DOLAR 49,62590,14%
EURO 55,80740,20%
ALTIN 6.453,55-2,20
BIST %
BITCOIN 4033478-3,78%
Edirne
17°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

‘Çiftçiyi borçla baş başa bırakmayın’

‘Çiftçiyi borçla baş başa bırakmayın’
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: yucel-balkanli-2.jpg

YENİ Parti Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı 2027 bütçesinden tarıma ayrılan %0.2 pay ile ilgili açıklamasında, “Çiftçiyi gözden çıkaran bir iktidar, Türkiye’nin geleceğini de gözden çıkarıyor!” dedi.

Balkanlı yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye tarım ülkesi olmaktan uzaklaştırılırken, çiftçinin her geçen gün biraz daha borca, üretim maliyetlerine ve çaresizliğe mahkûm edildiğini söyledi. İktidarın ise üreticinin yaşadığı gerçekleri görmek yerine, büyük rakamlar açıklayarak tarımı destekliyormuş gibi bir tablo sunduğunu belirten Balkanlı, “Oysa gerçek çok açık: Çiftçinin ihtiyacı gösterişli bütçe rakamları değil, tarlasına, ahırına ve emeğine yetecek gerçek destektir!” ifadelerini kullandı.

“2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesi, tarımsal desteklerin millî gelirin yüzde 1’inden az olamayacağını hükme bağlıyor. 2026 yılı için açıklanan 77 trilyon liralık millî gelir tahmini esas alındığında, bu oran 770 milyar liraya karşılık geliyor. Ancak tarımsal destekler için ayrılan 168 milyar lira, açıklanan bu tutarın çok gerisinde kalıyor” diyen Balkanlı, açıklamasında şunlara yer verdi:.

“Üstelik yatırım ödeneklerini, kredileri, vergi harcamalarını ve başka kalemleri bir araya getirerek tarıma ayrılan kaynağın 888 milyar lirayı aştığını söylemek, çiftçinin eline geçen doğrudan desteğin yetersizliğini ortadan kaldırmıyor. Kredi borçtur, yatırım başka bir bütçe kalemidir; çiftçinin doğrudan desteği ise üretimin devam etmesi için temel güvencedir.

2027 BÜTÇESİ ÇİFTÇİYE YENİ BİR DARBE OLMAMALIDIR!

Bugünden uyarıyoruz: 2027 yılı tarım bütçesi de gerçek üretim maliyetlerini, enflasyonu ve çiftçinin borç yükünü dikkate almadan hazırlanırsa, Türkiye tarımında yaşanan çözülme daha da derinleşecektir.

Gübre, mazot, yem, tohum, elektrik ve sulama maliyetleri yükselirken desteklerin yetersiz kalması, üreticiyi her yıl biraz daha üretimden koparıyor. Çiftçi ürününü maliyetine, hatta maliyetinin altında satmak zorunda kalıyorsa; tarlasını ekmek için borçlanıyor, borcunu ödemek için yeniden borç alıyorsa burada sürdürülebilir bir tarım politikasından söz edilemez.

2027 bütçesi, çiftçinin üretimde kalıp kalamayacağını belirleyecek kritik bir sınavdır. İktidar, tarımsal destekleri gerçek anlamda artırmaz, üretim maliyetlerini düşürmez ve çiftçinin emeğini korumazsa bunun bedelini yalnızca çiftçi değil, bütün Türkiye ödeyecektir.

Bugün çiftçiyi üretimden uzaklaştıran anlayış, yarın ülkemizi daha fazla gıda ithalatına ve dışa bağımlılığa mahkûm edecektir. Üreticinin tarlasını boş bırakması yalnızca bir çiftçinin gelir kaybı değildir; soframızdaki ekmeğin, sütün, etin, sebzenin ve meyvenin geleceğinin tehlikeye girmesidir.

EDİRNE’NİN ÇİFTÇİSİ ÜRETMEK İSTİYOR, AMA ÜRETİMİN YÜKÜNÜ TEK BAŞINA TAŞIYOR!

Edirne, Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biridir. Buğdayıyla, ayçiçeğiyle, çeltiğiyle ve hayvancılığıyla ülkemizin gıda güvenliğine katkı sunan üreticilerimiz bugün hak ettiği karşılığı alamıyor.

