu ve fırsatçı olarak mı niteleyeceğiz?
Yoksa, ekmeğini kazanmak isteyen ve ailesini geçindirmeye çalışan insanlar olarak mı? Bu ayrımın doğru bir şekilde yapılması büyük önem arz etmektedir.

AK Parti Gazze’deki anneleri unutmadı

Olgay GÜLER
AK Parti Edirne Kadın Kolları Başkanlığı, yarın kutlanacak Anneler Günü öncesinde Gazze’de devam eden savaşta halen bölgede zorluklar içinde yaşayan annelerin sesi olmak için Saraçlar Caddesi’nde eylem gerçekleştirdi.
İsrail, Gazze’de sürdürdüğü istilasında ölüm saçmaya devam ederken, AK Parti Edirne Kadın Kolları Başkanlığı ise yarın kutlanacak Anneler Günü’nde, bölgedeki anneleri unutmadı. Bölgedeki can kayıplarına ve zor durumda olan annelere dikkat çekmek için bir araya gelen partinin Edirne Kadın Kolları üyeleri Saraçlar Caddesi’nde pankart açarak eylem yaptı. Yapılan eyleme AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, AK Parti Edirne İl Başkan Vekili Aydoğan Akıncı, AK Parti Edirne İl Kadın Kolları Başkanı ve AK Parti İl Genel Meclisi Üyesi Nergis İnce ve partililer katıldı.


Eylemde konuşan AK Parti Edirne İl Kadın Kolları Başkanı Nergis İnce, yaklaşan Anneler Günü’nün annesini kaybedenlerin ağır imtihanı olduğun söyledi. İnce; “Pazar günü anneler günü. Günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum: her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre; İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi ‘savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.’ Sayın Cumhurbaşkanımız ve Hanımefendi’nin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz” şeklinde konuştu.


İnce’nin konuşmasından sonra yapılan eylemi gören, Edirne Havsa ilçesi Osmanlı Köyü’nden Mehmet Kaya göz yaşları içinde, katılım sağlayan ve caddeden geçen herkese yardım çağrısında bulundu. Kaya; “Er geç kaybedecekler. Yüz binlerce şehit ateş altında. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. Çok doluyuz” dedi.

‘Mülteci sorunu milli güvenlik sorunu’

İYİ Parti Edirne İl Başkanı Alpay Alpagut Engin, iktidarı sınır güvenliği ve öğretmen güvenliği konusunda sert bir şekilde eleştirirken, Türkiye’nin geleceğinin tehlike altında olduğunu belirtti.
İYİ Parti İl Başkanı Engin, İstanbul’da Irak asıllı bir öğrencisi tarafından okulda öldürülen İbrahim Oktagun’u taziye mesajıyla başladığı açıklamasında, Türkiye’nin güvenlik durumuyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Engin, yaptığı açıklamada, “İstanbul’da yaşanan bu acı olay, Türkiye’nin ne kadar büyük bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. İktidarın sınır güvenliği ve öğretmen güvenliği konularında yeterli önlem almadığını görmek son derece üzücüdür” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, iktidarın göz göre göre bu tür olaylara mahal verdiğini vurgulayan Başkan Engin, “Türkiye’de güvenliğin kalmadığını ve herkesin bireysel silahlanmaya yöneldiğini görmekteyiz. Bu durum, ülkemizin geleceği açısından büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Irak asıllı bir kişi bizim ülkemizde Herhangi bir şart aranmaksızın okuyabiliyor. O kişi sokaktan parayla silah satın alabiliyor ve yine o kişi okulu basıp, öğretmenini öldürebiliyor. Ülkenin geldiği son durum ne yazık ki ortada. Mülteci sorunu milli güvenlik sorunu olmuştur. Bu sorun derhal kökünden halledilmelidir. Bu duygu ve düşüncelerle hayatını kaybeden öğretmenimize Allah’tan rahmet, ailesine ve eğitim camiasına sabırlar ihsan ediyorum” dedi.

‘Engelli birimi bulunan tek parti Saadet’

Saadet Partisi Edirne Merkez İlçe Engelli Koordinasyon Birim Başkanı Cüneyt Çetin 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı.
Türkiye’de, bünyesinde engelli birimi bulunan tek partinin Saadet Partisi olduğuna vurgu yapan Çetin, “Bir kez daha tüm engelli bireyleri daha iyi anlamak, farkındalık oluşturmak ve engelleri kaldırmak adına bu değerli haftayı en kalbi duygularımızla kutlayarak, kendilerine selam ve hürmetlerimizi iletiyorum. Bir ülke engelli vatandaşlarına ne kadar imkân sağlayabiliyorsa o kadar güçlü demektir” ifadesini kullandı.
Gerek iktidarın gerekse muhalefetin siyasi kadrolarının bazı vaatlerde bulunsalar da, hatta bu konularda çalıştaylar, konferanslar, sempozyumlar tertip etseler de, Milli Görüş Partilerinin yaptığı hizmetleri bugüne kadar kimsenin yapmadığını hatırlatan Çetin, “54. Hükümetin Başbakanı, Milli Görüş’ün Lideri Merhum Erbakan Hocamız, 571-572 ve 573 sayılı kanun hükmünde kararnameler çıkararak engellilere Cumhuriyet tarihinde görülmemiş imkanları sunmuştu. 571 sayılı kanun hükmündeki kararname ile o zamanki tabir ile Başbakanlığa bağlı ‘Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nı kurdu. Bu, şimdi Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne dönüştürülerek hizmet vermektedir. 572 sayılı kanun hükmündeki kararname ile ise kamuda çalışan engelli kotasının yüzde 2’den yüzde 3’e çıkardı. 573 sayılı kanun hükmündeki kararname ile de mimari düzenlemeler de değişiklik yaparak engellilerin ulaşım ve erişimle alakalı problemlerine çözüm getirdi. Ayrıca engellilerin ihtiyaç duyduğu ‘ortez, protez’ ve benzeri araçları ücretsiz karşılanmasını sağladı ve daha niceler.” şeklinde konuştu.

AK Parti’de Ahmet Çetin aday!

Olgay GÜLER

Edirneli iş insanı Ahmet Çetin, düzenlediği basın toplantısıyla AK Parti İl Başkanlığı’na talip olduğunu duyurdu.

Edirne’de düzenlenen 657’inci Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde gerçekleştirilen açık arttırmada 1 milyon 522 bin lirayla Kırkpınar ağalığını kazanan, daha sonra yaşanan süreçte ağalığı iptal edilen iş insanı Ahmet Çetin, AK Parti İl Başkanlığı’na aday olduğunu açıkladı. Kentte bir işletmede gerçekleştirdiği toplantıyla adaylığını duyuran Çetin, elini taşın altına koymaya hazır olduğunu belirtti.

‘SİYASET İHTİMALLER ÜZERİNE KURULMUYOR’

Çetin, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri sonuçlarının AK Parti açısından üzüntü verici olduğunu belirterek, “Bizim esas itibariyle sayın cumhurbaşkanımız ve genel başkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendinin de dediği gibi; ‘Bu sonuçlara odaklanıp, neyi eksik yaptığımızı ya da nereye dokunamadığımızı belirleyerek, hızlıca bir tespit noktasında’ adımlar atmamız gerektiğine inanıyorum. Ben, sizlerin huzurunuzda yaklaşık 4 buçuk yıl il başkanlığı görevini layıkıyla yürüten ve yerel seçimlerde de siyaset arenasına çıkarak, makamı alamasa da partimizin oylarını önemli ölçüde arttıran çok değerli başkanımız Belgin İba hanım efendiye davamıza gösterdiği kıymetli mücadeleden dolayı şükranlarımızı sunuyorum. Öte yandan, Edirne’de yaklaşık 28-29 bin seçmenin sandığa gitmediğinin de altını çizerek hatırlatmak istiyorum. Tabi ki sonuç daha farklı bir şekilde lehimize gerçekleşebilirdi ancak siyaset, biz biliyoruz ki ihtimaller üzerine inşa edilmiyor, edilemez. Bu nokta da ben Edirne Belediye Başkanlığı görevini kazanan ve ilk kadın belediye başkanı unvanını elde eden değerli Filiz Gencan Akın hanımefendiyi de kutluyorum ve çalışmalarında kolaylıklar diliyorum” dedi.

PARTİLİLERE TEŞEKKÜR

Partide bugüne kadar emek veren isimlere teşekkür eden Çetin, “Sayın cumhurbaşkanımız ve genel başkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendinin de sıkça hatırlattığı gibi önümüzde hemen hemen 4 yıl seçimsiz bir süreç var. Partimizi de bir kongre bekliyor. Bu bağlamda, değerli milletvekilimiz sayın Fatma Aksal hanımefendi, mevcut il başkan vekilimiz sayın Aydoğan Akıncı, merkez ilçe başkanımız sayın Engin Makak, ana kadememiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız ve partimizin tüm teşkilatı her an seçime hazır olacak şekilde an itibariyle çalışmalarını sürdürüyorlar ve ‘durmak yok yola devam’ diyorlar. Kendilerine bu kıymetli mücadelelerinden dolayı ayrı ayrı teşekkürlerimizi bir borç biliyoruz” diye konuştu.

‘KENDİMİZİ HAZIR HİSSETTİK’

Elini taşın altına koyarak bundan sonraki süreçte il başkanlığına aday olduğunu belirten Çetin, “Geldiğimiz bu noktada, bir Ak Partili olarak, partinin bir neferi olarak, bir dava adamı olarak, sayın cumhurbaşkanımız ve genel başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çizmiş olduğu istikamette bugüne kadar beraber yürüdük. Ömrümüz ve sağlığımız el verdiği sürece de kimsenin hiç kuşkusu olmasın ki yürümeye devam edeceğiz. Bugün itibariyle gerek siyasi hayatımız, gerek iş hayatımız gerekse de aile hayatımız olarak kendimizi hazır hissettik ve tüm samimiyetimle söylüyorum; elimizi değil, ‘tüm vücudumuzu taşın altına koymak için’ Ak Parti Edirne İl Başkanlığı’na talip olduğumuzu sizlerin huzurunuzda ilan ediyoruz ve diyoruz ki; hakkımızda ve şehrimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, Allah yar ve yardımcımız olsun diyorum” ifadelerini kullandı.

‘Fırıncının artan maliyetleri desteklenmeli’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, ekmeğe yapılan zammın sorumlusunun AKP Hükümeti olduğunu belirterek, “Bir ekmeğin fiyatı 10 liraya yükselmişse ‘Türkiye nereye gidiyor?’ diye düşünmek lazım” dedi.
CHP Keşan İlçe Başkanı Çakır, maliyetler ve gıda fiyatlarındaki artışlar ile ilgili açıklamada bulun-du. İlçe Başkanı Çakır, vatandaşın en temel gıdası olan ekmeğin besin maddesi olmaktan çıktığını hatta korkusu haline geldiğini dile getirerek,“Bir ekmeğin fiyatı 10 liraya yükselmişse ‘Türkiye nereye gidiyor?’ diye düşünmek lazım. Yıl sonuna kadar 20 lira da olabilir. Buğday üretimi düşüyorsa fırıncı-nın yapabileceği bir şey yok. Suç buğday üreticisini desteklemeyen hükümettedir.”ifadelerini kullandı.


