Kuzey Atlantik yolu harikaları

Gönül UYANIKTIR

Norveç tarihinde de önemli bir yeri olduğunu öğrendiğimiz Molde’deki serbest zamanımızda çevredeki mağazaları dolaşıyoruz. Küçük, 23 bin nüfuslu bir kent olan Molde’de çilek tezgahı açmış, yerli üreticilerden, parlak kırmızı renkli çilekler alıyoruz. O kadar özlemişiz ki, kokusu ve lezzeti benzersiz çilekleri kısa sürede tezgahtan siliyoruz. Uzun zamandır bu kadar lezzetli kiraz yemediğimizi uzun süre de konuşuyoruz.


BALIK YAĞI VİTAMİNİ VE KAZ TÜYÜ GİYSİLER
Kafilemiz, kentte; Norveç’in ünlü balık yağı vitaminlerinden alışveriş yapıyor. Öyle ki, birkaç satış mağazası taleplere yetişmekte zorlanıyor. Biz de çarşıda mağazalara göz gezdiriyoruz. Almanca konuşan Hollandalı bir mağaza sahibinden keten pantolonlar alıyoruz.
Molde’den sonra Bud isimli küçük geleneksel bir balıkçı kasabasında 2’nci Dürya Savaşından kalma Ergan Sahil Kalesini ziyaret ediyoruz. Bud kasabasından ayrılıp, tüm dünyadan motosiklet sürücülerinin en beğendiği rota olan Kuzey Atlantik Okyanus Yoluna doğru hareket ediyoruz.


KUZEY ATLANTIK YOLU KUZEY VE GÜNEYİ BAĞLIYOR
Kuzey Atlantik Yolu, Atlas (Atlantik) Okyanusu üzerinde, toplam sekiz köprüden oluşuyor. Norveç’in kuzeyi ile güneyini birbirine bağlayan bu yol, takımadalar arasındaki mesafeleri de köprülerle birbirine bağlıyor. Bu yol üzerindeki ‘Yüzyılın Norveç İnşası’ ödülünü alan köprüler çok sayıda takımadalar boyunca adeta doğaya meydan okurcasına uzanıyor. Muhteşem köprüleri ve patikalarıyla nefes kesen manzaralara sahip Atlantik Okyanusu Yolu, Norveç’in en ünlü yol gezilerinden biri olarak tanınıyor.


JAMES BOND FİLMLERİ ÜNÜNE ÜN KATTI
Kuzey Atlantik Yolu; James Bond serisinde, oyuncu Daniel Craig’in son kez James Bond olarak rol aldığı “Ölmek İçin Zaman Yok” filmindeki başrolüyle popülerliğini dünya çapında duyuruyor. Norveç’in 64 numaralı yolunun büyüleyici beş mil uzunluğundaki bu bölümü, 1989’daki açılışından bu yana hem yolculuk meraklıları hem de sinema tutkunları için popüler bir destinasyon haline getiriyor.
Norveç’in 18 ulusal doğal güzellik rotasından biri olan Kuzey Atlantik Yolu, ziyaretçilerinin artması üzerine bazı önemli yatırımlarla zenginleştiriliyor Modern mühendisliğin harikası olan bu yol, Norveç’e yapılan her gezinin en önemli noktalarından biri oluyor. Kendine özgü köprüleri, göz alıcı manzaraları ve stratejik olarak yerleştirilmiş dinlenme alanları, bu rotayı herkes için mutlaka deneyimlenmesi gereken bir yolculuk haline getiriyor.


DENİZE Mİ DÜŞÜYORUZ DEDİRTEN MÜHENDİSLİK HARİKASI
Kuzey Atlantik Yolu’nun en önemli noktası olan ve ‘hiçbir yere gitmeyen yol’ olarak anılan, 260 metre uzunluğundaki ikonik Storseisundet Köprüsü bu güzergahtaki sekiz köprünün en uzunu… Sıra dışı tasarımı, belirli bir açıdan yaklaşıldığında sanki yolun aniden bitip denize düştüğü izlenimi veren optik bir yanılsama yarattığı anlatılan köprüden geçip bir süre ilerliyor ve hem ada hem yarımada karışımı bir kayalığın çevresini dolaşıp bu ilginç köprüyü fotoğraflıyoruz.
BALIKÇILAR İÇİN ÖZEL YÜRÜYÜŞ YOLLARI
Yoldaki bir diğer etkileyici nokta olan Myrbærholm Köprüsünde yolun her iki tarafında, meraklı balıkçıların balık tutmayı denemeleri için özel olarak inşa edilmiş yürüyüş yolları bulunuyor. Balıkçılar güçlü gelgit akıntısı sayesinde morina, mezgit, uskumru ve kömür balığı avlayarak evlerine dönüyor.
(SÜRECEK)

KKM: Sermayeye servet transferi


Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, iktidarın yanlış döviz ve faiz politikaları sonucunda ortaya çıkan kur krizini geçici olarak ötelemek amacıyla devreye sokulan Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasının toplumsal adalet ilkesini yok sayan bir servet transfer mekanizması olduğunu bildirdi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “KKM’nin Sonlandırılması: Halkın Sırtına Yüklenen Kriz” başlıklı yazılı açıklamasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), 23 Ağustos 2025 tarihli kararıyla Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasını sona erdirdiğini açıkladığını anımsatarak şunları söyledi:
“Bu karar, iktidar tarafından ‘ekonomide normalleşme’ ve ‘rasyonelleşme’ olarak pazarlansa da gerçekte yanlış politikaların yol açtığı ağır maliyetlerin gizlenmesinden ibarettir.
KKM: HALKTAN SERMAYEYE SERVET TRANSFERİ
KKM uygulaması, iktidarın yanlış döviz ve faiz politikaları sonucunda ortaya çıkan kur krizini geçici olarak ötelemek amacıyla devreye sokulmuştur. Ancak sonuçta ortaya çıkan tablo şudur:
Hazine ve TCMB eliyle yüz milyarlarca TL kaynak, üretime değil rant çevrelerine aktarılmıştır.
Küçük tasarruf sahibi, emekçi ve dar gelirli vatandaş, enflasyon karşısında erirken; büyük mevduat sahipleri kur garantisiyle korunmuştur.
KKM, bir ‘istikrar aracı’ değil, toplumsal adalet ilkesini yok sayan bir servet transfer mekanizması olmuştur.