Çiftçimiz emeğinin karşılığını almak, borç batağından kurtulmak ve gelecek yıl yeniden ekim yapabilmek istiyor. Ancak artan girdi maliyetleri, yetersiz destekler ve ürün fiyatlarındaki belirsizlik, üreticimizin belini büküyor.

Soruyoruz: Çiftçi üretmezse bu ülke nasıl doyacak? Köylü toprağını terk ederse gıda güvenliğimizi kim sağlayacak? Her yıl daha fazla ithalat yapmak zorunda kalırsak bunun ekonomik ve toplumsal bedelini kim ödeyecek? Bir ülkenin çiftçisini korumak, yalnızca tarım politikası değil, millî güvenlik ve bağımsızlık meselesidir.

YENİ PARTİ OLARAK TALEBİMİZ AÇIKTIR!

Bizim anlayışımızda çiftçi, seçimden seçime hatırlanacak bir kesim değildir. Çiftçi, ülkenin üretim gücüdür; emeğin, bereketin ve bağımsızlığın güvencesidir. İktidarın önünde iki seçenek vardır: Ya çiftçinin sesini duyup üretimi destekleyecek ya da yanlış politikaların büyüttüğü üretim kaybının ve dışa bağımlılığın sorumluluğunu üstlenecektir.

Çiftçi gözden çıkarılırsa Türkiye’nin gıda güvencesi de tehlikeye girer! Buradan iktidara açıkça sesleniyoruz: 2027 bütçesini faiz ödemelerinin ve gösterişli rakamların gölgesinde değil, üreticinin alın terini esas alarak hazırlayın. Çiftçiyi borçla baş başa bırakmayın. Tarlayı boş, ahırı sahipsiz, köyleri umutsuz bırakacak politikalardan vazgeçin.

Çünkü çiftçi çökerse üretim çöker; üretim çökerse sofralar pahalanır, ülkenin bağımsızlığı zayıflar. YENİ Parti  olarak çiftçimizin, üreticimizin ve emeğiyle geçinen bütün yurttaşlarımızın yanında olmaya; tarımın ve üretimin hakkını her platformda savunmaya devam edeceğiz.”

Devamını Oku

Zıpkınkurt: Kendimi çok şanslı görüyorum

Zıpkınkurt: Kendimi çok şanslı görüyorum
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: recep-zipkinkurt-5-scaled.jpeg

Olgay GÜLER
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ETSO) 2 dönem başkanlık yapan ve Kasım ayındaki seçimlerde yeniden başkanlığa adaylığını açıklayan iş insanı Recep Zıpkınkurt, mevcut yönetimin 4 yıllık görevi sürecinde, hiçbir Avrupa Birliği (AB) projesi yapmamasını eleştirip, kendi dönemlerinde yapılan çalışmalarıysa akamete uğrattıklarını söyledi.
ETSO’nun, 2013-2022 yılları arasındaki 9 yıllık dönemde 2 dönem başkanlık yapan Recep Zıpkınkurt, odanın Kasım ayında gerçekleştirilecek meslek komiteleri ve meclis üyeleri seçimlerinde yeniden başkanlığını açıkladı. Kentteki basın mensuplarıyla öğle yemeğinde bir araya gelen Zıpkınkurt’a, kentteki bazı esnaflar ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de destek verdi.


‘İNANIYORUM Kİ ÜYELERİMİZ BİZE YENİDEN GÖREV VERECEKTİR’
Burada konuşan Zıpkınkurt, 2026-2030 döneminde Edirne Ticaret ve Sanayi Odası başkanlığına aday olduğunu, ekibiyle ve kendisini destekleyenlerle çalışmalarının devam ettiğini belirterek, “10 yıllık yönetim görevimizde Edirne’mizde çok ciddi işler yaptık. Çok ciddi katkılar sağladık. İnanıyorum ki önümüzdeki dönemde de üyelerimiz bizim bu çalışmalarımızın karşılığı olarak bize bu görevi tekrar vereceklerdir. Bu konuda hiç şüphem yok. Bildiğiniz gibi yabancı plakalı araçların Edirne’de tamir, onarım ve bakımlarını Ticaret Bakanlığı’yla yaptığımız protokol doğrultusunda Edirne’de olanak sağladık ve Edirne sanayi sitemize, ustalarımıza, parçacılarımıza ciddi bir gelir getiren bir faaliyet gerçekleştirdik. Bununla ilgili de bakıyorum son günlerde çalışmalarda, bu sistemin akamete uğradığını görüyorum. Çok sistemini yürümediğini görüyorum. Bu da tabii konuyla ilgili çalışmaların biraz aksadığını görüyoruz. Bunun üzerine gitmemiz lazım. Çünkü sanayimiz için çok ciddi bir gelir kaynağı ve bir döviz girdi kapısıdır bu yabancı plakalı araçların ve iş makinalarının Edirne’de tamir edilmesi” dedi.


