DOLAR 44,2199 0.04%
EURO 51,2802 0.25%
ALTIN 7.095,03-0,24
BIST 13.217,602,01%
BITCOIN 3297950-0,32%
Edirne

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

SERKAN’IMIZI YİTİRDİK

SERKAN’IMIZI YİTİRDİK
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-2.jpg

Bilgisayar kullanmaya başladığım ilk günlerde tanışmıştık Serkan Türen’le.

Benden çok daha gençti, yeni açtığı elektronik işyerinin Zübeyde Hanım Caddesi’nde ilk müşterilerindendim ve son günlerine kadar müşteri/usta sohbetlerimiz ağabey/kardeş ilişkisiyle yirmi yıla yakın sürüp gitti karşılıklı saygı sevgi çerçevesinde.

Tanış olmamızdan kısa bir süre sonra Vaysal Köyü’nden arkadaşım, birlikte top oynadığımız, ortak anılarımız olan Fahrettin Türen hocamla karşılaştık dükkanda. Meğerse Serkan’ın babasıymış.

Evime yakın olması nedeniyle sıkça üzerinden bisikletimle geçtiğim Zübeyde Hanım Caddesi’nde gözüm mutlaka ilişirdi bodrumdaki dükkanına Serkan’ın. İşim varsa uzaktan hayırlı işlerle yoluma devam eder, zamanım varsa uğrar ayak üzeri sohbet eder, Edirne’yi, dünyayı, siyaseti, işleri konuşur, Hayrettin hocama selamlar ileterek hayırlı işler delikleriyle ayrılırdım dükkandan.

Bilgisayarımda bir sorun olduğu zaman telefonla beni yönlendirmeye, arızayı uzaktan gidermeye çalışırdı. Bilirdi İsmail ağabeyinin bilgisayarında sorun varsa uyku tutmayacağını, üzüleceğini.

Sorun giderilmezse; “Sabah dokuzda bende ol, hallederiz ağabeyi, üzülme sen” diyerek saygıyla kapardı telefonunu.

Sabah gittiğimde mutlaka dükkanını açık, kendisini masasının başında bir şeylerle uğraşır bulurdum. Uzattığım laptopumu itinayla alır, açar, inceler, kısa bir sürede halledilecek gibiyse “bekle ağabey” der, format atılacaksa saat verir ve gezmeye gönderirdi beni.

Beklerken itinayla çalıştığını, mesleğini severek yaptığını gözlemlerdim Serkan’ın. Gelen müşterisi tanıdık olsun, olmasın ne sorunu varsa büyük bir itina ve sabırla gerekli açıklamaları uzun uzun yapmaktan çekinmez, müşterisi ikna oluncaya kadar konu üzerinde açıklamada bulunurdu.

Uzun zamandır kapalıydı dükkanı. Geçen yıl karşılıklı olarak son görüştüğümüzde biraz zayıflamış gördüğüm Serkan’a sorduğumda “önemli bir şey yok, ufak tefek sağlık sorunlarım var, iyileşince sürekli açacağım yine” demişti.

Oysa ciddi sorunları olduğunu ama iyileşme sürecinde olduğunu biliyor, umutla bekliyordum iyi olmasını, dükkanını açmasını. Özlemiştim sohbet etmeyi Serkan’la.

Geçen hafta bilgisayarım başında çalışırken andım Serkan’ı. Word’de yazı yazarken hatalarımı gösteren işaretleme çalışmıyordu. İçimden “Havalar iyileşsin de Serkan dükkanı açsın, ilk işim ziyaret olacak, hem bu sorunu çözeriz” diye söylendim içimden.

Geçtiğimiz cumartesi torun bakma günümüzde aldım acı haberi eşimin uyarması üzerine. Son yolculuğuna uğurlayamadım seni Serkan kardeşim, affet beni.

Ahde vefa diyerek oturdum bu yazıyı yazmak için. Bilgisayarı açıp da senle ilgili ilk satırları yazmaya başladığım da yaptığım bir hata için uyarı aldım. Şaşırdım, bilgisayarımda sorun ortadan kalkmıştı.

Nurlar içinde uyu kardeşim.

Devamını Oku

SARAÇLAR’DA İZ BIRAKTI

SARAÇLAR’DA İZ BIRAKTI
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-1.jpg

Berber Şükrü’yü 2022 yılının Ağustos ayında kaybettik. 86 yaşındaydı.

Yaşasa ve sağlığı el verse halen çalışmaya devam ederdi Berber Şükrü. Mesleğini bu kadar severek yapan, işine saygı duyan bir başka insana rastlamadım desem yeridir.

Sohbetlerimizde Saraçlar Caddesi’nin eski hallerinden, Edirne’nin eski insanlarından ve günümüzün esnafının farklılıklarından konuştuğumuz olmuştur sabahın erken saatlerinde onun dükkanının önünde.

2001 yılında babamın işletmeciliğinde açtığımız tekel büfesinde ilk dönemler Tophane fırınının kara fırın ekmeğinden satmaya başlamıştık. Tophane fırınının kendine has francala tadında, pişkin ve yumuşak kabuklu ekmeği sayesinde satışlarımız artmış, çevre esnaflardan müşterilerimiz memnuniyetlerini belirtmeye başlayınca babam ve iki oğlu olan bizler de yaptığımız işten keyif alır hale gelmiştik.

60 lı yıllar. Berber Şükrü Agora Meyhanecisi Nusret Kasrat’ı tıraş ediyor.

Berber Şükrü ağabeyimizle tanış olmamız da o günlere denk gelir. Babam kendisini 1960’lı yıllardan tanıdığını ve köyden Edirne’ye geldiğinde saç tıraşı için sabahın erken saatlerinde dükkanının açık olması nedeniyle tercih ettiğini belirtmişti sohbetlerinde.

Berber Şükrü de sevdi Tophane fırını ekmeğini. O namı meşhur başka köyün iki ekmek bir arada satılanını pek sevemediğini ama Tophane ekmeğini gençlik yıllarından beri severek tükettiğini belirtmişti Şükrü ağabeyim. Eklemişti de;

“Siz bu Tophane ekmeğini buraya getirmekle iyi iş yaptınız. İşlerinize de katkı yapacak, müşteriniz de artacak bundan sonra.”

Dediği gibi oldu, ekmek satışlarımız sürekli yükseldi dönem içinde. Sohbetlerimiz de ilerledi bu sürede. Sabahları ekmeğini aldığı gibi hiç duraksamadan doğru dükkanına gidiyordu Berber Şükrü. “Müşteri gelirse bekletmeyeyim, ayıp olur, dükkan boş kalmasın” diyerek.

Sohbetlerini sevdiğim Şükrü ağabeyle iş çıkışları veya nöbet alımları öncesinde ona ben uğrayıp müşterisi yoksa hava durumuna göre dükkanın içinde veya dışında sohbetler ediyorduk.

Edirne’nin değişen insan ve esnaf yapısı nedeniyle huzursuzdu son yıllarında. Ona göre para ve insan arasındaki mesafe daralmış, insanlar paraya insandan, sözden daha çok önem verir hale gelmişlerdi.

Şu sözleri hala kulaklarımda:

“Bu yaşta mesleğimi para için değil sevdiğim için yaptığımı bütün müşterilerim biliyor. Komşularım ve hemşerilerim de. Çocukluğumdan beri yapıyorum bu mesleği. Askere gidene kadar çıraklığını, kalfalığını yaptım mesleğimin. Askerden geldikten sonra da usta olarak açtığım bu dükkanda bir ömür tükettim. Severek çalıştım, müşterilerim de saygılı davrandılar bana.”

Saraçlar Caddesi’ne ne zaman yolum düşse o dükkanın önünden geçerken gözlerim Şükrü ağabeyi arıyor halen. Nurlar içinde uyu ustam.

Devamını Oku

SAVAŞ WAR

SAVAŞ WAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni.jpg

Amerika ve İsrail bütün güçleriyle İran’a saldırdılar.

Memleketimizin Müslüman mahallesinde savaş bitmedi bir türlü. Yakın dönemde; Irak, Libya, Suriye ve sırada İran. Öte tarafta Pakistan/- Afganistan birbirini yesin, orada nasılsa petrol yok.

Hani o Amerikalının söz sonrası başladı sanki her şey;

“Petrol Arap’lara bırakılamayacak kadar önemlidir”

Rusya itiraz etmiş yalnızca. Araplar sessiz, ülkemizde. Avrupalılar derseniz ellerini ovuşturuyorlar.

Neden bu savaş, savaşlar? Neyi paylaşamıyor insanoğlu?

Savaşan üç ülkenin insanları da yöneticileri de aynı tanrıya üç farklı kitapla inanıyorlar. Kitaplar da sanki bir birinin kopyası gibi.

Neredesin Hey Tanrı? diye sorası geliyor insanın.

Petrol için savaşların sürdüğü Ortadoğu’da yaşam 12 bin yıl önce başlamış. Dinler 4 bin yıl önce. Dinlerin olduğu yerde savaş, savaşlar hiç bitmemiş.

“Dünya’nın kaynakları insanları doyuracak kadar zengin, ama herkesin açgözlülüğünü doyuracak kadar değil” demiş Mahatma Gandi.

Dünya’da savaş devam ederken ülkemizde Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Kararı yayınlanıyor 10972 karar sayısıyla;

Adana, Afyonkarahisar, Antalya, Artvin, Balıkesir, Bingöl, Bursa, Çorum, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kütahya, Mersin, Muğla, Samsun, Tokat, Trabzon, Yalova illerinde bulunan bazı alanların orman sınırları dışına çıkartılması…..

21 şehir, neredeyse memleketimizin üçte birine denk geliyor. Ormanlar yok edilip yerlerine neler yapılacak bunu da göreceğiz, çeyrek asırdır gördüklerimiz gibi.

Dünya savaşıyor petrol için, para için.

Ülkemizde ormanlar yok ediliyor.

Peki o ne için?

Devamını Oku

ERMEYDANI TAŞINMALI MI?

ERMEYDANI TAŞINMALI MI?
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-3.jpg

Yıllardır sürüyor bu tartışma; “Kırkpınar Er Meydanı’nın yeri değişmeli mi?” diye.

Geçtiğimiz cumartesi günü AKM’de Edirne Kent Konseyi 37.Olağan Genel Kurulu toplantısını bu konu üzerine yaptı; “Er Meydanı’nın Geleceği.”

Forum şeklinde gerçekleştirilen sunumda Ender Bilar, Namık Kemal Döleneken, Hüseyin Erkin ve Ayten Eren konuşmacı olarak katıldılar.

Ender Bilar yüz yıldır aynı yerde düzenlenen Kırkpınar şenliklerinin yerinin değiştirilmesinin hata olacağını belirtti konuşmasında.

Namık Kemal Döleneken Edirne’de olmak üzere alanın değiştirilebileceğini, UNESCO nezdinde de sorun teşkil etmeyeceğini öne sürdü.

Hüseyin Erkin Edirne dışına ekonomik getirisi üzerine alanın taşınabileceği yönündeki düşüncelerini ifade etti.

Ayten Eren Kırkpınar Er Meydanı’nın şu andaki yerinde olmasının Has Bahçe üzerinde olumsuz bir baskı oluşturduğunu, o bahçede olan Edirne Belediyesi’nin kiracısı durumunda olan işyerleri başta olmak üzere Kırkpınar Er Meydanı’nın da bu alandan kaldırılması gerektiği üzerinde ısrarla durdu konuşmasında.

Konuşmacıların ağırlıklı olarak düşünceleri Er Meydanı’nın şu andaki alandan taşınmasıydı sonuçta. Konuklar da forum sonrasında söz alarak düşüncelerini ilettiler, endişelerini de.

Er Meydanı, gerçekten de taşınmalı mı? Taşınacaksa nereye? Er Meydanı’nı taşımak ekonomik olarak mantıklı mı? Bu sorulara daha da eklemeler yapabiliriz.

Sarayiçi’nde Er Meydanı olarak kullanılan alan Cumhuriyet’in kuruluşundan 1990’a kadar ahşap, üzeri tahta kaplı, onların üzerine de Kırkpınar zamanlarında gölgelik olsun diye kesilen ağaç yapraklarıyla kapatılan derme çatma bir yapı halindeydi. Turgut Özal zamanında ne akla hizmetse resmen bir stadyum inşa  edildi Sarayiçi’ne. Betondan 25 bin kişilik bir stadyumdu bu. 1996 yılında hizmete girdi. Döneminde karşı çıkanlar, yanlış bir yatırım diye uyaranlar olduğu halde ısrarla yapıldı bu stadyum oraya.

Ve artık 30 yıl sonra “Er Meydanı taşınmalı” tartışması daha da büyüyerek devam ediyor, yakın bir yere üstelik, Sarayiçi’ne giderken sağ tarafta büyük alana.

Bu tartışmanın arka yüzünde kamunun devam eden devasa tarihi çalışmalarının da payı var.

Selimiye Camii’nin restorasyonu daha yeni bitti ve cami ibadete açıldı. Saray restorasyonu yıllardır devam ediyor. Büyük bir alan dahilinde yapılan çalışmaların Has Bahçe ve şu anda Er Meydanı olarak kullanılan Sarayiçi’ne de ulaşacağı bilgileri konuşuluyor.

Diğer taraftan Yanık Kışla’da büyük bir restorasyon çalışması başladı. Yıkılan tarihi hastane duvarının orada çalışma var ve Balon hangarında bu yıl başlayacak olan restorasyon ile “Türk Havacılık Tarih Müzesi”ne çevrileceği basına yansıdı.

Bunların yanında Edirne merkezde Saraçlar Caddesi’nde “Sokak Sağlıklaştırma Projesi” eski Edirne’nin tamamına, Kaleiçi’ne doğru yayılmaya devam ediyor.

Üstteki bu çalışmaların tamamını düşündüğümüzde “Tarih Turizmi” yönünden büyük bir çalışma içinde olduğu görülüyor Edirne’de. Her yeri adeta bir açık hava müzesi olan Edirne tarih turizminden hakkını fazlasıyla almak isteyen çeşitli çevreler var. Büyük turizm potansiyelinin Edirne’yi baştan çıkaracağını düşününler de.

Baştaki konuya dönecek olursak; Eğer Saray kazıları, Hasbahçe ve Sarayiçi birlikte düşünülüyorsa benim görüşüm de Er Meydanı’nın taşınması yönünde olacaktır.

O alana yapılan beton stadyum benim de içime hiç sinmediği gibi Edirne Sarayı, Hasbahçe ve Sarayiçi alanı üçgeninin Edirne’ye büyük değer katacağını düşünüyorum.

Devamını Oku

HUDUT’TA 10 YIL

HUDUT’TA 10 YIL
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ismail-demiray-yeni-2.jpg

50 yıla yakındır okur olarak takip ettiğim Hudut Gazetesi’nin son 10 yılını ailenin içinde geçiriyorum.

Küçük bir kentte yaşıyorsanız yerel basın ister istemez ilginizi çekiyor. Kimi okur gündemi, kimi yerel siyaseti, satış ilanları, spor haberleri ve en önemlisi de ölüm ilanlarını bile dikkatli ve düzenli bir şekilde takip eden okurlar var.

10 yıl önce Ziya Gökerküçük hocamın önerisiyle Hudut’ta yayınlanan “Keçi” köşesine öyküler ve gezi anıları göndermeye başladım düzenli olarak. “Keçi” nin artık tamam dediği yerde Bülent Ayan girdi devreye ve Hudut’ta bir köşe ayırarak onurlandırdı beni; “Salı Yazıları”

Hafta sonları salon sporlarını da düzenli olmasa bile takip etmeye başladım. Parkeye indim yine Hudut Gazetesi kimliği ile. Salon sporlarının durumunu gözlemledim, yazdım, spor severlere farklı bir pencere açtık her zaman Bülent Ayan agamın büyük katkılarıyla.

Röportajlar geldi ilerleyen yıllarda. Salon sporlarının babası basketbolla ilgili Edirne’nin Cumhuriyet tarihini sorguladım kütüphanenin tozlu arşivlerinde “Çalınan Top” isimli röportaj dizisiyle. Basketbol için çırpınan, emek verenlerin yanında basketbolu yok etmek, katletmek için elinden gelenleri de görmüş olduk bu yazı dizisini hazırlarken.

Bir yıl süren bu arşiv araştırmaları emeklilik dönemimin en keyifli anlarını yaşattı bana. Arşiv bana şunu öğretti; Günlük siyasi kısır tartışmaların içinde kalan yerel basın çok yavan kalmış. Nasıl ki konusunda uzman kişilere konularıyla ilgili yer ayrılmış, edebiyata, sanata önem veren Edirne’lilerin yerel basına büyük katkısı olmuş.

Basketbol yazı dizisinden sonra en sevdiğim hobi olan “Edirne’de Bisiklet”e geldi sıra. Yine yerel arşiv sayesinde hayatta olmayanlara ve yaşlanmamakta ısrar eden eski bisiklet tutkunlarıyla Cumhuriyet döneminden günümüze bisiklet sporunun evrelerini Edirne Yerel Tarihi’ne katmaya çalıştık.

“Geçmişten Günümüze Edirnespor” röportaj dizisi gazetemizde başlayınca Gönül Uyanıktır ablanın önerisiyle toplamda 135 sayı süren röportaj dizisine 101 röportajla katkı verdim büyük bir keyifle. Bu röportaj Türkiye’de yapılmamış eşi benzeri olmayan bir çalışma oldu. Bu çalışmayı kitaplaştırmak isteyenlere destek vereceğini söyleyenler de olsa da bu destekler sadece sözde kaldı. Kitaplaştırılmasa da Edirne Yerel Tarihine Hudut Gazetesi’nin arşivleriyle sonsuza kadar girmiş oldu.

Bu 10 yıllık süreçte başta Bülent Ayan, Ziya Gökerküçük, Mehmet Seleci’den her zaman destek ve yardım gördüm. Gönül Uyanıktır abla her konuda destekledi, teşvik etti. Benim için Hudut adeta bir üniversite gibi oldu. Katkı verirken kendimi de geliştirmeye çalıştım.

En önemlisi de hiçbir yazıma asla ama asla müdahale edilmedi sansür uygulanmadı. Bana, bizlere Hudut yazarlarına tanınan bu özgürlüğün yerel ve ulusal basında örneğinin görülmesi mümkün değildir.

50 yıllık bir okur ve bir Edirne sevdalısı olarak düşüncelerimi yazarak iletmeye çalıştım. Bunda bana en büyük olanağı sağlayan Hudut ailesinin bir bireyi olmaktan her zaman da gurur duyuyorum.

Nice 10 yıllara.

Devamını Oku
Özhanlar Mobilya