DOLAR 42,5088 0.16%
EURO 49,3718 0.05%
ALTIN 5.762,771,55
BIST 10.898,70-0,43%
BITCOIN 3851957-0,54%
Edirne
12°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

TİCARET LİSELİYİZ BİZ

TİCARET LİSELİYİZ BİZ
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-3.jpg

Pazar günü Ticaret Lisesi Mezunları 1984/85 Mezunlarına mezuniyetlerinin 40.Yılı Plaketini verdi. Buluştuk, özlem giderdik, pilava kaşık salladık.
Okulumuzdaydık yüzlerce mezun. Gençlerden çok yaşlılar vardı bizler gibi. Hepsinde ayrı bir heyecan. Hele dönem arkadaşlarıyla buluşanların değmeyin keyfine. Ya o koridorlarda 40 küsur yıl önce kaçamak bakışlarla birbirlerine süzen dönemin aşıklarının yine uzaktan bakışmaları. Yıllar acımasız yapmış yapacağını. Ama ha o heyecanlı buluşmalar yine eksik değildi pazar günü mezunlar gününde.


“Ticaretten Yankılar” okulumuzun gazetesi. Benimle yaşıt. 1964 yılından beri ara vermeden yayınına devam ediyor. Son sayılarında okul anılarımı kapsayan yazılar göndererek katkı vermeye çalışıyorum bende. Aşağıdaki yazı yayınlanmayan, sansüre takılan okul anıları. Oysa ne kadar da masumca.
Not; Yazımın sansüre takılmasının nedeni gençleri sigaraya teşvik etmesiymiş. O dönemde sigara içen arkadaşlarım ben de dahil olmak üzere sigara içen yok şu anda aramızda.


İşte o sansüre takılan yazı;
ARKADAŞ ISLIKLARI
Yazılı var bugün onuştan okuldayız bu güzel havada hemde.
Devamsızlığımız tavan yapmış uyarı üstüne uyarı mektupları gidiyor evlerimize. Kim der bunlar lise son sınıf öğrencileri. Nasıl alacağız bu diplomaları da geçtim üniversiteyi, hayata atılacağız, ekmeğimizi kazanacağız, tek derdimiz bu şimdilik.
Fevzi, Ahmet ve ben sınıfta en çok devamsızlığı olanlarız. Bütün suç bende aslında. Gördüm mü güzel havayı, hiç canım istemiyor okulu da dersleri de. Kendim gitmediğim gibi arkadaşlarımı da gazlıyorum gitmeyelim okula diye.
Kıyık’ta evlerimiz yakın sabahları Ahmet Yılmaz’la birlikte gidiyoruz okula. Okula gidene kadar işliyorum ona; “Amedim havaya baksana” He Ahmet’in de pek gidesi yok ya, üstelik te cebinde 5 lirası, bi paket birinci cigaramız garanti.
Ahmet’i kafaladım mı sıra Fevzi Genç’te. Gene geç kalacak, bekliyoruz okulumuzun karşısındaki caminin köşesinde. Nasıl da hızlı hızlı koşturuyor, geç kaldım havasında. Uzaktan basıyoruz ıslığı, anlıyor, sevinçle ıslıkla yanıtlıyor bizi.
“Bu güzel havada okula mı gidilir beyaa” dememizi gülerek karşılıyor Fevzi, katılıyor oda bize istikamet çarşı, adres; “Düşeş attım yek geldi, istemeden çay geldi; Sarı Kahve” Çaylar da Fevzi’den.
Yine hava güzel bugün ama okuldayız işte; Ticaret Aritmetiği’nden yazılı var, ilk dönem ortalama gelmiş 3, sıkı çalıştım ilk yazılıda 5 almıştım, buradan 6 veya 7 almalıyım ki Yunus İzer hocamız da biraz itelerse anca geçeriz sınıfı.
Daha ikinci teneffüs, yeni yeni alıştığımız cigarayı okulun tuvaletinde tüttürme zamanı. İtinayla çıkartıyorum iç cebimden birinciyi, cos diye bir ses geliyor kibritten, gözümüz tuvaletin üst kapıya bakan penceresinde, sırayla gözcülük yapıyoruz. Tek cıgaranın etrafına diziliyoruz Ahmet ve Fevzi’ye Hüseyin Solmaz’da eşlik ediyor. Tek başına olsa 216 içer Hüseyin ama kalabalıkta asla çıkarmaz. Bi fırt çeken yanındakine uzatıyor cıgarayı. Birinci cıgarası sürekli içilmekten ucunda uzun kıpkırmızı bir kor oluşuyor, şekilden şekile giriyor dal cıgaramız. O da ne İsmet hocam fırtına gibi giriyor tuvaletin içine. En köşeye başlıyor işemeye bizim telaşla attığımız cıgaranın üzerine. “coosss” diye bir ses geliyor, duymamış gibi yapıyor İsmet Özipek hocamız;
“Çocuklar sigara içmiyorsunuz değil mi” diye sorarken gülümsüyor;
“İçmiyoruz hocam içmiyoruz” diye hep bir ağızdan yanıtlayarak hızlıcı alt kattakı 3 KOOPERATİF sınıfımıza doğru gidiyoruz gülüşerek, Hüseyin atıyor kahkaayı;
“Ulan gene yakalandık İsmet hocaya beyaaa”

Devamını Oku

BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU

BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-2.jpg

Edirne Kent Konseyi’nin 24 Şubat 2025 tarihinde düzenlediği “Yeşil Alanlar Nasıl Olmalı” isimli panelde Filiz Gencan görüşlerini şöyle paylaşmıştı;
“Sözlerimiz var, yeşil alanları kentliye kazandıracağız. Ama öncesinde hukuksal işlemleri tamamlamalıyız. Değirmen Kavşağı Parkını biraz aceleye getirdik ve eksikliklerimiz oldu. Sonrasında demokratik örgütler, akademisyenler ve gönüllüler ile planlama yapmak zorundayız. Sehrimizi sevdim, seviyorum. Buradan ayrılınca özlüyorum. Bu nedenle bu kenti seven ve emek veren herkesle birlikte kentimizi geleceğe taşımalıyız. Yeşil alanlarımıza daha sağlıklı donatılar eklemeliyiz. Kent Lokantaları, Halk Cafe ve diğer hizmetleri kentlimiz benimsedi. Bu nedenle biz de mutlu oluyoruz ki kentlinin mutluluğu bizim mutluluğumuzdur.”
Üstteki açıklama Edirne’de yeşil alanlarla ilgili endişe duyan bütün çevrelerce memnuniyetle karşılanmış ve destek görmüştü.
Halk Kafe Edirne’de güzel bir başlangıç olmuştu Edirne halkı, özellikle emekliler ve dar gelirliler için. Halk Kafe örneğinin Edirne’nin her yerine yaygınlaşması beklentisi içine girmişti Edirne’liler.
Halk Kafe’nin bu kadar ilgi görmesinin en büyük nedeni çayın 5 lira olmasıydı. Emekliler ve dar gelirliler için 5 liraya çay içip sohbet edebilecekleri, sosyalleşebilecekleri bir ortam yaratılmıştı Edirne Belediyesi tarafından.
Aradan aylar geçti, Halk Kafe ilgi görmeye devam ediyor. Zübeyde Hanım’da, Gölet’te çalışmalar yavaş ta olsa devam ediyor, Edirne’liler Halk Kafe benzeri işletmelerin bekleyişi içinde olmaya devam ediyor.
Du;
Ha oda ne? Edirne Belediye’sinden yeşil alanlar için ihale düzenlemesi düşüverdi basına.
19 yeşil alan için ihale düzenlemeye karar vermiş Edirne Belediyesi. Hem de kısa bir süre içinde. İhale şartnamesiyle ilgili endişeleri Edirne Kent Konseyi basın açıklamasında paylaştı. Benim endişem Edirne’lilerin Edirne’li emekli, öğrenci, yoksul insanların bu yeşil alanlardan faydalanamayacak olmasıdır.
Yeşil alanlarda fiyatlar yüksektir Edirne’de. Çayın fiyatı kahvelerde satılanın iki katıdır. Halk Kafe’ye bu kadar yoğun ilgi olmasının en büyük nedeninin çayın 5 lira olmasının olduğunu belirtmiştik.
Edirne Belediyesi ihale ile vereceği yerlerde fiyat kontrolu yapmayacaktır. 10 yıllığına kiralayanlar burada kendi yapılaşmalarını yaratacaklar, fiyatları istedikleri gibi kendi çıkarları doğrultusunda ayarlayacaklardır. Kiracı olarak işletmecilik yapacak olanların yeşil alanın kıyısına köşesine yeni yapılar ekleyerek el altından kiraya vererek Edirne Belediyesi’ne olan kira giderlerinin fazlasını karşılayacaklardır buradan.
Olmadı bu ihale işi. Yeşil alanlara işletmecilerin değil Edirne halkının ihtiyacı vardır. Ücretsiz veya makul ücretlerle buralardan faydalanmak haklarıdır Edirne’lilerin.
İhaleler yapılırsa işletmeciler kazanacak, Edirne halkı kaybedecektir.
Zamanı geldiğinde birileri de bedel ödeyecektir.