‘ÇALIŞMALARIMIZ AKAMETE UĞRATILDI’
Kendi döneminde, Trakya Üniversitesi işbirliğiyle üyelerin daha karlı ve daha verimli çalışmalarıyla ilgili girişimlerde bulunduklarını söyleyen Zıpkınkurt, “Bundan da ciddi geri dönüşler aldık sanayicilerimizden. Bu süreç de geçtiğimiz dört yıllık dönemde devam ettirilmedi ve bu program da yine akamete uğradı. Bildiğiniz gibi şehrimiz ciddi anlamda Yunan ve Bulgar turistleri ağırlıyor. Bununla ilgili esnaflarımıza yönelik, üyelerimize yönelik Bulgarca, Yunanca kurslar açtık ve bunlarla ilgili eğitimler verdik. Bu süreç çok uzun yıllarca devam etti. Yine bu dil kurslarına ara verildi ve dil kursları şu anda düzenlenmiyor. Milli Eğitim Bakanlığıyla ortak çalışma yaptık, mesleklere göre ara eleman yetiştirilmesi anlamında ciddi çalışmalar yaptık. Meslek okullarında okuyanlara iş güvencesi verdik. Gerek servislerle, gerek oto bakım işletmeleriyle beraber yaptığımız protokollerde bunlara iş imkanı sağlama garantisi verdik bu arkadaşlarımızla ve iyi bir iş birliği yaptık mesleklerde ara eleman için” diye konuştu.


‘VAKIF KİRALARININ DÜŞÜRÜLMESİNİ SAĞLADIK’
Vakıf kiracılarının kiralarının düşürülmesini sağladıklarını dile getiren Zıpkınkurt, “Vakıf kiracıların kiralarının düşürülmesi konusunda siyasilerle ciddi çalışmaya girdik. Vakıf kiralarının düşürülmesini iki üç dönem sağladık. Bu da vakıf kiracılarımızın ciddi anlamda elini rahatlattı. Dış ticaret istihbarat servisi kurduk. Bu serviste ihracatçımızın, ithalatçımızın ve dış ticaret yapan firmalarımızın işleri kolaylaştırmak adına bir çalışma yaptık. Bu servis de mevcut yönetim tarafından kapatıldı. Yine kırsalın doğal pazarını kurduk. Buradaki amacımız köyden kentte göçü engellemek ve kırsalda, köyde çalışan kadınların kendi emeklerini değerlendirmesiydi amaç. Bunda da çok başarılı olduk. Pazarımız hala açık devam ediyor. Ama istenilen performansta olmadığını görüyorum. 350 kadınla başladık, şimdi herhalde 100-150 kadın var ama Edirne için iyi bir şey oldu. Çünkü evde üretilen turşuydu, kesme makarnasıydı, tarhanasıydı, evlerde yapamadığımız büyüklerimizin yaptığı ürünleri kırsalın doğal pazarında bulabilir olduk” şeklinde konuştu.
‘GASTRO AKADEMİ MUTFAĞI BİZİM PROJEMİZ’
Odada halen devam eden gastro akademi mutfağının projesinin kendi dönemlerinde hazırlandığını belirten Zıpkınkurt, “Tabii gastro akademi mutfağını kurduk. Bunun projesini biz hazırladık. Kalkınma ajansıyla protokolleri yaptık. Trakya Kalkınma Ajansı’ndan finansını sağladık. Bunu yapma amacımız Gastro Akademi mutfağını yapma amacımız, şehirdeki restoranlarla, işletmelerle, iş birliği protokolü yaptık. Buradaki çalışanlara eğitim vermek, buradaki çalışanları, ustaları ve diğer ekip arkadaşlarını eğitimden geçirmek. Dolayısıyla bu amaçla kullanılacak bir mutfak hazırladık. Bu da bizim projemiz olduğunu bilmenizi isterim” ifadelerini kullandı.
‘HAMZABEYLİ TIR PARKI PROJESİNİN ÖRNEĞİ YOK’
Recep Zıpkınkurt, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) işbirliğinde Hamzabeyli Sınır Kapısı’ndaki TIR Parkı’nı inşa ettiklerini ve odanın halen aylık buradan 3 milyon TL gelirinin olduğunu söyledi. Zıpkınkurt, “Çok ciddi bir odamıza gelir getirici Hamzabeyli TIR parkının inşa ettik, o dönemki meclis üyelerimiz ve yönetim kurulu arkadaşlarımızla birlikte. Bugün odamızın aylık 3 milyon lira civarında bir geliri var Hamzabeyli TIR Parkı’ndan. Türkiye’de örneği yok. Odalar Borsalar Birliği’yle ortak Edirne Ticaret Sanayi Odası. Türkiye’de örneği yok. Bizim mevcut arkadaşlarımız Odalar Borsalar Birliği’yle kavga ediyor, mahkemeye veriyor bu ortaklığın giderilmesi için. Böyle bir kazanım yapılmış Edirne için. Siz bunu devam ettirmenin yollarını aramanız gerekirken siz patronlarınızla kavga ediyorsunuz. Yahu adam patronuyla kavga eder mi? Odalar ve Borsalar Birliği bizim üst kurumumuz. Dolayısıyla burada da bir yanlış var. Bu yanlışların giderilmesi lazım, bizim göreve gelip bu işleri tekrar toparlamamız lazım. Bildiğiniz gibi oda aidatları şu anda 5 bin lira civarında. Biz 10 yıl boyunca yasanın dediği en minimum seviyede tuttuk. Asgari ücretin yüzde 10’undan aşağı olamaz. Asgari ücret 5 bin liraydı. Oda aidatlarımız da 500 TL idi. Şimdi oda aidatı neredeyse asgari ücretin yüzde 20’sine tekabül etmiş. Yani 5 bin küsur lira oda aidatı ödüyor üyelerimiz. Üyelerimizin işleri çok mu iyi de, biz en yüksek düzeyden aidat alalım üyemizden. 10 yıl boyunca biz bu aidatları en minimum seviyede tuttuk” dedi.
‘EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİRİSİ VİZE’
Odanın, şu anki en büyük sorunlarının başında vize randevuları olduğunu kaydeden Zıpkınkurt, “Bildiğiniz gibi odamızın ciddi bir vize sorunu var üyelerimizin. Üyelerimiz ihracat yapıyor, dışarıya mal satmaya çalışıyor. Dışarıda, Bulgaristan’da tarım yapan üyelerimiz var. Vize sorunları var ve biz üyelerimize 3 ay, 6 ay sonraya vize almaya randevu alabiliyoruz. Yani ticaret sanayi odasının üyesinin vize alamaması demek ne demek? Bizim dönemimizde 10 günü geçmiyordu bu süreler. Ama profesyonel bir ekip kurmuştuk, konsolosluklarla ilişkilerimizi iyi tutmuştuk. Odamızın altındaki vize ofislerine cüzi kiralarla kullanımına vermiştik vize ofislerinin. Bu kiracılarımızı buradan çıkartarak üyelerimizin işlerini zorlaştırdılar. Yani bu Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın üyelerinin en büyük sorunlarından, taleplerinden bir tanesi vize sorunu” şeklinde konuştu.


‘BİR TANE AB PROJESİ YAPILMAMIŞ’
Mevcut yönetimin, dört yıllık görev sürecinde bir tane Avrupa Birliği (AB) projesi yapmadığını söyleyen Zıpkınkurt, “Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği’nde her yıl bir proje yapıyorduk. Çünkü açılan fasıllardan ekibimiz her yıl bir Avrupa Birliği projesi yapıyorduk. Gerek Bulgaristan’la, gerek Yunanistan’la. Şimdi bakıyorum bu 4 yıllık süreçte bir tane Avrupa Birliği projesi yapılmamış. Bulgarlarla Yunanlılarla iş toplantıları yapıyorduk. Oradaki iş adamlarını davet ediyorduk. Buradaki partnerleriyle buluşturuyorduk. Aynı sektörlerde çalışanlarla bu iş formlarından ciddi işbirlikleri sağlanıyordu. Ciddi bir ticaretle alım satım işleri gerçekleştiriyordu. Bakıyorum bir tane iş konseyi yapılmamış geçtiğimiz dönemlerde. Biz yönetime geldiğimiz zaman inanıyorum ki Edirne ticaretini geliştirmek, Edirne’deki ticareti daha aktif hale getirmek ve üyelerimizin işini kolaylaştırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız” diye konuştu.
‘KENDİMİ ÇOK ŞANSLI GÖRÜYORUM’
Zıpkınkurt, seçimlerde kendisini çok şanslı gördüğünü dile getirerek, “Ben kendimi çok şanslı görüyorum. Üyelerin teveccühü çok iyi. Çünkü biz yaptıklarımızı konuşuyoruz. Ve anlattıklarım da pandemi zamanı dahil herkesin sorunlarına çözüm üretmeye çalıştık ve ürettik. Benim derdimle veya benim sorunumla ilgilenmedin diyen bir tane üyeyle karşılaşmadım. Bugün Türkiye’deki en çok vakıf eserlerinin olduğu illerden bir tanesi Edirne. Arasta’ya gidiyorum, Bedesten’e gidiyorum, Alipaşa Çarşısı’na gidiyorum. Vakıf kiracılarına gidiyorum. 15 dakika, yarım saatliğine gidiyorum, yarım gün çıkamıyorum. Neden? Herkes benle sohbet etmek istiyor, muhabbet etmek istiyor, bir şey ikram etmek istiyor. Dolayısıyla onlar için hakikaten ciddi çabalarım oldu, ciddi çalışmalarımız oldu. Kiralarını indirdik en azından. Bu çok önemliydi onlar için. Bundan sonra yine onlarla beraber çalışmaya, destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘GERÇEKÇİ BULDUĞUM BİR BÜTÇE DEĞİL’
Zıpkınkurt, geçtiğimiz günlerde düzenlenen toplantıda ETSO Başkanı Sezai Irmak’ın oda bütçesini, 4 yılda 8 milyon liradan, 115 milyona çıkardıklarına yönelik açıklamalarını da eleştirdi. Zıpkınkurt, “Bütçe 115 milyona çıkmış. 8 milyonluk bütçe 115 milyona 4 yılda nasıl çıkar? Üyeye yüksek zam yaparsan çıkar, hayali paralar yazarsan çıkar. Ben bakıyorum şimdi 8 milyonluk bütçeyi 115 milyona çıkarmak için gizli bir değnek lazım. Bunu arkadaşlar nasıl başaracaklar? Nasıl bu bütçeyi yapmışlar? Nasıl gerçekleşecek bütçe? Çok aklım almıyor. Onlar da yazmışlar; Avrupa Birliği’nden bu kadar para, odaya bu kadar bağış gelecek. Bizim odaya kim bağış yapar? Odaya bağış nereden gelir? Dolayısıyla biz dernek değiliz. Bize ne bağışı yapılacak? Bağış yazmışlar, 10 milyon civarında bir para. Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’na bağış yapan üye olur mu? Onun için çok gerçekçi bulduğum bir bütçe değil. Arkadaşlar böyle bütçe hazırlamışlar. İnşallah Cumhurbaşkanımız görmez de bunları Maliye Bakanı falan yapmaz” dedi.

Devamını Oku

Prof. Dr. Temel, uluslararası sergide

Prof. Dr. Temel, uluslararası sergide
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: e1d6b3da-ef60-4656-856d-8b6b500c91f3.jpg

Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Baybora Temel, Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da, Ulusal Sanat Akademisinin 130. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen “In Honorem Academıae” başlıklı uluslararası sergide eseriyle Türkiye’yi temsil etti.

Sofya Ulusal Sanat Akademisinde (National Academy of Art Sofia) gerçekleştirilen sergi, Almanya, İtalya, Macaristan, ABD, Polonya, Çin ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu farklı ülkelerden 12 sanatçı ve akademisyeni bir araya getirdi.

Sofya Ulusal Sanat Akademisinin 130 yıllık tarihine ve köklü sanatsal geleneğine saygı niteliği taşıyan sergi, farklı ülkelerden sanatçıları, sanat akademilerinin temsilcilerini ve kültür kurumlarını buluşturdu.

Prof. Dr. Baybora Temel’in sergide yer alması, Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin uluslararası sanat çevrelerindeki görünürlüğüne ve Trakya Üniversitesinin akademik ve sanatsal birikiminin uluslararası alanda tanıtılmasına katkı sağladı.

