Eylül ayı geldi. Bu ayın bir özelliği de okulların öğretime başlamasıdır. İlk, orta,lise, hatta üniversite bu ay içinde öğretime başlar. Elbette en çok heyecanlananlar ilk defa okul çağına başlayan minik öğrenciler oldu. Onlar için hayatlarında ilk devre başlıyor. Ortaokula, liseye, hatta üniversiteye gidenler içinde aynı şey söylenir. Bazı ilkokullarda fedakar öğretmenler okulun içini temizliyor, boyasını yapıyorlar, iyi, heyecanlı faaliyet, hazırlık var. Okullarımız artık bizim zamanımızdaki gibi kış günü soba ile ısınmıyor, şimdi hepsi kaloriferli. Dinlenme yerleri rahat ve aydınlık. Bizim zamanımızda ilkokulda öğrencilere Kızılay tarafından bir tabak öğle yemeği verilirdi; oda kuru fasülye, nohut, mercimek. O günler fukaralık günleri idi. Ayakkabısız nalınla okula gelen öğrenciler vardı. Bu hal bugün yok artık. Bizim zamanımızda ilkokulda bir öğretmen öğrencileri birinci sınıfta alır, onlara okuma yazmayı, resim, elişi yapmayı, müzik, daha bir çok konu öğretir, beşinci sınıfa kadar getirir, oradan mezun ederdi. Beş yıl hep aynı öğretmenle öğrenciler olurdu. İlkokul çağından sonra ortaokulda, lisede her dersin hocası ayrı oldu, her hoca kendi konusunu öğretir. Bugün 4 yıl ilkokul, 4 yıl ortaokul, 4 yıl lise olmak üzere bir sistem uygulanıyor. Bu sistemden memun olanda var olmayanda. Okulları öğretim bilgisi bakımından ele alacak olursak; maalesef yetiştirme, hayata dönük değil öğrencilerin beyinlerine lüzumlu, lüzumsuz bir sürü bilgi yüklüyoruz. Ama uygulama az. Sonuçta sınav yapılıyor. Bizim öğretim sistemimiz sınav odaklı. Öğretmenlerimiz öğretmekten çok sınav yapmıya meraklı. Öğretilenlerin çoğuda yaşama dönük değil. Lise son sınıfa gelmiş bir öğrenci bir dilekçe yazmasını beceremiyor. Elbette okullarımızda temel bilimler ile olan konular öğretilecek ama hayata dönük konuları pas geçemeyiz. Bilhassa beslenme, temizlik, aile. Bu konuda aile düzenleri, kuralları, eski sistem, ailede kadının, erkeğin görevleri, evlilik yasası, kız öğrenciler için doğum kontrolu, makyaj yapma, giyim kuşam yaşamla ilgili konularda öğretilmeli. Bunlar o kimsenin hayatı boyunça uygulanacak konular. Şimdi konuyu öğretmenler açısından ele alalım. Öğretmenlerin en büyük derdi ‘geçinemiyoruz, aldığımız maaşlar yetmiyor, geçim sıkıntısı çekiyoruz’. Kalabalık ailesi olan öğretmenler var ama öğretmenlik yapan bir kişi yani birey devlet onun hizmetine karşılık maaşı veriyor, o maaş bir kişiye yeterde artar bile. Hele eşi de öğretmense, geliri varsa o gelir yeterde artar bile. Hala maaş yetmiyorsa hesap bilmiyorsun demektir. Başka bir konu öğretmenlerimizin yeterliliği. Öğretmenler acaba ilk öğretmenliğe başladıkları günkü gibi mi bilgi bakımından. Bugün yeni bilgilere mi sahip? Bir Almanın bana söylediği – Almanya’da evinde okunmuş bin adet kitabı olmayan kimse, Almanyada öğretmenlik yapamaz — yani bin adetlik kitap, kültüre sahip olmak gerekiyor. Kaç öğretmenimiz lisan bilir, öğretmenlerimizin kaç tanesi yarın dersin var diyerek ders hazırlıyor. Yıllar önce bayatlamış bilgilerle ders veriyorlar. Onun için her öğretmen branşında beş yılda bir teste tabi tutulmalı, gereken bilgisi zayıf olanlar üniversitelerin o branştaki fakültelerinde kurs görmeli. Bugün Türkiye’mizde her vilayette üniversite var. Okullarda öğretmenler için lisan kursları açılmalı. Öğretmenlik mesleği yalnız ders vermek değildir, öğretmek ve o konuda insan yetiştirmektir. Bunu başarabilmek içinde öğreten, öğrenci ile diyalog kurabilmeyi becermelidir, bunu beceremeyen bir şey öğretemez. Her zorluğa ve eksikliğe rağmen öğretmenlerimiz alınları açık, başları dik durmalıdırlar. Çünkü hilesiz bir meslekleri var. Öğretmen vergi kaçıramaz, fatura kesemez, öğretmenlik zengin olma, köşe dönme mesleği değildir, hizmet mesleğidir. Her yıl olduğu gibi bu yılda hayırlı olsun öğretim yılı OKULLAR AÇILIRKEN…
Binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşabilen insan eserleri, insanlığın ATA ESERLERİDİR!.. Binlerce yıl öncesinde bu dünyamızdan geldiler, geçtiler, ama eserleriyle, duygularını, düşüncelerini, inançlarını, bilimlerini, hatta hayallerini bile bize ESRLERİYLE BIRAKTILAR. Yani, onlar , eskiden gelip, geçmiş de olsalar, ESRLERİYLE, DUYGU VE DÜŞÜNCELERİYLE ARAMIZDALAR,, KONUŞUYORLAR BİZİMLE!.. “Tabi onları taştır, eskidir, ne işe yararlar?..” deyip, kıymetlerini bilmez, korumazsak, bu müthiş, ruhsal muhabbetten yoksun kalırız. Unutulmasın, geçmiş köklerinin kıymetine sahip çıkmayanların geleceği kuruyup, çürümek olur!.. Ülkemizde utanılacak durumdur!.. Ataların tarihi eserleri, bir bir tahrip edilmekte veya kıymetlerine kayıtsız kalınmaktadır!.. Yabancı bilim evlatları da olmasa, onlar gelip sahip çıkmasa, nerdeyse bütün tarihi eserler, bulunsa bile çöpe atılacak durumda!.. Bu yazıya ispat istenirse, söyleyeyim: Bir çağı, kapatıp, yeni bir çağı getiren, şanlı atamız, Fatih Sultan Mehmet’in icat ettirdiği, ve İstanbul’un, kölecilerden fethedilmesinde, EN BÜYÜK ROLÜ OYNAYAN, ŞAHİN TOPU, ŞİMDİ HANGİ MÜZEDE SERGİLENİYOR, ACABA?.. İnternetten girip öğrenebilirsiniz!..
DUYARSIZLIK, BEYİNSİZLİK, İNANÇSIZLIK VE BİLİMSİZLİK, KÖLECİLERE DAVETİYE DEMEK DEĞİLMİDİR?..
Kuran’ ı Kerim. Sure 10/100: Hiç kimsenin Allah’ın izni ve teşviki olmaksızın, iman etmesine imkân yoktur. Allah akıllarını iyi kullanmayanlara da azâp eder.
Van, Türkiye’nin doğusunda yer alan ve doğal güzellikleri ile ünlü bir şehir olmasının yanı sıra, spor alanında da dikkat çekici gelişmelere ev sahipliği yapmaktadır. Sporun her dalında yaşanan heyecan verici anları ve gelişmeleri van haberile takip etmek artık çok daha kolay. Van Olay, spor dünyasında yaşanan son dakika gelişmelerini sizlerle buluşturuyor.
Sporun Kalbi Van’da Atıyor
Doğu Anadolu’nun incisi Van, yalnızca tarihi ve kültürel zenginlikleriyle değil, aynı zamanda spor alanındaki dinamik yapısıyla da dikkat çekiyor. Buz hokeyi, futbol ve basketbol gibi birçok branşta düzenlenen etkinlikler, kentin spor tutkunları için önemli birer buluşma noktası haline gelmiş durumda. Van Olay sayesinde bu etkinlikler hakkında detaylı bilgiye ulaşabilir, sporun kalp atışlarını hissedebilirsiniz. Bölgede düzenlenen çeşitli spor etkinliklerinin yankısı, yerel ve ulusal medya aracılığıyla geniş kitlelere ulaşmaktadır.
Van Olay İle Her Zaman Güncel Kalın
Gelişen teknolojiyle birlikte haberlere ulaşmak artık çok daha hızlı ve kolay. Van haberleriile spor dünyasında yaşanan en güncel olayları, turnuvaları ve karşılaşmaları anında öğrenebilirsiniz. Van Olay, bu anlamda güvenilir bir haber kaynağı olarak öne çıkıyor. Spor dünyasındaki son gelişmeler, uzman yorumları ve analizlerle desteklenerek, okuyucuya en doğru bilgiyi sunmakta. Her an her yerden haberlere erişebilme imkanı sunan Van Olay, okuyucularını doğru ve tarafsız bilgilendirmeyi ilke edinmiştir.
Van’da Spor Kültürü ve Katkıları
Van’da spor kültürü, çocukluktan başlamaktadır. Okullarda ve spor kulüplerinde verilen eğitimler sayesinde genç yetenekler keşfedilmekte ve desteklenmekte. Bu durum, Van ilinin spor anlamında daha fazla değer kazanmasına olanak tanımaktadır. Bölge halkı, sporun birleştirici gücüne inanmaktadır. Sporun, bireylerin fiziksel ve mental gelişimine katkılarının farkında olan Vanlılar, bu alanda yapılan her türlü çalışmayı ve etkinliği desteklemektedirler. Van son dakikahaberleri ile bu ilerlemeler hakkında bilgi sahibi olmak mümkündür.
Van Olay: Doğru Bilgi, Tarafsız Haber
Okuyucularına her zaman doğru ve tarafsız bilgi sunmayı amaçlayan Van Olay, özellikle spor haberlerinde bu ilkesinden ödün vermemektedir. Her türlü gelişmeyi, olayın merkezinden anlık olarak takip ederek okuyucularına aktarmaktadır. Van’ın spor alanındaki potansiyelini artıran ve bu alandaki başarılarından gurur duyan Van Olay, bu başarıların toplumda yaygınlaşmasına da katkıda bulunmaktadır. Böylece spor dünyasındaki tüm önemli gelişmeleri yakından takip ederek topluma sunmaktadır. Sporun birleştirici ve geliştirici yönlerini ön plana çıkaran içerikleriyle Van Olay, okuyucularına kaliteli ve kapsamlı bir haber deneyimi yaşatmaktadır.
Edirne’de belediye ekipleri tarafından, köklerinin zayıfladığı ve tehlike oluşturduğu gerekçesiyle kaldırılan Sabuni Mahallesi’ndeki ceviz ağacının yerine, Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın’ın da katılımıyla kesilen ağacı 100 yıl önce diken ailenin torunlarıyla birlikte çınar ağacı dikildi.
Edirne Belediyesi, Çarşamba akşamı sosyal medyadan yaptığı duyuruda; Sabuni Mahallesi’ndeki İki Kapılı Han Caddesi, Kurtdereli Mehmet Sokak, Mutafçılar Sokak, Selamsız Sokak ve Eski İstanbul Caddesi’nin kesişim noktasını kapsayan noktada refüj düzenleme ve asfaltlama çalışmaları gerçekleştirdi. Çalışmalar kapsamında, sabah işe gitmek için bölgeye gelen vatandaşlar, Rüstempaşa Kervansarayı yanındaki cadde üzerinde bulunan ceviz ağacının bölgeden kaldırıldığını görünce şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kaldırılan ağacın bulunduğu yere refüj yapıldığı görüldü.
‘RİSK OLUŞTURUYORDU’
Konuyla ilgili gelen tepkiler üzerine Edirne Belediyesi’nden açıklama yayınlandı. Açıklamada, “Sabuni Mahallesi Kurt Dereli Mehmet Sokak kavşağında bulunan ceviz ağacı, yapılan teknik incelemeler sonucunda çevre ve vatandaş güvenliği açısından risk oluşturduğu için yerinden kaldırılmıştır” denildi.
ÇINAR FİDANİ DİKİLDİ
Ağacın kaldırılmasının ardından sevindirici gelişmeyse dün yaşandı. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ve beraberindeki heyet, dün ağacın bulunduğu alana gelerek, yerine çınar ağacı fidanı dikti. Ceviz ağacı bir asır önce babaannesi ve dedesi tarafından dikilen Saim Kapan ve eşi Şükran Kapan da çınar fidanı dikimine katıldı.
‘HASSASİYET GÖSTEREN HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUM’
Burada kısa bir açıklama yapan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, “Şehrimizde bir çok çalışma yürütüyoruz. Geçtiğimiz günlerde de Atatürk Bulvarı’nda bir ağacımız yıkıldı. Ağaç yıkılınca da hasar meydana geldi. Allah korusun cana gelmedi, mala geldi. Malın telafisi var ama şehirde ne yazık ki böyle bazı ağaçlarımız vadesini tamamlamış oluyor. Şimdi öncelikle hem size, hem de tüm Edirneli hemşerilerime çok teşekkür ediyorum, bu konuda çok hassaslar. Hem bir taraftan çevreyi korumaya çalışıyoruz ama bir taraftan da hemşerilerimizin can güvenliğini korumaya çalışıyoruz. Biz şimdi hemen yerine, çevrenin iklimine de uygun yeni bir ağaç dikeceğiz. Sizin gibi duyarlı hemşerilerime de, bu konuda tepki gösteren hemşerilerime de teşekkür ediyorum. Şehrimize hep beraber sahip çıkacağız” dedi.
Küresel ısınmayla birlikte Türkiye’de de son yıllarda artan kuraklık nedeniyle üreticiler verimde büyük kayıplar yaşarken, Trakya’da tamamlanması için dört gözle beklenen Çakmak Barajı’na Meriç Nehri’nden ilk su basıldı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İpsala’daki çeltik festivalinin ardından ilçedeki Rabia Kadıoğlu Camisi’nde Cuma namazını kıldı. Cuma namazı sonrası, Uzunköprü ilçesine geçen Bakan Yumaklı, burada yapımı tamamlanan Çakmak Barajı Meriç Nehri İletim Hattı’nın açılışını gerçekleştirdi. Bakan Yumaklı’ya burada Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Uzunköprü Kaymakamı Muammer Köken, kurum ve kuruluş temsilcileriyle üreticiler eşlik etti.
‘72 MİLYON DEKARLIK ALANI SULAMAYA AÇTIK’
Bakan Yumaklı, iletim kanalının açılışını gerçekleştirdikten sonra basın açıklaması yaptı. Suyun stratejik bir sektör olduğunu söyleyen Yumaklı, “Türkiye’de su ve sulama yatırımlarına çok ciddi önem veriyoruz. Birinci önceliğimiz olduğunu söylemek istiyorum. Cumhurbaşkanımız da suyun hayat olduğunu, suyun medeniyet olduğunu her seferinde ifade ediyorlar. Ben buradan sözlerime başlamadan önce bütün yatırımlarımızda, bütün faaliyetlerimizde bizlere destek olan, cesaret veren sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı arz ediyorum. Son 23 yılda yaklaşık 3.4 trilyon liralık yatırım yapıldı su ve sulama alanına. Yaklaşık 11 binden fazla tesisi de bu süre içerisinde devreye soktuk vatandaşlarımızın, milletimizin, hem üretim anlamında üreticilerimizin, içme suyu anlamında da şehirlerimizin, vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Gıda arz güvenliği için son derece kıymetli 72 milyon dekarlık alanı sulamaya açmış olduk. Yorulmadan, usanmadan çalışmaya devam ediyoruz. Bu ülkenin pırıl pırıl mühendisleri, bu yapıların hepsinde çalışıyorlar. Bu eserlerin tamamında imzaları var” dedi.
‘EDİRNE’DE 92 BİN DEKARLIK ARAZI TAŞKINDAN KORUNUYOR’
Edirne’ye son 23 yılda 55 milyarlık yatırım yapıldığını kaydeden Yumaklı, “Son 23 yılda Edirne’ye 55 milyar liralık yatırım yapıldı, 237 tesis inşa edildi, 9 baraj, 28 gölet bu süre içerisinde devreye alındı. 606 bin dekarlık alan da sulamaya açılmış oldu. 2.5 milyon dekarlık arazi de toplulaştırıldı bu süre içerisinde. Yani bu yatırımların gerçekleşmesi sadece bir bina yapımından, ya da bir tesis yapımından ibaret değil. Diğer bütün altyapıları da, toplulaştırma dahil tamamlamak durumundayız. Bu süre içerisinde 116 taşkın koruma tesisi de yine Edirne’ye yapılmış oldu. 92 bin dekarlık bir arazinin taşkından korunduğunu da söylemek istiyorum” diye konuştu.
‘ÇAKMAK BARAJI’NDA 75 MİLYON METREKÜP SU TUTULACAK’
Meriç Nehri’nde su aktarımına başlanan Çakmak Barajı’nda kış aylarında toplam 75 milyon metreküp suyun muhafaza edileceğini söyleyen Bakan Yumaklı, “Şu anda içinde bulunduğumuz alan Çakmak Barajı’nın su toplama alanı. Meriç Nehri’nden Çakmak Barajı’na su aktarma projesi bugün itibariyle arkamda duymuş olduğunuz sesle birlikte başlamış oldu. Baraj kış aylarında yaklaşık 75 milyon metreküplük bir suyu Meriç Nehri’nden buraya aktarmak suretiyle muhafaza etmiş olacak. Tabii arkadaşlarımız daha sonra bu süreçler devam ettikçe bu toplanan su miktarını arttıracak ya da azaltabilecekler. Bu tesisin yani bu su aktarma tesisinin maliyeti yaklaşık 657 milyon barajla birlikte. Meriç’ten alınacak olan su 12 kilometrelik bir pompa istasyonuyla aktarma ve iletim kanalına iletilmiş olacak. Oradan da 5 kilometrelik bir başka kanala geçecek. Biraz önce açılışını yaptığımız ve çalışma sesini duyduğumuz 8 devasa pompayla birlikte de bu baraja akmış olacak” şeklinde konuştu.
‘ÜRETİCİLER ARTIK STRES YAŞAMAYACAK’
İletim kanalının faaliyete alınmasıyla, bölge üreticilerinin yaz aylarında yaşadığı su sıkıntısının da sona ereceğini kaydeden Bakan Yumaklı, “Bu alandaki, yani Edirne’deki çiftçilerimizin özellikle, İpsala’daki, Uzunköprü’deki ve bu civardaki çiftçilerimizin çok yoğun bir şekilde suyla alakalı problemleri oldu. Çünkü burayı besleyen Meriç ve Tunca Nehirlerinin debileri yaz aylarında, özellikle kurak dönemlerde çok ciddi düşüşler gösterdi. Elbette ekilen ürünlerin suya ve sulamaya ihtiyacı vardı. Bu dönem de ağır bir stres yaratıyordu. Artık bu konu da tarihe karışmış durumda. Bu kadarla bırakacak mıyız? Hayır bırakmayacağız. Edirne’de olduğu gibi ülkemizin dört bir tarafında su ve sulama yatırımlarını yapmaya devam edeceğiz, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da. Vatanımıza, milletimize, üreticilerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah buradan sağlanan suyla beraber çok verimli, çok kaliteli, çok güzel, bereketli ürünler elde edilir. Hem gıda arz güvenliğimizin teminatı olur, hem de vatandaşlarımızın geliri bu manada katlanmış olur” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı daha sonra Uzunköprü Kaymakamlığı ve AK Parti Uzunköprü İlçe Başkanlığı’nı ziyaret ederek, kentten ayrıldı.
Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, ilköğrenimini tamamladığı Kurtuluş İlkokulunu ziyaret ederek geçmişe dair anılarını tazeledi ve öğrencilerle keyifli anlar yaşadı.
Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan’ı okul bahçesinde tezahüratlarla karşılayan öğrenciler, kendi elleriyle yaptıkları resimleri takdim ederek duygusal anlar yaşattı. Başkan Gencan, miniklere sağlıklı atıştırmalıklar dağıtarak onların mutluluğuna ortak oldu. Öğrencilerle sohbet eden Başkan Gencan, okul hayatları, dersleri ve hobileri hakkında sorularını yanıtladı, onların enerjisine ve heyecanına eşlik etti.
