‘Aç çocuk derse nasıl odaklanacak?’


Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin, eğitimde fırsat eşitsizliğinden özelleşmeye, öğretmenlerin sorunlarından sınav merkezli yapıya, mesleki eğitimin işlevsizliğinden liyakat eksikliğine kadar birçok başlıkta sistemin tıkandığını bildirdi.
Tekin, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı açıklamasında şunlara yer verdi:
“Saadet Partisi olarak, eğitimi toplumsal adaletin, kalkınmanın, insan onurunun ve kamusal sorumluluğun temel dayanağı olarak görüyoruz. Bu sebeple eğitimdeki her adımın bilimsel, katılımcı, adil, ahlaki ve kültürel değerlerimize dayalı bir anlayışla ele alınması gerektiğine inanıyoruz. İşte bu inançla, 2025-2026 eğitim öğretim yılına dair tespitlerimizi, değerlendirmelerimizi ve çözüm önerilerimizi kamuoyuyla paylaş-mak istiyorum.
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ
Eğitim sistemimiz bugün ne yazık ki fırsat eşitliğini sağlaya-mıyor. Bir yanda modern bina-larda, laboratuvarlarda, her türlü imkânla eğitim gören öğrenciler var; diğer yanda ise taşımalı sistemle, birleştirilmiş sınıflarda ve eksik öğretmenlerle ayakta durmaya çalışan okullar.
Büyükşehirlerde aileler özel okul ile nitelikli devlet okulu yarışına zorlanırken, taşrada öğrenciler en temel ihtiyaçlara bile ulaşamıyor. Ailenin gelir durumu, yaşadığı bölge, hatta okulun bulunduğu mahalle bile bir çocuğun geleceğini belirler hale geldi. Buradan açıkça soruyorum: Bir ülkenin çocukları, doğdukları mahalleyle sınırlı bir geleceğe mahkûm edilebilir mi? Bu gidiş, eğitimde fırsat eşitliğini kökten ortadan kaldırmaktadır.
EĞİTİMDE ADALETSİZLİK
Size çarpıcı bir veri sunmak istiyorum: 3–5 yaş arasındaki çocuklarda okullaşma oranı hâlâ %51,9. OECD ortalaması ise %85’i çoktan geçti. Demek ki eğitimde adaletsizlik, daha ilk adımda, okul öncesinde başlıyor. Çocuklarımız neden daha en baştan eşit bir başlangıç yapamıyor?
Yaşanan ekonomik kriz ve gıda enflasyonu, çocuklarımızın yalnızca eğitim hayatını değil; sağlıklı büyüme ve gelişimlerini de tehdit eder hale gelmiştir. Karnı aç olan bir çocuk derse nasıl odaklanacak? Yeterli beslenemeyen bir evladımızdan nasıl başarı bekleyeceğiz?
Çocuklarımızın fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişimi her geçen gün olumsuz etkilenmektedir. İşte bu yüzden yetkililere bir kez daha sesleniyoruz: Sosyal devlet olmanın gereği yerine getirilmeli, okullarda vakit kaybetmeden her öğrenciye ücretsiz bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
EĞİTİM SİSTEMİ TİCARİLEŞTİ
Son 20 yılda eğitim sistemimiz adım adım ticarileşmiştir. Özel okullar, kurslar, etüt merkezleri ve online platformlar hızla çoğalırken; devlet okulları geride bırakılmış, gereken altyapı ve kadro desteği verilmemiştir. Bugün milyonlarca aile, sadece evlatlarının iyi bir eğitim alabilmesi için gırtlağına kadar borca girmekte; kıt kanaat geçimlerini çocuklarının okul masraflarına harcamaktadır. Anne-babalar çocuğunun iyi bir eğitim alması için, çoğu zaman maaşının yetmediği noktada kredi çekmek zorunda kalmaktadır. Oysa eğitim, parası olanın değil; bu ülkenin her bir evladının hakkıdır. Devletin en temel görevi, çocuklarımızı eşit şartlarda, nitelikli ve ücretsiz eğitimle buluşturmaktır. Bu milletin gözünün nuru evlatları, ticaretin konusu olamaz.
ÖĞRETMENLER GEÇİM SIKINTISINDA
Bugün eğitim sistemimizin temel taşı olan öğretmenlerimiz büyük bir geçim sıkıntısı içerisindedir. Emeğinin karşılığını alamayan bir öğretmenden; sınıfta öğrencisine umut, heyecan ve gelecek aşılamasını beklemek mümkün değildir. Öğretmen, kendi hayatını idame ettiremezken, öğrencinin hayatına nasıl ışık tutabilir? Her yıl on binlerce genç öğretmen adayı KPSS yarışına sokulmaktadır.
Bin bir emekle yetişmiş öğretmenlerimizi ‘ücretli öğretmenlik’ adı altında güvencesiz ve düşük ücretlere mahkûm etmek, bu ülkenin ayıbıdır. Oysa öğretmen sadece ders anlatan bir memur değildir; o, bir nesli inşa eden, bir ülkenin geleceğini şekillendiren en stratejik insandır. İdealist, heyecanını kaybetmemiş, mesleğini aşkla yapan öğretmenler olmadan hiçbir eğitim reformu başarıya ulaşamaz. Bu sebeple; öğretmen atamaları liyakat esaslı, adil ve eşitlikçi bir sistemle yapılmalı; ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmeli, ihtiyaç dahilinde tüm öğretmen adaylarına kadro açılmalıdır.
LGS VE YKS
Bugün eğitim sistemimizin en temel sorunlarından biride, LGS ve YKS’nin neredeyse tek belirleyici haline gelmiş olmasıdır. Ortaokuldan liseye kadar herkes bu sınavlara endekslenmiş durumda. Okullar asli görevini geri planda bırakırken, kurslar ve etüt merkezleri adeta ana eğitim kurumu hâline gelmiştir. Bu tablo çocuklarımızın sosyo-duygusal gelişimini zayıflatıyor, ezberciliği artırıyor, eğitimin niteliğini gölgeliyor. Aileler maddi olarak yıpranırken, çocuklarımız bu ağır yarışın psikolojik yükünü omuzlamak zorunda kalıyor.Şimdi kendimize şu soruları sormamız gerekiyor: Okuma, matematik ve fen alanlarında neden hâlâ OECD ortalamasını yakalayamıyoruz?
Çocuklarımızın %40’ı temel yeterliliklere ulaşamıyorsa, bu ülkenin geleceğini kim inşa edecek? Neden yıllardır bu sınav odaklı, ezberci yapıdan kurtulamıyoruz? Biz Saadet Partisi olarak, sınav odaklı değil; süreç odaklı, ölçme ve değerlendirmeyi merkeze alan, öğrencinin çok yönlü gelişimini önceleyen bir eğitim anlayışını savunuyoruz. Osmanlı Enderun Mekteplerinin kapısında yazdığı rivayet edilen bir söz vardır: ‘Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz.’ İşte bizim de arzuladığımız eğitim budur. Her çocuğun kendi kabiliyetiyle, kendi potansiyeliyle yol alabildiği; özgür, adil ve insani bir düzen.
MESEM UYGULAMALARI
Bugün BİLSEM’lerde yaşanan bölgesel eşitsizlikler, kapasite sorunları ve öğretmen yetersizlikleri çocuklarımızın yeteneklerini törpülemektedir. Sanat, spor ve sosyal alanlar hâlâ geri planda kalıyor. Neden her çocuğun farklı bir alanda parlayabileceği imkânlar güçlendirilmiyor? Bizim hedefimiz, akademik başarı kadar sanatı, sporu, sosyal gelişimi ve yaratıcılığı da destekleyen bütüncül bir eğitim sistemidir.
Üretimle eğitim arasındaki bağ kopmuştur. MESEM uygulamaları, çocuk işçiliğini yaygınlaştırmış; meslek lisesi öğrencileri üretim değil ucuz işgücü olarak görülmeye başlanmıştır. Meslek liseleri nitelik kaybına uğramış, sektörle entegrasyon sağlanamamıştır. Saadet Partisi olarak, mesleki eğitimin yalnızca çıraklık ya da ucuz emek değil; üretim, inovasyon ve girişimcilik ekseninde yeniden yapılandırılması gerektiğini savunuyoruz. Teknoloji liseleri, bölgesel üretim merkezleri, sektörel staj ortaklıkları bu bağlamda güçlendirilmelidir.
Eğitim politikaları günü kurtarmak için değil, uzun vadeli bir vizyonla ve toplumun gerçek ihtiyaçlarına duyarlı şekilde planlanmalıdır. Eğitim, sadece bugünün sorunlarını çözmek için değil; yarının insanını, yarının toplumunu inşa etmek için vardır. Biz Saadet Partisi olarak eğitimin merkezine yalnızca akademik başarıyı değil; aynı zamanda ahlaki gelişimi, sosyal uyumu, toplumsal sorumluluğu ve çevresel farkındalığı da koyuyoruz. Çünkü biliyoruz ki eğitim, insanın sadece zihnini değil, ruhunu ve karakterini de beslemelidir. Eğitim sistemimiz insanı merkeze almalı; çocuğun üstün yararını gözetmeli; toplumsal adaleti, ortak değerlerimizi ve kültürel zenginliğimizi yaşatmalıdır. Ancak böyle bir anlayışla geleceğe güvenle yürüyebiliriz.”