Sergi, 15 Kasım 2026 tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Devamını Oku

29 Ekim’de Fener Alayı ve konser

29 Ekim’de Fener Alayı ve konser
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne Belediyesi, Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü “Işığımız Cumhuriyet, Yolumuz Gelecek” mottosuyla düzenleyeceği geleneksel fener alayıyla kutlayacak. 29 Ekim Perşembe günü saat 20.00’de Şükrüpaşa İlkokulu önünden başlayacak yürüyüş, Atatürk Anıtı’nda sona erecek. Cumhuriyet coşkusu, Merve Özbey’in sahne alacağı konserle devam edecek.

Edirne Belediyesi, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. yıl dönümünü, düzenlenecek etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Cumhuriyetin kazanımlarını yaşatmak, bağımsızlık ve özgürlük değerlerine sahip çıkmak, birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilecek kutlamaların en anlamlı buluşmalarından biri olan geleneksel fener alayı, bu yıl da Edirnelileri aynı inanç ve heyecan etrafında bir araya getirecek.

“Işığımız Cumhuriyet, Yolumuz Gelecek” mottosuyla düzenlenecek fener alayı, 29 Ekim Perşembe günü saat 20.00’de Şükrüpaşa İlkokulu önünden başlayacak. Türk bayrakları ve fenerlerle yürüyüşe katılacak vatandaşlar, Cumhuriyet sevgisini sokaklara taşıyarak Atatürk Anıtı’na kadar yürüyecek.

Cumhuriyetimizin 103 yıllık tarihinden aldığımız güçle gerçekleştirilecek fener alayı, Atatürk’ün emanetine, bağımsızlığımıza, demokrasiye ve çağdaş Türkiye idealine sahip çıkmanın ortak ifadesi olacak. Her yaştan Edirnelinin katılımıyla gerçekleşecek yürüyüşte, Cumhuriyetin kuşaktan kuşağa aktarılan en büyük değer olduğu bir kez daha vurgulanacak.

Fener alayının ardından Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, Şehit Astsubay Ömer Halisdemir 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Şehitleri Parkı’nda düzenlenecek Merve Özbey Cumhuriyet Konseri ile devam edecek. Vatandaşların bayram coşkusunu müzik ve eğlenceyle sürdürebilmesi amacıyla konser alanına ulaşım için saat 21.00’de ücretsiz servis hizmeti verilecek.

BAŞKAN GENCAN: “CUMHURİYETİN IŞIĞINI HİÇBİR ZAMAN SÖNDÜRMEYECEĞİZ”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, tüm vatandaşları geleneksel fener alayına davet ederek “Cumhuriyet, bir milletin bağımsızlık iradesinin, özgürlük mücadelesinin ve aydınlık yarınlara olan inancının adıdır. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının büyük fedakarlıklarla bizlere emanet ettiği Cumhuriyetimiz, 103 yıldır yolumuzu aydınlatıyor. Bu büyük mirası korumak, değerlerini yaşatmak ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir şekilde aktarmak hepimizin sorumluluğu.

29 Ekim’de Edirne’mizde Cumhuriyetimize olan bağlılığımızı, Atatürk’ün ilke ve devrimlerine duyduğumuz inancı ve aydınlık bir geleceğe dair kararlılığımızı hep birlikte ortaya koyacağız.

‘Işığımız Cumhuriyet, Yolumuz Gelecek’ derken aslında geleceğe dair umudumuzu, çocuklarımıza ve gençlerimize duyduğumuz güveni ifade ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki Cumhuriyetin ışığı; eşitliğin, özgürlüğün, adaletin ve çağdaşlığın ışığıdır. Bu ışığı büyütmek, onu her koşulda korumak ve yarınlara taşımak en önemli görevimizdir.

Ben, bu güzel kentin belediye başkanı olarak tüm hemşehrilerimi 29 Ekim akşamı Türk bayraklarımızla, fenerlerimizle ve yüreklerimizde Cumhuriyet sevgisiyle bir araya gelmeye davet ediyorum. Gelin, Edirne’nin sokaklarında omuz omuza yürüyelim; Cumhuriyetimize sahip çıktığımızı, Atatürk’ün açtığı yoldan kararlılıkla ilerlediğimizi hep birlikte gösterelim.

Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun. Başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Cumhuriyetimizi bizlere armağan eden tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Mustafa Kemal Atatürk!” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

Çeltik fiyatı attırılsın çağrısı!