Bugün bu uygulamanın kaldırılması bir başarı hikâyesi değil; yanlış ekonomi yönetiminin başarısızlığının itirafıdır. Zafer Partisi olarak biz, ekonomiye yalnızca faiz ve kur dengesi penceresinden bakan alışılagelmiş iktisat anlayışını reddediyoruz. Ekonomi yönetiminin görevi, parayı ve finansı üretime dahil etmek ve katma değeri yüksek ürünlerle, istihdam, yatırım ve sanayileşmeyi öncelemektir. KKM’nin sona erdirilmesiyle birlikte iktidarın açıkladığı herhangi bir üretim stratejisi, sanayi planlaması veya tarım politikası olmadığı gibi iktidarın istihdam politikası da mevcut değildir. Döviz bağımlılığını azaltacak, cari açığı düşürecek, yurtiçi tasarrufu artıracak bir program açıklanmamıştır. Yani iktidar, makyaj politikalarıyla günü kurtarma peşindedir.
Ekonomi Politikası Hâlâ Dışa Bağımlı; Bugün Türkiye ekonomisi hâlâ: Dış borca ve sıcak paraya bağımlıdır. Üretim yerine ithalata dayalı tüketimi beslemektedir. Yatırım yerine yüksek faiz ve döviz politikalarıyla finansal denge oyunu oynamaktadır.
Bu tablo, yalnızca ekonomik değil, ulusal güvenlik ve siyasi bağımsızlık meselesidir.
ZAFER PARTİSİ’NİN ÇÖZÜMÜ
Zafer Partisi, ekonomi anlayışı çerçevesinde milli ve üretim odaklı bir ekonomi programı savunmaktadır:
Milli Tasarruflar: Yurtiçi tasarrufları artırarak sanayi ve tarımsal yatırımlara yönlendirmek.
Sanayileşme ve Millileşme: Stratejik sektörlerde devlet öncülüğünde üretimi artırmak, ithalat bağımlılığını kırmak.
Para Egemenliği: Türk lirasını bir milli egemenlik aracı olarak görerek devletin para yaratma kapasitesini üretime, Ar-Ge’ye ve istihdama aktarmak.
Adaletli Kaynak Dağılımı: Rant kesimlerini değil, çalışanı, üreticiyi, çiftçiyi ve KOBİ’leri desteklemek.
Gıda ve Enerji Güvenliği: Tarım ve enerji politikalarında planlama ve kamusal yatırım yoluyla dışa bağımlılığı en aza indirmek. Partimizin ana ekonomi hedefidir.
KKM süreci, iktidarın hatalı politikalarının yükünü vatandaşa ödettiği bir dönem olarak tarihe geçmiştir. Bugün ise ‘sıfırdan başlıyoruz’ denilerek hiçbir hesap verilmeden, hiçbir sorumluluk üstlenilmeden aynı anlayış sürdürülmektedir. Bu, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir vebaldir. Biz milletimizin sırtına yüklenen bu adaletsizliği reddediyoruz. Ekonomiyi sadece rakamlar üzerinden değil, üreten Türkiye ve Zafer Ekonomisi üzerinden yeniden inşa etmeye kararlıyız.”