Nurettin Uzer’in ardından… VASİYET

İsmail DEMİRAY
2021 yılında Hudut Gazetesi’nde yayınlanan “DÜNDEN BUGÜNE EDİRNESPOR” isimli röportajı yapmak için Bülent Ayan ağabeyimin önerisi üzerine tanışma onuruna erişmiştim Nurettin Uzer ile…
Evine gittiğimde sıcak bir ilgi ile karşılandım. Eski Edirne, Edirnelilik ve Edirnespor üzerineydi tam gün süren sohbetlerimiz…
Röportaj bitip yazımı okuyunca duygulandı, teşekkürlerini iletti.
Bir de ricası vardı benden; “Ölümüm sonrası benim yazımı sen yaz…”
İki gün önce kaybettik, dün uğurladık Nurettin Uzer ağabeyimizi.
Vasiyeti vardı, söz vermiştim, yerine getiriyorum.
Nurlar içinde uyu Nurettin Uzer ağabeyimiz. …
İnanıyorum ki seni gittiğin yerde Edirnespor’a emek verenler büyük bir sevgiyle karşılayacaklardır.
**
İşte o röportaj;
Edirnespor’da futbol oynar, genel kaptanlık, idarecilik ve genel toplantılarda yıllarca Divan Başkanlığı yapar. Edirnespor sahipsiz kalmasın, ekonomik anlamda ayakta dursun diye çok uzun yıllar hep en önlerde mücadele edecektir Nurettin Uzer. Evlerinde konuk ettiler beni, kahvelerini içtim, anılarını dinledim. Ellerindeki Edirne tarihine kazandırılması gereken yüzlerce fotoğraf içinde olmak beni adeta zaman tüneline soktu. Bu fotoğrafları yakın dönemde tarayarak Edirne tarihine kazandırmaya söz verdim kendilerine.
1939 yılında Edirne Orta Çukur Mahallesi’nde dünyaya geldiğinde ailesi Türkiye’ye Bulgaristan’dan geleli daha bir yıl olmuştur. Annesini çok küçük yaşta dönemin illeti verem hastalığından kaybettiğini anımsayamayacak kadar küçüktür Nurettin Uzer. İkinci Dünya Savaşı yıllarıdır ve Almanya Bulgaristan kapılarına dayanmıştır.

Edirnespor da bir zamanlar başarıyla forma giyen futbolculardan Arslan Can, Mehmet Çelikbaş, Fuat Bayrak, Hami Havuş, Turgay Kazancı’da
Edirne’ye baş sağlığı dileklerini ilettiler…

Nurettin Uzer, en sağda (Ceketli)


