DOLAR 49,41220,04%
EURO 55,55580,73%
ALTIN 6.585,220,99
BIST %
BITCOIN 4011292-3,22%
Edirne
12°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

121 okunma

HADIM: BEDENDEN BEYİNE

ABONE OL
14 Ekim 2026 12:53
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: solduyu-1.jpg

M.S. 600-700’lü yıllarında yaşanmış, dönemin yönetimlerini anlatan bir Ortadoğu romanını okurken toplumun biat etmesi için yapılan işkenceleri, yoksulların yaşamını, kültür ve cehaletin toplumu nasıl esir aldığını bir kez daha anladım. Tek tanrılı din ve mezheplerin egemen olma mücadelesinde bölgede kötülüklerin, köleliklerin,sadakatın bedelinin neler olduğuna bir kez daha tanık oldum. Roman gerçek tarih bilgilerinden yola çıkarak kurgulanmış. (Rüzgâr Ateş Gibi Yakıyordu- Metin Aktaş- Fam Yayınları- 2014- Sayfa 50)

Roman; zamanın geleneği doğrultusunda hadım edilmiş bir kişinin öyküsü. O günün sosyal yapısında 8-16 yaş arasındaki çocukları toplamak, mektep-hastane işlevli yerde bu çocukları hadım etmek, hadımları buradan alıp pazarlamak gibi meslekler var. Hadım edilmenin dayanılmaz acılarını yaşayan kişi hadım kültürünün toplumsal sebebini de çözmüş.

“Bu okulda öğrendim ki insanları hadım etmekteki amaç sadece onları soyluların cinsel arzuları için hazırlamak değil, hadım etmenin önemli bir işlevi daha vardı. Efendi, kölelerini hadım etmekle onun kendisiyle doğuştan eşit olan yaradılışına müdahale ederek onu aşağılıyor, doğuştan var olan bu eşitliği bozarak kendi üstünlüğünü ispatlamaya çalışıyordu.

Erkeklerin erkeklik organını keserek onu hadımlaştırarak bir kadın gibi kullanmanın arkasındaki asıl amaç onu iktidarsız yaparak efendisiyle aynı haklara sahip olmadığını ona, topluma kabul ettirmektir. Efendilerin üstünlüklerini bize kabul ettirmeleri için bize bu dayanılmaz acıları yaşatmalarına gerek yoktu. Zaten toplumun ahlaki yapısında, kültüründe, sosyal adaletinde bu eşitsizlik özümsenmiş, yaradılıştan var olan bir şeymiş gibi kabul edilmişti. Efendiler, soylular bununla yetinmeyerek kendilerinden aşağı olarak gördükleri kölelerin sadece kendilerine hizmet etmeleriyle yetinmeyerek onların bedenleriyle oynayarak, onları yarı insan şekline sokuyorlardı. O zalim soyluların küçücük çocukları hadım etmelerinin arkasındaki bu düşünceleri dayanılmaz acılar yaşayarak öğrendiğimde soylulara olan düşmanlığım, kinim, nefretim arttı.”

Hadım bedensel bir ceza ve bugün hiçbir inanç ve kültürde kalmadı. Ama dün bedene yapılan bu işkence ve zoraki beden değişiklikleri bugün beyinlerde ve sosyal alanda devam ediyor dersek yanılmayız.

Bedensel olarak hadım; bir erkek canlının cinsel fonksiyonlarını ve üreme yeteneğini cerrahi yollarla ya da kimyasal ilaçlarla kalıcı veya geçici olarak devre dışı bırakmak demektir. Bu durum uzmanların izniyle hayvanlarda var. Bugün toplumu hadım etmek güncel. Romandan anladığımız üzere, hadım edilen kişinin yüzlerce yıl önce gördüğü,hadımın sosyal etkileri bugün yaşanmaktadır.

Bireylerin ve dolayısıyla toplumun üretkenliğini, eleştirel düşünme yeteneğini, iradesini, yaratıcılığını ve dinamizmini baskı, sansür, korku ve benzeri yollarla köreltmek, etkisiz ve pasif hale getirmek anlamına gelir. Hem de tepki çeken bedensel değişim yaşanmadan. Toplumun düşünen, sorgulayan, sanat ve bilim üreten kesimlerinin sesinin kesilmesi, bireylerin risk alma ve yenilik yapma potansiyelinin yok edilmesidir bugün hadım. Hak arama bilincinin, itiraz etme kültürünün ve toplumsal reflekslerin baskı rejimleri ya da sistemli politikalarla zayıflatılmasıdır.Bireylerin sadece kendilerine sunulanı yaşayan, itaat eden, sorgulamayan ve tepki veremeyen kısır bir yapıya bürünmesidir toplumsal hadım.Toplumsal hadım; iktidarların arzuladığı toplumsal düzene uyum sağlamayan, sorgulayan, sorguladığını dile getiren akademisyen, sanatçı, gazeteci ve aydın kesimin baskı altına alınmasıdır.

Hadım edilmiş bir toplum yaratmanın en bilinen yolu korku ve baskı yanında eğitim sistemidir. Bizi ilgilendirmiyor denerek taraf olmadığımız, sessizce izlediğimiz eğitim sistemi aslında toplumsal hadım aracıdır. Eğitim; gerçek amacı olan, yaratıcı ve sorgulayıcı bireyler yetiştirmek yerine, otoriteye ve sisteme koşulsuz itaat eden, tek tip düşünen nesiller üretmek üzere tasarlanır.

Bugün yaşanan tam da budur. Toplumu,‘ne yaparsanız yapın hiçbir şey değişmeyecek’ algısına inandırmaya çalışmaktır. Bu yolda basın-yayın organları toplumsal hadım için kullanılmaktadır. Kitle iletişim araçları,popüler kültür üreterek, toplumu derin sosyo-ekonomik sorunlardan uzaklaştırmak için kullanılır. Toplum; yüzeysel eğlenceler, magazin ve tüketim çılgınlığı ile meşgul edilerek düşünsel olarak hadım edilir.

Öte yandan bir hadım aracı da bireyselliğin kışkırtılmadır. Ortak dayanışma bağları zayıflatılır. Herkesin sadece kendi çıkarını düşündüğü bir sistemde, toplumsal bir refleks veya ortak bir karşı duruş örgütlenemez hale gelir. Bunun sonucunda sendikalar, dernekler, vakıflar ve barolar gibi bağımsız sivil toplum kuruluşları baskılanır, yetkileri tırpanlanır veya otoriteye bağımlı örgütlenmeler oluşturulur. Böylece toplumun sesini duyurabileceği meşru kanallar tıkanmış olur.

Geçmişte yaşanan bedensel hadım bir kişiye acı verirken toplumsal hadım hepimizin bugün ve yarınını acılara gömüyor. Amantümümüz hadım olmadan çare bulalım ki çare belli.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya