
YENİ Parti Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026 2027 eğitim öğretim yılı için yayınlamış olduğu genelgesinde yer alan sınırları ve ölçütleri açık biçimde ortaya konulmayan bazı ifadelerin eğitim çalışanları açısından yeni bir belirsizlik ve idari takdir alanı yaratma riski taşıdığını bildirdi.
YENİ Parti İl Başkanı Yücel Balkanlı, “Eğitim sistemi yaz-boz tahtası değildir!” başlıklı yazılı açıklamasında, “2026-2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 44 maddelik genelgeyi ,emekli bir öğretmen ve okul yöneticisi olarak büyük bir kaygıyla okudum ve değerlendirdim” diyerek şunları aktardı:.
“Eğitim; günlük siyasi tercihlerle, her yıl değiştirilen talimatlarla ve okulların uygulamakta zorlanacağı belirsiz düzenlemelerle yönetilemez. Türkiye’nin geleceği olan çocuklarımız ve onların yetiştirilmesinden sorumlu öğretmenlerimiz, bir “yaz-boz tahtası” anlayışının deneme alanı haline getirilemez.
Genelgede öğretmenlerin mesleki itibarından, kılık kıyafetinden, çalışma biçimlerinden ve görev anlayışından söz edilirken; öğretmenlerin ekonomik sorunlarına, ağırlaşan çalışma koşullarına, özlük haklarının iyileştirilmesine ve gerçek anlamda mesleki itibarın nasıl güçlendirileceğine ilişkin somut ve bağlayıcı çözümler ortaya konulmamıştır.
‘Mesleğin vakarı’, ‘kamu hizmetinin ciddiyeti’ ve ‘toplumsal hassasiyetler’ gibi sınırları ve ölçütleri açık biçimde ortaya konulmayan ifadeler, eğitim çalışanları açısından yeni bir belirsizlik ve idari takdir alanı yaratma riski taşımaktadır. Öğretmeni korumayan, ölçütleri açık olmayan düzenlemeler eğitimde kaliteyi değil, kaygıyı artırır.
Öte yandan norm kadro fazlası öğretmenlerin farklı kurumlara atanması ve ihtiyaç bulunmayan alanlarda öğretmenlerin görevlendirmelere yönlendirilmesi konusunda da öğretmenin çalışma güvencesi, aile bütünlüğü, uzmanlık alanı ve özlük hakları mutlaka korunmalıdır. Norm kadro sorununu öğretmenin üzerine yüklemek yerine, bu sorunu doğuran planlama ve istihdam politikaları sorgulanmalıdır.
Genelgede öğrenci güvenliği, dijital eğitim, sınav uygulamaları, özel eğitim, okul güvenliği, kantinler, okul dışı öğrenme, aile katılımı, mesleki eğitim ve seçmeli dersler gibi çok sayıda alana ilişkin yeni yükümlülükler getirilirken, okulların insan kaynağı, bütçe, fiziki altyapı ve uygulama kapasitesinin yeterli olup olmadığı yeterince açık değildir.
Ayrıca eğitim mevzuatının üzerinde veya dışında sonuç doğurabilecek uygulamaların kanun, yönetmelik ve yönergelerle uyumunun açık biçimde ortaya konulması gerekir. Genelge ve yazılar, kanun ve yönetmeliklerin yerine geçemez. Eğitim çalışanlarının haklarını etkileyen her düzenleme hukuka, eşitlik ilkesine, öngörülebilirliğe ve hukuki güvenlik ilkesine uygun olmak zorundadır.
Biz YENİ Parti olarak; Öğretmeni değersizleştiren değil güçlendiren, veliyi ekonomik yük altında bırakmayan, öğrenciyi yarış atına dönüştürmeyen, okulu siyasi ve idari belirsizliklerden arındıran, bilimsel, laik, demokratik, çağdaş ve nitelikli bir eğitim sistemini savunuyoruz.
Eğitim politikaları günübirlik talimatlarla değil; öğretmenlerin, eğitim yöneticilerinin, velilerin, öğrencilerin, üniversitelerin ve eğitim uzmanlarının görüşleri alınarak, uzun vadeli ve öngörülebilir bir anlayışla hazırlanmalıdır.
YENİ Parti olarak eğitim alanındaki her düzenlemenin hukuka, bilime, eğitimcilerin haklarına ve çocuklarımızın ve toplumun yararına uygun olup olmadığının takipçisi olacağız. Öğretmenin hakkını, velinin ekonomik yükünü, öğrencinin nitelikli eğitim hakkını ve okullarımızın geleceğini savunacağız.
Çünkü biliyoruz ki: Eğitim sistemi yaz-boz tahtası değildir. Öğretmen yalnızca talimat uygulayan bir memur değildir. Öğrenci bir sınav makinesi değildir. Eğitim, Türkiye’nin geleceğidir.
YENİ Parti olarak çağrımız nettir: Eğitimde istikrar, liyakat, bilim, hukuk ve öğretmene gerçek değer verilmesi zorunluluktur.”