Devamını Oku

SAROS İMAR VE RANT

SAROS İMAR VE RANT
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne İl Genel Meclisi 2025 yılının Kasım ayı toplantısında İmar ve Bayındırlık Komisyonu tarafından bir rapor yayınlandı.

Rapora göre Saros’da Karaincirli, Vakıf, Büyükevren, Sultaniçe ve Gülçavuş köylerinde devam eden imar planlarının yavaş yürümesi nedeniyle bölgede yaşayan vatandaşların mağdur olduğundan söz ediliyor. Raporda ayrıca alt yapının geliştirilemediği, kanalizasyon ve atık sistemlerinin eksik kaldığından, vatandaşın mülkiyet ve inşaat izinlerinde sürekli engellerle karşılaşıldığı da belirtildi. Bu süreçte de taşkın sınırları ve hidrolojik etüt raporlarının onay beklemesi nedeniyle imar planı süreci fiilen durması nedeniyle DSİ suçlanıyordu.

30 yıldır Saros’da yaşayan bir sakin olarak bizim de söyleyeceklerimiz var sayın İl Genel Meclisi üyelerine ve imar rantını bekleyenlere.

İlk sözümüz DSİ için. Bence haklıdır Edirne DSİ yetkilileri. Birkaç yıl önce Gülçavuş/Sultaniçe arasından geçen derenin taşması nedeniyle Gülçavuş sahilinde bir çok yazlığı sular basmış, maddi zarar oluşmuş, Sultaniçe köyünde yaşayan bir vatandaşın ölümüne neden olmuştu o sel. Halen yeni villalar yapılıyor dere yatağına yakın yerlere, ne akla hizmetse.

İmar bekleyenlerin olduğu doğrudur. Kendilerine yazlık bir konut yapmak isteyen arsa sahibi vatandaşların olduğu gibi imar rantından beslenmeyi bekleyen büyük araziler kapatmış kişilerin olduğu da ortaya çıkacaktır yeni imar planları açıklandığında. Hele yaz sezonu boyunca durmak bilmeyen, inşaata devam eden ancak halkın protesto gösterileriyle engellediği müteahhitleri de hesaba katarsak. İmar planları çıkmadan bölge ısınmaya başladı bile, imar planları çıktıktan sonra bölgenin cehenneme döneceği gün gibi ortada.

Raporun sonlarında “yerel halkın katılımı ilkelerinin mutlaka gözetilmesi” deniyor. Orada yaşayan halkın bu imar planlarından şimdiye kadar haberi olmadığı gibi hiçbir kurum, kişi ya da yetkili bölgede yaşayan vatandaşların fikrini sormadı bu güne kadar.

Raporun bitiminde “Enez kıyıları yalnızca yapılaşma alanı değil, gelecek kuşaklara bırakılacak ortak bir doğal mirastır” deniyor. Katılıyorum da; İmara açarak mı doğal mirasa sahip çıkacağını düşünüyor acaba sayın İl Genel Meclisi üyeleri? Her yeri betona çevirerek, Ege ve Akdeniz’e benzeterek mi gelecek kuşaklara ortak doğal miras bırakılacak?

İmar ve beton sevicilik. Ülkemizin son 25 yıldır ne hale geldiğine bakalım betonlar yüzünden. Uzaklara değil, aşağılara uzanalım Ege ve Akdeniz’de adım atacak, nefes alacak yer kalmadı.

Artık gözü Saros’a mı dikti beton seviciler, imar rantı peşinde koşanlar?

Saros bakir bir bölge, küresel ısınma nedeniyle eskiden 3 ay ile sınırlı olan yaz sezonu uzamaya da başladı. Ege’de Akdeniz’de yer kalmadı nasılsa, Saros’u da oralara benzetelim diye düşünenler de bu imar planlarının çıkmasını bekliyor olmasın.