Nurettin Uzer’in babası Mustafa Uzer Edirne’ye ilk geldiğinde Karaağaç’ta askeriyede göçmenlere yemek veren binada önce hizmetli, sonra bulaşıkçılık derken aşçılığı da öğrenir. Daha sonra bugünkü Ziraat Bankası’nın olduğu yerde aşçı dükkanı açar ve bir süre işletir burasını.
Sonraki yıllarda babasının çırakları değişik mekanlarda aşçı olarak mesleklerini sürdürmüşlerdir. Birkaç yıl sonra Çilingirler Çarşısı’nda bir dükkanda giyim eşyası işine başlar Uzer ailesi. Bu güzel söyleşiyi kendisinden dinliyoruz:
“Babamın aşçılık yaptığı dönemi anımsamıyorum.
Ama ilkokul yıllarında kendi çıraklarının ustalık yaptığı o dükkana babam beni çalışmak için verdi. Babamı ilk anımsadığım yer şu anda Turkcell baş bayiinin Çilingirler’de olduğu dükkandır. Orada hazır konfeksiyon işi yapıyordu babam, ben de uzun yıllar askere gidene kadar orada babama yardım ettim. O yıllarda ben bu mesleği yapmak istemiyordum, askerden sonra uzun süre ilgimi kestim dükkandan, ağabeyim Naci Uzer babam ile birlikte çalıştılar.
İlkokulu Kıyık’ta Kırmızı Mektep’te (Fevzi Paşa İlkokulu) okudum. Ortaokulu ikinci sınıfta futbol aşkından bıraktım. 14 yaşımda başladım futbola. Tuncaspor ve Ardaspor’da oynadıktan sonra Meriçspor’da kaldım. Meriçspor’da geliştirdim kendimi. Sanat Okulu, Lise, Öğretmen okulu arasında büyük bir rekabet vardı sportif anlamda. Orta terk olmama karşın Sanat Okulu müdürü bana; ‘Gel seni okulumuza alalım, futbolunu oyna sen yeter, diplomanı bir şekilde alırsın, askerliğini de yedek subay olarak yaparsın’ demişti. Olmadı, babamların adama ihtiyacı vardı, ticaret ve futbol tüm zamanımı dolduruyordu.
Askere gidince Genç Milli Aday Takımı’na alındım. Orhan Şeref Apak’ın Futbol Federasyonu olarak bize verdiği madalya var. Özcan Arkoç ile aynı takımdaydık seçmelerde. Hazırlık maçlarında oynadım, takıma seçildim. Lüksemburg’a gidecektik, Gençlerbirliği’nde sol bek oynayan Turgay isimli bir oyuncunun yaşını mahkeme kararı ile 3 yaş küçültmüşler, beni çıkardılar onu aldılar takıma. Futbolun adaletsizliği işte. Böylelikle seçilerek, kadroya girmeyi hak etmiş olmama karşın Milli Takım formasını giyemedim.
Askerliğimin ilk haftalarında Savcı Bilgen in aracılığıyla dönemin Meriçspor yönetimi beni her hafta maçlara getirtti Edirne’ye. Babam sordu bir ara; ‘Yoksa sen askerden mi kaçtın?’ diye.
Askerde Kütahya’da Hava Gücü’nde futbol oynadım. Biz Hava Gücü olarak Afyon’dan katıldık, ilk yıl ikinci olduk, ikinci yıl şampiyon olduk. Beni Kayseri HavaGücü’ne aldılar.
Askerlik dönüşü Göztepe benimle ilgilenince o dönem Adnan Süvari yönetiminde Türkiye 1. Ligi’nde fırtına gibi esen Göztepe için İzmir’e gittim. Deneme antrenmanlarına çıktım. 18 bin lira önerdiler, peşin istedim, anlaşamadık Edirne’ye döndüm. Edirne’ye gelince babama yardım etmeye başladım dükkanda. Bu arada beni Kütahya Şekerspor istedi, gitmeye karar verdim. Sabah kalktım bavulumu hazırladım, otobüsler o zamanlar Eski Camii’nin altından kalkıyor. Babam tam otobüs kalkarken geldi, beni indirdi, bavulumu aldı elimden, dükkana götürdü. Yolda bana; ‘Gidip futbol oynayacaksın sonra yine benden para isteyeceksin, olmaz öyle şey’ dedi.
Sabah uyandım, bu sefer bavulsuz üzerimde gömlek, pantolonla kaçtım Kütahya’ya. Orada yıldızım parladı, başarılı oldum. Edirne’ye döndükten sonra yeni kurulan Suspor kadrosunda yer aldım. Bu arada 1964 yılında Gülfer hanımla evlendim, ilerleyen yıllarda iki oğlum, bir kızım oldu.
Suspor’da üç yıl top oynadım. Aynı zamanda da Edirne’de ticarete başladım. 1966 yılında Suspor, Meriçspor ve Edirnespor birleşmesiyle yeni bir takım olarak Edirnespor 2. Lig’e katıldık.
Bu üç takımın en iyi oyuncuları ve İstanbul’dan gelen Naci Erdem ve onun getirdiği oyuncularla birlikte. O yıl gelen Benan ile halen telefonla bile olsa arkadaşlığımız devam ediyor. İlk sezon bayağı başarılı olduk. Fakat beni etkileyen aynı zamanda dükkanımdaki işlerdi. Babam giyim işleri yapan dükkanı bana bıraktığı için bütün işler beni bekliyordu. Futbol ve dükkan ile bayağı zorlanıyordum. Özellikle bayrama yakın dönemlerde iş yüküm inanılmaz derecede ağırlaşıyordu ve futbol bu yüzden geri planda kalıyordu ama aklım da futboldaydı her türlü şartlara karşın.
Bir sonraki sezonda yine top oynamayı düşünüyordum. Sezon başı açılışında çift kale maçı yapıyoruz kendi aramızda, ama seyirci sahayı doldurmuş. Ben A takımında oynuyorum. Çift kale maçında bir hata yaptım, takım arkadaşım ters bir kelime konuştu. Maç içinde yine söylenince anın heyecanı ile gereksiz bir gerginlik yaşandı 🙂 Sonuçta kendi aramızda çift kale maç yapıyoruz. Biz bir gol daha yiyince bizim tartışmamız daha da büyüdü ve terk ettim sahayı.
Naci Erdem hocamız çok üzülmüştü; ‘Ne yaptın Nurettin?’ demişti. Halen görüşüyoruz Naci hocamla. Benim futbol yaşamımda kırmızı kart görmüşlüğüm yoktur, takım arkadaşım yüzünden o gün bıraktım profesyonel futbolu.
Aynı yıl sezon içinde Ardaspor amatör takımı şampiyon olmuştu. Grup maçlarında Trakya şampiyonası için beni istediler, ben de takıma katılarak amatör olarak da olsa futbol özlemimi öyle gidermiştim. Son maçta Alpulluspor’a yenilince ikinci olmuştuk.
1970’li yılların sonlarından başlayarak 7 yıl boyunca genel kaptanlık yaptım Edirnespor’da. Cebimden büyük paralar harcadım Edirnespor için. Bu 7 yıl genel kaptanlık yaptığım dönemde başkanın kim olacağına, takımın nasıl kurulacağına kadar etkin görevler üstlendim. Takımın ekonomik krizlerden kurtulabilmesi için projeler ürettim, sosyal ilişkilerimi kullandım. İsteseydim defalarca başkanlık da yapabilirdim ama işlerimin yoğunluğu buna izin vermezdi. Ben genel kaptan olarak Edirnespor’un içindeydim, ama işlerime de gerekli özeni ve zamanı bu görevimde ayırabiliyordum.
Ama başkan olsaydım bu zamanı bulamayacaktım ben. Defalarca valilerle görüştük Edirnespor için kaynak yaratmaya çalıştık. 80’li yıllar, Kapıkule’de müdür olarak çalışan Ayhan beyi kulüp başkanı yaptık kulübün kasasında bir kuruş yok. Önce Vali’ye gittik, görüştük, ‘Olmaz’ dedi, konuştuk ikna ettik, sonunda dönemin önemli bir rakamını kulübe yardım olarak almayı başardık valilikten ve o sezonu da kurtarmış olduk. Tüm valilerle o dönemde çok yemekler yedik Edirnespor aşkına.
Futbolculuk, genel kaptanlık yöneticilik, divan başkanlığı yaptım, hepsinden de büyük keyif aldım. Beni mutlu etmeyecek bir uğraş işine de girmedim. Son dönemde divan başkanlığı da yaptım genel kurullarda ama ilerleyen yıllarda yaşlanınca elimizi eteğimizi çektik faal olarak çalışmaktan ama günü gününe takip ediyorum Edirne-spor’umuzu.”