Ziyaret sırasında Başkan Gencan, okuldaki anılarını da paylaştı. “Bu okulda okumuş olmak benim için ayrı bir gurur kaynağı. Bugün burada öğrencilerle ve öğretmenlerle bir araya gelmek, anılarımı tazelemek ve çocuklarımızın heyecanına ortak olmak beni çok mutlu etti. Edirne’nin geleceği olan çocuklarımızın eğitimine katkı sunmak her zaman önceliğimiz olacak” diyen Gencan, geçmişteki arkadaşlıklarını ve öğretmenleriyle yaşadığı güzel anları hatırlayarak öğrencilerle nostaljik bir bağ kurdu.
Öğretmenler ve okul yönetimi ile de bir araya gelen Başkan, yeni eğitim-öğretim yılının tüm öğretmenler ve öğrenciler için başarılı geçmesini temenni etti. Ayrıca okula yeni başlayan birinci sınıf öğrencilerine başarılar dileyen Gencan, onlarla birlikte şarkılar söyleyerek keyifli anlar yaşadı.
Ziyaretin sonunda Gencan, “Ülkemizin geleceği, çocuklarımızın gülüşlerinde ve gözlerindeki umutta saklı. Kurtuluş İlkokulu’nu yıllar sonra yeniden ziyaret etmek, geçmişe dair güzel anılarımı tazelemek ve minik öğrencilerimizin heyecanına ortak olmak benim için çok özel bir deneyimdi. Onlarla sohbet ettik, hayallerini dinledim ve her biri bana Atatürk’ün izinden yürüyerek çok çalışacaklarına söz verdi. Bu pırıl pırıl çocuklarımızın yarınlarımızı daha aydınlık ve güzel bir geleceğe taşıyacağından hiç şüphem yok.” ifadelerini kullandı.
Instagram’da gizli hesapları görüntülemek artık çok kolay!Instagram gizli hesap görme işlemlerinde uzman olan Postegro platformu, kullanıcılarına ücretsiz ve güvenli erişim imkanı sunmaktadır.
Postegro Nasıl Çalışır
Postegro, Instagram’ın gizlilik ayarlarını aşan özel algoritmalar kullanarak gizli hesapların içeriklerini görüntüleme imkanı sağlar. Platform, Instagram’ın güvenlik sistemlerini bypass ederek, özel profillere erişim açar.
Sistem, Instagram’ın sürekli değişen güvenlik önlemlerine karşı otomatik olarak güncellenir. Bu sayede her zaman çalışır durumda kalır ve kullanıcılar kesintisiz hizmet alır. Postegro’nun gizli hesap görme teknolojisi, sektördeki en gelişmiş sistemlerden biridir.
Adım Adım Kullanım Kılavuzu
Postegro kullanmak son derece basittir. İlk olarak my.phostegro.com adresini ziyaret edin. Ana sayfada gördüğünüz arama kutusuna, görüntülemek istediğiniz gizli hesabın kullanıcı adını yazın. Kullanıcı adını @ işareti olmadan girin.
Arama butonuna tıkladıktan sonra, sistem otomatik olarak hesabı analiz etmeye başlar. Bu işlem genellikle 10-30 saniye sürer. İşlem tamamlandığında, gizli hesabın tüm fotoğrafları, videoları ve hikayeleri görüntülenecektir.
Postegro’nun Avantajları
Postegro tamamen ücretsizdir ve kayıt gerektirmez. Herhangi bir kişisel bilgi paylaşmanıza gerek yoktur. Platform, mobil cihazlarda da mükemmel çalışır, bu sayede istediğiniz yerden gizli hesaplara erişim sağlayabilirsiniz.
Sistem 7/24 aktiftir ve kesintisiz hizmet verir. Instagram tarafından tespit edilmesi mümkün olmayan gelişmiş gizleme teknikleri kullanır. Tüm işlemler anonim olarak gerçekleştirilir ve kullanıcı güvenliği en üst düzeyde tutulur.
Güvenlik ve Gizlilik
Postegro, gizli hesap görme ve gizli instagram hesabı görme konularında kullanıcı güvenliğini ön planda tutar. Platform üzerinde yapılan tüm aramalar SSL şifreleme ile korunur. Hiçbir kullanıcı verisi saklanmaz ve log tutulmaz.
Instagram hesabınızın güvenliği konusunda endişelenmenize gerek yoktur. Postegro, hedef hesaba erişirken sizin Instagram hesabınızı kullanmaz. Tamamen bağımsız çalışır ve hesabınıza zarar vermez.
my.phostegro.com adresinden hemen Postegro’yu deneyin ve Instagram’daki gizli hesapları keşfedin!
Olgay GÜLER Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, özellikle son yıllarda artan kuraklığın kaynağı küresel iklim değişikliğinin büyük risk oluşturduğunu belirterek, Edirneli çiftçinin çektiği su sıkıntısına rağmen üretim azmini Kurtuluş Savaşı’na benzetti.
