DOLAR 44,6304 0.11%
EURO 52,5769 0.46%
ALTIN 6.811,84-0,26
BIST 14.073,792,81%
BITCOIN 32561900,27%
Edirne

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

TARIM ARAZİLERİ VE RECEP BEYLER

TARIM ARAZİLERİ VE RECEP BEYLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni.jpg

Recep bey emekli olur ve küçük bir arazi alır.

Amacı emekliliğini huzur içinde geçirebileceği bir alan yaratmak, kuş kadar emekli maaşıyla yaşamaya çalışırken arazisinden ekonomik olarak yararlanabilmektir.

Aynı zamanda ülke ekonomisine de katkı sunabilecektir arazisinde çalışırken.

Arazisi küçük olduğu için kendine ahşaptan bir kulübe yapar, tarım aletlerini saklamak ve kendilerini yağmurdan, güneşten koruyabilmek için.

Sistemini kurar, arazisini ağaçlandırır, birkaç yıl içinde arazisinden ve ağaçlarından ürünler almaya başlar.

Mutludur Recep bey, üretmekte, kendisine olduğu kadar ülke ekonomisine de katkı vermektedir.

Ve bir yasa çıkar memleketin Millet Meclisi’nden 4 Nisan 2026 tarihinde.

“TARIM ARAZİLERİNİN KORUNMASI VE KULLANILMASI HAKKINDA YÖNETMELİK” adı altında.

Yasanın ismine bakarak tarım arazileri ve ekilebilir yerlerin korunacağı sonucu çıkar da yasa incelendiğinde küçük üreticilerin mağdur edildiği, madencilik, inşaatçılık, petrol ve doğalgaz arayanların taleplerinin öne alındığı ve “…bu arazilerin amaç dışı kullanım talepleri,” diye de eklemeleri görünce nasıl bir yasa bu diye sormadan da edemiyor insan.

Kamu yararı ilkesi gözetilerek;

Savunma, geçici yerleşim yerleri için, petrol ve doğal gaz arama işletme faaliyetleri, madencilik faaliyetleri, bakanlık plan ve yatırımları, yol, altyapı, üstyapı, yenilenebilir enerji yatırımları, jiotermal, seracılık yatırımları için;

BU ARAZİLERİN AMAÇ DIŞI KULLANIM TALEPLERİ’ne bakanlık tarafından izin verilebilir, Bakanlık bu yetkinini valiliklere devredebilir.

Yeni yasa aynı zamanda emekli Recep beyin üretmek için yapmış olduğu o ahşap kulübesinin yıkılmasını emrediyor.

Ne yasa ama.

Emekli Recep bey nasıl isyan etmesin şimdi.

Üretenin kulübesini yıkacaksın, madencilere tarım arazilerini bozmaları için izin vereceksin.

Bir tarafta saraylarda yaşayan yasaları yönlendiren Recep bey, diğer tarafta gerçekten üreten, emek veren Recep bey.

Ha bu arada;

Pazarda domates de 100 lira.

Ve sosyal medyada yasayla ilgili gelen tepkiler;

“Binlerce insanın dişinden tırnağından artırarak kurduğu bu düzenlerin bugün bozulmasının kime ne faydası olacak?

Zaten yapılmış ve kimsenin tarımına engel olmayan bahçelerin sökülmesi sadece vatandaşın canını yakmaya yarar.

Bahçe sahiplerinin büyük çoğunluğu emekliler. Hayatlarındaki belki de tek renk buradaki uğraşları. Bu insanları sırf doğanın içinde bir kulübe sahibi olmak istedikleri için cezalandırmak ne kadar adil?

Sorun kaçak yapı ise eğer Türkiye’nin sahil bölgelerinde on binlerce kaçak yapı var. Çoğu da lüks villalar, daireler hatta oteller…

Geçmiş dönemlerin yasal boşluklarını kullanarak veya artık herkesin bildiği belediye yolsuzlukları sayesinde mantar gibi bitmişler. Bunlar da bugünkü yasalara uymuyor ama, ne topluca yıkılmaları gündeme geliyor ne de cezalandırılmaları.  Devletin zengine ses etmediği, sıradan vatandaşın peşine düştüğü gibi bir algı oluşturmak ne kadar doğru?”

Devamını Oku

GEÇMİŞ OLSUN

GEÇMİŞ OLSUN
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-4.jpg

Edirne spor severleri için 2025/2026 sezonu unutulmaz umutsuz, üzüntülü bir dönem olarak tarihe geçmiş oldu.

Futbol, basketbol, voleybol ve hentbol. Dört spor branşı için de ayrı bir hüzün hikayesi yazıldı bu son sezonda yaşananlar.

Futbolla başlayalım.

2020 yılında BAL’da liderliği sürerken pandemi döneminde verilen ara nedeniyle çıkan bir yasa sonucunda Edirnespor 3. Lige katılım hakkını elde etti.

Bu 6 sezonun birinde finalfour, diğerinde düşme potasının biraz üzerinde bitirirken diğer 3 sezon düştü düşecek derken bu sezon ligin başında yerleştiği dipten kurtulamayarak liglerin bitmesine haftalar profesyonel liglere havlu attı.

Profesyonelce yönetilememenin, valiye, başkana güvenerek çıkılan yolların, alt yapıda yetişen değerlerin kıymetini bilmemenin bedelini Edirnespor en ağır bir şekilde ödeyerek Edirne futbolu tarihinin en büyük darbesini yemiş oldu.

Geçmiş olsun.

Geçen sezon sonunda çıktığı ikinci lig yolculuğu sonunda katıldığı finallerde ikinci olarak 1.Hentbol Kadınlar Ligi’ne katılmayı hak kazanan Edirne Kültür Sanat Doğa Sporları Kulübü Kadın Hentbol Takımı sponsorlarının verdiği sözü yerine getirmediği için ekonomik sıkıntılarına çare bulamayınca yeni sezon sözünü dahi anmadan Kadın Hentbol branşının kapılarını kilit vuru verdi.

Geçmiş olsun.

Geçen sezon Edirnespor formasıyla sahalara çıkan ve salonlarda voleybol severlere keyifli anlar yaşatan Kadın Voleybol takımı finallerde istediği başarıyı yakalayamayarak 1. Lig biletini alamadıysa da doğru yapılanmanın, ekibin başında profesyonelce hareket eden yönetim ve spor adamı sayesinde gelecek dönemler için voleybol severlerin ümitlenmesine neden olmuştu.

Geçtiğimiz sezon biraz daha mütevazi bir bütçeyle çıkılan yolculukta genç bir kadro oluşturulup da antrenmanlara başlanmasına karşın son anda sponsorluk konusunda çıkan sorunlar nedeniyle tüm takım bir anda dağıtılıverdi.

Geçmiş olsun.

Ve basketbol. Geçtiğimiz yıllarda dönemin başkanının verdiği sözleri yerine getirmemesi nedeniyle erkek basketbolu ve kadın voleybolu şubelerinin kapatılmasının en büyük nedeni 3. Lige çıkan Edirnespor’a tüm kaynakların seferber edilmesiydi. Ayrıldı da bütün kaynaklar Edirnespor Futbol Takımına. Ve Edirne’de erkek basketbolu ve kadın voleybolunu şubelerini kapatılmış oldu.

Kadın basketbolunda yıllarca alt yapılarda mücadele ettikten sonra önce iki yıl Bölgesel Lig’de, ardından iki yılda Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde mücadele eden Edirne DSİ Kadın Basketbol Takımı Edirne’li basketbol severlerin salonlarda tek tesellisi oldu.

Bu yıla da büyük maddi sorunlar, lige katılacak, katılmayacak havasıyla başlayan DSİ son anda lige katılım hakkı kazanarak umut veren yerli oyuncular ve soru işareti veren yabancı oyuncularla sezona başladı. Yerlilerin iyi olmasının yanında yabancıların çok vasat çıkması, teknik kadro ile oyuncular arasında yaşananlar, inişli çıkışlı maddi sorunlar derken sezonun son haftalarına kadar gelmeyen galibiyetler takımı gerdi de gerdi, seyirciyi de.

İki takımın çekilmesiyle umutlanan DSİ için umutların tam tükendiği anda geçtiğimiz cumartesi günü Türkiye Basketbol Federasyonu’nun bir takım için daha liglerden ihraç edilme kararı nedeniyle Edirne DSİ Kadın Basketbol Takımının ligde kaldığı kesinleşti. Kırklareli Basket maçından hemen önce geldi bu karar. Maç başladığında sessiz Edirne seyircisine karşın her pozisyonda ayağa kalkan Kırklareli seyircisi vardı. Ve DSİ’nin kadrosunda 11 oyuncu olmasına karşın iki yabancısı dahil 5 oyuncunun süre almaması ve maçı sadece 6 oyuncuyla bitirmesine neden oldu.

Devre arasında görüştüğümüz DSİ Kulüp Başkanı Fırat Tulmaç’ın; “Edirne DSİ Kulübü olarak profesyonel kadın basketbol liglerine katılmayacağız” ifadesi güne damga vurdu.

Geçmiş olsun.

Edirnespor Futbol Takımının Edirne’deki son maçlarından birisinde sadece 32 bilet alarak katılan Edirnespor’un büyük taraftarlarına,

Hentbol 2.Ligi’nde şampiyonluğa giden Kadın Takımını destekleme gelen sadece 30-40 kişi kadar seyirciye,

Voleybol Kadınlar Şubesi’nin kapatıldığı dönemde hiç sesini çıkarmayan voleybol severlere,

Edirne DSİ’nin son maçında bir avuç Kırklareli seyircisi salonu ayağa kaldırırken taraftar gibi değil de seyirci gibi salonda oturarak, alt yapıda gelen kızlarımızın attığı üçlüklerde bile sevinmeyen, takımını son maçta yalnız bırakmasa da küskünleri oynayan Edirneli basketbol severler;

Hepinize geçmiş olsun…

Devamını Oku

BAHARLA KARIŞIK

BAHARLA KARIŞIK
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-3.jpg

Istranca’ların eteklerine uzanan bir günlük bisiklet gezisi yaptık geçtiğimiz günlerde  kardeşim Recep ile birlikte.

Sabah 10.00 çıktığımız gezide Büyükdöllük üzerinden Çömlekakpınar, Hanlıyenice, Küçünlü, Hacılar, Kalkansöğüt, Vaysal, Süleymandanışment, Sarıdanışment, Taşlımüsellim, Kavaklı, Ortakçı ve Karayusuf köyleri üzerinden gerçekleştirdiğimiz gezimizi akşam hava kararırken evlerimize dönerek sonlandırdık.

Açık, hafif rüzgarlı olsa da ilerleyen saatlere doğru ısınan havanın keyfiyle asıldık pedallara. Rampalarda hafif elektrikli desteği ile güç kattık kaslarımıza. Manzaraların güzellikleri, canlanan doğanın görüntüleri ve kokusunu duyumsadık 9 saatlik yolculuğumuz boyunca. Doğayı katledenleri de gözlemleyerek.

Doğa yağan yağmurlarla birlikte canlanmış. Göletler dolu, tarlalar halen yaş, buğday ve kanola tarlalarında verimli görüntü umut veriyor. Ovadaki ağaçlar çiçek açmaya, Istranca eteklerindekiler tomurcuklanmaya başlamış. Hele Vaysal göletinde verdiğimiz molada yerde açan çiçeklerin arasında yaptığımız meyveli, cevizli pikniğe doyamadık.

Kahveler kapalı bir çok köyde. Açık olanlarda ise tek tük yaşlı köylüler. Kahveciler ve bakkallar da yaşlı, bazı köylerde kahvecilik yapacak köylü kalmayınca dışarıdan ithal kahveci getirenler bile var.

Köylerde yaşlanan nüfus, üretim çeşitliliğinin azalması, evlerin bahçelerinin boş kalması azalan ve yaşlanan nüfusa bağlıyor köylerde yaşayan yaşlılar.

Yollar bisiklet için genelde fena değil. Sadece Kalkansöğüt’ten sonra taş ocakları bölgesinde ağır tonajlı kamyonlar nedeniyle her yıl defalarca bozulan, yapılan yollara serilen vahşi mıcır ve yol malzemeleri nedeniyle değil bisikletliler, normal motorlu araçlar için bile işkence haline dönmüş oradaki yollar. Alabildiğine süratli geçen, kaldırdığı toz nedeniyle çevresindeki tarlaları, meraları, ormanları bile zehirleyen taş ocakları Istranca’ların baş belası olmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz cumartesi günü 21 Mart Ormancılık Haftası etkinliği başladı. Yetkililerimiz şimdi çıkacaklar Türkiye’nin muhtemelen ormancılık alanında nasıl ilerlediğini, ağaç dikimi konusunda en ileride olanın ülkemiz olduğunu belirteceklerdir. Önerim Istranca’lara çevirmeleri yönlerini. Gelsinler yapılan tahribatları görsünler. Ormanların nasıl katledildiğini, vahşi madenciliğin Istanca’ları ne hale getirdiğini görsünler ve ondan sonra ormanlar, ormancılık alanında konuşsunlar.

Yakışmıyor o taş ocakları Istranca’lara. Bulgaristan bizden daha küçük olan Istranca’ları koruma altına alıp, gözü gibi bakarken bizim çok daha büyük bir bölgeye yayılmış Istranca’larımızı sadece taş, maden ve RES’ler için adeta talan etmemiz de bize yakışmıyor.

Bir günlük gezi Istranca’ların eteklerine yayılan. Bir tarafı cennet, diğer tarafta cenneti cehenneme çevirmeye kararlı memleketimin aciz yöneticileri ve doymak bilmeyen maden sahipleri.

Devamını Oku

SERKAN’IMIZI YİTİRDİK

SERKAN’IMIZI YİTİRDİK
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-2.jpg

Bilgisayar kullanmaya başladığım ilk günlerde tanışmıştık Serkan Türen’le.

Benden çok daha gençti, yeni açtığı elektronik işyerinin Zübeyde Hanım Caddesi’nde ilk müşterilerindendim ve son günlerine kadar müşteri/usta sohbetlerimiz ağabey/kardeş ilişkisiyle yirmi yıla yakın sürüp gitti karşılıklı saygı sevgi çerçevesinde.

Tanış olmamızdan kısa bir süre sonra Vaysal Köyü’nden arkadaşım, birlikte top oynadığımız, ortak anılarımız olan Fahrettin Türen hocamla karşılaştık dükkanda. Meğerse Serkan’ın babasıymış.

Evime yakın olması nedeniyle sıkça üzerinden bisikletimle geçtiğim Zübeyde Hanım Caddesi’nde gözüm mutlaka ilişirdi bodrumdaki dükkanına Serkan’ın. İşim varsa uzaktan hayırlı işlerle yoluma devam eder, zamanım varsa uğrar ayak üzeri sohbet eder, Edirne’yi, dünyayı, siyaseti, işleri konuşur, Hayrettin hocama selamlar ileterek hayırlı işler delikleriyle ayrılırdım dükkandan.

Bilgisayarımda bir sorun olduğu zaman telefonla beni yönlendirmeye, arızayı uzaktan gidermeye çalışırdı. Bilirdi İsmail ağabeyinin bilgisayarında sorun varsa uyku tutmayacağını, üzüleceğini.

Sorun giderilmezse; “Sabah dokuzda bende ol, hallederiz ağabeyi, üzülme sen” diyerek saygıyla kapardı telefonunu.

Sabah gittiğimde mutlaka dükkanını açık, kendisini masasının başında bir şeylerle uğraşır bulurdum. Uzattığım laptopumu itinayla alır, açar, inceler, kısa bir sürede halledilecek gibiyse “bekle ağabey” der, format atılacaksa saat verir ve gezmeye gönderirdi beni.

Beklerken itinayla çalıştığını, mesleğini severek yaptığını gözlemlerdim Serkan’ın. Gelen müşterisi tanıdık olsun, olmasın ne sorunu varsa büyük bir itina ve sabırla gerekli açıklamaları uzun uzun yapmaktan çekinmez, müşterisi ikna oluncaya kadar konu üzerinde açıklamada bulunurdu.

Uzun zamandır kapalıydı dükkanı. Geçen yıl karşılıklı olarak son görüştüğümüzde biraz zayıflamış gördüğüm Serkan’a sorduğumda “önemli bir şey yok, ufak tefek sağlık sorunlarım var, iyileşince sürekli açacağım yine” demişti.

Oysa ciddi sorunları olduğunu ama iyileşme sürecinde olduğunu biliyor, umutla bekliyordum iyi olmasını, dükkanını açmasını. Özlemiştim sohbet etmeyi Serkan’la.

Geçen hafta bilgisayarım başında çalışırken andım Serkan’ı. Word’de yazı yazarken hatalarımı gösteren işaretleme çalışmıyordu. İçimden “Havalar iyileşsin de Serkan dükkanı açsın, ilk işim ziyaret olacak, hem bu sorunu çözeriz” diye söylendim içimden.