Nurettin Uzer’e son görev

Geçtiğimiz gün 86 yaşında vefat eden, Edirne’nin tanınmış iş insanlarından Nurettin Uzer dün Eski Camide öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.

Gülfer Uzer’in eşi, Ender Uzer, Aslı Tunalı ve Emre Uzer’in babaları, merhum Naci Uzer’in de kardeşi olan Nurettin Uzer aynı zamanda futbolcusu olduğu, yönetimlerinde aktif görevler aldığı Edirnespor’un da büyük bir taraftarıydı. Nurettin Uzer’in 1966-67 sezonunda futbolcu olarak yer aldığı Edirnespor Futbol Takımı Profesyonel 2’nci Lig Kırmızı Grup’ta beşinci sırada bulunuyordu.

Edirnespor-1966-67
1966-1967 sezonunda 2.Futbol Ligi Kırmızı Grup’ta 5.sırayı alan Edirnespor.
Soldan sağa Ayaktakiler: Çetin Sinç, Turhan Akman, Tezer Gürsel, Benan Öney, Yüksel Kırmusaoğlu, Zeynel Selçuk, İbrahim Ünal.
Oturanlar: Hamdi İşbırakmaz, Fahrettin Tatlı, Nurettin Üzer, Remzi.

Merhum Uzer’in cenazesinde Edirne’deki her kesimden dostu, arkadaşı, seveni ve futbol camiasından isimler yer aldı. Nurettin Uzer Saraçlar Caddesi’nde bulunan ve bir Türkiye markası olan Renk Triko Mağazası’nın sahibi olması, Edirnespor’a futbolcu ve yönetici olarak verdiği emekler nedeniyle de tanınan bir isimdi.

Hudut Gazetesi olarak kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve baş sağlığı diliyoruz.

EĞİTİM; YENİDEN UMUT

Bugünkü eğitim idarecilerinden bir olumlu durum beklemiyorum ama yine de eğitim öğretim yılının başladığı bugünlerde yeniden umutlanıyorum. Geçen hafta eğitimin amacının önemine vurgu yapmaya çalıştım. ‘Eğitim özgürleştirmiyor ise aptallaştırır’ diyerek bitirdim. Bu günkü iktidarın eğitime bakış açısı özgürleştirici değil aptallaştırıcı. İktidarın bakış açısını değiştirecek olan da eğitimciler, öğrenciler ve özellikle velilerdir.

Belki de en büyük yanılgımız;geçmişten gelen ve olması gereken eğitimi kamu hizmeti olarak görmemizdir. Yüzyılların verdiği alışkanlık ile ‘devlet doğru yapar’ şeklindeki düşüncemiz bizi pasif yurttaş yapıyor.Bunu aşmamız gerekiyor. Bu halimizle kişisel çözümler arayarak devlet okullarındaki yanlışları düzeltme mücadelesi yerine özel okulları tercih ederek geçici ve kişisel olarak çözüm buluyoruz. Yasalara göre eğitimin kamusal bir hizmet olduğu gerçeğini unutan bizler böylece iktidarın eğitimi ticari hale getirmesine yardım ediyoruz.

Ayrıca iktidar tarafından yoksullaştırılan bizler çocuğumuza diploma almak ve tez zamanda bir işe yerleştirmek derdindeyiz. Canhıraş yaşam zorluğu çektiğimizden dolayı da onları evde besleyemiyoruz. Oysa her çocuğun et, süt, yumurta, meyve gibi önemli gıdaları alması gelecekte sağlıklı bireyler olmasını sağlar. Bunu merkezi iktidar ‘bilerek ve isteyerek sağlamıyor’ ise yerel yönetimler sağlamalıdır.

Bir şeyi daha bilelim ki; şeriat iltisaklı ve siyasi iktidardan nemalanan sözde sivil kurumlar birçok yoksul aile çocuğuna bunu sağlıyor. Ama karşılığında da kendisine bağlayabiliyor ki fetö örgütlenmesi bunun kanıtıdır.

Okulların sorunlarının çözülmemesi bir tercihtir. Düşünsenize kentimizde en fazla nüfusa sahip mahallelerde yeterli okul sağlanamadı.Bugün bile kentimizde dahi ikili öğretim yapan okullarımız var. Öte yanda okullarımızda fen dolabı, harita, laboratuvar gibi görseller her yıl azalıyor veya kullanılması teşvik edilmiyor.Ama teknolojik araçlar her zaman yenilenerek okulların teknoloji mezarlığı olması sağlanıyor. Ki eğitime harcanan bütçede bunlar yatırım adı altında ihalelerle hep aynı kaynaklara para aktarma aracı ve amacı olabiliyor.

Neoliberal ekonomik düzende eğitime de sağlık gibi ticari işletme mantığı ile bakılır. Okulun temizliği, güvenliği, bazen ısınma ve elektriği, suyu bile kamu tarafından sağlanmadığından bunların okul idaresi tarafından yapılması zorunlu hale gelir. Okul idaresi de bir şekilde; bazen kayıt (bağış) parası, bazen ayni yarım, bazen de okul kantin işletmesi yoluyla bunu sağlamak zorundadır. Ki bugünkü hiçbir okul idarecisi de ‘bu benim görevim değildir, beni okuldaki eğitim ilgilendirir’ diyecek yetkinlikte olmaz. Çünkü o makama liyakat ile değil siyasi tercih ile gelmiştir. Bu nedenle bugün okul idareleri okulun -pardon işletmenin- ceo’su olarak görür kendini!

Farkında mıyız? Her yıl zenginleşiyoruz. Ama bu zenginlik bize yansımıyor, nüfusun %10’unda toplanıyor.Okulların açıldığı bu günlerde kaç milyon çocuğumuzun hevesi kırılacak? Ekranlardan sunulan markalara ulaşma hayali olan çocuklara aileler haklı olarak ucuz ve nitelikli araç gereç arayacak. Doğru olan; markalara esir olmamak. Ama ekran dedik ya, esir ediyor küçük yürekleri. Bu arada okul araç gereçlerinin niteliği ve sağlıklı olması önemlidir. Ama biz doğal olarak fiyatına ve öğrencimizin isteğine bakıyoruz. Bu kez de araç gerecin sağlıklı olup olmadığını denetlemek devlet kurumlarının görevidir; sağlıksız olanın piyasaya sürülmemesi gerekir. Ama…

Son söz; eğitim uluslararası ve ulusal hukuk mevzuatlarında parasız ve kamusal hizmettir. Ana hedefimiz;eğitimin devlet tarafından ücretsiz, kamusal hizmet olarak ve çağdaş normlarda verilmesidir. Bunu siyasi iktidar yapmıyor ise biz yurttaşlar örgütlü olarak talep etmeliyiz.Yarınlar bugünkü çocukların olacaktır. Onlar eğitim ile özgürleşmiyor ise geleceğimiz de köleliğe boyun eğmek olacaktır. Ben yine de her yıl özgürleşme umudumu yineliyorum.

GAFLET VE DELALET

Ne zaman olur, bilmem ama, bir gün, bu millet tarihi gerçekleri anlatacak bilim evlâtlarımız çıkacak inşallah!..
Asırlar boyu süren gaflet ve delaletlerden, ULU ATAMIZ TARAFINDAN UYANDIRILDIK!..
Kutsal kitabımızın uyarıları ve de ulu önderimiz Mustafa Kemal atamızın yolunu tahrif edenler yine çıkacak!..
Yani, Dünyanın şeytanla yatıp şeytanla kalkan İÇ VE DIŞ ÇIKARCI DÜŞMANLAR, nesilleri gaflet ve delalete düşürmekten asla vazgeçmeyecekler!..
Ee, Şeytanı tanımak için, şeytana karşı nasıl korunacağını öğrenmek için, TÜRKÇE, ANLAMAK İÇİN okusaydın kutsal kitabını!..
Atayı, sevmek demenin, “İşte anıtkabirdesin” demekten, bayrak sallamaktan öte, ilkelerini korumak, yoluna kendini adamak, demek olduğunu anlasaydık!..
*KOLAYINA KAÇMASAYDIK!..
Montajcılığa razı olmasaydık!..
ÇIKARCILARIN, AÇIK PAZARI OLMASAYDIK!..
Kendimiz, CÜMLENİN FAYDALARINA, özgün icatlar üretseydik YA!..

  • Tohumlarımızı, toprak, su, hava, ormanlarımızı bozdurmasaydık!..
    *Eğitimli istihdam gücü, gençlerimizin en başarılı olanlarını, torpile, ihmale, kayırmaya kurban edip, yurt dışına kaptırmasaydık!..
    *Kuran’ın açık ayetlerini Türkçe okuyup, asırlık hurafelerden korunsaydık!..
    *Eğitimi, içerden ve dışarıdan bozmalara, müsaade etmeseydik!..
    *Ülkece, maddi gücümüzü,, İthalata dayalı, lükse israfa harcayacağımıza, eğitim kalitesine, bilimsel buluşlarla üretime yönlendirseydik!.. vs..vs..
    ŞİMDİ, ÖNÜMÜZDE YENİ BİR YÜZYIL VAR!..
    Asırlar önceden içine düşülen “Gaflet ve delaletleri” ve de son yüzyılın, “Gaflet ve delaletlerini,” (EĞİTİM DE)= Dinde, dilde, tarihte, bilim de, sanat da, üretimde, beslenmede, giyim de, barınmada, sağlıkta) AÇIKLAYACAK BİLİM EVLATLARIMIZ ÇIKACAK İNŞALLAH!..
  • UNUTULMASIN, BİR ÜLKEYİ HER ALANDA MAHVETMEK İÇİN, “EĞİTİMİ BOZDURUN” YETER!..

Kuran’ı Kerim. Sure 36/Ayet 54:
O gün hiç kimse en ufak bir haksızlığa uğramaz. Siz orada ancak yaptıklarınızın karşılığını alırsınız.

Edirne mimarisine ‘öğrenci’ eli!

Olgay GÜLER

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Trakya Üniversitesi’yle yapılan görüşme ve toplantılar sonucunda, kent mobilyaları ve binaların dış cephesi konusunda Mimarlık Fakültesi’nde öğrenim gören üniversite öğrencilerinden destek alacaklarını söyledi.

Belediye Başkanı Gencan Akın, Edirne Belediye Meclisi Eylül ayı toplantıları sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gencan Akın, özellikle önem verdiğini söylediği Trakya Üniversitesi’yle yapılacak işbirliklerine değinerek, kent mobilyaları ve binaların dış cephesi konusunda Mimarlık Fakültesi’nde öğrenim gören üniversite öğrencilerinden destek alacaklarını söyledi.

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİYLE KENT MİMARİSİNDE İŞBİRLİĞİ

Edirne’de, bakımı zor, bulunduğu yere uygun olmayan çok sayıda kent mobilyası olduğunu anlatan Gencan Akın, “Bakımı zor, bulunduğu yere uygun olmayan çok sayıda kent mobilyamız var. Burada da çok güzel sanat eseri yapan öğrenci kardeşlerimiz var. Kent mobilyaları konusunda bizlere destek olacaklarını sözünü verdiler. Hem şehrimizin mimari, özellikle tahliyesini sağlayacağımız bazı taşınmazlarımız olacak. Bunların cephe ve mimarisi konusunda da Mimarlık Fakültesi’nden bir destek alacağız. Üniversitenin bu zengin kaynaklarından yararlanma noktasında da kararlıyız. Güzel bir iş birliğimiz var üniversiteyle. Bu konuda bir toplantı yaptık. Bu toplantı sonrasında da alt komisyonlar yapıldı” dedi.

‘KAMYON GARAJI İÇİN KARAYOLLARI VE KOOOPERATİFLERİ BEKLEYECEĞİZ’

Devam eden hızlı tren inşaatı nedeniyle, Olin Yağ Fabrikası’nın arkasında bulunan parklanma noktaları kapanan ağır tonajlı kamyonlar için de çalışmaları olduğunu söyleyen Gencan Akın, “Kamyon garajının bulunduğu yer, hızlı tren projesi dolayısıyla kamulaştırılınca, şehrimizde böyle bir problem yaşadık. Biz, her iki kooperatifimizle de bir araya geldik. Onların bazı yer önerileri oldu ama bizim burada onlara destek olabilmemiz, kendi mülkiyetimizdeki alanlarla olabilir. Bu anlamda Karayolları’yla bir görüşme gerçekleştirdik. Ancak onların mülkiyetinde bulunan bu taşınmaz, trafik güvenliği nedeniyle, onların da çok arzu etmesine rağmen ne yazık ki olamadı. Ancak kooperatifler de bu konuda bir temaslarının olacağını söylediler. Bu temasın sonucunu bekleyeceğiz” dedi.

‘ÇÖZÜM OLMAZSA TAYAKADIN’DAKİ ALANI TAHSİS EDECEĞİZ’

Hurdacılar için Tayakadın’da tahsis edilen alanda, ağır tonajlı kamyonlar için de yer tahsisi yapılabileceğini anlatan Gencan Akın, “Hurdacıları taşıdığımız alan içerisinde onlara yer tahsis edebileceğimizi söyledik. Onlar da bu mesafenin uzak olduğunu söylediler. Edirne gibi çok da dağınık olmayan bir şehirde, bu mesafeler aslında çok da problemli mesafeler değil. Onlar görüşmeyi gerçekleştirsinler. Sonrasında herhangi bir sonuç elde edemezlerse, bu da şehrimizin mühim bir meselesi. Çok farklı farklı yerlerde parklanma oluyor. Trafik güvenliği açısından sorun yaşıyoruz. Çözüm olmazsa Tayakadın’da bulunan alanımızı kendilerine tahsis edeceğiz” diye konuştu.

‘SELİMİYE’DE HASSAS BİR ŞEKİLDE ÇALIŞIYORLAR’

Restorasyonu devam eden Selimiye Camisi’nde 2 ay içerisinde restorasyon çalışmalarına yönelik de konuşan Gencan Akın, “Selimiye Camisi hem şehrimiz hem de tüm dünya için çok önemli bir tarihi mirasımız. Selimiye’deki restorasyon işlemleriyle ilgili, bizim bildiğimiz 2 ay içerisinde restorasyon çalışmalarının tamamlanarak ziyaretçilere açılacağı. Şehrimiz için çok önemli bir kazanım. Birçok turistimiz Selimiye’yi görmeden şehrimizden ayrılmak istemiyor. Birçok kişi, sadece bu mimarlık eserini görmek için şehrimize geliyor. O yüzden bazı iddialar somut olmayan soyut iddialar oluyor. Bu konuda eminim ki bakanlık ve tüm ilgili kurum ve kuruluşlar hassas bir şekilde çalışıyorlardır diye düşünüyoruz. Günün sonunda bir sorun varsa, bu konuda Edirne Belediyesi de üzerine düşen sorumluluk ve gayreti gösterir. Bizim için burada önemli olan şey, en kısa zamanda tamamlanarak ziyaretçilere açılması” şeklinde konuştu.

3 milyonluk utanç!

Olgay GÜLER

Ziraat Türkiye Kupası 1’inci tur eleme maçında, evinde Soma Spor’la karşılaşan Edirnespor, transfer yasağını kaldırmak için gereken parayı ödeyemeyince, sahaya 9 oyuncuyla çıkmak zorunda kaldı.

TFF 3’üncü lig ekiplerinden Edirnespor, 2’nci lig temsilcilerinden Soma Spor’la, Ziraat Türkiye Kupası 1’inci tur maçında karşılaştı. Edirne Şehri Stadı’nda oynanan maçı TFF’nin Muğla bölgesi hakemlerinden Hakan Ülker yönetirken yardımcılıklarını Alişan Küçükkoçak, Onur Akıncı ve Murat Durgutluoğlu yaptı.

Takımlar sahaya şu kadrolarla çıktı:

EDİRNESPOR:

12. Edizhan Dedeoğlu, 2. Gökdeniz Erbay, 8. Özgür Ulaş Ataş, 25. Tahsin Can Demiran, 22. Furkan Kara, 3. Yunus Yıldırım, 17. Yusuf Talha Yılmaz, 19. Efe Yüceer, 20. Mert Aydın

SOMA SPOR:

1. Yiğithan Kır, 77. Kadir Karış, 22. Burak Enes Fıstıkçıoğlu, 11. Hüseyin Solaklı, 5. Metin Arda Çetin, 16. Emre Tepegöz, 8. Enes Yetkin, 25. Okan Karaman, 54. Bahadır Abdulkadir Yağız, 9. Ömür Pektaş, 97. Engincan Duman

Yedekler: 99. Yusuf Taha Emir, 6. Bulut Uysal, 19. Kaan Uslu, 24. Erdem Özcan

EDİRNESPOR 6 KİŞİ KALINCA MAÇ TATİL EDİLDİ

Edirnespor, transfer yasağını kaldırmak için gerekli olan 3 milyon TL’yi Türkiye Futbol Federasyonu’na yatıramadığı için, maça 9 kişiyle çıkmak zorunda kaldı. Maçın başlama düdüğünden 5 dakika sonra Edirnespor’dan 3 futbolcu sakatlanarak saha kenarına geldi. Oyuncular maça devam edemeyince, hakem Hakan Ülker, kurallar gereği maçı tatil etmek zorunda kaldı.

‘BU ZORLUKLARI AŞACAĞIMIZA EMİNİM’

Maç sonrası açıklamalarda bulunan Edirne Spor Teknik Direktör Ümit Tütüncü, takımın zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “Zor bir durum, zor zamanlar ama öncelikle şuna çok inanıyorum. Edirne gibi futbol şehri olan bir şehrimiz, tarihi bu kadar zengin olan bir şehrimizin bu zorlukları da aşacağına eminim. Bugün transfer yasağımız olduğu için, sayın başkanımızın büyük bir kısmını halletmesine rağmen, küçük bir meblağ kalmasına rağmen çıkamadık. Gençlerimizle çıkmaya çalıştık. Sayın valimizin, belediye başkanımızın bizi böyle bırakacaklarını hiç düşünmüyorum tabii ki. Çünkü onların liderliğine, önderliğine çok ihtiyacımız var. Bu yol uzun bir yol, bu yol onlarsız asla yürünmez. Her zaman desteklerini bu kulüpten, Edirne’den esirgememişler. Şu anki ortam çok sağlıklı bir ortam değil. Bunun için bir an önce bu şehrin dinamiklerinin, iş adamlarının bir an önce ayağa kalkması gerekiyor. Bu Edirne takımı, onların takımı, bizler burada da hep gelip geçiciyiz ama onlar hep buralarda baki. Bizim burada tek niyetimiz, amacımız çok fazla geç kalınmış ama elimizden geldiği kadar iyi niyetle çalışmayı istiyoruz, çalışmak için arzuluyoruz, bunun için bizim yanımızda olmalarını diliyoruz. İnşallah da bu konu en kısa zamanda çözülür. Galata maçına da en azından sağlıklı bir kadroyla çıkmak adına mücadele ederiz” dedi.

‘TARAFTARLARDAN ÖZÜR DİLİYORUZ’

Edirnespor Futbol Şube Sorumlusu Cesur Pakarda da, statü gereği maça çıkmak zorunda olduklarını anlatarak, “Statü gereği çıkmamız gerekiyordu. Çünkü bunun Türkiye Futbol Federasyonu tarafından cezai yaptırımı var. Önümüzdeki sene Türkiye Ziraat Kupası’na katılmama, artı para cezası ve gelen deplasman takımının tüm masrafları kulübümüze rücu edileceği için elimizde mevcut olan 9 tane oyuncumuz olduğu için biz bu 9 tane oyuncuyla çıkmak zorunda kaldık. Rakibimiz tabii Somanspor yani ikinci lig ekibi. Onlarla burada mücadele etme gibi şansımız yok. Bu süreç bugün bu şekilde atlatıldı. Şu an kulübümüzde 20 tane yeni transferimiz var, aslında kadromuz hazır. Yani bugün buraya biz transfer yasağımızı açmış olsaydık, tam kadro çıksaydık, çok keyifli ve zevkli bir maç olacaktı. Ama transferimizi açamadığımız için maalesef bugünkü süreci yaşamak zorunda kaldık hep birlikte. Maça gelip maçı izlemeden beşinci dakikada ayrılan taraftarlardan camia olarak özür diliyoruz” diye konuştu.