Bakan Yumaklı, Türkiye’nin çeltik üretiminin yüzde 40’ını yapan Edirne’de, en çok çeltiğin üretildiği İpsala ilçesinde hasat etkinliğine katıldı. İlçede bugün başlayan İpsala Çeltik Festivali ve Tarım Fuarı’na katılarak üreticilerle buluşan Bakan Yumaklı’ya, Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, İpsala Belediye Başkanı Mehmet Kerman, AK Parti İl Başkanı Belgin İba, kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle vatandaşlar eşlik etti.
‘EN ÖNEMLİ RİSKLERDEN BİRİSİ KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ’ Buradaki programda konuşan Bakan Yumaklı, tarım ve orman sektörünün dünyadaki stratejik konumunu güçlendirerek arttırdığını söyledi. Bakan Yumaklı, “Bu sadece basit bir cümle değil. Gıda konusu artık ülkelerin güvenlik konusunda ilk üçe giren başlıklarından bir tanesi. Ama çok önemli sınamalarla karşı karşıyayız. Özellikle de dış etkilere açık tarımsal üretim, küresel iklim değişikliğinin de etkisiyle çok ciddi bir şekilde tarımı da etkilemeye başladı. Biz en önemli risklerden bir tanesini de küresel iklim değişikliği olarak görüyoruz. Bu sene hepiniz takip ettiniz. Bir yandan orman yangınlarıyla mücadele ederken, diğer taraftan da şehirlerin gerek sulama suyu, gerekse içme suyu problemleriyle mücadele ettik. Tarımsal üretimi 2024 yılı içerisinde suyu merkeze alan bir üretim planlamasıyla, başka bir boyuta geçirmiştik. Bunun etkilerini, bunun sonuçlarını inşallah önümüzdeki dönemde çok net bir şekilde görmeye devam edeceğiz. Çünkü artık elimizdeki su kaynağı başta olmak üzere bütün kaynaklarımızı gözeterek hangi ürünün nerede, hangi ürün deseninde üretileceği konusu bizim birinci önceliğimiz. Biz derken bakanlık olarak kendimizden bahsetmiyorum. Burada hem valimiz, vekilimiz, başkanlarımız bahsetti. Edirne hakikaten bir Kurtuluş Savaşı verdi, özellikle İpsala bu çeltik ve su problemiyle ilgili ama bir oldu, beraber oldu. Sorunlarını doğru tespit etti. Çözümünü de doğru tespit etti ve hep birlikte bir yürek olarak bu sorunu çözdük. İşte önümüzdeki dönemde de bizim için büyük problem olma adayı olan iklim değişikliğinin getireceği her türlü problemi de aynı bu şekilde burada olduğu gibi bütün Türkiye’de de çözmek durumundayız” dedi.
‘RİSKLERİ BERABER YÖNETECEĞİZ’ Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 2026-2028 dönemini kapsayan orta vadeli programa değinen Bakan Yumaklı, “Bu planda tarım, orman ve su sektörüne ayrı bir başlık açıldı. Özellikle gıda arz güvenliğimize destek olacak, enflasyonla mücadeleyi de ön plana alan, sektörün altyapısını güçlendirerek yeni normal dediğiniz risklere karşı dayanıklılığımızı arttıracak çok önemli adımlar yer alıyor. İnşallah hep birlikte önümüzdeki üç yılda bu planın hayata geçirilmesi için var gücümüzle çalışacağız. Bu sayede biraz önce söylediğim detaylarını hepimizin sadece dinleyerek değil yaşayarak gördüğü riskleri de birlikte yöneteceğiz inşallah. Tabii bizler de bakanlık olarak Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. Bu hedeflerimizin en önemlisi de bir cümleyle ifade edecek olursak; güçlü Türkiye’nin yolunun, güçlü tarımdan geçtiğinden hareketle sektörümüzü daha güçlü daha dayanıklı hale getiriyor olmak” diye konuştu.
SON 23 YILDA EDİRNE’YE 104 MİLYAR LİRA DESTEK Bakan Yumaklı, son 23 yılda Edirne’ye bütün destekler, yatırımlar, tarım, orman ve su sektörüne ait yaklaşık 104 milyar lira tutar aktarıldığını söyleyerek, “Su ve sulama alanında 237 tesis hizmete alındı. Bununla beraber 606 bin dekarlık arazi de artık suyla kavuşmuş durumda. Bütün bu sulamaya açılan arazilerin yıllık Edirne ekonomisine katkısı da 6.2 milyar liranın üzerinde. Yetiştiricilerimizin özellikle ekonomik hayvancılık yapabilmesi konusunu da unutmadık. Burada 235 bin dekar alanda mera ıslah çalışmaları yapıldı. Bunlara da devam edeceğiz inşallah. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 713 bin dekarlık alana sahip 7 ovamızı da topraklarımızı koruma adına güvenceye almış olduk. Bakanlık olarak verdiğimiz destekler var. Yaptığımız yatırımlar var. Peki sonuçları ne oldu? Bitkisel üretimde yüzde 41 artış var. Küçükbaş hayvan varlığımızda yüzde 109 artış var. Büyükbaş hayvan varlığımız hakeza potansiyelini korumaya devam ediyor. Arılı kovan yüzde 57 arttı. Su ürünlerindeki üretim miktarımız yüzde 92 arttı. Bu sayede ilimizin tarımsal hasılasını 24 kat artışla 19 milyara çıkarmış durumdayız. Tabii ben bunu bahsederken hep birlikte olduğunun tekrar altını çizeyim. Yani bu başarı, gelinen bu nokta buradaki üreticilerimizin, Edirne’deki bilinçli, ne yaptığını bilen hakikaten ulaşmak istediği hedefe ulaşmak için gece gündüz gayret sarf eden siz üreticilerimizin onu da hakkınızı teslim etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
‘ÇELTİKTE YAKLAŞIK 1 MİLYON TON REKOLTE BEKLİYORUZ’ Çeltiğin, hem küresel hem de ulusal alanda stratejik bir ürün olduğunu da vurgulayan Bakan Yumaklı, “Çeltik üretimi konusu bambaşka bir konu. Çünkü bizim kültürümüzde de çok önemli bir besin kaynağı ama dünyanın yarısından fazlasının da temel besin kaynağı. Sadece sofraların bir ürünü değil aynı zamanda binlerce üreticinin de gelir kaynağı. Bu nedenle hem küresel hem de ulusal alanda önemli bir stratejik konuma sahip. Küresel iklim değişikliğinin artan girdi maliyetlerinin zorluklarına rağmen, çeltik üretiminde dünya standartlarının üzerinde bir başarıya imza atıyoruz. Bunu da söylemem gerek. Son 23 yılda çeltikte, ekiliş alanlarımız 2.1 bir kat arttı. Üretim miktarımız 2.8 kat arttı. Verim de 1.3 kat arttı. Yani 2002’de 360 bin tondu çeltik üretimimiz, bugün 1 milyon tonların üzerine çıkmak için zorluyor. Bu gurur verici başarıda emeği olan azmi ve yenilikçi tarım politikalarını uygulayan bütün paydaşlara canı gönülden teşekkür ediyorum. 2025 yılı için rekolte beklentimiz de yine yaklaşık 1 milyon ton civarında, 988 bin ton gibi bir rekolte bekliyoruz. Halkımızın pirinç ihtiyacının yüzde 72’sini biz kendi topraklarımızda üretiyoruz. Gıda güvenliğimize önemli bir katkıyı buradan sağlıyoruz. Biraz önce değerli vekilim söyledi. Türkiye’deki çeltik üretiminin yüzde 40’ı Edirne’de sağlanıyor. Bu da son derece önemli. Demek ki sürdürülebilirlik açısından da bizim çok daha farklı gelişmeleri de burada uygulayabileceğimiz anlamına geliyor. 2024 yılında Edirne’de 486 bin dekarlık alanda bir ekim yapılmıştı. Türkiye ortalamasının üzerinde de 391 bin tonla önemli bir ürün elde edilmiş oldu” ifadelerini kullandı.
‘FARKLI ÜRÜN DESENLERİYLE MÜNAVEBELİ EKİM GEREKİYOR’ Tarımsal üretimde su yönetiminin hayati öneme sahip olduğuna dikkat çeken Yumaklı, “Tarımsal üretimin planlamasında yalnızca verimliliğin değil aynı zamanda su yönetimi odaklı yapılmasının da önemi hayati. Bu bağlamda ürün desenlerinin yeniden şekillendirilmesi konusunu değerli valimiz söyledi. Su tüketimi daha düşük alternatiflerin devreye alınması ve sulama verimliliği tekniklerinin uygulanması bundan sonra da bizim için hayati önemi de olacak. Birkaç örnek vermek istiyorum. Bunu üreticilerimiz elbette bizden çok daha iyi biliyorlar ama çeltik ekim alanlarının sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla ve su kullanımının dengelenmesini sağlamak amacıyla buğday ve arpayla silajlık mısır-dane mısır, buğday ve arpayla yine ayçiçeği silajlık mısır-dane mısır gibi münavebe desenlerine yönlenmemiz gerekiyor. Şimdi peki ben neden bu kadar detayı buradan söylüyorum? Emin olun bizi şartlar zorlamadan eğer biz bunlara hazır olursak hem olumsuz etkiyi azaltır, hem de verimliliği en baştan itibaren garantilemiş oluruz” dedi. ‘TMO ÇELTİKLE İLGİLİ HAZIRLIKLARINI TAMAMLADI’ Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) önceki yıllarda olduğu gibi bu yılda da 2025 dönemi çeltik alımına ilişkin depolama, personel ve finansman hazırlıklarını tamamladığını dile getiren Yumaklı, “Hasat ve piyasaları yakından takip etmeye başladık. Hemen bir parantez açayım. Hububatla alakalı alımlarda bu zamana kadar yaklaşık 50.7 milyardı yanılmıyorsam tutarı Edirneli çiftçilerimize ödedik. Geri kalanını da ödemeye devam ediyoruz. İhtiyaç olması durumunda yine çeltik piyasasını takip edecek Toprak Mahsulleri Ofisi ve hem