Büyük Taarruz’un 103. yılı


Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Büyük Taarruz’ un 103. yılında Mustafa Kemal Atatürk’ü, Kuvayı Milliye kahramanlarını ve Kemalist Devrim kadrolarını bir kez daha minnetle, şükranla andı.
ADD Edirne Şubesi’nden, Büyük Taarruz’ un 103. yıldönümü dolayısıyla yapılan açıklamada, şunlara yer verildi:
“Büyük Taarruz, Türk Tarihi’nin en ağır bedeller ödenerek yazılmış en şerefli sayfalarından, taarruz planı da en cesur, en akıl, bilim ve deneyime dayalı, en dâhiyane planlarındandır. 26 Ağustos 1922; Anadolu Türk’ünün Malazgirt öncesine sürülmeyi reddinin olduğu kadar, çağ atlama ve çağdaş uygarlık seviyesini aşma azim ve kararının da dünyaya ilanıdır.
Büyük Atatürk’ü, Kuvayı Milliye kahramanlarını ve Kemalist Devrim kadrolarını minnetle, şehit ve gazilerimizi saygıyla anıyoruz. Büyük Taarruz’un 103. yıl dönümü kutlu olsun!
SÖZ KONUSU VATAN OLDUĞUNDA

  1. Dünya Savaşı galibi İtilaf Devletleri, 30 Ekim 1918’de Osmanlı Sarayı temsilcilerine imzalattıkları Mondros Mütarekesi ile fiilen devletsiz bıraktıkları Türk Milleti’ni vatansız da bırakarak Asya steplerine sürmek ve yok etmek amacıyla bir yandan yurdun dört bir yöresini işgal etmişler, bir yandan ordularını dağıtıp silahlarına el koymuşlar, bir yandan da donatıp destekledikleri Yunan ordusunu 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkarıp Polatlı önlerine kadar sürmüşlerdi. Ama tıpkı 4 yıl önce Çanakkale’de olduğu gibi yine Mustafa Kemal Paşa’yı ve Türk Milleti’nin söz konusu vatan olduğunda neler yapabileceğini unutmuşlardı.
    Emperyalizmi Çanakkale’de yenip savaşı 3 yıl uzatarak dünya tarihinin akışını değiştiren Mustafa Kemal Paşa ve Mehmetçik, bir yıl önce Sakarya’da durdurdukları düşmanı ‘Vatanın harim-i ismetinde boğmak’ için 26 Ağustos 1922 sabahının ilk ışıklarını bekliyorlardı.
    Onlar 3 yıl 3 aydır inandıkları zafere ulaşmak için dakikaları sayarken tersini bekleyenler de vardı tabii, hem de pek çok… 239 yıldır taarruz savaşı yapmamış Türk Ordusu’nun kazanmasının olanaksız olduğunu söyleyenler de vardı, Başkomutanı maceracı, yaptığı taarruz planını aşırı riskli bulanlar da. İstanbul’da, Ankara’da, hatta kurduğu mecliste yenilgi haberini hevesle bekleyen muhalifler de vardı, ‘Keşke Yunan kazansa’ diye duaya çökmüş alçaklar da. Mütareke Basını’nın“Asıl kafası ezilecek eşkıya Ankara’daki Kemalistlerdir” diyen şeref yoksunu vatansızları da vardı, Teali-i İslam, İngiliz Muhipleri gibi işbirlikçi cemiyetlerde örgütlenmiş halkın kutsal din duygularını kullanarak emperyalist işgale direnişini kırmak için canhıraş çalışan şeriatçı yobazlar, sarıklı cübbeli hainler de… Nazım’ın ‘Ateşi ve ihaneti gördük…’ dediği günlerdi…
    Ama Mustafa Kemal’in Ulusuna güveni tamdı. Bandırma Vapuru’na adımını attığından beri zafere ulaşacağından zerre kuşkusu yoktu. O kadar yoktu ki, Büyük Taarruz öncesi yaptığı son toplantıda komutanlara ‘Bütün sorumluluk benim, ‘Hücum’ emrini verip kamçımı indirdiğimden 15 gün sonra İzmir’deyiz’ diye garanti veriyor, 14 gün sonra 8 Eylül akşamı, Belkahve’de İsmet Paşa’ya ‘Bir gün yanıldım İsmet. Bu kadar hızlı kaçacaklarını hesaplayamamışım’ diyordu.
    BÜYÜK TAARRUZ PLANI
    Büyük Taarruz, Türk Tarihi’nin en ağır bedeller ödenerek yazılmış en şerefli sayfası, taarruz planı da en cesur, en akıl, bilim ve deneyime dayalı, en dâhiyane planıdır, dense yeridir.
    İnebolu’dan yükledikleri kutsal emanetleriyle “Ayın altında Akşehir üstünden Afyon’a doğru” giden dünyanın ilk ve tek kağnı taburlarını yöneten yiğit Anadolu kadınlarının, Ilgaz dağlarında donarak şehit düşen Şerife Bacıların, Demirci Akıncıları’ndan Gördesli Makbulelerin, Kara Fatmaların, Çete Emir Ayşe Efelerin, Çiğiltepe’yi söz verdiği saatte ele geçirememeyi gururuna yediremediği için yaşamına son veren Albay Reşat Çiğiltepelerin, sıtma krizi geçirirken Yunan hatlarının gerisine sarkan Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin Altayların, ölüme gülerek giden binlerce neferin, kadını, erkeği ve çocuğuyla topyekûn bir halkın özgür bir ulus olma azminin ete kemiğe büründüğü andır 103 yıl öncenin o puslu Ağustos sabahı.
  2. VE 2. İNÖNÜ ZAFERLERİNİN ANLAMI
    Bu anın değerini anlamak için; Düzenli Ordunun hangi güçlükler aşılarak kurulduğunu, 1. ve 2. İnönü Zaferlerinin anlamını bilmek gerekir. Bursa’nın işgali üzerine Büyük Millet Meclisi kürsüsüne örtülen Puşide-i Siyah’ı bilmek gerekir. Kütahya, Eskişehir muharebelerinde Orduyu 100 kilometre geri çekmenin nedenini, emperyalist işbirlikçisi Saray talimatı ve İngiliz altınlarıyla çıkarılan onlarca isyanı bastırmak için cephelerden birlik çekmek zorunda kalmanın yarattığı güçlükleri bilmek gerekir. Kuvayı İnzibatiye alçaklığını, milletin tepesine İngiliz uçaklarından yağdırılan ve ‘Yunan Ordusu Halife Ordusudur…’ diyen Padişah tuğralı zillet mektuplarını, İngilizlerin kurdurduğu Teali-i İslâm Cemiyeti’nin İskilipli Atıf haini imzalı Milli Mücadele düşmanı bildirilerini, Vahdettin’in, Damat Ferit’in, Ali Kemal’in utanmadan Rahip Frew kuyruğunda üye oldukları İngiliz Muhipleri Cemiyeti şerefsizliğini, Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarının boyunlarına idam fermanı geçirme alçaklığını bilmek gerekir. Polatlı’dan başlayarak Sakarya Meydan Muharebesi coğrafyasını adım adım dolaşırken dünya savaş literatüründe yeni bir sayfa açan “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk edilemez!” emri kulaklarında çınlayanlardır ancak bu vatanın ekmeğini, suyunu hak edenler. 22 gün 22 gece kıpkırmızı akan Sakarya’yı yüreği pır pır duyumsayan, Dumlupınar şehitliğinde gördüğü 8 yaşındaki şehit 1914 Bozkır doğumlu Ömer oğlu Hüsnü’nün kısacık gömüt kitabesini okurken boğazı düğümlenen, dudakları titreyen, gözleri nemlenenlerdir ancak aziz şehit ve gazilerimizin canları ve kanlarıyla vatan ettikleri bu toprağın ekmeğini, suyunu hak edenler. Unutulmamalıdır !
    26 Ağustos 1922; Anadolu Türk’ünün Malazgirt öncesine sürülmeyi reddinin olduğu kadar, çağ atlama ve muasır medeniyet seviyesini aşma azim ve kararının da dünyaya ilanıdır.
    Türk Ulusu; Mustafa Kemal Paşa komutasında Büyük Taarruz ile neyi başardığını hiç aklından çıkarmadan bütün emperyal saldırıları defedecek, bütün tuzakları bozacak, işbirlikçilerin bütün ihanetlerini aşacak, Kemalizm pusulasıyla Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne mutlaka ulaşacaktır.
    Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Büyük Taarruz’ un 103. yılında Mustafa Kemal Atatürk’ü, Kuvayı Milliye kahramanlarını ve Kemalist Devrim kadrolarını minnetle, şükranla anıyor, şehit ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.”