“ZAM YAPILMASI ÇÖZÜM DEĞİLDİR”
Son dönemde fırıncıların zararına satış yapmak zorunda kaldıklarını belirtmeleri ve ekmek fiyatlarına yapılan zamlar, halkın alım gücünü daha da zorladığını kaydeden İlçe Başkanı Çakır, artan yaşam maliyetleri karşısında, vatandaşların temel besin maddesi olan ekmek almakta zorlandırdığını söyledi. Çakır, “Ekmeğe zam yapmak yerine, ekmek üreten fırıncıların artan maliyetler karşısında desteklenmesi gerekir. Zam yapılması çözüm değildir” dedi.
“KÖTÜ YÖNETİMİN SONU ZAM, AÇLIK VE YOKSULLUKTUR”
Ekonomideki gidişat hayatın her noktasında, en temel gıda ürünlerine kadar herkesi derinden etkilediğini hatırlatan İlçe Başkanı Çakır, açıklamasına şu ifadelerle başladı:
“Şimdi de ekmeğe zam yapıldığı haberini aldık. Fırıncılar zararına satış nedeniyle zor durumda olduklarını söylüyor. Doğrudur da. Bu muhteşem ekonomi yönetimine kim dayanır zaten! Öte yandan enflasyon altında ezilen halk, hayat pahalılığından zaten marketin önünden geçemiyordu şimdi herhalde fırınların da önünden geçemeyecek ve büyükşehirlerde gördüğümüz ekmek kuyruklarını yakında ilçemiz de görebiliriz ne yazık ki. Bu tablonun mimarı ise iktidardır. Kötü yönetimin sonu zam, açlık ve yoksulluktur. Bu söylediklerimin tanımı ise AKP’dir”
“ARTIK TEMEL İHTİYAÇLARI KARŞILAMAK ZORLAŞTI”
AKP hükümetinin vatandaşın üstüne zam olarak yağmaya devam ettiğini kaydeden İlçe Başkanı Çakır, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Vatandaş ekmeği alırken zorlanıyor. Alım gücü düşmüş, gelir seviyesi azalmış, vatandaş perişan halde.Ücretli çalışanların büyük bir bölümünün elde ettiği gelir, insan onuruna yakışır geçim koşullarını sağlamaktan çok uzakta kaldı. Artık temel ihtiyaçları karşılamak bile zorlaştı, her geçen gün daha da imkânsız hale geliyor. İşsizler için söylenecek kelime yok. ‘Hiç değilse çorbamız kaynasın’ diyen vatandaşın bile mutfağında yangın var. Faturalar ya aksatılarak ödeniyor ya da çaresizlikten ödenemiyor. Bakınız, geçen yıl 4 buçuk milyon vatandaşın gazı ve elektriği kesilmiş. Bu yıl bu rakam gittikçe artacak, geçim sıkıntısı daha da bunaltacak. Vatandaşın uçmadığı havalimanının, geçmediği köprünün, gitmediği yolun parasını dolar ile garanti verip ödedikçe, abuk sabuk projelere gömdükçe bu ülke ekonomisi iflah olmaz.”
Türk insanının en temel besin maddesi olan ekmekle oynandığının altını çizen İlçe Başkanı Çakır, “Türk insanının en temel gıdası olan ekmek besin maddesi olmaktan çıkıyor, vatandaşlar için artık korku haline geliyor. Bir ekmeğin fiyatı 10 liraya yükselmişse ‘Türkiye nereye gidiyor?’ diye düşünmek lazım. Yıl sonuna kadar 20 lira da olabilir.Buğday üretimi düşüyorsa fırıncının yapabileceği bir şey yok. Suç buğday üreticisini desteklemeyen hükümettedir. Hükümet çareyi zam yapmakta buluyor. Türk insanı çaresizlik içinde. Eskiden ekmeğin yanına soğan, peynir, zeytin katık edilirken şimdi ne katık edilecek?Halkı bir dilim ekmeğe mahkûm ettiler. Her gün evine en az 10 ekmek götürmek zorunda olan insanlar var. Bu insanlar artık ucuz diye bayat ekmek almaya başladılar. Bir gün önceden kalan ekmekleri almak için fırınların kapısında sabah erken saatlerde bekliyorlar” dedi.
SOFRALARINDA ISTAKOZ
CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:
“Yeni yıla girer girmez vatandaşın üzerine bir zam yağmuru başladı. Yapılan zamların ardı arkası kesilmiyor. Gıdadan, akaryakıta, doğalgaza, kısacası iğneden ipliğe her şeye zam geldi. Asgari ücret artırımı bu durumda pek bir şey ifade etmedi. Kaşıkla verdiklerini kepçeyle aldılar, alıyorlar. Keşan’da en son temel gıda tüketim maddelerinde biri olan ekmeğe de 2.5 liralık bir zam yapıldı. Enerjiye, gıdaya gelen zam elbette fırıncıları da etkiledi. Ekmeğe zam yapmak yerine, ekmek üreten fırıncıların artan maliyetler karşısında desteklenmesi gerekir. Zam yapılması çözüm değildir. Sosyal devlet anlayışı gereği fırıncı esnafımıza devlet gereken desteği vererek, vatandaşımızın ekmeği ucuz tüketmesini sağlamalıdır. Ekmeğe yapılan zamdan bir an önce vazgeçilerek, vatandaşımız rahatlatılmalıdır. Yandaşlara, holding patronlarına verilen destek fırıncıya, vatandaşa verilmelidir. Sofralarından ıstakozu, bileklerinden milyonluk saatleri eksik etmeyenler vatandaşa bir parça ekmeği çok görmesinler.”

‘Vatandaş; banka, holdinglerden 3 katı fazla vergi ödedi’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Türkiye’de son yapılan Katma Değer Vergisi (KDV) düzenlemeleri ile lokanta, restoran ve kafelerde tüketilen ürünlerin KDV oranlarının artırılması ve vergi adaletsizlikleri ile ilgili olarak açıklamalarda bulundu. İlçe Başkanı Çakır, AKP hükümetinin, fakirden alıp zengine vermeye, yoksulu daha da yoksullaştırırken zengini daha da zengin etmeye devam ettiğini söyledi. İlçe Başkanı Çakır, hükümetin bu artışı ‘vergi artışı’ olarak değil de ‘KDV düzenlemesi’ olarak nitelendiğini belirterek“Ancak, son bütçe raporlarına göre, toplanan vergilerin büyük bir çoğunluğu dolaylı vergilerden gelmekte ve bu durum özellikle düşük ve orta gelir gruplarını etkilemektedir. Bu artışlar, seçim kampanyasında ‘yeni vergi artışı yok’ vaadi ile çelişirken, dolaylı vergilerle halkın temel tüketim ürünlerinden yüksek oranda vergi toplandığı ve bu durumun ekonomik adaletsizliği artırdığı gözlemleniyor.” dedi.
“HÜKÜMET; KDV ORANI ARTIŞINA, ‘DÜZENLEME’ DİYOR”
Yeme-İçme sektöründe KDV oranını arttıran AKP Hükümetinin bu artışı düzenleme olarak söylediğini hatırlatan İlçe Başkanı Çakır, açıklamasına şöyle başladı:
“Lokanta, restoran ve kafelerde tüketilen ürünlerin KDV artıran iktidar, bunun vergi artışı değil ‘KDV düzenlemesi’ olduğunu söylüyor. Üç aylık bütçe gerçekleşmeleri tahsil edilen 1,3 trilyon TL verginin yüzde 76’sının halkın tüketiminden alınan ve fiyatın içinde tahsil edilen KDV, ÖTV ve diğer dolaylı vergilerden elde edildiğini ortaya koyuyor!Seçim kampanyasında ‘yeni vergi artışı yok’ diyen iktidar tütün mamulleri ve alkollü içkilere peş peşe yaptığı yüklü ÖTV-KDV artışlarının yanı sıra son olarak restoran, lokanta ve kafelerde tüketilen ürünlerden alınan KDV’de yüzde 8’lik oranı yüzde 10’a, yüzde 18 KDV’ye tabi tüketim kalemlerindeki oranı yüzde 20’ye yükseltti. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, bunun vergi artışı değil KDV düzenlemesi olduğunu öne sürüyor.”
“YILIN İLK 3 AYINDA VATANDAŞ; BANKA, HOLDİNGLERDEN 3 KATI FAZLA VERGİ ÖDEDİ”
Yılın ilk 3 ayında toplanan vergi istatistiklerine bakıldığında; vatandaştan alınan dolaylı vergilerin, banka, holdinglerden alınan doğrudan vergiden 3 katı olduğu bilgisini veren İlçe Başkanı Çakır, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Ocak-mart dönemi bütçe gerçekleşmelerinde vergi tahakkuk ve tahsilat rakamları,iktidarın üst gelir grupları, şirketler, bankalar, holdinglerden alınan doğrudan vergilerin üç katı vergiyi KDV, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), Özel İletişim Vergisi (ÖİV), Akaryakıt Tüketim Vergisi (ATV) vb. dolaylı vergilerle halkın harcamalarından topladığı görülüyor.Merkez Bankası (MB) genel kurulunda 2023’te Kur Korumalı Mevduata (KKM) ödenen tutarın maliyeti 833,4 milyar TL olarak açıklandı. 2022’deki ödemelerle toplam maliyet1,1 trilyon liraya ulaşırken, bu trilyonluk gelirin, kazancın vergisi sıfır. MB’nin açıkladığı kur farkı maliyeti dışında KKM hesaplarına 2022’de 212 milyar, 2023’te 1 trilyon 23 milyar olmak üzere toplam 1 trilyon 235,5 milyar lira faiz ödenmiş, vergisi-stopajı sıfır.”
“KKM’DE ADALETSİZ UYGULAMA DEVAM EDİYOR”
Vadeli TL hesaplarında faizlerinde stopaj alınırken, KKM hesaplarında sıfır vergi ve stopaj alarak adaletsiz uygulamaya devam eden iktidarı eleştiren İlçe Başkanı Çakır, “Bankalardaki vadeli TL mevduat hesaplarının faiz gelirinde yüzde 15’lik stopaj yüzde 7,5olarak uygulanacak. KKM hesaplarında sıfır vergi ve stopaj uygulaması devam edecek. Bu adaletsiz uygulamayı sürdüren iktidar, dolaylı vergilerle KDV, ÖTV, ATV, ÖİV almaya devam ediyor. İlk çeyrekte toplam 2 trilyon 369 milyar liralık vergi tahakkukuna karşılık 1 trilyon344 milyar lira tahsil edilmiş.
Tahakkuk/Tahsilat oranı yüzde 56,7 olmuş. Tahakkuk eden vergilerin yüzde 40’ından fazlası tahsil edilememiş. Tahsil edilen 1,3 trilyon TL verginin318 milyar lirası şahıs ve şirketlerin geliri, kazançları üzerinden alınan doğrudan gelir ve kurumlar vergisi. Başta KDV-ÖTV olmak üzere üç ayda dolaylı vergilerden tahsilat ise 1trilyon 25 milyar TL. Üç aylık vergi tahsilatının yüzde 76’sı, her 100 TL verginin 76 lirası dolaylı vergilerle halkın tüketiminden, ekmeğinden, telefonundan, aracının yakıtından,içtiği çay, su, ayrandan vb. alınmış. İlk üç ayda sadece KDV tahsilatı yüzde 216 artarken dahildeki KDV geliri 222 milyar TL, ithalattan alınan KDV 303 milyar TL. Dolayısıyla tahsil edilen 1trilyon 25 milyar TL dolaylı verginin 525 milyar lirası, yüzde 50’den fazlası tek başına KDV’den gelmiş. Üç aylık ÖTV tahsilatı yüzde 109 artışla 283 milyar TL.” ifadelerini kullandı.
AKP, ZENGİNİ DAHA ZENGİN ETMEYE DEVAM EDİYOR
AKP hükümetinin, fakirden alıp zengine vermeye, yoksulu daha da yoksullaştırırken zengini daha da zengin etmeye devam ettiğini kaydeden CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını şöyle sonlandırdı:
“Hazine ve Maliye Bakanı vergiyi tabana yaymaktan söz ederken, bütçe gerçekleşmeleri, dolaylı vergilerle tabanın belinin büküldüğünü, aldığı nefese bile KDV-ÖTV ödediğini, memur-asgari ücretlinin maaşı cebe girmeden gelir vergisinin kesildiğini gösteriyor. Asıl yapılması gereken vergiyi tavana yaymak. Kaynağı belirsiz servet sahiplerinden, rant ve gayrimenkul zenginlerinden vergi almak!AKP hükümeti, fakirden alıp zengine vermeye, yoksulu daha da yoksullaştırırken zengini daha da zengin etmeye devam ediyor.”