üreticilerimizi, hem de piyasayı dikkatle takip ederek gerekli tüm politikaları uygulamaya devam edecek. Bundan önceki dönemlerde olduğu gibi” diye konuştu. ‘TARIM BİTTİ YÖNÜNDEKİ SÖYLEMLER KIRMIZI ÇİZGİM’ Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğini söyleyen Yumaklı, “Tarım sektörü hiçbir zaman için modası geçmeyecek, insanlık tarihiyle birlikte var olmuş insanlık tarihiyle beraber var olacak bir sektördür. Önemli bir sektördür. Dolayısıyla bütün verilerimizi, bütün sonuçlarımızı daha ileriye götürmek zorundayız. Tarım konusunda herkesin bir şekilde fikir beyan etmesini artık normal karşılıyoruz. Ama bir kırmızı çizgimiz var; onu da buradan belirtmek istiyorum. Her türlü şarta, her türlü zorluğa, her türlü olumsuzluğa rağmen, üretimden asla vazgeçmeyen ve bu ülkenin insanının gıdasının garantisi, bu ülkenin ekonomisinin en önemli kalemlerinden birinin hamisi olan üreticilerimize, ‘Artık bu konu ülkemizde bilinçsiz bir şekilde yapılıyor, tarım bitti, bizden artık hiçbir şey olmaz’ diyenlerin haksızlığı benim için kırmızı çizgi. Çünkü ben bunu, üreticilerimize saygısızlık olarak görüyorum. Bunu da buradan tekrar ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal da, Edirne’nin Türkiye’de üretilen pirinci yüzde 40’ını üreterek sofralara bereket kattığını söyledi. Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne’nin tarımı seven bir şehir olduğuna dikkat çekerek, “Bizim hedefimiz şu anda çeltik üretiminde Türkiye’de ilk sıradayız ve bu çeltik üretimini sürdürülebilir bir halde devam ettirmek. Diğer taraftan da alternatif ürünler neler olabilir? Onlarla ilgili çalışmalarımızı da yaptık ve inşallah onları da sizlere arz edeceğiz. Edirne’mizin tarımla ve hayvancılıkla Türkiye’nin en öncü ve projeleriyle en özgü illerinden bir tanesi olması için bütün arkadaşlarımızla beraber inşallah çalışmalarımızı devam ettireceğiz” dedi. Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı ve beraberindeki heyet fuar alanını gezip, çeltik hasadına katıldı.
Edirne’de kontrolden çıkarak üst geçidin ayağına çarpıp şarampole sürüklenen otomobilin sürücüsü Vilayet Araz, hayatını kaybetti. Kaza, sabah saatlerinde TEM Otoyolu’nun Söğütlüdere mevkisinde meydana geldi. Vilayet Aras’ın kullandığı 06 JUP 40 plakalı otomobil, kontrolden çıkarak üst geçidin ayağına çarpıp, yaklaşık 15 metre şarampole sürüklenip, ağaca çarptı. Kazayı görenlerin ihbarıyla bölgeye jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde Araz’ın hayatını kaybettiği belirlendi.
Cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından Araz’ın cansız bedeni Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı.
Araz’ın torununun doğum gününe katılmak üzere kızı ve damadının yanına geldiği öğrenildi. Jandarmanın kazayla ilgili inceleme başlattı.
Edirne Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’ne bağlı Sağlık İşleri Birimi, 13 Eylül Dünya İlk Yardım Günü kapsamında, ilk yardımın önemini ve doğru uygulama yöntemlerini anlatan bir bilgilendirme videosu hazırladı.
Screenshot
Vatandaşların bilinçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmada konuşan İlk Yardım Eğitmeni Hemşire İnci Özer, 13 Eylül’ün her yıl Dünya İlk Yardım Günü olarak kutlandığını belirtti. İlk yardımın, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar hasta veya yaralıya uygulanan hayat kurtarıcı müdahaleler olduğunu vurgulayarak boğulmanın saniyeler içinde ölümle sonuçlanabilecek acil bir durum olduğuna dikkat çekti. Soluk borusunun tamamen tıkanmasının geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabileceğini, karın manevrası ve göğüs basısının doğru uygulandığında bu tehlikeyi ortadan kaldırdığını söyledi. Her an bir hayat kurtarmaya hazır olmak için ilk yardım bilgisinin lüks değil, bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Screenshot
Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan ise yaptığı değerlendirmede, ilk yardım bilgisinin hayatın her anında karşılaşılabilecek kritik bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Başkan Gencan, “İlk yardım yalnızca sağlık çalışanlarının değil, hemşehrilerimizin öğrenmesi gereken temel bir beceridir. Çünkü hepimiz bir gün, hiç ummadığımız bir anda bir yakınımızın, bir komşumuzun ya da sokakta tanımadığımız birinin hayatını kurtaracak müdahaleyi yapmak durumunda kalabiliriz. Bu bilgiye sahip olmak, sorumluluk sahibi her vatandaş için hayati bir görevdir. Belediye olarak biz de hemşehrilerimizin bu konuda bilinçlenmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çocuklarımızdan gençlerimize, yetişkinlerden yaşlılarımıza kadar herkesin temel ilk yardım bilgisine ulaşabilmesini arzu ediyoruz. Bugün atılan küçük bir adım, yarın büyük bir fark yaratabilir. Hazırlanan bu video çalışmasının Edirneliler için yol gösterici olacağına ve farkındalığı artıracağına inanıyorum. İlk yardım bilgisi, bir gün sevdiklerimizin hayatını kurtarmamıza vesile olabilir” ifadelerini kullandı.