‘En pahalı ekmek Edirne’de’


Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, 220 gr ekmek fiyatının 15 TL’de kalması yönünde karar üzerine, Trakya’nın tamamı buğday ovası olduğunu, Edirne’nin diğer şehirler ile kıyaslandığında ekstra maliyet getirecek ya da fiyat artışı gerektirecek bir girdi bulunmadığına dikkat çekerek, aynı fiyatlı ekmeğin 250 grama çıkarılmasını önerdi.
Zafer Partisi İl Başkanı Serkan Konak, yaptığı yazılı açıklamada, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın 20 Mart 2025 tarihli ve 29 sayılı kararı doğrultusunda 220 gram ekmek 15 TL olduğunu, bu fiyatlara göre kilogram başına ücretin 68,18 TL’ye yükseldiğini hatırlatarak, şunları söyledi:
“Bu da Edirne’yi Türkiye’deki kilogram başına en yüksek fiyata ekmek satan şehir haline getirmişti. Edirne Valiliği de bu kararı mahkemeye taşımış, mahkeme de 1 ay kadar önce sonuçlanmış ve zam kararını iptal etmişti. Önceki gün Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın mahkeme kararına karşı tekrardan 220 gr ekmek fiyatının 15 TL’de kalması yönünde karar aldığını basından öğrendik.
Öncelikle basın açıklamasındaki bazı yanlışlıkları düzeltmek istiyorum. ETSO başkanının ekmeğin Türkiye kilogram ortalaması dediği 75 TL/kg ortalama değil en yüksek fiyattır. Bu fiyattan ekmek satılan iller ise ağırlıklı olarak Türkiye’nin en büyük sanayi şehirleridir. (İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara gibi). Oysa ki
Edirne gibi buğday üreten bir şehir olan Kütahya’da ekmek fiyatı 60TL/kg’dır. Bu fiyatın Trabzon gibi hiç buğday üretmeyen bir şehirde ise 62,5TL/kg olduğu bilinmektedir.
Gelin bir de başka örneğe bakalım; Samsun’da 7 Şubat 2025’te 200 gr ekmek fiyatı 10 TL den 12,5 TL ye çıktığında Samsun Valiliği zam kararını mahkemeye taşıyor. Samsun mahkemeleri hızlı karar alarak Nisan 2025’te zam kararını iptal ediyor ve ekmeğin tekrardan 10 TL’ye indirilmesi kararı alıyor. Samsun Fırıncılar Odası da tekrar karar alıyor ve fiyatı 12,5 TL de tutuyor fakat ekmeğin gramajını 200 gramdan 210 grama çıkararak fiyatı dengeliyor. Yani ekmeğin kilogram fiyatını 60 TL/Kg da tutuyor.
Şimdi buradan bu kararı alanlara sesleniyorum; Trakya’nın tamamı buğday ovasıdır. Burada un fabrikaları da vardır. Diğer şehirler ile kıyasladığımızda da ekstra maliyet getirecek ya da fiyat artışı gerektirecek bir girdi bulunmamaktadır. Ekmeğin ağırlığı 220 gramda sabit tutularak fiyatının 15 TL olarak tekrardan belirlenmesinin hiçbir mantık ve akılla izahı yoktur.
Zaten uzayan süreç neticesinde Edirneliler ekmeğe 5 aydır fazladan para ödüyorlar. Bundan sonra da bizlerin Türkiye’nin en pahalı ekmeğini yemeye devam edecek olması kabul edilebilir değildir.
Buradan önerim şudur ki; Ekmeğin fiyatı yine 15 TL olarak kalsın lakin 220 gr olan ekmeğin, 250 grama çıkarılarak Edirne ile aynı şartlardaki şehirler ile kıyaslandığında ekmeğin fiyatının o şehirlerdeki gibi 1 kilogram ekmek fiyatının 60 TL/Kg olarak kalmasıdır.”

Aramızdan ayrılanlar

FİKRİYE BEKAR VEFAT ETTİ
Ağaçpazarı semti sakinlerinden Zahireci Avni Bekar’ın eşi, Rezzan Eroral’ın kayınvalidesi. Aykut Bekar, Ayça Vural Çarmıklı’nın babaanneleri, Aytek, Süheyla Aytaç, Gülden Eroral’ın anneanneleri Fikriye Bekar 84 yaşında vefat etti. Merhumenin cenazesi Mevlana Camisinde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.
VELİ AKDENİZ VEFAT ETTİ
Arife Akdeniz’in eşi, Tamer Akdeniz ve Elif Arda Türk’ün babaları, Begüm, Beyza ve Ataberk Arda’nın dedeleri Veli Akdeniz 80 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Lala Şahin Paşa Camisinde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.


SAMİ İPEK VEFAT ETTİ
Ayşekadın semti sakinlerinden, DSİ’den emekli Sami İpek 73 yaşında vefat etti Gülser İpek’in eşi, Sergül İpek Tezer ve Serhat İpek’in babaları, merhum Fahri İpek’in ağabeyi olan merhumun cenazesi dün Hasköy Camisinde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası köy mezarlığında toprağa verildi.
TARKAN DİKİCİ VEFAT ETTİ
Merhum Eyüp Dikici ve Hamiyet Dikici’nin oğulları. Selma Dikici’nin eşi, Duru Dikici’nin babası, Tarkan Dikici 52 yaşında vefat etti.
Merhumun cenazesi dün Eski Camide ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.

Edirnespor – Somaspor maçı 3 Eylül’de


Edirnespor’un Nesine 2. Lig takımlarından Somaspor ile karşılaşacağı Ziraat Türkiye Kupası 1. Eleme Turu müsabakası Edirne’de 3 Eylül Çarşamba günü oynanacak.
Türkiye Futbol Federasyonu , Ziraat Türkiye Kupası 1. Eleme Turu müsabakalarının programınıo açıkladı. Buna göre Edirnespor, Nesine 2. Lig ekibi Somaspor ile 3 Eylül Çarşamba günü karşı karşıya gelecek. Programda bazı maçların oynanacağı statlar henüz belli olmadığı için yerleri boş bırakılırken Edirnespor – Somaspor’un oynanacağı stat ise Edirne Şehir Stadı olarak gösterildi. Karşılaşmanın başlama saat ise 15.00 olarak belirlendi.
Ziraat Türkiye Kupası 1. Eleme Turu müsabakalarından 8’i 2 Eylül 2025 Salı, Edirnespor – Somaspor dahil 33’ü 3 Eylül Çarşamba ve 4’ü ise 4 Eylül 2025 Perşembe günü oynanacak. Böylelikle 3 günde toplam 45 karşılaşma yapılacak.
Ziraat Türkiye Kupası 2025-2026 sezonunda 139’u profesyonel, 16’sı amatör toplam 155 takımın katılımıyla oynanacak. 4 Eleme Turu, Grup Aşaması ve Final Aşaması şeklinde düzenlenecek olan Ziraat Türkiye Kupası’nda 11 maç haftası yer alacak.
Grup Aşaması 8 takımlı 3 grupta oynanacak. Grup Aşamasına katıla-cak olan 24 takım 6’lı 4 torbaya bö-lünecek ve çekilecek kura ile her tor-badan 2’şer takımın katılımıyla gruplar oluşacak. Grup Aşamasında her takım her torbadan 1 takımla olmak üzere toplam 4 maç yapacak. Bu müsabakaların 2’si iç sahada, 2’si deplasmanda oynanacak.
Grup müsabakaları sonrasında, gruplarını ilk 2 sırada bitiren 6 takım ve en iyi 2 grup üçüncüsü olmak üzere toplam 8 takım çeyrek finale yükselecek. Çeyrek finalde grup birincileri ile en iyi grup ikincisi seri başı olarak yer alacak ve müsabakalar seri başı takımların sahalarında oyna-nacak. Yapılacak olan kura çekimi sonucunda yarı final eşleşmeleri ve ev sahibi takımlar belirlenecek.

Cankaloğlu’ndan Malazgirt kutlaması


Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu, Malazgirt Zaferi’nin Türk-İslam Medeniyeti’nin dünyaya açılan kapısı olduğunu söyledi.
Cankaloğlu, Malazgirt Zaferi’nin 954. yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
“Türk Milleti mazisi şan ve şerefle dolu yüce bir milletir. Milletimiz tarih boyunca pek çok kahramanlıklar göstermiş, büyük zaferler kazanmıştır. Bu zaferler sadece Türk milletinin tarihini değil aynı zamanda dünya tarihini de etkilemiş, önemli gelişmelere yol açmıştır.
Bizans ordusunu mağlup ederek Anadolu’yu Türk yurdu yapan Alpaslan’ın ve Malazgirt Zaferi’nin müstesna bir yeri vardır. Bu zafer, hem Türk ülkelerini düşman tehlikesinden kurtarmış, hem de Anadolu topraklarının ebediyen Türk ve İslam ülkesi olmasını sağlanmıştır.
Malazgirt Zaferi, Türk Milleti’nin yeniden diriliş ve yeni başlangıçlar yapmasının ilk adımını oluşturmuştur. Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu, bin yıla yakın süredir Türk Milleti’nin iman kalesi, diriliş destanı haline gelmiş, Türklüğün, gücün, kardeşliğin ve inancın merkezi olmuştur.
Bizlere düşen görev, al bayrağımızın dalgalandığı vatanımızı ve atalarımızdan bize emanet kalan kutsal miraslarımızı, gelecek kuşaklara şan ve şerefle aktarmaktır.
Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olan Malazgirt Zaferi’nin 954. yıldönümünü kutluyor, zaferin büyük komutanı Alparslan’ı ve bu savaşta şehitlik mertebesine erişenleri rahmet ve şükranla anıyoruz.”

Kurtdereli’nin başpehlivanı Okulu


CW Enerji Türkiye Yağlı Güreş Ligi 2025 Sezonu 6.Etabı 65.Geleneksel Kurtdereli Mehmet Pehlivan Yağlı Güreşleri’nde Orhan Okulu başpehlivan olurken, Edirne’den 1’i Küçük Orta Büyük Boy, 3’ü küçük boylarda olmak üzere 4 isim ilk 8’e girmeye başardı.
65.Geleneksel Kurtdereli Mehmet Pehlivan 22-24 Ağustos 2025 tarihleri arasında Balıkesir’in Karesi İlçesinin Kurtdere köyünde yapıldı.CW Enerji Türkiye Yağlı Güreş Ligi 2025 Sezonu 6.Etabı 65.Geleneksel Kurtdereli Mehmet Pehlivan Yağlı Güreşleri’ne Minik boydan Baş boyuna kadar 1497 güreşçi katıldı. Kıran kırana geçen müsabakalara, heyecan dolu anlara ve büyük bir seyirci kalabalığına sahne olan Kurtdereli Mehmet Pehlivan Yağlı Güreşleri cuma günü başlayıp, pazar günü final müsabakaları ile son buldu.

Heyecan dolu müsabakalara sahne olan güreşler Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın memleketine yakışır nitelikte oldu.
Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Güreş Birliği Başkanı ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Karesi Kaymakamı Metin Arslanbaş, Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık, Federasyon Yönetim Kurulu Üyeleri, İlçe Belediye Başkanları, İl ve İlçe Protokolü, Güreş Ağaları ve davetliler müsabakaları takip etti.


Finalde rakibi Mustafa Taş’ı yenen Orhan Okulu Kurtdere’nin Başpehlivan’ı oldu.
Final müsabakalarının ardından tüm boylarda kürsü yapan pehlivanlara madalyaları takdim edildi.
BAŞPEHLİVAN
1 Orhan Okulu Antalya
2 Mustafa Taş Antalya
3 Ali Gürbüz Antalya
3 Feyzullah Aktürk Ankara
5 Fatih Atlı Samsun
6 Enes Doğan Balıkesir
7 Yunus Emre Yaman Ankara
8 Osman Kan Antalya
BAŞALTI
1 Serhat Elvan Ankara
2 Hasan Güzeller Antalya
3 Kerem Kahya Kocaeli
3 Bekir Can Özturgut Bursa
5 Kadir Güleşen Çankırı
6 Yunus Emre Akman Kocaeli
7 Erdal Duman Kocaeli
8 Mehmet Kırat
EDİRNELİ İSİMLER
Küçük Orta Büyük Boy
Abdulbaki Kara (8)
Tozkoparan
Altay Ertan (6)
Teşvik İki
Hamza Alırat (8)
Minik İki
Yunus Emre Killik (3)

U11 Sutopu’nda heyecan sona erdi


Türkiye Sutopu Federasyonu’nca Edirne’de düzenlenen U11 Sutopu Federasyon Kupası’nda İTÜ GVO birinci oldu.
Edirne Olimpik Yüzme Havuzu’nda 22 Ağustos Cuma günü başlayan U11 Erkekler Federasyon Kupası sona erdi.


Turnuvada farklı illerden gelen genç sporcular, üç gün boyunca havuzda mücadele etti. Hem takım ruhunu hem de bireysel performanslarını ortaya koyan minik sutopucular, kupa yolculuğunu başarıyla tamamladı.
24 Ağustos Pazar günü oynanan karşılaşmaların ardından sona eren Sutopu U11 Erkekler Federasyon Kupası büyük heyecana sahne oldu.
8 takımın mücadele ettiği müsabakalar sonucunda ilk üç sıralama şöyle oluştu:
İTÜ GVO
ENKA
Bursa Uludağ