DOLAR 49,52030,11%
EURO 55,71840,15%
ALTIN 6.655,870,31
BIST %
BITCOIN 40729171,58%
Edirne
11°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

148 okunma

Babülmendep’ten Vaşington’a

ABONE OL
15 Ekim 2026 15:48
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ozdemir1-1.jpg

Küresel seyrüsefer güvenliği küresel ticaret için çok büyük öneme sahip. Bu güvenliğin en çok ihtiyaç duyulduğu bölgelerden biri de Babülmendep boğazı. Bu boğazdan ortalama günlük olarak 60 gemi geçiyor. Ayrıca küresel deniz ticaretinin %10’undan fazlası bu boğaz vasıtasıyla gerçekleştiriliyor. Bu boğazın girişinde bulunan Yemen’de boğaza etki edebilecek bölgeler ise son dönemde yine adını duymaya başladığımız Husi gruplarının elinde.

Babülmendep boğazının ticaret hacminin bazı değerlendirmelere göre yıllık 1,8 trilyon dolara yaklaştığı belirtiliyor. Yine günlük petrol geçişi 350 milyon dolar değerinde. Bu rotadan çıkarak Ümit Burnu’ndan seyretmenin maliyeti ise yaklaşık bir milyon dolar. Bu maliyete ek olarak yolun uzaması dolayısıyla ticaret gemisinin büyüklüğü ile orantılı olarak 10-14 milyon dolarlık bir sefer maliyeti artışı anlamına geliyor. Bu kalemleri artırmak mümkün.

Yani mantıklı bir bakış açısı ile sadece dünya ticareti için bu boğazın ne denli önemli olduğu anlaşılıyor. Şimdi bu önemli bölgede İran destekli Husi gruplar seyrüsefer güvenliğini yeniden tehdit eder hale geldiler. Bazı görüşlere göre İran ile ABD çatışmalarının ortaya çıkardığı durum da İran’ın Husiler üzerindeki etkisini azalttığı için artık Husi grupların kontrolünün zorlaştığı ifade ediliyor.

Daha önceki haftalarda belirttiğim Suudi Arabistan’ın Kararlı Fırtına operasyonunun bir çözüm oluşturmadığı ortada. Ancak Suudi Arabistan’ın yüksek seviyeli bir askeri kapasitesi olmadığı dikkate alınacak olursa elbette harici desteklere ihtiyacı da açık bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu desteğin 2025 yılında imzalanan Suudi Arabistan-Pakistan iş birliği anlaşması ile nispeten sağlanmaya çalışıldığı görülüyor. Ancak bu destek Pakistan’da da bir huzursuzluğu beraberinde getirdi. Bir başka deyişle bu destek ne kadar sürer muvazaalı bir husus bu…

Son dönemde Türkiye de Suudi Arabistan’a desteğini açık bir şekilde dile getiriyor. Kararlı Fırtına Operasyonu döneminde de benzer açıklamalar yapılmıştı. Ancak asker gönderilmesi başka bir husus. Bunun gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceğini yahut hangi şartlar altında gerçekleştirileceğini göreceğiz. Ancak burada Türkiye Cumhuriyeti’nin milli çıkarlarının çok dikkatli bir şekilde ele alınarak korunması zorunluğu aşikâr.

Gelelim meselenin küresel boyutuna; elbette ABD küresel ekonominin bu denli zorlanması hususunda bir karşı duruş sergiliyor. Bu zorlanma sadece ABD için değil ABD müttefiki devletler için de olumsuz bir sonuç doğurma eğrisini hızlandırdı. Yani ABD ve müttefikleri Husi meselesini çözmekte istekli görünüyorlar. Peki istek tek başına yeterli şart mı?

ABD’nin bu hususu çözme isteğine sahip müttefikleri Suudi Arabistan ve Pakistan askeri kapasite açısından oldukça sınırlılar. Üstelik etütü tamamlanmamış bir coğrafyada operasyon planlamak ve birlikleri az bilinir ve zorlu coğrafi koşullarda lojistik destek hattını uzatarak sevk ve idare etmeye çalışmanın sonuçları çok da olumlu olmaz. Bu yüzden hayli ihtimamlı atılması gereken adımlar var. Buna ek olarak ABD çıkarı ile müttefiklerinin çıkarlarının uyumlu bir halde olması motivasyonu artırmakla birlikte operasyonun askeri başarısı ciddi soru işaretleri taşıyor.

Husi meselesi bir müddet daha baş ağrıtacağa benziyor. Ancak Yemen’de yaşanan sorunların temelde bir devlet kapasitesi eksikliği sorunu olduğu dikkate alınacak olursa Yemen için bir destekleme programının oluşturulması sorunu kısa vadede çözmese bile uzun vadede sonuç verici bir noktaya getirebilir. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya