Boo Köpek – Minik Dostların En Sevimlisi

Evcil hayvan dünyasında son yıllarda en çok dikkat çeken küçük ırklardan biri olan boo köpek, peluş oyuncak görünümüyle hayvanseverlerin gönlünü kazanmıştır. Aslında bu sevimli dostlarımızın gerçek ırkı pomeranian köpektir. “Boo” ismi, sosyal medyada ünlenen bir Pomeranian’dan gelmiş ve bu özel tüy kesim tarzıyla birlikte tüm dünyada yayılmıştır.


Pomeranian Köpek Özellikleri

Pomeranian köpek, kökeni Almanya’nın Pomeranya bölgesine dayanan, küçük ama enerjisiyle büyük dikkat çeken bir süs köpeğidir. Çift katlı tüy yapısı, kabarık görünümü ve hareketli yapısıyla apartman hayatına uyumlu bir ırktır.

  •  

Boyut: Ortalama 20 cm civarında ve 1,5 – 3,5 kg ağırlığında.

  •  
  •  

Karakter: Oyuncu, enerjik, zeki ve sahibine bağlı.

  •  
  •  

Ömür: 12 – 16 yıl arası.

  •  
  •  

Renk Seçenekleri: Beyaz, krem, turuncu, siyah ve kahverengi tonları.

  •  

Küçük olmasına rağmen cesur bir yapıya sahip olan pomeranian köpek, yabancılara karşı dikkatli, ailesine karşı ise oldukça sadıktır.


Pomeranian Boo – Oyuncak Ayı Görünümü

Pomeranian Boo” ifadesi aslında bir tüy kesim stilidir. Bu kesim sayesinde Pomeranian köpekler, yuvarlak hatlı, daha kabarık ve oyuncak ayı benzeri bir görünüme kavuşur. Sosyal medyada hızla yayılan bu tarz, binlerce kişinin bu köpekleri tanımasına ve sahiplenmek istemesine neden olmuştur.

Özellikle çocuklu aileler için boo köpek, harika bir oyun arkadaşıdır. Hem apartman yaşamına uygundur hem de diğer evcil hayvanlarla kolayca sosyalleşebilir.


Boo Köpek Bakımı

  •  

Tüy Bakımı: Haftada birkaç kez tarama, tüylerin sağlıklı ve parlak kalmasını sağlar.

  •  
  •  

Beslenme: Küçük ırklara özel mamalar tercih edilmelidir.

  •  
  •  

Egzersiz: Günlük kısa yürüyüşler ve oyunlar enerjilerini dengelemeye yeterlidir.

  •  
  •  

Sağlık: Düzenli veteriner kontrolleri, uzun ömür için şarttır.

  •  

Neden Pomeranian Köpek Tercih Etmelisiniz?

  •  

Minik boyutlarıyla apartman yaşamına uygundur.

  •  
  •  

Sosyal ve enerjik yapısıyla aile ortamına uyum sağlar.

  •  
  •  

Sadakati ve oyuncu ruhuyla sahibine bağlıdır.

  •  
  •  

Estetik görünümleriyle dikkat çekicidir.

  •  

Sonuç

Eğer hem sevimli hem de enerjik bir dost edinmek istiyorsanız, boo köpek yani pomeranian boo tam size göre bir seçim olabilir. Küçük ama karakteri büyük olan bu köpekler, yaşamınıza neşe ve sadakat katacaktır.

Unutmayın, güvenilir kaynaklardan edineceğiniz bir pomeranian köpek, size uzun yıllar boyunca hem dostluk hem de mutluluk sunar.

Tarihi Kentler Birliği Eylül’de Edirne’de toplanacak

Tarihi Kentler Birliği toplantısı 30 Eylül – 2 Ekim tarihlerinde Edirne’de yapılacak. Edirne Belediye Başkanı Avukat Filiz Gencan Akın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve Tarihi Kentler Birliği Başkanı Mansur Yavaş’ı ziyaret etti.
Edirne Belediyesi 471 belediyenin üyesi olduğu Tarihi Kentler Birliği’nin toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Birlik üyesi belediyelerin başkanları 30 Eylül – 2 Ekim tarihlerinde Edirne’de yapılacak toplantı için kente gelecek.

BAŞKAN YAVAŞ’A ZİYARET
Edirne Belediyesi toplantı ile ilgili hazırlıklarını sürdürürken, Edirne Belediye Başkanı Avukat Filiz Gencan Akın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve Tarihi Kentler Birliği Başkanı Mansur Yavaş’ı ziyaret etti.
Başkan gencan Akın, görüşmeler sonrası sosyal medya hesabından şu paylaşomı yaptı:
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Tarihi Kentler Birliği Başkanımız Sayın Mansur Yavaş’ı ziyaret ettik.
30 Eylül – 2 Ekim tarihlerinde Tarihi Kentler Birliği toplantısına Edirne olarak ev sahipliği yapacak olmanın heyecanı ve mutluluğunu yaşıyoruz.
Mansur Başkanımız ve değerli belediye başkanlarımızı Edirne’de ağırlayacağımız bu önemli buluşmanın detayları üzerine verimli bir görüşme gerçekleştirdik.
Nazik ev sahipliği için kendilerine teşekkür ediyor, kentlerimiz arasında güçlenen iş birliğini çok kıymetli bulduğumuzu ifade ediyorum.

Balkan Yerleşkesi’nde ‘transit’ yasak!

Olgay GÜLER

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Mustafa Hatipler, geçtiğimiz yıl yapımına başlanan onkoloji hastanesi ek binasının 1.5 ay içinde tamamlanarak hizmet vermeye başlayacağını, Tıp Fakültesi Hastanesi’ni de bünyesinde barındıran Balkan Yerleşkesi kampüsünden geçen yolun ise yakın süreçte transit geçişlere kapanacağını açıkladı.

Rektör Hatipler, geçtiğimiz yıl 26 Ağustos’ta görevi devralmasının ardından geçen 1 yılda yaptıkları hizmetleri değerlendirdi. Trakya Üniversitesi Senato Salonu’nda basın mensuplarıyla buluşan Hatipler, aradan geçen sürede üniversiteyi bir adım daha ileriye, bir bayrak daha yukarıya taşımaya gayret ettiklerini söyledi. Üniversite bünyesinde başlatılan kalite ve akreditasyon çalışmalarını kendi döneminde tamamladıklarını kaydeden Hatipler, üniversite tercih kitapçığında artık Trakya Üniversitesi’nin akredite üniversite olarak yer aldığını dile getirdi.

‘1.5 AY İÇERİSİNDE ONKOLOJİ HASTANESİ EK BİNASINI HİZMETE AÇMAK İSTİYORUZ’

Üniversite’nin, boş yatak yetersizliği nedeniyle kanayan yarası haline gelen onkoloji hastanesi için ek bina yapımında sona geldiklerini anlatan Hatipler, “Kanayan yaramız halinde olan, onkoloji hastanemizle alakalı sıkıntılarımıza yönelik başta bir keşif faaliyeti yaptık. Bu anlamda da hep birlikte onkoloji hastanemize bir ek bina kazandırmak istedik. Bu noktada kişisel dostluklarımızın, arkadaşlıklarımızın öne çıktığını da söyleyeyim. Bir iş adamının, bir iş insanımız bize yardım etti ve onkoloji hastanemize de bir ek bina kazandıralım mücadelesini gerçekleştirmiş olduk. İnşallah zaman vermek istemiyorum sizlere mahcup olmamak adına 1 ay, 1.5 ay kadar bir zaman içerisinde onkoloji hastanemizin ek binasını hizmete açmak istiyoruz. Bununla birlikte insanların artık oturmaya yer bulamadıkları onkoloji hastanesini daha modern ve daha sağlık hizmetlerinin daha faydalı ve daha etkin bir şekilde verileceği bir alan haline getirmek arzusundayız” şeklinde konuştu. 

‘ACİL SERVİS RESTORASYON VE GÜÇLENDİRMESİNDE CİDDİ MESAFE ALDIK’

Tıp Fakültesi Hastanesi acil servisinde de restorasyon ve güçlendirme çalışmaları başlattıklarını dile getiren Hatipler, “Hastanemizin acil servisinde hekim sayımız her ne kadar çok daha fazlasına yetecek kadar güçlü olsa da fiziksel olarak yaklaşık 600 metrekarelik bir alanda hizmet vermekteyiz. Bu 600 metrekarenin 400’ü yetişkinler için, 200’ü de çocuklar için hizmet vermekteydi. Aynı zamanda da uzun yıllardan bu tarafa ciddi anlamda bir restorasyon ve sağlamlaştırmaya ihtiyaç duymaktaydık. Bu konuda da elimizi çok sıkı tutup, çok hızlı hareket ederek, bu sağlamlaştırmayı gündemimize aldık ve ciddi boyutta da belli bir mesafe alarak hazırladık. Bu süreçte de mevcut olan acil servisin arkasına, acil servis hizmetlerini yürütmek üzere yeniden yapılanma gerçekleştirmiş olduk” ifadelerini kullandı. 

‘5 BİN METREKARELİK YENİ ACİL SERVİS İÇİN İLK ÖDENEK GELDİ’

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 5 bin metrekarelik yeni acil servis yapmak için de ilk ödeneğin geldiğini açıklayan Hatipler, “Daha önce bahsettiğimiz üniversitemizin 5 bin metrekare geniş bir acil servis inşaatı da Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde Cumhurbaşkanlığı Strateji Daire Başkanımız öncülüğünde, ön ödemelerini aldık. Projesi çizildi. Çizdiğimiz projeyi şu anda Cumhurbaşkanlığı onayına verdik, onlar da çok memnun oldular. Ödemelerin bir kısmını aldık, en kısa zamanda 5 bin metrekarelik bir acil servisin hizmetini hazırlamak üzere ihaleye çıkmayı düşünüyoruz” dedi. 

TARİHİ TREN GARI BİNASINA RESTORASYON

Üniversitenin Karaağaç Yerleşkesi’nde bulunan, hali hazırda Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kullandığı tarihi tren garı binasında da restorasyon başlatılacağını belirten Hatipler, “Güzel Sanatlar Fakültemizin içinde bulunduğu tarihi binanın restorasyonunu yapacağız. Maalesef bir şekilde şu ana kadar rektörlük binası olarak da kullanılmış ama bir restorasyon görmemiş, Mimar Kemalettin tarafından inşa edilmiş. Acilen restorasyona ihtiyaç var. Bununla olarak da yatırım programına oranın restorasyonunu dahil ettik” diye konuştu. 

‘KAMPÜSÜN İÇERİSİNDEN TRANSİT GEÇİŞ DOĞRU DEĞİL’

Balkan Yerleşkesi kampüsünün içerisinde geçen yolu, Edirne Belediyesi ile yapılan çalışmalarla transit araç trafiğine kapatacaklarını söyleyen Prof.Dr. Mustafa Hatipler, “Öteden beri üniversitenin içinden geçen ve adeta sağlık yolundan uluslararası yola ulaşan ve transit geçiş için kullanılan bir yolumuz var. Arkadaşlar dünyanın modern ülkelerinde böyle bir üniversite kampüsü yok. Bunun çok doğru olmadığını düşünüyorum. Elbette Edirne halkına herhangi bir sıkıntı çıkarmak arzusunda değiliz. Ancak kampüsün ortasından transit geçiş amacıyla kullanılan yol algısının da çok fazla doğru olmadığına inanıyoruz. Bu anlamda yine belediyemizle bir işbirliği kapsamında binalarımızın kampüsün doğu tarafında, alternatif yol çalışması başlattık. Buna neden bu kadar geç kaldık? Uzun süre doğru olanı bulmaya çalıştık. Çünkü yolu araç trafiğine kapatmak çok kolay ama insanlara hizmet bulmanız lazım. Eğer burası tıp fakültesi hastanesi, diş hekimliği hastanesi, psikiyatri hastanesi, onkoloji hastanesi, kütüphane ve cami gibi umuma açık hizmetleri olmayan bir kampüs olsaydı yolu kapatmak çok kolaydı. Ancak bu tercihlerin, bu hizmetlerin devam etmesi lazım” dedi.

‘KİMSEYİ MAĞDUR ETMEYECEĞİZ’

Kampüs içerisinden geçen yola alternatif olarak, doğu kısmında yeni yolun inşaatının sürdüğünü anlatan Hatipler, “Bu anlamda da kıymetli emniyet müdürümüzün yön verme, yol gösterme konusunda da bize yardımcı olduğunu ifade etmek istiyorum. Arka taraftan geçen bir yolun inşaatına, asfaltlanmasına başladık. Hemen hemen üçte birini asfaltladı belediyemiz. Az bir yer kaldı, bunları da aşacağız. Ondan sonra da burasını transit geçişe kapatacağız. Nasıl olacağına dair hiç endişeniz olmasın. Bunu videolarla paylaşacağız. Ancak şu kadarını söyleyeyim; hastane hizmetlerini, kütüphane hizmetlerini, camiden istifade etmek isteyen hiç kimsenin mağdur olmayacağı değil hizmet sunmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Edirne Belediyesi’nden Ümit Besen konseri

Edirne Belediyesi 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103. yıl dönümü konserinde Ümit Besen ve Pamela sahne alacak. 30 Ağustos Cumartesi günkü konserler Şehit Astsubay Ömer Halisdemir 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Şehitleri Parkı’nda 20.30 da başlayacak.

30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103. yıl dönümü, Edirne Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerle coşku ve gurur içinde kutlanacak. Etkinlikler kapsamında Fener Alayı ve Zafer Konseri düzenlenecek. Ünlü sanatçılar Ümit Besen ve Pamela, Şehit Astsubay Ömer Halisdemir 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Şehitleri Parkı’nda Edirneliler ile buluşacak.

Kutlamalar, 30 Ağustos Cumartesi günü saat 20.30’da Şükrüpaşa İlkokulu önünden başlayacak fener alayı ile start alacak. Edirnelilerin yoğun katılımıyla gerçekleşecek kortej, Atatürk Anıtı’na yürüyerek burada Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile canları pahasına vatanını koruyan bu büyük zafere imza atan Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını anacak.

Kutlamaların ikinci bölümünde saat 21.30’da Şehit Astsubay Ömer Halisdemir 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Şehitleri Parkı’nda Zafer Konseri gerçekleşecek.

Konserde, Türk müziğinin efsanevi yorumcusu Ümit Besen, kendine özgü tarzı ve unutulmaz eserleriyle Edirnelilere müzik ziyafeti sunacak. Sahneye çıkacak diğer isim, Pamela, enerjik ve etkileyici sahne performansıyla genç kuşakların beğenisini kazanmış, sahnede adeta izleyiciyi büyüleyen bir sanatçı olarak öne çıkıyor. Konserde her iki sanatçı, hem Türk müziği hem de modern repertuarlarından seçkin parçalarla Edirnelilere unutulmaz bir gece yaşatacak.

ÜCRETSİZ ULAŞIM

Edirne Belediyesi, vatandaşların etkinliklere rahat ulaşabilmesi için Atatürk Anıtı’ndan Şehit Astsubay Ömer Halisdemir 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Şehitleri Parkı’nda ücretsiz ulaşım imkanı sağlayacak.

BAŞKAN GENCAN AKIN’DAN DAVET

Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın, tüm vatandaşları etkinliklere davet ederek şunları söyledi: “30 Ağustos, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde kazandığı en büyük zaferlerden biridir. Atalarımızın canları pahasına kazandığı bu zaferin yıl dönümünde, Edirne’de bir kez daha omuz omuza yürüyecek, Cumhuriyetimizin değerlerini hep birlikte selamlayacağız. Fener alayımızda ellerimizde bayraklarımız, gönlümüzde Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığıyla yürüyecek; ardından müzik ve dayanışma dolu bir geceyle zaferimizi kutlayacağız. Birlik ve beraberliğimizi büyütmek için tüm vatandaşlarımızı etkinliklerimize bekliyoruz.”

TikTok ve Instagram’da Daha Fazla Etkileşim İçin Uygulanabilir Stratejiler

Sosyal medya, artık sadece eğlenmek ya da vakit geçirmek için değil; aynı zamanda gelir elde etmenin, markalaşmanın ve popülerlik kazanmanın da en güçlü araçlarından biri haline geldi. TikTok ve Instagram, milyonlarca kullanıcıya sahip olmalarıyla öne çıkıyor. Ancak bu büyük kalabalığın içinde öne çıkmak hiç kolay değil. Benim de gözlemlediğim üzere, organik yöntemler ve zaman zaman kullanılan destek paketleri, doğru bir şekilde harmanlandığında hesapların çok daha hızlı gelişmesini sağlıyor.

TikTok’ta İzlenme Sayısının Algoritmadaki Önemi

TikTok algoritması, içerikleri ilk saatlerde aldıkları izlenmelere göre değerlendiriyor. Eğer bir video hızlı bir şekilde izlenme elde ederse, algoritma onu daha fazla kullanıcıya göstermeye başlıyor. Bu zincirleme etki sayesinde içerik kısa sürede viral olabiliyor. Ancak yeni hesaplar için bu süreci başlatmak zordur. İşte burada tiktok izlenme satın al yöntemi devreye girer. İzlenme sayısını artırmak, hem algoritmanın ilgisini çeker hem de organik izlenmelerin başlamasına katkıda bulunur.

TikTok Beğeni Satın Almanın Sağladığı Güven

TikTok’ta izlenme kadar beğeni oranı da çok önemlidir. Bir videonun çok izlenmiş olması ama düşük beğeni alması, izleyicilerde olumsuz bir izlenim yaratabilir. İnsanlar, yüksek beğeniyi kaliteli içerikle özdeşleştirir. Bu nedenle tiktok beğeni satın al yöntemi, içeriklerin güvenilir görünmesine yardımcı olur. Özellikle yeni hesaplar için bu yöntem, profesyonel bir imaj kazandırır. Ancak abartıya kaçmadan ve doğal görünümü bozmadan uygulanmalıdır.

Instagram’da Beğenilerin Sosyal Kanıt Etkisi

Instagram tamamen görsellik üzerine kuruludur. Kullanıcıların bir profili değerlendirirken dikkat ettikleri ilk unsurlardan biri, gönderilerin aldığı beğeni sayısıdır. Beğeni sayısı düşük bir profil, potansiyel takipçiler için cazip görünmez. İşte bu noktada instagram beğeni satın al seçeneği öne çıkar. Yüksek beğeni sayıları, profilin güvenilirliğini artırır ve organik takipçilerin ilgisini çeker. Bu durum, sosyal kanıt etkisi olarak bilinir; insanlar kalabalığın yöneldiği şeylere daha çok ilgi gösterir.

TikTok’ta Trend İçeriklerden Yararlanmak

TikTok’un en büyük avantajı, hızlı yayılan trendlerdir. Popüler müzikler, danslar ya da akımlar, videoların doğal yollardan binlerce kişiye ulaşmasını sağlar. Ancak burada önemli olan, trendleri yalnızca kopyalamak değil, özgün bir yorumla sunmaktır. Satın alınan izlenme ve beğeni destekleri de bu trend içeriklerle birleştiğinde daha etkili hale gelir. Örneğin, trend bir şarkıyı kullanıp kendi tarzınızı kattığınızda, hem algoritmanın hem de kullanıcıların ilgisini daha kolay çekebilirsiniz.

Instagram’da Düzenli ve Planlı İçerik Paylaşımı

Instagram’da başarılı olmanın en önemli koşullarından biri istikrardır. Aktif olmayan hesaplar hem algoritma tarafından geri planda tutulur hem de kullanıcıların ilgisini kaybeder. Düzenli paylaşım yapmak, takipçilerin sizi sürekli görmesini sağlar. Bunun yanında paylaşımların kalitesi de çok önemlidir. Güzel hazırlanmış görseller, ilgi çekici açıklamalar ve doğru hashtagler kullanılmadığında sadece paylaşım sıklığı yeterli olmaz. Küçük beğeni destekleri bu süreçte gönderilerinizin öne çıkmasına yardımcı olabilir, ancak içerik kalitesi her zaman belirleyici unsurdur.

Satın Alma Yöntemlerinin Sınırlılıkları ve Doğru Kullanımı

Beğeni ve izlenme satın almak, kısa vadede güçlü bir etki yaratabilir. Ancak bu yöntemlere tamamen bel bağlamak doğru değildir. Çünkü aşırıya kaçıldığında hesap yapay bir görüntüye bürünebilir. Bu nedenle satın alma yöntemlerini stratejik olarak ve ölçülü biçimde kullanmak gerekir. Mesela önemli bir ürün lansmanı, kampanya duyurusu veya özenle hazırladığınız içerikler için destek almak faydalı olabilir. Ancak her içerikte bu yönteme başvurmak, hesabın güvenilirliğine zarar verebilir.

Uzun Vadeli Başarı İçin Doğru Strateji

Sosyal medyada başarıyı sürdürülebilir kılan şey, kalıcı bir topluluk oluşturabilmektir. Kısa vadeli sayısal artışlar motive edici olabilir ama asıl değer, sadık takipçilerin desteğidir. Bunun için kaliteli içerikler üretmek, takipçilerle samimi ilişkiler kurmak ve güveni korumak gerekir. Satın alınan destekler, süreci hızlandırır fakat tek başına yeterli değildir. TikTok ve Instagram’da uzun vadeli başarı için organik yöntemler ile satın alma stratejilerini dengeli biçimde uygulamak en doğru yoldur.

Ormana ‘RES’e: Pes!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Enez ilçesine bağlı Büyükevren, Küçükevren ve Gülçavuş Köyleri sınırları içerisinde tarım arazisi ve orman alanlarının da bulunduğu bölgeye yapılmak istenen, Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan ‘olumlu’ karar verildi.

Edirne’nin incisi Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Enez ilçesine bağlı Büyükevren, Küçükevren ve Gülçavuş köyleri sınırları içerisine, ‘Büyükevren Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali (RES) yapılması için ÇED raporu hazırlandı. Söz konusu raporu görüşen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 14 Ağustos’ta kararını açıkladı. Bakanlık ÇED raporuna ‘olumlu’ yönde karar verdi. Kararda şu ifadelere yer verildi:

“Edirne ili Enez, ilcesi Büyükevren, Küçükevren ve Gülçavuş Köyleri sınırları içerisinde, İnovatif Enerji Tedarik A.Ş. tarafından yapılması planlanan Büyükevren Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali (DRES) (14 Türbin 100 MWm/100 MWe-100 MWe/100 MWh EDT) projesi ile ilgili olarak Bakanlığımıza sunulan ÇED Raporu İnceleme Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Proje ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliğinin 14. maddesi gereğince komisyon çalışmaları ve halkın görüşleri dikkate alınarak bakanlığımızca ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu’ kararı verilmiş olup; Edirne Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) tarafından kararın halka duyurulması gerekmektedir. Ayrıca, söz konusu projeye ait Nihai ÇED Raporu ve eklerinde belirtilen hususlar ile 2872 sayılı Çevre Kanununa istinaden yürürlüğe giren yönetmeliklerin ilgili hükümlerine uyulması, mer’i mevzuat uyarınca ilgili kurum/kuruluşlardan gerekli izinlerin alınması gerekmektedir. İlgililere ve kamuoyuna duyurulur” denildi. 

TARIM ARAZİSİ VE ORMAN ALANINDA YER ALIYOR

Toplamda 14 rüzgar türbininin kurulacağı proje kapsamında hazırlanan dosyada, santral sahasının tarım arazisi, orman alanları, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezi, tabiatı koruma alanları ve 1. derece yol gösteriminde yer aldığı ifade edildi.

‘BU KARARDAN GERİ DÖNÜLMELİ’

Söz konusu projeye ilk itiraz, Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği’nden geldi. Dernek Başkanı Ayten Eren, projeye dair teknik fizibilite ve toplumsal kabulün yeterince sağlanmadığını kaydeden Eren, “Projenin onaylandığı dönemde bölgede çıkan yangınlar, halkta ciddi kaygılara yol açtı. Bu tür şüpheler, yalnızca söylenti değil; halkın projenin zamanlamasına yönelik derin bir güvensizliğidir. Yangının ardından ‘yangın kasıtlı mı çıkarıldı?’ sorusu, karar alma süreçlerindeki şeffaflık eksikliğini ortaya koyuyor. Muhtarların tebligat alıp itiraz sürecini işletmesi ve imzalı dilekçelerin teslim edilmesi, yerel direnişin en güçlü göstergeleridir. Bu karardan geri dönülmeli, bağımsız çevresel ve teknik incelemeler yapılmalı; halkın sürece aktif katılımı sağlanmalıdır. Unutulmamalı ki: sürdürülebilir yaşam ve ekoloji, enerjiden çok daha değerlidir. Gıda, yaşamın temelidir; elektrik de…

Süloğlu’nda okullarda ‘temizlik’ seferberliği


Edirne’nin Süloğlu ilçesinde belediye, 2025-2026 eğitim ve öğretim yılına sayılı günler kala, ilçe genelindeki okullarda bakım, onarım ve temizlik seferberliği başlattı.


Süloğlu Belediyesi tarafından, eğitim ve öğretim yılı öncesi 10 kişilik temizlik ve teknik personeliyle, öğrencilerin eğitimlerini temiz ve sorunsuz bir şekilde sürdürebilmeleri için anaokulu, ilkokul, orta ve lise düzeyindeki okullarda temizlik çalışmalarını gerçekleştiriyor. Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran, her zaman çocuklara önem verildiğini ve onların en iyi şekilde eğitimlerini almaları için çaba sarf ettiklerini söyledi.


Belediye olarak 11 yıldır olduğu gibi bu yıl da eğitime destek olmaya devam ettiklerini kaydeden Ormankıran, “Süloğlu Belediyesi olarak 11 yıldır olduğu gibi eğitime destek olmaya devam ediyoruz. Evlatlarımızın sağlıklı ve huzurlu bir ortamda eğitim görebilmesi amacıyla okullarımızın talepleri doğrultusunda her konuda destek olmaya çalışıyoruz. Tüm kurumlarımızla el ele iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Görev süremizce evlatlarımız bizler için çok kıymetli. Ne yaparsak yapalım çocuklarımız için az kalır. Onun için okullarımızın yeni eğitim öğretim yılına hazırlanmaları başta olmak üzere yıl içinde kültürel geziler, etkinliklerle çocuklarımızla olmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda temizlik, bakım onarım çalışmalarında emeği geçen personelimize teşekkür ederim. Geleceğimize ışık tutan çocuklarımız ile öğretmenlerimizin yeni eğitim-öğretim yılında başarılar diliyorum” dedi.

‘Bildiğiniz kırtasiyeciden alışveriş yapın’

Olgay GÜLER
Edirne Bakkallar ve Tekel Bayileri Esnaf Odası Başkanı Süleyman Yaşagör, okulların açılmasına sayılı günler kala velilere açıkta satılan kırtasiye ürünlerine karşı uyarıda bulundu.
Türkiye genelinde yaklaşık 20 milyon öğrenci 8 Eylül’de ders başı yapmayı beklerken, aynı anda hazırlık telaşı da devam ediyor. En önemli gider kalemlerinden kırtasiyede, ekonomik olarak tasarruf yapmak isteyen vatandaşlara karşı uyarıda bulunan Edirne Bakkallar ve Tekel Bayileri Esnaf Odası Başkanı Süleyman Yaşagör, pazarlar ve seyyar satıcılar gibi açıkta satılan kırtasiye ürünlerine karşı uyarıda bulundu.

‘İŞİN ASIL ADRESİ KIRTASİYECİLER’
Kırtasiye alışverişinde velilerin dikkatli olması gerektiğini söyleyen Yaşagör, “Kırtasiye malzemeleri sezonu açılıyor. Sezonla birlikte bazı işletmeler ürün çeşitliliğini artırıp satışlarını çoğaltmaya çalışıyor. Ancak işin asıl adresi kırtasiyecilerdir. Bizim esnafımız, elindeki kaliteli ürünleriyle müşterisine hizmet etmeye devam ediyor. Rastgele, gelip geçici mallarla iş yapmazlar. Kırtasiyelerimizde merdiven altı diye tabir edilen ürünlere yer yoktur. Çünkü esnafımız bilir ki müşterisi yarın da kendisine gelecektir. Bu nedenle sağlıksız, güvensiz ürünler satılmaz” dedi.

‘AÇIKTA SATILAN ÜRÜNLERDEN UZAK DURUN’
Yaşagör, özellikle pazar yerlerinde ve seyyar satıcılarda satılan kırtasiye ürünlerine karşı velileri uyararak, “Maalesef pazarlarda, açıkta veya kahvehane önlerinde dolaşan bazı satıcılar bu tarz ürünleri satabiliyor. Velilerimizin bu ürünlerden kesinlikle uzak durmalarını tavsiye ediyorum. Çocuklarımızın sağlığı için güvenilir ürün tercih edilmesi çok önemli. Aldığınız malzemenin hem uzun süre kullanılabilmesi hem de daha sağlıklı olması için mutlaka bildiğiniz kırtasiyecilerden alışveriş yapın. Çünkü olası bir sorunla karşılaştığınızda kırtasiyenize gidip bunu izah edebilirsiniz. Ama seyyar satıcıdan alınan üründe böyle bir muhatap bulmanız mümkün değildir” şeklinde konuştu.

Kadıköy: Hayalet baraj!


Edirne’nin Keşan ilçesindeki toplam kapasitesi 56 milyon metreküp olan Kadıköy Barajı’nda su seviyesinin yüzde 1’in altına düşmesi sonucu, Keşan Belediyesi vatandaşlara su tasarrufu çağrısında bulunurken, Keşan Kent Konseyi de susuzluk tehdidinin yıllardır yapılan yanlışların sonucu olduğuna dikkat çekerek, çözümün de ortada olduğunu bildirdi.
Keşan Kent Konseyi Başkanı Dr. Uğur Özdağlı, “Susuzluk Krizi: Geleceğin En Büyük Tehdidi” başlıklı paylaşımında, “Kurak yazlar, iklim krizi ve kontrolsüz büyüyen metropoller… Bugün yaşadığımız susuzluk tehdidi aslında yıllardır yapılan yanlışların sonucu” diyerek şunları kaydetti:
Ormanlar, tarım arazileri ve kıyılar; inşaat uğruna talan edilirken uyardık. ‘Doğayla mücadele edilmez, doğayla uyum içinde yaşanır’ dedik, duyan olmadı. ‘Tarım arazilerinin ortasına RES ve GES dikmeyin’ dedik, anlatamadık. Maden çıkarırken binlerce litre temiz suyun harcandığını söyledik, ‘arazinin üstü altından değerlidir’ dedik, ikna edemedik.