Çakır, Deniz’leri unutmadı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın6 Mayıs 1972 tarihinde idam edilmelerinin 52. yılında anma mesajı yayımladı. İlçe Başkanı Çakır, “Bağımsızlık ve demokrasi yolunda emperyalizm, faşizm ve gericiliğe karşı omuz omuza savaş verirken emperyalizm ve onun işbirlikçi siyasal erki tarafından idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ı idamlarının 52. yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyorum” dedi.


İlçe Başkanı Çakır, Deniz’leri andığı mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 6 Mayıs 1972’de Ankara Cebeci Cezaevi avlusunda idam edilmelerinin üzerinden 52 yıl geçti. Anti-emperyalist, yurtsever, devrimci tutumlarından son nefeslerine kadar asla ödün vermeyen ve dimdik karşıladıkları ölümleriyle bile sonraki kuşaklara örnek olan Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 12 Mart faşizminin karanlık, puslu ortamında, haksız yere idam edilmeleri, toplumsal belleğimizde silinmesi olanaksız derin izler bırakmıştır.
Oysa 52 yıl sonra bugün geriye bak-tığımızda, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmeyi gerektirecek hiçbir suç işlemediklerini gayet açık ve duru biçimde görebiliyoruz. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının anti-emperyalist mücadelelerinin, ulusal bağımsızlığı ve halkların kardeşliğini esas alan devrimci eylemlerinin esin kaynağının, doğrudan Atatürk’ün kendisi, Atatürk ve arkadaşlarının ulusal bağımsızlık mücadelesi ve nihayet Atatürk’ün Cumhuriyet’i gençliğe emanet eden vasiyeti olduğunu biliyoruz. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı, Atatürk’ün Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet’in geleceğini koruma görevini gençliğe bırakan vasiyetine gençliğin sahip çıkmasını engellemek için yürütülen dış güç etkili, destekli bir girişimin önemli bir parçasıydı.
Ülkemizin bugünkü haline bakınca, ne kadar haklı olduklarını bir kez daha anlıyoruz. Gerçek vatanseverlerin, düzene ve sömürülmeye karşı duran bu yürekli insanların asılması arkasından gelenlere ibret ve korku vermeyi amaçlamıştır. İnsan yaşamı üzerinde ‘üç bizden, üç onlardan’ hesabı yapan zihniyete rağmen ‘üç fidan’ ölümsüzleşmiştir ve devrimci ruhları yaşamaya devam etmektedir.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam sehpasına gönderilmelerinden 52 yıl sonra bugün, emperyalizm Türkiye’yi yeniden kuşatmıştır. Bugün her açıdan bağımlı bir ülkeyiz. 22 yıllık AKP iktidarında Türkiye, kendi başına bağımsız karar alma, hareket etme, üretme yeteneğini yitirmiş, tam anlamıyla emperyalizmin yörüngesine girmiştir.
AKP iktidarı, halkın özgür iradesine ipotek koyma yolunda her yola ve yönteme başvurmakta, halkın dini duygularını istismar etmekte ve ne yazık ki siyasete alet etmektedir. Cumhuriyet’imize ve kurucularımıza, kurucu değerlerimize ve kuruluş ilkelerimize sistemli olarak saldırılmakta, adeta meydan okunmaktadır. Gelinen noktada devletin laiklik ilkelerine göre köklü biçimde yeniden yapılanmasını sağlamadan başta eğitim olmak üzere hiçbir sorunu çözemeyeceğimiz açıktır.
Türkiye’yi 22 yılda içinden çıkılması çok zor bir borç batağına sürükleyen AKP iktidarı, küçük esnafından sanayicisine kadar bütün sektörlerin aktörlerini doğrudan iflasla karşı karşıya bırakmıştır. Bugün ülkemizde tarım, sanayi, turizm, eğitim ve akla gelebilecek bütün sektörlerde faaliyet gösteren girişimciler birer birer değil, topyekun yok oluyorlar. Ülkemizin kanayan yarası işsizlik artık sosyal bir felakete dönüşmenin eşiğindedir.
AKP iktidarı yasama, yürütme, yargıyı tek elde toplamanın yanı sıra sendikaları arka bahçesi yapmaya çalışarak, yapamadıklarını sindirerek, üniversiteleri ve basını da susturarak baskıcı yönetim anlayışını en üst noktaya taşımıştır. İktidarın düşüncelerine karşı çıkan bazı seslerin kısılması ve hatta mümkünse mahkum edilmesi AKP demokrasisinin en temel özelliğidir. Bu haliyle AKP; devleti, yargıyı ve medyayı kontrol edebilmektedir. Vatandaşlarımız sesini duyurmak yerine, sesini bastırmak zorunda kalıyorsa, Türkiye’de hangi demokrasiden ve özgürlükten bahsedebiliriz?
AKP iktidarı, izlediği politikalarla 22 yılda ülkemizi tam bir çıkmaza sürüklemiştir.
Ülkemizin içinde bulunduğu bu olumsuz koşullardan yarım yüzyıl geriye doğru uzanınca Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelelerinin ne denli anlamlı ve değerli olduğunu çok daha iyi anlıyoruz.
Deniz Gezmiş’in mahkeme savunmasındaki, ‘Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. Halen de bu inancı taşıyorum. Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum’ sözleri çok değerlidir.
Onların tek suçu bağımsızlık, eşitlik ve adalet peşinde koşmaktı. Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un cesareti tüm yurtsever gençlerimize en büyük bir mirastır.
Bağımsızlık ve demokrasi yolunda emperyalizm, faşizm ve gericiliğe karşı omuz omuza savaş verirken emperyalizm ve onun işbirlikçi siyasal erki tarafından idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ı idamlarının 52. yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyorum.”

