
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda “Türkiye’de Anayasal Düzenin Dönüşümü” konusu ele alındı.
Saadet Partisi’nin raporunda 2017 referandumu ve 2018 sonrası hayata geçirilen yeni yönetim sisteminin ülkemizdeki kurumsal yapı, karar alma süreçleri ve denge-denetim mekanizmaları üzerindeki etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Raporun özetinde, “2018’de Türkiye’de yönetim sistemi değişerek yürütme gücü büyük ölçüde tek merkezde toplandı. Bu sayede kararlar daha hızlı alınmaya başlandı ancak karar süreçlerine farklı görüşlerin katılımı azaldı.
Önceden parlamenter sistemde Meclis, bürokrasi ve bakanlıklar birlikte çalışırken; yeni sistemde Cumhurbaşkanlığı daha belirleyici hale geldi. Meclisin yasa yapma ve denetleme gücü zayıfladı, yargının bağımsızlığı da tartışmalı hale geldi.
Bu dönüşüm kısa vadede hız ve koordinasyon sağladı, ancak uzun vadede dengedenetim mekanizmalarının zayıflaması, kurumsal kapasitenin gerilemesi ve kararların dar bir çevrede alınması gibi riskler ortaya çıktı.
Sonuç olarak, sistemin daha sağlıklı işlemesi için Meclis ve yargının güçlendirilmesi, uzman kadroların yeniden etkin hale getirilmesi ve kurumlar arası dengenin artırılması gerekiyor” ifadeleri kullanıldı..
Söz konusu rapora ilaveten “Türkiye’de Yeni Yönetim Sistemi: Merkezileşen Güç ve Denge Arayışı” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada ise şunlara yer verildi:
“Türkiye’de 2017 referandumu ve 2018 seçimleriyle birlikte hayata geçen yeni yönetim sistemi, devletin işleyiş biçiminde köklü bir dönüşümü beraberinde getirmiştir.
Bu süreçte yürütme gücü önemli ölçüde merkezileşmiş, karar alma mekanizmaları hız kazanmıştır. Ancak bu hız, karar süreçlerine farklı görüşlerin katılımının azalması ve denge denetim mekanizmalarının zayıflaması gibi önemli tartışmaları da gündeme getirmiştir.
Yeni sistemle birlikte Meclisin yasama ve denetim gücünde gerileme yaşanmış, yargının bağımsızlığına ilişkin şüpheler artmıştır. Aynı zamanda bürokratik yapıdaki değişiklikler, kurumlar arası koordinasyon ve uzmanlık temelli politika üretimi açısından bazı zorluklara yol açmıştır.
Kısa vadede hızlı karar alma ve merkezi koordinasyon avantajı sağlayan bu yapı, uzun vadede kurumsal kapasite, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken sonuçlar doğurmaktadır.
Daha dengeli ve sürdürülebilir bir yönetim yapısı için; Meclisin ve yargının denetim gücünün güçlendirilmesi, uzman kadroların yeniden etkin hale getirilmesi ve kurumlar arası işleyişin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.”