
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Trakya’nın en önemli su kaynağı olan Meriç Nehri’nin bugün plansız sanayileşmenin ve yanlış su politikalarının baskısı altında olduğuna dikkat çekerek, ‘Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi’ adı altında yürütülen çalışmaların bölgenin su güvenliğini sağlamaktan çok, sorunu başka bir havzaya ve başka bir kesime devrettiğini bildirdi.
Eski milletvekili Şimşek yaptığı yazı açıklamada, sanayi bölgelerine karşı olmadıklarını, ancak plansız, çarpık ve işletme maliyetlerinden kaçınılarak oluşturulan sanayi bölgelerine karşı olduklarını bildirdi. Bölgenin jeolojik yapısı korunarak; ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan sürdürülebilir bir şekilde kalkınmasının en büyük istekleri olduğunu belirten Şimşek, şunları söyledi:

“Yıllar önce, başta TEMA Vakfı olmak üzere; sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve siyasi partilerle birlikte, İstanbul sanayisinin Trakya’ya taşınmasının çevreyi, doğayı, tarım alanlarını ve su kaynaklarını en fazla 30 yıl içinde tüketeceğini defalarca dile getirdik. Bilimsel raporlarla uyardık, meydanlarda bölge halkımızla birlikte mitingler yaptık, yetkililere açık çağrılarda bulunduk. Ancak bu uyarılar bilinçli şekilde görmezden gelindi. Bugün gelinen noktada, ne yazık ki söylediklerimizin haklılığı acı bir şekilde ortadadır. Başta Ergene Nehri olmak üzere Trakya’nın su varlıkları kirlenmiş, tükenme noktasına getirilmiş, tarım ve yaşam ağır zarar görmüştür.
Bu tablo bir kader değil, yanlış politikaların ve bilinçli tercihlerinin sonucudur. O gün bizi dinlemeyenler, bugün Trakya’yı bir çevre felaketiyle baş başa bırakmıştır. Gelinen nokta ise; Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi için bilim uyarıyor, siyaset görmezden gelmektedir.
Trakya’nın en önemli su kaynağı olan Meriç Nehri, bugün plansız sanayileşmenin ve yanlış su politikalarının baskısı altındadır. ‘Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi’ adı altında yürütülen çalışmalar, bölgenin su güvenliğini sağlamaktan çok, sorunu başka bir havzaya ve başka bir kesime devretmektedir.
MERİÇ SINIR AŞAN BİR NEHİRDİR
Bilimsel veriler açıktır: Meriç Havzası, iklim krizi nedeniyle düzensiz akış, yaz aylarında ciddi debi düşüşü ve artan kuraklık riski ile karşı karşıyadır. Buna rağmen nehirden sanayiye sürekli ve yüksek miktarda su çekilmesi planlanmakta; tarım, ekosistem ve yerel halkın su ihtiyacı ikinci plana itilmektedir.
Yetkililer bu projeyi ‘yeraltı sularını koruma’ gerekçesiyle savunmaktadır. Oysa bilim insanlarının uzun süredir altını çizdiği gerçek şudur: Bir havzadaki yanlış su kullanımını, başka bir yüzey suyunu zorlayarak çözemezsiniz. Bu yaklaşım sürdürülebilir değil, sadece erteleyici ve risklidir.
Meriç Nehri aynı zamanda sınır aşan bir nehirdir. Bulgaristan ve Yunanistan ile paylaşılan bu ortak su varlığı üzerinde, uluslararası bağlayıcılığı olan bir su yönetimi planı olmadan atılan her adım, Türkiye’yi gelecekte diplomatik, hukuki ve çevresel sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır.
Üstelik proje kapsamında planlanan baraj, gölet ve su aktarım sistemleri; Nehir ekosistemini, Tarımsal sulamayı, Taşkın rejimini ve Bölge halkının su hakkını bütüncül biçimde ele almamaktadır.
Burada temel soru şudur: Trakya’nın sınırlı suyu kimin için kullanılacaktır? Halkın, çiftçinin ve doğanın suyu mu; yoksa suyu hoyratça tüketen sanayi modeli mi korunacaktır?
MERİÇ NEHRİ TRAKYA’NINDIR
Bizler biliyoruz ki çözüm; nehirlerden daha fazla su çekmekte değil, sanayide zorunlu su tasarrufu, geri kazanım sistemleri, kapalı devre üretim ve gerçek bir su yönetimi politikası geliştirmektedir.
Meriç Nehri bir boru hattı değildir. Bir ekosistemdir, bir yaşam alanıdır, ortak geleceğimizdir. Bilimi yok sayan, halkı sürecin dışına iten ve doğayı maliyet kalemi olarak gören bu anlayışı kabul etmiyoruz. Kamuoyunu, meslek odalarını, bilim insanlarını ve yerel yönetimleri Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi’ne karşı ortak akıl ve kamusal sorumlulukla hareket etmeye çağırıyoruz. Su haktır, ticari meta değildir. Meriç Nehri Trakya’nındır.”