HER YAZ AYNI TABLO
Bugün Uşak’ta bir maden şirketi koca şehrin suyunu tüketmiş durumda. Şehre yalnızca günde 3-4 saat su verilebiliyor.
Her yaz aynı tablo: ‘Şehrimizin suyu şu kadar gün kaldı, bu kadar gün kaldı.’ Oysa dünyada suyun kullanımı planlanır: Önce insan ve diğer canlıların ihtiyacı, sonra tarım ve sanayi…
Çorlu ve Çerkezköy sanayisinin su ihtiyacını karşılamak için DSİ, Meriç Nehri’nden baraj ve istasyonlarla su aktarmayı planlıyor.
Ama Çakmak ve Hamzadere barajları bile hâlâ Meriç’ten yeterince su depolayamıyor. Edirne’de suyun önü kesildi, Meriç’te kano yarışları yapılırken, Enez’de tarım alanlarına tuzlu su gelmeye başlayınca panikle yeniden su verildi.
Köylerde büyük üreticiler çeltik için derin kuyular açıyor, köy çeşmeleri kuruyor. Bu sadece bugünün değil, geleceğin suyunu da çalmak demek.
Su, kuraklık çağında dünyanın en stratejik kaynağıdır. Bu yüzden su savaşları çıkıyor.
Bugün İsrail’in Golan Tepeleri’ne bakışını hatırlayın: Petrol değil, su en büyük güç.
Dicle ve Fırat’ın suladığı Mezopotamya’da, Irak ve Suriye’de de durum aynı: Su petrolden daha değerli hale geldi.
TARIM POLİTİKALARI
Tarım politikaları, küçük üreticiyi ayakta tutmak yerine onu yok etmeye, topraklarını büyük sermayeye teslim etmeye odaklı.
Sanılıyor ki sermaye tarımı ele geçirince üretim artacak, fiyatlar düşecek. Dünyada bunun örneği yok!
Evet, planlı üretim olmalı, ürün daha tarladayken fiyatı belli olmalı.
Ama bugün samanı ithal ediyoruz, eti ve sütü ithal ediyoruz, zeytin satıp zeytinyağını dışarıdan alıyoruz. Çünkü zeytin ağaçlarını bile talan ettiler.
Zeytin talanı yasası ile köylünün toprağına ‘stratejik yatırım’ bahanesiyle el konuluyor.
Köylü dava açsa bile binlerce liralık masraf çıkıyor, davalar bilirkişiler değiştirilerek boşa düşürülüyor. Halk, kendi toprağında sermayenin ırgatına dönüştürülüyor.
Maliyetler nedeniyle çiftçi ve besici tarımı terk ediyor. Boşluğu ise yabancı sermaye dolduruyor.
Angus sığırları, Sırbistan’dan ithal etler, fonlarla soframıza geliyor.
Üstelik tüketiciye uygun fiyatlı ürün satması gereken Tarım Kredi marketleri bile zarar ediyor.
SONUÇ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Sorun ortada: Su bitiyor. Ama çözüm de ortada.

  1. Sulu Tarımı Yeniden Planlamak
    Açık sulamada suyun üçte biri boşa buharlaşıyor. Bunun yerine damla sulama hızla yaygınlaştırılmalı.
    Ayçiçeği, buğday gibi stratejik ürünlerde damlama sulama için özel destek sağlanmalı. Böylece aynı tarladan 2–3 kat daha fazla ürün elde edilebilir.
    Tarım kimyasalları azaltılarak suyun geri dönüşümü mümkün hale getirilmeli.
  2. Yağmur ve Yeraltı Sularını Değerlendirmek
    Şehirlerin ve hayvancılığın yıllık su ihtiyacı planlanmalı.
    Kışın boşa denizlere akan yağmur suları göletlerde toplanmalı, yazın kullanılmalı.
    Büyük sanayi ve madenlere sınırsız su tahsisi yerine öncelik insan yaşamına ve tarıma verilmeli.
  3. Denizden Tatlı Su Üretmek
    Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, deniz suyundan içme ve kullanım suyu üretimi artık kaçınılmazdır.
    Güneş panelleriyle desteklenen entegre arıtma santralleri kurulmalı. Enerji ve su krizi birlikte çözülebilir.
  4. Yerli Üretimi Planlı Hale Getirmek
    Ürün daha tarlaya ekildiğinde borsa ve piyasa fiyatları belli olmalı.
    Köylerde yeniden ziraat ofisleri açılmalı, modern tarım teknikleri öğretilmeli.
  5. Köylerde Üretim Çeşitliliği
    Her köy kendi ihtiyacını karşılamak için seracılık faaliyetlerine yönlendirilmeli.
    Bu süreç muhtarlıklarca koordine edilmeli, köylerin gıda güvenliği sağlanmalı.
    Son Söz: Suyun ve Toprağın Efendisi mi, Kölesi mi?
    Petrolün alternatifi var, elektriğin alternatifi var. Ama suyun alternatifi yok.
    Su biterse, hayat biter.
    Bugün alınacak akılcı, bilime dayalı kararlar; yarının kuraklığını önleyebilir.
    Eğer adım atmazsak, halk kendi toprağında hem susuz hem aç kalacak.
    Ama suyu korur, tarımı planlar, denizden bile hayat üretirsek; bu toprakların efendisi olmaya devam ederiz.”