‘3 MİLYON LİRAYA TRANSFER YASAĞIMIZ KALKACAK’

Edirnespor’un transfer tahtasını açabilmesi için yaklaşık 3 milyon liraya ihtiyacı olduğunu kaydeden Pakarda, “Bundan sonra aslında çok sıkıntılı bir sürece girdik. Hafta sonu oynayacağımız bir Galataspor deplasmanı maçımız var. Yani biz bu transferi açamazsak mevcut olan dokuz tane futbolcumuz var. Bunlarla gidip orada müsabakalara katılmama gibi durum söz konusu gündeme geldi. İşte bunların bir an evvel aşılması gerekiyor. İnşallah bu hafta sonuna kadar olumlu gelişmeler olup transferimizi açıp bu süreci bu şekilde atlatacağız diye umut ediyoruz. 10 milyon lira gibi bir transfer yasağımız vardı, 21 tane transfer yasağı dosyamız vardı. Biz tüm dosyaları kapatıyoruz. Yani Edirnespor’un federasyona borcu sıfırlanıyor. Benim bildiğim 2 – 2.5 milyon gibi bir açığımız kaldı. Yani 3 milyon para temin edildikten sonra transfer yasağımız tamamen kalkmış olacak” şeklinde konuştu.

Hurdacılar ‘Tayakadın’ yolcusu!

Olgay GÜLER

Edirne Belediye Meclisi Eylül ayı toplantısında, kentin Sanayi Sitesi Caddesi’nde bulunan hurdacılar esnafı için Tayakadın Köyü’nde tasarlanan yeni alanların tahsisi gerçekleştirildi.

Edirne Belediye Meclisi Eylül ayı olağan toplantısı, Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın başkanlığında gerçekleştirildi. Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’ndeki meclis toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıda 8’i gündem dışı 15 madde görüşüldü.

HURDACI ESNAFI TAYAKADIN’A TAŞINIYOR

Kentin uzun süredir gündemini oluşturan ve şehir içinde kaldığı için kötü görüntü oluşturduğu yönünde eleştirilen alan, Sanayi Sitesi arkasındaki hurdacılar için mecliste beklenen karar çıktı. Hurdacı esnafının 10 yıllığına kiralama yoluyla Tayakadın Köyü’nde oluşturulan alana taşınmaları, mecliste oy birliğiyle kabul edildi. Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, söz konusu alanla ilgili ihale yapılarak, yerlerin esnafa tahsis edileceğini belirtti. Akın, “Hurdacılar için tasarlanmış alanın ihalesiyle ilgili karar alıyoruz. Şehrimizde uzun süredir devam eden bir problemdi hurdacılar sorunumuz. Burada başkan yardımcılarımız ve müdürlerimizle beraber burada bir süreç yönettik. Burada hem esnafımızın zarar görmemesi hem de şu anda kullanılan alanın hem daha tertipli, daha düzenli bir hale getirilmesi için bir çalışma başlattık. Bununla ilgili de sizden kiralama yetkisi istiyoruz” dedi.

CUMHURİYET MAHALLESİ’NE AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ

Meclis’ten Cumhuriyet Mahallesi’nde, mahalle muhtarlığı olarak kullanılan alanın arkasında Aile Sağlığı Merkezi kurulması için de karar çıktı. Kararla ilgili konuşan Belediye Başkanı Gencan Akın, merkezin bulunduğu alana, geçtiğimiz günlerde trafik kazasında hayatını kaybeden Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Selma Oluçay’ın kızı Evrim Oluçay’ın isminin verileceğini söyledi. Akın, “Cumhuriyet Mahalle’mizde hem mahalle muhtarımızın hem de vatandaşlarımızın bizden böyle bir talebi vardı. Sağlık İl Müdürlüğü’yle ortak bir çalışma yürüterek 10 süreli bir tahsis işlemi gerçekleştireceğiz. Tahsisini yaptığımız alan muhtarlığın hemen arkasında bulunuyor, ön tarafında da belediyemize ait yeşil alan var. Selma ablamızın bizden ricası oldu; rahmetli kızının Evrim’in ismini, ağaçlandıracağımız parka vereceğiz” diye konuştu.

EVDEN ÇIKAMAYAN VATANDAŞLAR İÇİN EKİP OLUŞTURULDU

Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın toplantıda, kentteki yaşlı, engelli ve kronik hastalığı sebebiyle evden çıkamayan vatandaşlar için ekip oluşturduklarını söyledi. Akın, “Vatandaşlarımızın bu konuda bizden talepleri vardı, özellikle yaşlı, engelli, kronik hastalığı sebebiyle evden çıkamayan hemşerilerimiz için bir ekip oluşturduk. Ekiplerimiz hem ev temizliği yapacaklar, bu ekiplerin içerisinde bir kuaför ve berber de bulunacak. İhtiyaç sahibi yaşlı, engelli, kronik hastalarımızın evlerine ulaşacağız. Onlarım hem temizliğini yapacağız, hem de talepleri doğrultusunda isteklerini karşılayacağız” şeklinde konuştu. 

‘KARAAĞAÇ MAHALLESİ’Nİ TALİHSİZ GÖRÜNTÜLERDEN KURTARACAĞIZ’

Belediye Meclisi’nde, Karaağaç Mahallesi’ndeki Kanalizasyon Terfi Hattı’nın onarılması için İller Bankası’ndan 45 milyon liralık kredi kullanılması da onaylandı. Konuyla ilgili konuşan Belediye Başkanı Gencan Akın, “Şehrimizin her mahallesi, her sokağı çok kıymetli. Karaağaç da çok kıymetli mahallelerimizden. Hem hemşerilerimizin yoğun olarak gittikleri, diğer taraftan turistlerimizi ağırladığımız bir yer. Bu mahallemizin çok uzun süreden beri devam eden Kanalizasyon Terfi Hattı ile ilgili bir sürecimiz var. Göreve geldiğimiz andan itibaren sürecin takipçisi olduk, İller Bankası ile ortak bir çalışma yürütüyoruz. Oradaki hemşerilerimiz bu konuda çok ciddi sıkıntılar yaşıyorlar, bunun da farkındayız ama sürecin de sonuna doğru geldik. Geçtiğimiz günlerde Ankara ziyaretimizde İller Bankası’yla da yapmış olduğumuz temaslar neticesinde bu projeyi de hızlı bir şekilde hayata geçirip, oradaki hemşerilerimizin bu sorununu çözmüş olacağız. Diğer taraftan da gelen turistlerimize o talihsiz görüntüleri ve anları yaşatmamız olacağız” ifadelerini kullandı.

