DOLAR 44,2089 0.07%
EURO 50,8357 -0.07%
ALTIN 7.121,680,18
BIST 13.060,850,80%
BITCOIN 32885330,88%
Edirne

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

115 okunma

‘Jeopolitik fırtınada Türkiye’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, son dönemde küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler ve Orta Doğu’da giderek tırmanan gerilimin, yalnızca bölgesel güvenlik dengelerini değil, aynı zamanda küresel ekonomik düzeni de doğrudan etkilediğini bildirdi…

ABONE OL
16 Mart 2026 17:48
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: arda-meric.jpg

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, son dönemde küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler ve Orta Doğu’da giderek tırmanan gerilimin, yalnızca bölgesel güvenlik dengelerini değil, aynı zamanda küresel ekonomik düzeni de doğrudan etkilediğini bildirdi.

Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, ‘Jeopolitik fırtınada Türkiye’ başlıklı yazılı açıklamasında İsrail’in savunma kapasitesine ilişkin ortaya çıkan tartışmalar ve bölgede artan askeri gerilimlerin uluslararası sistemin ciddi bir dönüşüm sürecinden geçtiğini gösterdiğini belirterek, “Bugün dünya yalnızca askeri ve diplomatik krizlerle değil, aynı zamanda ekonomik ve finansal sistemin yeniden şekillendiği tarihsel bir dönüşüm süreciyle karşı karşıyadır. Kapitalist sistem varlığını sürdürmeye devam etsede, tarihsel süreç incelendiğinde küresel güç dengelerinin belirli dönemlerde yeniden yapılandığı görülmektedir. Bu durum, uluslararası siyasi ekonomi literatüründe sıklıkla ifade edilen hegemonik döngüler çerçevesinde değerlendirilebilir.”

Tarihsel perspektiften bakıldığında dünya ekonomisinde farklı dönemlerde farklı güç merkezlerinin belirleyici olduğunu belirten Arda Meriç, şöyle devam etti:

“Hollanda ticaret ve finans hegemonyası, İngiliz sterlin sistemi,  ABD dolar merkezli küresel finans düzeni. Her hegemonya döneminin sonuna yaklaşıldığında benzer dinamikler ortaya çıkar: Finansal krizlerin sıklığı artar, jeopolitik gerilimler yoğunlaşır, yeni ekonomik ve siyasi güç merkezleri yükselmeye başlar.

Bugün yaşanan gelişmeler de bu tür bir tarihsel geçiş dönemine işaret etmektedir. Küresel  finans sisteminde dolar merkezli yapının sorgulandığı, enerji ve ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemden geçilmektedir. Bu dönüşüm süreci, özellikle dış finansmana ve ithal enerjiye bağımlı ekonomiler için ciddi riskler barındırmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye’de ekonomi yönetimi bu gerçekliği görmek yerine siyasi söylemlerle tabloyu olduğundan farklı göstermeye çalışmaktadır.

Sayın Mehmet Şimşek’in ifade ettiği ‘üst gelir grubuna geçen ülkeler arasına girdik’ söylemi ya da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın dile getirdiği ‘şoklara ve  kırılganlıklara karşı güçlü bir ekonomiye sahibiz’ iddiaları, iktisadi gerçeklikten ziyade siyasi bir anlatıdan ibarettir.

Ne yazık ki Türkiye ekonomisi bu kırılgan küresel ortamda son derece savunmasız bir noktada bulunmaktadır. Üretim yapımız; enerjide yüksek ithalat bağımlılığı, emek yoğun ve düşük katma değerli sanayi üretimi ve hatta ara malı üretimi için dahi ithal girdilere bağımlı bir yapı üzerine kuruludur. Yanlış para politikaları ve uzun süredir ihmal edilen sanayi ve tarım politikaları nedeniyle Türkiye ekonomisi küresel şoklara karşı dayanıklılığını çok daha önce kaybetmiştir.

Bugün yaşanan enflasyon da yalnızca para politikasıyla açıklanabilecek bir olgu değildir. Türkiye’de enflasyonun temelinde enerji maliyetleri, ithal girdi bağımlılığı, tarımsal üretimdeki gerileme ve kur geçişkenliği gibi yapısal maliyet unsurları bulunmaktadır. Bu nedenle sorunu yalnızca faiz politikasıyla çözmeye çalışmak, gerçek nedenleri görmezden gelmek anlamına gelmektedir. Türkiye’de maliyet enflasyonunu kalıcı hale getirmiştir. Buna rağmen iktidar, yapısal sorunları çözmek yerine günü kurtaran politikalarla ekonomiyi yönetmeye çalışmaktadır.

Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran politikalar değil; üretimi, sanayiyi ve enerji güvenliğini  merkeze alan uzun vadeli bir planlı kalkınma stratejisidir.

Zafer Partisi olarak açıkça ifade ediyoruz: Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca kısa vadeli ekonomik tedbirler değil, üretim temelli bir planlı  kalkınma stratejisidir.

Bu çerçevede;

* Enerji bağımsızlığını güçlendiren yatırımların hızla artırılması, tarım ve gıda güvenliğini sağlayacak planlı üretim modelinin hayata geçirilmesi,  sanayide ithal girdi bağımlılığını azaltacak stratejik sanayi politikalarının uygulanması,  Türkiye’yi küresel krizlere karşı daha dirençli hale getirecek ekonomik reformların gerçekleştirilmesi zorunludur.

Türkiye’nin geleceği borçlanma ve ithalat ekonomisinde değil, üreten ve kendi kendine yeten bir planlı ekonomi modelindedir.

Zafer Partisi, hem Türkiye’nin güvenliğini hem de ekonomik bağımsızlığını merkeze alan politikaları kararlılıkla savunmaya devam edecektir.”

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya