DOLAR 45,4098 0.24%
EURO 53,5661 0.56%
ALTIN 6.874,790,87
BIST 15.062,650,15%
BITCOIN 36413690,91%
Edirne
16°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

EMEK ANNE

EMEK ANNE
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: solduyu.jpg

Aile içinde veya eğitim süreçlerinde dinlediğimiz, öğrettiğimiz şarkıdır Küçük Ayşe. Şarkıdan giyime, ev işlerinden masallara dişi; doğurmak ve yetiştirmekten ev işlerine, erkek ise dış işlerden güvenlik işlerine, hamiliğe yönlendirilir. Şarkımızda ne diyorduk; “Küçük Ayşe, küçük Ayşe / Napıyorsun bana söyle? / Bebeğime bakıyorum, / Ona ninni söylüyorum. // Küçük asker, küçük asker, / Napıyorsun bana söyle? / Tüfeğimi çatıyorum, / Vatanımı bekliyorum. / Ben askere gidiyorum…”

Binlerce yıldır egemen olan ataerkil, daha geniş anlamıyla patriyarkal kültürü yani “soyun babadan geçtiği, ailede ve toplumda erkeğin (babanın) birincil güç, otorite ve mülkiyet sahibi olduğu toplumsal düzen” aşamadık.

Erkekler bebeğe bakmaz onlar çalışır, kazanır, karar verir, vatanı korur. Erkek güçlüdür, koruyucudur. Dişi güçsüzdür, korunması gerekendir, ev işleri, çocuk yaşlı bakımı dişinin işidir ve evde olmalıdır.

Kültürümüz olarak kuşaktan kuşağa aktardığımız bu yanlış kurgu gerçek hayata uymasa da düşünsel aidiyet, her kesimde çoğunlukla devam ediyor. Kültürel kodlamalar devam ettiğinden kadın çalışsa da bu değişim kolay olmuyor. Bu nedenle zaten iş hayatında da kadın ezilmekte ve sayılmamaktadır. Çalışan kadınların sadece yüzde onu kayıtlı. Çalışan diğer yüzde 90 ev-aile işlerinin kayıtlara girememesindendir. Oysa en ağır işler ev-aile işleridir. Ev emeği mevzuatlara girse hizmet sektörü en büyük iş kolu olacaktır.

Bakış açılarımızı genişlettiğimizde,emek eksenli bakışı egemen kıldığımızda; ev işleri, çocuk-yaşlı bakımı, ev ihtiyaçlarının karşılanması gibi birçok emeğin karşılığı olacaktır.Kırsal alanda ise ev işlerine birde tarımsal emek eklenir ki bu sayılar istatistiklerde bile görülmez.

Emek alanları, iş kolları sayılırken kayıtlı yani formel çalışmadır ve kayıtlanır. O nedenle ev/aile işleri kayıtsız yani informel alanlardır. Kadınlar bu alanlara mahkûm edilir. Formel alanda çalışan erkeklerin ikisinden biri kayıtlı iken kadınlarda bu oran beş kadından biri kayıtlıdır.

Tüm bu eşitsizliklerin sebebi dünyayı kavrama felsefemizdir. Öğretildiği gibi yaşamayı yeterli görmemizdir. Binlerce yıldır egemen olan emeğe ve özellikle kadın emeğine bakış; bizi öncelikle köle kadınlara devamında köleliğe giden bir düzeni yaşatıyor. Bilim ve bilimsel teknoloji gelişirken düşünsel sistem patriyarkal kültürünü devam ettiriyor.

Kadınlar bu düzeni değiştirecek tek güçtür. Dünya Emekçi Kadınlar Günü gibi anlamlı günler yılın her gününü kapsamalıdır. Hafta sonu egemen kültür tarafından kutlanacak Anneler Günü de bir mücadele günü olmalıdır. Resmi sözcülerin, egemenlerin dilinden Anne! Ailenin direği Anne! Cennetin ayaklarının altında olduğuna inandırılan kutsal Anne! Her gün iki-üç rakamlarıyla kayıtlara giren, hayattan koparılan Anne! Nazım dedikçe ‘soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen’ Anne! Kurum amirleri veya eşleri, çocukları tarafından uğruna yemek verilecek Anne. Eşleri tarafından bir gün onurlandırılan Anne!…

Ya Emek Anne?

Anımsayalım, 2025 yılı Aile Yılı’ydı. 2026-2035 yılları ise ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ ilan edildi patriyarkal düzenin yöneticileri tarafından. Amaç; azalan nüfusu arttırmak. Kadın, aile ve çocuk üzerinden sömürüyü devam ettirmek. Bundan sonra Mayıs ayının son haftası ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlanacakmış. Ne olacak?

Oysa anneler yoksulluğu en önce hissedenlerdir. Son yüz yılın Neoliberalizmi sadece kentteki değil, kırsaldaki kadınları da yoğun bir yoksullaşmaya itti. İşçi sınıfı da kadınla birlikte yoksullaştı. Bu labirentten çıkışın reçetesidir kadınların emek mücadelesi.

Emeğin değerini bulmadığı günlerde kadınlara yüklenen işlerin de emek sayılması ve değerinin karşılanması talep olmalıdır. Bu nedenle kadını aile direği sayıp kutsallaştırmak çözüm değildir. Çözüm herkesi birey olarak görmektir. Çünkü anneler dişilikleriyle, esirlikleriyle değil emekleriyle güncellenmeli ve ‘Emek Anne’ olarak toplumdaki yerini bulmalıdır. Bu önce kadınların sonra hepimizin talebi olmalıdır.Değişim ailede başlar deriz ya, o halde öncelikle kız çocuklarımızı bebek bakmaya, erkek çocuklarımızı askerlik yapmaya yönlendirmemek gerekiyor.

Emeğinin değerini bilen ve binlerce yılın esaretine alkış tutmayan ‘Emek Anne’lerin tüm günlerini kutlarım.

Özhanlar Mobilya