OTOPARKLARA HGS SİSTEMİ GELİYOR

Toplantıda, kentte hizmete başlayan otopark alanlarında Hızlı Geçiş Sistemi kullanılması için de adım atıldı. Belediye’nin PTT ile yapacağı protokolle, otoparklarda HGS sisteminin başlayacağını söyleyen Belediye Başkanı Gencan Akın, “Otoparklarımız konusunda hem vatandaşlarımızdan, hem de şehir dışından gelen misafirlerimizden çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Bu HGS sistemi de uzunca bir süredir istediğimiz, bu işi daha düzenli, daha kontrol edilebilir hale getirecek bir sistemdi. HGS ile beraber hem gelirlerimiz noktasında, hem de sistemin kontrolü açısından daha düzenli bir sisteme kavuşacağız” dedi.

ULAŞIMA ZAM TALEBİ

Meclis toplantısında ayrıca, şehir içi toplu ulaşımda ETUS ve servis araçları esnafından gelen zam teklifi de komisyona havale edildi. Söz konusu talep, komisyonda görüşülerek, önümüzdeki ay meclis gündemine gelecek.

‘ALINAN KARARLAR ÜLKEM ADINA BENİ ÇOK ENDİŞELENDİRİYOR’

Toplantının sonunda gündem dışı olarak konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, önceki gün iptal edilen CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimlerine değindi. Söz konusu kararın beklentileri hayal kırıklığına uğrattığını söyleyen Akın, “Bunu belediye başkanı kimliğinden ari olarak sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan birey olarak söylüyorum. Bu karar hangi partiyle ilgili olursa olsun ülkemizin gelmiş olduğu, hukukun gelmiş olduğu nokta açısından çok kaygı verici olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda siyasi partiler kanunlarının açık hükümleri olduğunu hepimiz biliyoruz. Adaletin, yargının bağımsız olmasını defaten dile getiriyoruz. Bu yönde mücadele ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Dolayısıyla seçilmişler üzerinden yürütülen operasyonlar, diğer taraftan bir çok mevkidaşımın şu anda haksız ve hukuksuz olarak cezaevinde bulunması ne yazık ki tüm vatandaşlarımızın adalete olan, geleceğe olan inancını sarsıyor. Ben en kısa sürede bu yanlıştan dönülmesini istiyorum. Çünkü halkın iradesine bu şekilde ipotek konulamaz. Hukuk bir gün herkese lazım. Geç gelen adalet, adalet değildir. Aynı zamanda yetkili olmayan mahkemelerden alınan kararlar ve işletilen süreçler, gerçekten ülkem adına beni çok endişelendiriyor, ülkemin sade bir vatandaşı olarak beni çok endişelendiriyor” dedi.

‘ŞEHRİMİZİ SUSUZ BIRAKMAYACAĞIZ’

Gencan Akın, Kayalıköy Barajı’nda su seviyesinin azalmasıyla, Süloğlu Barajı’ndan su almak için başlatılan sürece de değinerek, “Suyla ilgili bütün ülke genelinde, tüm dünyada yaşanan ciddi bir su sıkıntısı var, kaynakların tükenmesi söz konusu. Biz de bölgede hiç olmadığı kadar zor bir süreç yaşıyoruz suyla ilgili. Biz hem Kayalı Barajı’ndan su alıyoruz, diğer taraftan da Süloğlu’nda bir hattımız var. Biz bu anlamda uzunca süreden beri devam eden bir çalışmamız var. Şehrimizde su sıkıntısı, su kesintilerini yaşatmamak için yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Özellikle bu konuda DSİ ile ortak hareket ediyoruz. Valilik süreçleri hızlandırmak adına katkı sağlıyor. Kayalı Barajı’nda su miktarı oldukça azalmış durumda ama DSİ ile yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde yeni bir uygulamayla beraber buradan su alımını devam ettireceğiz. Diğer taraftan Süloğlu çok eski bir hat. Bu hattın onarımıyla ilgili çok yoğun mesai sarf ediyoruz ama artık sona doğru yaklaştık, çok yakın zamanda Süloğlu hattından da su alabilecek seviyeye geleceğiz. Süloğlu eski bir hat, bununla ilgili DSİ’nin tamamlayacağı 7 kilometrelik bir hat çalışması olacak. Bununla ilgili de ihale süreçlerini tamamladılar. İnşallah en kısa zamanda Süloğlu hattındaki bu yeni proje de gerçekleştiğinde şehrimizi susuz bırakmayacağız, susuz bırakmamak için de tüm çabayı ve gayreti göstereceğiz” diye konuştu.

Edirne Belediyesi’nden kandil simidi

Olgay GÜLER

Edirne Belediyesi, Mevlid Kandili dolayısıyla Saraçlar Caddesi ve Eski Cami’de vatandaşlarla bir araya gelerek geleneksel kandil simidi ikramında bulundu. Kentin manevi atmosferine katkı sağlayan etkinliğe Edirneliler yoğun ilgi gösterdi.

Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, yaptığı konuşmada; Mevlid Kandili’nin toplumumuz için taşıdığı derin anlamlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Mevlid Kandili kalplerimizi iyilik, merhamet ve hoşgörüyle doldurmamız; birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarımızı güçlendirmemiz için önemli bir fırsattır. Bugün, Saraçlar Caddesi’nde ve Eski Camii’de hemşehrilerimizle bir araya gelerek bu güzel vesileyi paylaştık. Kalpten edilen tüm duaların kabul olmasını diliyor; barışın, adaletin ve sevginin egemen olduğu bir dünya temennisiyle Mevlid Kandili’ni kutluyorum. Tüm Edirnelilere sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum.”

Edirne Belediyesi, toplumun birlik ve dayanışma ruhunu pekiştiren dini ve kültürel günlerde, vatandaşlarla bir arada olmaya ve bu özel günlerin manevi iklimini paylaşmaya devam ediyor.

KEŞAN BELEDİYESİ’NDEN  LOKMA

Keşan Belediyesi, Mevlid Kandili dolayısıyla vatandaşlara lokma ikramında bulundu.3

Mevlid Kandili’nin birlik, beraberlik ve kardeşliğin pekiştiği mübarek günlerden biri olduğuna dikkat çeken belediye yetkilileri, bu vesileyle tüm vatandaşların kandilini kutladı.

Belediye Başkan Yardımcısı Bilgin Atlı ve İsmail Büyükvarlık yaptıkları açıklamada,“Kandiller, sevgi ve hoşgörünün arttığı, manevi iklimin derinden hissedildiği özel günlerdir. Bu vesileyle hemşehrilerimizle bir arada olmak, lokma ikramında bulunmak bizler için büyük mutluluk. Tüm vatandaşlarımızın kandilini tebrik ediyor, sağlık, huzur ve esenlikler diliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Lokma ikramına katılan vatandaşlar ise, böyle özel bir günde yapılan ikramın manevi atmosferi güçlendirdiğini belirterek belediyeye teşekkür etti.