Çeltik fiyatı attırılsın çağrısı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: akalin-2.jpg

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, KİT Komisyonu’nda Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2023 ve 2024 yılı faaliyetlerini değerlendirirken buğday ve çeltik alım fiyatları, üretim maliyetleri ve ürün tesliminde yaşanan sorunları gündeme getirdi. Akalın, çeltik alım fiyatlarının en az yüzde 20 artırılması ve randevu sistemindeki aksaklıkların giderilmesi çağrısında bulundu.

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu’nda TMO’nun faaliyetlerine ilişkin yaptığı konuşmada, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve çiftçinin emeğinin karşılığını alabilmesinin gıda arz güvenliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Bir ülkenin gıda arz güvenliğinin, üretimini sürdürebilen ve emeğinin karşılığını alabilen çiftçilerle mümkün olduğunu belirten Akalın, tarım politikalarının millî güvenlik politikaları kadar önemli olduğunu ifade etti. Artan üretim maliyetleri, iklim değişikliği, kuraklık ve ürün fiyatlarındaki belirsizliklerin çiftçiyi zorladığını vurgulayan Akalın, üreticinin tarımdan uzaklaşmasının ülkenin gıda arz güvenliğini doğrudan etkileyeceğini söyledi.

“BUĞDAY FİYATLARININ MALİYETLERİ NE ÖLÇÜDE KARŞILADIĞI AÇIKLANMALI”

Buğday alım fiyatlarını değerlendiren Akalın, 2023 yılında ton başına 8 bin 250 lira olan ekmeklik buğday alım fiyatının 2024 yılında 9 bin 250 liraya yükseltildiğini, artışın yaklaşık yüzde 12 seviyesinde kaldığını hatırlattı.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği tarafından 2024 yılında kuru şartlarda üretilen buğdayın kilogram maliyetinin 10 lira 87 kuruş olarak hesaplandığını belirten Akalın, fark ödemesi desteğinin tamamını alan üretici açısından dahi açıklanan toplam bedel ile maliyet arasındaki farkın yalnızca 13 kuruş olduğuna dikkat çekti.

2025 yılında 13 bin 500 liraya, 2026 yılında ise 16 bin 500 liraya yükselen buğday alım fiyatlarının üreticinin artan maliyetlerini ne ölçüde karşıladığının değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akalın, özellikle Trakya Bölgesi’nde çiftçinin dekar başına elde ettiği gerçek net kazancın ortaya konulmasını istedi.

“ÇELTİK FİYATLARI HASAT DÖNEMİNDEN ÖNCE AÇIKLANMALI”

Konuşmasında çeltik alımlarına da geniş yer ayıran Akalın, TMO yöneticilerinin alım fiyatlarının son sekiz yıldır hasattan önce veya hasatla birlikte açıklandığı yönündeki değerlendirmelerine karşılık, geçmiş yıllardaki uygulamaları hatırlattı.

Akalın, 2023 yılı çeltik alım fiyatlarının 27 Ekim’de açıklandığını, kurumun kendi duyurusuna göre bu tarihte hasadın yüzde 75’inin tamamlandığını belirterek, “Hasadın dörtte üçü tamamlandıktan sonra açıklanan fiyat, çiftçinin emeğini nasıl koruyacak?” diye sordu.

Benzer bir durumun 2025 yılı hasat döneminde de yaşandığını ifade eden Akalın, eylül ayında başlayıp kasım ayında tamamlanan çeltik hasadının alım fiyatlarının 23 Ocak 2026’da açıklandığına dikkat çekti.

Akalın, bu iki dönemde kaç üreticinin TMO fiyatları açıklanmadan önce ürününü sattığının, satışların hangi fiyatlardan gerçekleştiğinin ve açıklanan alım fiyatlarından kaç çiftçinin fiilen yararlanabildiğinin açıklanmasını istedi.

2026 yılı çeltik fiyatlarının 13 Ekim’de açıklanmasını olumlu bulduğunu belirten Akalın, çiftçinin ekim öncesinde ne üreteceğini, hasat öncesinde ise ürününü hangi koşullarda satabileceğini öngörebileceği kalıcı bir tarım politikasına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

“ÜRETİCİNİN MALİYETİ 47,26 LİRA, CAMEO ALIM FİYATI 43 LİRA”

Edirne’nin, özellikle İpsala’nın Türkiye çeltik üretiminde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Akalın, bölgedeki üreticilerin artan maliyetler ve ürün fiyatları arasındaki makas nedeniyle ciddi ekonomik baskı altında olduğunu ifade etti.