‘Enflasyon dünyanın en haksız vergisi’

CHP önceki dönem Edirne Milletvekili Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, TÜİK tarafından açıklanan Nisan ayı enflasyon verilerini değerlendirdiği paylaşımında, ENAG ile arasında bu kadar fark olmasının emeklinin, emekçinin hakkına girmekten başka bir şey olmadığını söyledi.
“Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamlara göre, Nisan ayında enflasyon aylık yüzde 3,18, yıllık bazda ise 69,80 olarak gerçekleşti. ENAG ise yıllık enflasyonu yüzde 124,35, aylık 5,02 olarak açıkladı.

CHP önceki dönem Edirne Milletvekili Dç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, enflasyon verilerini sosyal medyadan değerlendirdiği açıklamasında şunları kaydetti:
TÜIK aylık 3,18%, yıllık 69,80%
İTO aylık 4,89%, yıllık 78,81%
ENAG aylık 5,02%, yıllık 124,35%
Artık TÜİK’e söyleyecek söz bulamıyorum. ENAG ile fark: %54,55
Bu kadar fark olması emeklinin, emekçinin hakkına girmekten başka bir şey değil. Enflasyon dünyanın en haksız vergisidir. Gece 100 lira ile uyur, sabah 95 lira ile uyanırsın. Eve hırsız girmiş gibi bir şey yani. Enflasyon, başta ücret geliri elde edenler olmak üzere halkın büyük bir kesimini yoksullaştıran, gelir dağılımını bozan, temsilsiz, adaletsiz bir vergidir. Enflasyon, cebimizdeki parayı her saniye çalan hırsızdır. Ve bu enflasyon yoksuldan zengine doğru bir servet transferidir!”