Alt yapının yapılamadığından söz ediyor rapor. Gülçavuş/Sultaniçe köylerinde vatandaşlardan para toplanarak Özel İdare’nin uzaktan kontrolü ile Enez Köylere Hizmet Birliği’ne yaptırılan maliyetin büyük çoğunluğunun Özel İdare tarafından karşılandığı, alt yapı çalışmaları yapılırken denetimin yapılmadığı ve başladığında büyük sorunlarla çalışmaya başlayan alt yapı çalışmaları yapıldı. Ben de sisteme girerek ödeme yapan vatandaşlardan birisiyim. Neymiş; alt yapı çalışmaları için ille de imar planları gerekmiyormuş, yeter ki niyet olsun. Bu arada yollarla ilgili de bir şeyler ekleyelim. Bölgede yaşayan vatandaşların ceplerinden yaptırdıkları ara yollar alt yapı çalışmaları döneminde pert oldu ve şu anda bölgeye yazlıklarına giden vatandaşlar çamurdan sokaklara giremiyorlar.

İmar gelmeden de oluyormuş demek ki alt yapı çalışmaları. Vatandaş bastırdı parayı alt yapı gelmiş oldu.

Geçtiğimiz yaz Büyükevren/Gülçavuş arasındaki ormanların büyük bir bölümü yandı kül oldu bir gece içinde.

Bu yanan ormanların akibeti hakkında da umarız devletimizin yetkilileri çıkıp bir açıklama yaparlar. Bölgede yaşayan vatandaşlar orman olarak kalmasını istiyorlar.

İmar planları hazırlanırken yanan ormanlar yanlışlıkla karışmasın araya, endişemiz o yönde de.

Devamını Oku

SUSUZLUK

SUSUZLUK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gözümüz evin musluğunda, dokunmaya korkuyoruz “tısss” diye bir ses duymaktan. Seviniyoruz akınca çeşmelerimiz, hemen çamaşır makinemiz, bulaşık makinemizi başlıyoruz çalıştırmaya; “Ne olur ne olmaz” diyerekten.

Edirne İl Halk Kütüphanesi arşivine inerek 1928/1980 yılları arasında bütün yerel gazete arşivlerine göz atmıştım. Edirne’nin su sorunu aslında Cumhuriyet’le eşit gibi.

Taşlımüsellim köyünden gelen hat her zaman önemli olmuş Cumhuriyet’in ilk yıllarında. Meriç nehrinden şehre su verilmesi gündem olmuş, proje yapılmış, Ankara’nın “su sıhhatli değildir” uyarısıyla o proje havada kalmış, yine dönmüşler Mimar Sinan suyuna.

Elektrik sorunun çözümü ile ilerleyen yıllarda Edirne’nin etrafında çeşitli kuyular açılmış su miktarını arttırmak için. Uzun yıllar bu kuyulardan su takviyesi yapılmış Kıyık’taki su depolarına. Sahi ne oldu o kuyulara? Süloğlu’ndan su gelmeye başlayınca köreltildi mi? Yerleri de satıldı mı yoksa?

Süloğlu barajının yapılmasıyla umutlanmış Edirne halkı. Uzmanların 5 yılda dolmaz dedikleri baraj bittiği yılın devamında sert kış, kar, yağmur derken bir yılda silme doluvermişti. Sonrasında Edirne’ye su boruları sayesinde uzun yıllar Süloğlu barajından susuzluk sorunu giderilmişti.

İlerleyen yıllarla birlikte Edirne’nin büyümesi, nüfusunu artması, teknolojiyle birlikte su tüketiminin artmasını da yanında getirdi. Yetmiyordu artık Süloğlu barajı, ki her barajın bir ömrü vardı ve Süloğlu barajı her yıl biraz daha doluyor, kirleniyor, kapasitesi azalıyor ve Edirne’nin ihtiyacına cevap vermekte zorlanıyordu.

Kayalıköy barajı gündeme geldi o dönemde. DSİ ile Edirne Belediye’sinin yaptığı protokolle Kayalı Barajı’ndan Edirne’ye su verildi. Dönemin belediye başkanı 2017 yılında Edirne’nin 50 yıllık su sorununu çözdüklerini iddia ediyordu açıklamalarında. Ama unuttuğu veya ihmal ettiği bir şey vardı belediyemiz yönetiminin; “Süloğlu isale hattının bakımı yapılmadı ve hat çöktü”

Küresel sıcaklıklar, kuraklık, kar ve yağmurun yağmaması, az yağması nedeniyle aradan geçen 5 yıl içinde Kayalıköy kuruyuverdi. Süloğlu’muz var dendi ama o da ne? Su taşıyan hat çökmüş, yıllar geçiyor bir türlü su gelemiyor Süloğlu’ndan.