TÜİK verilerine göre Ağustos 2026’da tarımsal girdi fiyatlarının yıllık yüzde 30,28, aylık yüzde 3,41 arttığını; enerji ve yağlayıcılar grubundaki yıllık artışın ise yüzde 43,14’e ulaştığını hatırlatan Akalın, bu verilerin üreticinin karşı karşıya olduğu maliyet baskısını ortaya koyduğunu söyledi.

Buna karşılık 2026 yılı çeltik alım fiyatlarındaki artışın geçen yıla göre Baldo çeşidinde yüzde 12,5, Cameo çeşidinde ise yaklaşık yüzde 13,6 düzeyinde kaldığını belirten Akalın; mazot, gübre, elektrik, sulama, zirai ilaç, işçilik, hasat, nakliye ve arazi kirası gibi giderlerin üreticinin yükünü artırdığını ifade etti.

İpsala’daki üretici kuruluşlarının ortak çalışmasıyla bir kilogram çeltiğin üretim maliyetinin 47,26 lira olarak hesaplandığı yönündeki açıklamaları gündeme getiren Akalın, küçük ölçekte üretim yapan çiftçilerde maliyetin 50-52 lira seviyelerine ulaşabildiğinin ifade edildiğini söyledi.

Bu hesaplamalar doğrulandığında, Cameo çeşidi için açıklanan 43 liralık alım fiyatının maliyetleri karşılamadığının görüldüğünü belirten Akalın, TMO Genel Müdürü ve kurum yöneticilerine şu soruları yöneltti:

“TMO, alım fiyatlarını belirlerken hangi maliyet tablosunu esas almıştır? Edirne ve İpsala’nın üretim koşullarını, sulama ve enerji giderlerini, mazot maliyetini, arazi kirasını ve diğer girdileri dikkate alan; ürün çeşidine ve üretim ölçeğine göre ayrıştırılmış bir maliyet çalışması mevcut mudur?”

 “ALIM RANDEVULARINDAKİ AKSAKLIKLAR GİDERİLMELİ”

TMO’nun çeltik alım randevularında yaşanan sorunlara da değinen Akalın, sahadan gelen bilgilere göre bazı üreticilere ürün teslimi için ancak aralık ayının ortasına randevu verilebildiğini ifade etti.

Hasat döneminde borçlarını ödemek ve yeni sezonun hazırlıklarını yapmak zorunda olan çiftçinin haftalarca, hatta aylarca beklemesinin ciddi mağduriyet yarattığını belirten Akalın, randevuların neden ileri tarihlere verildiğinin açıklanmasını istedi.

Sorunun alım kapasitesinden, depolama imkânlarından veya planlamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Akalın, ürününü TMO’ya teslim etmek isteyen üreticiye zamanında teslim imkânı sağlanmasının önemine dikkat çekti.

 “ÇELTİK ALIM FİYATLARI EN AZ YÜZDE 20 ARTIRILMALI”

TMO’nun yalnızca alım fiyatı açıklayan bir kurum olmadığını, piyasanın üretici aleyhine geliştiği dönemlerde dengeleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten Akalın, açıklanan fiyatların üretim maliyetleriyle uyumlu olması ve üreticinin ürününü bu fiyatlardan satabileceği etkin bir alım mekanizmasının kurulması gerektiğini söyledi.

Akalın, değerlendirmesinin sonunda beklentilerini şu başlıklarla ortaya koydu:

Çeltik üretim maliyetlerinin bölge ve ürün çeşidi bazında yeniden değerlendirilmesi, alım fiyatlarının gerçek üretim maliyetleri dikkate alınarak gözden geçirilmesi ve en az yüzde 20 artırılması, TMO alım randevularındaki aksaklıkların ivedilikle giderilmesi, çiftçinin ekim öncesinde üretim ve hasat öncesinde satış koşullarını öngörebileceği, planlı ve sürdürülebilir bir tarım politikasının hayata geçirilmesi.

Akalın, çiftçinin yıllık maliyetlerini karşılayabilmesinin, borçlarını ödeyebilmesinin ve gelecek yıl da üretime devam edebilecek ekonomik gücünü korumasının tarım politikalarının temel hedefleri arasında yer alması gerektiğini vurguladı.

Devamını Oku
Özhanlar Mobilya