Geçtiğimiz cumartesi torun bakma günümüzde aldım acı haberi eşimin uyarması üzerine. Son yolculuğuna uğurlayamadım seni Serkan kardeşim, affet beni.

Ahde vefa diyerek oturdum bu yazıyı yazmak için. Bilgisayarı açıp da senle ilgili ilk satırları yazmaya başladığım da yaptığım bir hata için uyarı aldım. Şaşırdım, bilgisayarımda sorun ortadan kalkmıştı.

Nurlar içinde uyu kardeşim.

Devamını Oku

SARAÇLAR’DA İZ BIRAKTI

SARAÇLAR’DA İZ BIRAKTI
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-1.jpg

Berber Şükrü’yü 2022 yılının Ağustos ayında kaybettik. 86 yaşındaydı.

Yaşasa ve sağlığı el verse halen çalışmaya devam ederdi Berber Şükrü. Mesleğini bu kadar severek yapan, işine saygı duyan bir başka insana rastlamadım desem yeridir.

Sohbetlerimizde Saraçlar Caddesi’nin eski hallerinden, Edirne’nin eski insanlarından ve günümüzün esnafının farklılıklarından konuştuğumuz olmuştur sabahın erken saatlerinde onun dükkanının önünde.

2001 yılında babamın işletmeciliğinde açtığımız tekel büfesinde ilk dönemler Tophane fırınının kara fırın ekmeğinden satmaya başlamıştık. Tophane fırınının kendine has francala tadında, pişkin ve yumuşak kabuklu ekmeği sayesinde satışlarımız artmış, çevre esnaflardan müşterilerimiz memnuniyetlerini belirtmeye başlayınca babam ve iki oğlu olan bizler de yaptığımız işten keyif alır hale gelmiştik.

60 lı yıllar. Berber Şükrü Agora Meyhanecisi Nusret Kasrat’ı tıraş ediyor.

Berber Şükrü ağabeyimizle tanış olmamız da o günlere denk gelir. Babam kendisini 1960’lı yıllardan tanıdığını ve köyden Edirne’ye geldiğinde saç tıraşı için sabahın erken saatlerinde dükkanının açık olması nedeniyle tercih ettiğini belirtmişti sohbetlerinde.

Berber Şükrü de sevdi Tophane fırını ekmeğini. O namı meşhur başka köyün iki ekmek bir arada satılanını pek sevemediğini ama Tophane ekmeğini gençlik yıllarından beri severek tükettiğini belirtmişti Şükrü ağabeyim. Eklemişti de;

“Siz bu Tophane ekmeğini buraya getirmekle iyi iş yaptınız. İşlerinize de katkı yapacak, müşteriniz de artacak bundan sonra.”

Dediği gibi oldu, ekmek satışlarımız sürekli yükseldi dönem içinde. Sohbetlerimiz de ilerledi bu sürede. Sabahları ekmeğini aldığı gibi hiç duraksamadan doğru dükkanına gidiyordu Berber Şükrü. “Müşteri gelirse bekletmeyeyim, ayıp olur, dükkan boş kalmasın” diyerek.

Sohbetlerini sevdiğim Şükrü ağabeyle iş çıkışları veya nöbet alımları öncesinde ona ben uğrayıp müşterisi yoksa hava durumuna göre dükkanın içinde veya dışında sohbetler ediyorduk.

Edirne’nin değişen insan ve esnaf yapısı nedeniyle huzursuzdu son yıllarında. Ona göre para ve insan arasındaki mesafe daralmış, insanlar paraya insandan, sözden daha çok önem verir hale gelmişlerdi.

Şu sözleri hala kulaklarımda:

“Bu yaşta mesleğimi para için değil sevdiğim için yaptığımı bütün müşterilerim biliyor. Komşularım ve hemşerilerim de. Çocukluğumdan beri yapıyorum bu mesleği. Askere gidene kadar çıraklığını, kalfalığını yaptım mesleğimin. Askerden geldikten sonra da usta olarak açtığım bu dükkanda bir ömür tükettim. Severek çalıştım, müşterilerim de saygılı davrandılar bana.”

Saraçlar Caddesi’ne ne zaman yolum düşse o dükkanın önünden geçerken gözlerim Şükrü ağabeyi arıyor halen. Nurlar içinde uyu ustam.

Devamını Oku
Özhanlar Mobilya