DOLAR 32,5903 0.35%
EURO 34,8758 0.38%
ALTIN 2.499,430,62
BIST 9.668,151,51%
BITCOIN 21049791,65%
Edirne
17°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Mehmet ŞELECİ

Mehmet ŞELECİ

19 Nisan 2024 Cuma

    SEL, DEPREM, NÜKLEER

    SEL, DEPREM, NÜKLEER
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Gazetelerden okudum; kentimizdeki afet riskleri konusunda İl Genel Meclisi’ndeki bir toplantıda AFAD Müdürü açıklamalar yapmış. Kutlarım. Resmi kurumlar kente dair düşüncelerini, önerilerini, çalışmalarını kentliyle paylaşmalıdır.

    Kentin afet riskleri; taşkın, deprem ve nükleer santraller imiş.

    AFAD Müdürü; Arda, Meriç ve Tunca nehirlerinden dolayı kentin en önemli afet riskinin su taşkınları olduğuna dikkat çekmiş. Bu köşede yazmıştım; sel zararları önlenebilir. Müdürün dediğine göre 15 saat önceden su artışını anlayabiliyorsak canlı kaybı olmaz. Mal kaybı olabilir. Ki taşkın alanına yapı yapmak yasak iken bu alana kalıcı yapı yapanların bu kayıpları olağandır.

    Sel deyince aklıma hemen Meriç üzerine yapılan Arşimed burgulu elektrik santrali geldi. Sel anında zarar göreceğini iddia eden bilim insanları var. Ayrıca bu güne kadar hata üstüne hata olduğundan vaatlere rağmen hizmete açılamadı. Soruşturmalar, ifadeler birbirini kovalıyor. Burada sel olmadan oluşan zararı kim ödeyecek bilemiyoruz. Ama sel sonrasında oluşacak zararın bahanesi “sel” olacak mutlaka.

    Bazı uzmanların görüşlerini okuduğumda eski seddelerin yorulduğu, toprak zeminde kaymalar, delikler, yarıklar olduğu gibi iddialar da var. Umarız AFAD yetkilileri bunları da göz önüne alır. Çünkü iklim krizi nedeniyle zamane sellerinin düşünülenden fazla olduğu gerçeğini yaşıyoruz. Bir de Meriç kenarlarının forekazık, gabion taş yığma gibi setlerle nehir kanala dönüşünce selin yapacağı daha bilinmez olabilir. Taşkın alanına taşamayan Meriç’in suni kanalla tanışması henüz olmadı. Umarız planlandığı gibi olur.

    Bildiğim kadarı ile yasalar taşkın alanına yapıları yasaklıyor veya belirli koşulları var. Söğütlük de taşkın ormanı ama millet bahçesi bile yapılmak istendi. Bereket mahkeme dur dedi de şimdilik Millet Bahçesi olması önlendi.

    Bu arada Söğütlük Doğal Kalsın Platformu ve Trakya Platformu Edirne Bileşenleri olarak yapılan açıklamada da dikkat çekildi; TOKİ’nin çalışmasına mahkeme kararı ile dur denildi. Ama orman çevresindeki tellerde TOKİ görüntüleri duruyor. Suç değil mi? İlgili resmi kurumlar bunları görmeli ve kaldırtmalıdır.

    AFAD toplantısında konuşan Müdür Bey;  ikinci afet riskinin ise deprem olduğu söylemiş. Türkiye’nin eski ve yeni deprem haritaları arasındaki farkları söyleyen Müdür Bey deprem riskinin olmadığını söyleyemeyiz demiş. Sokakta birine sorsak; kentimiz dördüncü bölgede o nedenle deprem olmaz deriz. Ama bilim insanları yerin altında sürekli değişimler olduğunu söylüyor. O nedenle doğal durum sürekli değişime uğruyorsa bizler de bilgilerimizi yenilemeliyiz. Sayın Müdürün uyarısı iyi ve yerinde bir uyarıdır. Bu nedenle yapıların depreme dayanıklılığı ölçümleri Maraş merkezli deprem sonrasında gündemde idi ama zaman geçince her şeyi unuttuğumuz gibi bunu da unutmayalım derim.

    Kentimiz için üçüncü afet riskinin nükleer santraller imiş. Evet, sel ve deprem doğal afet sınıfından ve zararları önlenebilir afetlerden. Ya nükleer santraller? Adeta insan eliyle yapılan afet merkezleri! Sayın Müdür Romanya ve Bulgaristan’daki nükleer elektrik santrallerinin (NES) radyasyonlarının kentimize ve bölgemize olumsuz etkisini söylemiş. Bunların eski teknoloji ile olmasının da bu riski büyüttüğünü anlatmış.

    Yıllardır biz yaşam savunucuları da bunu söylüyoruz. Çernobil santralindeki kaza sonrasında olumsuzlukları bizim kuşak yaşadı. Bu nedenle bu gün Romanya veya Bulgaristan’daki santrallerin zararlarından korunma hesapları yaparken İğneada’ya nükleer santral planlarının yapılmasını anlamakta zorlanıyoruz. Romanya’daki reaktörlerin bize uzaklığı kuş uçuşu 330 kilometre diyor müdür bey ya İğneada’ya yapılacak reaktör kaç kilometre?

    Resmi kurumlar planlamalarını, düşüncelerini kamu ile paylaşmalıdır. Konusunda yetkin uzmanlar da düşüncelerini söylemeli ve remi kurum da kamuoyundan gelen bu önemli bilgileri kendi planlarına katmalıdır. Ama resmi kurumların yapması gereken bir şey daha var ki can alıcı noktadır; doğaya, kente, insana zarar verecek bir çalışma, plan, proje başvurusu olduğunda yasaları dayanak göstererek, başvuru kimin referansıyla olursa olsun kabul etmemelidir.