DOLAR 43,1575 0.1%
EURO 50,2698 -0.13%
ALTIN 6.394,610,44
BIST 12.385,611,07%
BITCOIN 40194901,20%
Edirne

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

TENCERENİN KAPAĞI

TENCERENİN KAPAĞI
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni.jpg

Daha sabah saatleriydi, bir türlü bitmeyen hızlı tren yolunun altında indi bisikletinden.

Eliyle sürüklercesine götürdüğü bisikletiyle hemen sağ tarafta tencere kapağı tamircisinin yanına sokuldu. Elinde bir tencereyi parlatmakla meşgul ustaya selam vererek çantasından tencerenin kapağını çıkardı.

Karısı itinayla poşetlemiş ve tembih üstüne tembih yaparak göndermişti onu pazara. Neymiş efendim 40 yıldır kullanıyormuş da; çeyizinden getirmiş de, çok kaliteliymiş de, yerini hiçbir tencere tutmazmış da falanmış filanmış… Altı üstü bir kapak takılacaktı diye düşünse de huyunu bilirdi karısının, Onuştan hiç sesini çıkarmamıştı kapağı bisikletinin yan çantasına koyarken.

Tencereyi parlatmayı bitiren usta ağzını ve burnunu örten iş maskesini çıkardıktan sonra bir gelen emekliye, bir de emeklinin elindeki tencere kapağına bakan esnaf umutsuzca başını salladı.

“Bunlar tedavülden kalkalı çok oldu amca, olmaz senin işin.”

Sıkıntıyla kapağı elinde şöyle bir çevirdi, “Yanarız olmazsa” diye düşünerek sıkıntılı bir ifadeyle baktı ustaya…

“Bu kapak olmazsa hanım bana şimdi bu tencerenin aynısından aldırır, tek tencereyle kalsa iyi, oldu olacak takımını alalım, nasılsa kullanıyız diyerek beni bi dünya masrafa da sokar” diye düşündü. İnternetten bakmış karısı takımı nerdeyse emekli maaşlarının dörtte biri, öde öde bitmez.

Emekli düşündü derken sesli düşünmüş olacak tencere ustası sıkıntılı bir şekilde eski malzemelerin olduğu sandığı karıştırmaya başladı. Eliyle de “dur bekle” der gibi bir hareket yapınca tekrar umutlandı emekli bisikletçi. Bisikleti tutan ellerini gevşetti, ter içinde kalmıştı ellerinin içi sıkıntıdan, tencereyi, kapağı, emekli maaşının dörtte birini düşünürken.

Ustanın önerisiyle pazarın içlerine doğru ilerledi. “Sen alış verişini yaptıktan sonra gel, boşuna bekleme. Ben bi şeyler ayarlamaya çalışçam senin kapağa” demişti usta. Umutlanmıştı.

Lahanın yerlisinden demişti karısı, araya araya pazarın dip tarafında buldu yerlisini, 50’yi verip attı bisikletin heybesine. Pırasanın irisinden bi demet, ıspanağın körpesinden bi kilocuk attı tamamdı yemek işi. İki kilo mandalina, bir kilo da elmayı da aldığında biter alışverişim diyerek düşünürken aklına tencerenin kapağı tekrar gelince hızlanıverdi meyve tezgahına doğru. Sonra hemen ustaya…

Kapağı elinde gözleri parlayarak şöyle bir çevirdi emekli bisikletçi. Olmuştu işte hem de yeni gibi. Usta eskilerinden az kullanılmış bir kulp uydurmuş tencerenin kapağına üstelik bi güzel de parlatmış mı? Olmuştu işte, kurtulmuştu yeni tencere takımı almaktan.

Neşeyle bindi bisikletine, “Dün çayları bana ısmarlattılar, bugün İlhan’mı, yoksa Selami’mi ısmarlar?” diye düşünerek hızla asıldı pedallara mahalledeki kahveye doğru.