
İnsan olarak örgütlenmenin geçmiş deneyimlerine bakınca ilk çağlarda kendini savunma amaçlı bir araya gelme, örgütlenme bugün de olmazsa olmazımızdır.Örgütlenmek ihtiyaçtır ancak örgütlenmenin ne için yapıldığı ve neye hizmet ettiği önemlidir. İktidarlar örgütlenme özgürlüğü sözü verirler ama iktidar olunca muhalefeti bölmek adına ve kendilerine hizmet edebilecek örgütlenmeler, kurumlar yaratırlar.
Server Tanilli Hocamızdan dinlemiştim. Her çağda olduğu gibi dünya egemenleri tarafından adlandırılan yeni dünyanın olmazsa olmazı örgütlenmeleri ayırmak gerek. Hocamıza göre; iktidar, inanç, siyaset, sermaye, etnik yapı gibi güçlerden bağımsız olan ve kendi içinde şeffaf, demokratik seçim var ise STK değil DKÖ (Demokratik Kitle Örgütü) olur.
Ülkemiz ve kentimizdeki sivil örgütlenmelere baktığımızda çevre, ekoloji, hak, cinsiyet, inanç, spor gibi her alanda dernek, kulüp, vakıf, kooperatif, oda, meclis şeklinde değişik örgütlenmeler vardır. Bu alanlar olmasına rağmen katılım eksikliği gerçeği ile yüz yüzeyiz. Bunun sebeplerinden en önemlisi birkaç kişinin ego üstünlüğü olabilir.Diğer gerekçesi de seçme ve seçilmede özgür olamadığımızdır belki. Örgüt üyesi olarak düşünce farklılıklarımız konusunda tartışarak doğruyu bulmak ve demokratik olgunluk göstermek yerine örgütlere girmiyor ya da birkaç farklı düşünceden sonra ayrılıyor ve dahası karalamalar yapıyoruz. Oysa örgütlenme ile belki de kalıplaşmış düşüncemizi yenileyebiliriz. DKÖ’nde farklı düşünce, çözüm yolu yoksa zaten örgüt olmaz.
Kentimizde de her alanda örgütlenmeler mevcuttur. Örgütlenmedeki genel sorunlar burada da vardır. Bugün “kent sakini” olanların “kent sahibi” olma hakkını elde etme adına örgütler, doğayı koruma alanında ekoloji örgütler ve değişik alanlarda hak temelli örgütlenmeler öne çıkmaktadır.
Genelde katılım eksikliği, birkaç özverili insanın omuzlarında olması ve ayrılıkların oluşması sonucunda yetersiz gibi görülse de yine de demokratik direnç merkezileridir. Bu direnç aynı zamanda devlet denen otoritesinin de sorgulanmasına olanak tanımalıdır. Çünkü; daha iyi bir toplum ve daha güzel bir ülke ancak sorgulandığında yaratılır.
Çağımızın örgütlenme çağı olduğu öngörüsü ile liberal bir anlayış olarak önerilen kent örgütlenmesi modelinin adı Kent Konseyleridir. Merkezi ve yerel iktidarlardan oluşan kent yönetimlerini eleştiren bakışla gerektiğinde destekleyen, gerektiğinde denetleyen bir oluşumdur. Kent yönetimlerinde üçüncü güçtür. Merkezi ve yerel yönetimlerin hiyerarşik durumu sonucunda amir-memur sıkılganlığı ve siyasi bakışlar nedeniyle gerçek ortaya konamayabiliyor iken Kent Konseylerinde bağımsız ve hiçbir çıkar gütmeden gerçekten kenti adına düşünceler ortaya çıkarabilmeyi amaçlar.
Kent Konseyi katılımcıları kentin tüm sorunlarına çare arayanlardan oluşur. Bu ilgi ve sorun çözme odakları bir araya gelerek çalışma grupları veya meclisler oluşturarak kentin merkezi ve yerel kurumlarını sorgulayabilir. Öneriler sunabilir. Yanlış kararlarda bilim ve hukuk güçlülüğünü hissettirirse çözümü kentin lehine değiştirebilir.
Kentler hepimizin mekanıdır ve mekân her şeydir.Çünkü mekân fiziksel bir boşluk ya da binalar bütünü değildir. Toplumsal yaşamın, kültürün, ekonominin ve insan ilişkilerinin üretildiği ana sahnedir. Mekân, şehir içindeki yaşam kalitemizi, aidiyet duygumuzu ve kimliğimizi doğrudan şekillendirir.
Mekân geçmişi şimdiye bağlar ve geleceğin kentine gebedir. Bu gebelik sonucunda kente dair olumlu doğum istiyor isek kentin sakinliği tanımından çıkıp kentin sahibi olmamız gerekir. Biz olmazsak güç merkezlerinin kazanç alanı olur ki mekânın neye gebe olduğunu bilemeyiz. O yüzden mekân asla kendi başına bırakılmaz, sürekli kontrol edilmelidir. Biz bu mekânda kendimizi ve kentimizi örgütlemek zorundayız.
Bugün kentlerin sel, deprem, hava kirliliği, işsizlik, korku, yozlaşma gibi olumsuz durumlara gelmiş olması geçmişte kentlerin sahibi olamadığımızdandır. Oysa her zaman kentleri savunanlar oldu bugün gibi ama çoğunluğun sessizliği de gerçektir. Bugün de aynı değil mi?
İki seçenek var; kendimizi ve kentimizi örgütlü kılmak. Birbirine benzeyenlerin, aynı amaca koşanların birlikteliğini sağlamak. Hiçbir örgütlenmede yoksak da acilen kurulu örgütlere katılarak kendimizi sorgulamak ve örgütlenmek şarttır.