Edirne Belediyesi’nde bir telaş sormayın gitsin. Her yerde kuyular açılmaya, su sorunu çözülmeye çalışılıyor. Yeni hatlar çekiliyor sitelere, eski hatlardan, yeni hatlara taşınıyor, her yerde çözüm arayışları.

Geçtiğimiz hafta sonu açıklama yaptı başkanımız Edirne Belediyesi adına; “36 saat Edirne’ye su veremeyeceğiz” diyerek.

Banyoda yerlerde su bidonları çift sıra, alıştık onlarla da yaşamaya.

Devamını Oku

ER’KEKLİK

ER’KEKLİK
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-3.jpg

Zormuş ev işleri anladım.

Eşimin iki dizine de protez takılması sonunda bir süreliğine yatağa bağlı kalması nedeniyle iki haftadır evin bütün işleri benim üzerimde.

Sabah erken başlıyor evde işler güçler. Yıllardır keyifle hazırladığım kahvaltı sonrasında işim bitiyordu benim evde. Uzuyordum Edirne içlerine doğru  hobilerimin peşine, bazen yakın köylere. Kahvelerini, sokaklarını bisikletimle keyifle geziyor, zamanı gelince kütüphaneden ödünç kitaplarımı alarak çantamdan eksik etmediğim gazetemle birlikte.

Şimdi bunların hepsine geçici olarak elveda.

Sabah kahvaltıdan sonra meğerse mutfağın toparlanması, temizlenmesi günün yemeklerinin yapılmasıyla da bitmiyormuş ev işleri.

Ev temizliği de bitmiyor bir türlü. Amansız bir döngü bu. Süpür, toz al, vileda ile her köşeyi temizle. Ev de ev değil, sanki at koşturuyoruz 150 metrekarelik koca bir daire. İki kişiyiz sonuçta evimizin dörtte biri yeter de artar bile bize.

Çamaşırlar da birikip duruyor makinede ha bire. Hadi yıkıyor emektar makinemiz, sonrasında çamaşırlığın başında sabırla onları as, kurumalarını bekle, yetmedi sırada ütü. Eyvah ki ne eyvah.

Sırada bulaşık makinesinden çıkan bulaşıklar. Tabakları, tencereleri, kaşıkları, ayrı ayrı diz yerlerine. Bir defasında unutmuşum makineye tablet atmayı, olmadı bir daha yıka da aklın başına gelsin. Öyle bilgisayarın başına geçip yazmaya benzemiyormuş bu işler anladım.

O da ne? Banyoyu, lavaboları, mutfak tezgahını da ovmak, yüksek çözünürlüklü deterjanla temizlemek de gerekiyormuş. Bitti mi, hayır nerdeee; yağ şişelerini doldur, su kutusunu çalıştır içecek suyu hazırla, buzdolabı ve buzluğu her hafta yeniden düzenle.

Üstümde önlük, ellerimde eldivenler, yüzümde maske dön babam dön evin içinde.

Sağlık memurluğuna da başladım bu arada. İyi bir hemşire oldum. Eşimin iki dizine de gün aşırı pansuman yapıyorum ellerimde hastane eldivenleri, tendürdiyot ve sargı bezleriyle. Günde iki defa da iğne koluna kan sulandırıcı cinsinden.

Er’keklik kolaymış da kadınlığın, özellikle ev kadınlığının zorluklarını yaşıyorum bu günlerde.

Güzel yönleri de var ev erkekliğinin. Sabah kalktığım gibi açıyorum radyoyu, hareketli bir türkü veya 9/8 yakaladığımda başlıyorum mutfakta dans etmeye, attım mı iki göbecik hem neşem yerine geliyor, hem de spor niyetine. Ve akşam yemeğinden sonra bitti mi bütün işler; gelsin iki duble rakım keyfim yine yerinde, atıyorum günün bütün yorgunluğunu.

Ödülüm mü; bütün günümü alan ev işlerimi yaparken beni dikkatle izleyen iki göz işler bitince sevgiyle bakıyor ki, o da bana yeter de artar bile.

Yaşam işte, neler yaşayacağımız belli değil, nelerle de karşılaşacağımız.

Ama ne demiş şairimiz;

Yaşamak güzel şey doğrusu / Üstelik hava da güzelse / Hele gücün kuvvetin yerindeyse.

Devamını Oku