Kuvvetli yağış uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezi, Trakya ile İstanbul’un Avrupa Yakası’nda bugün beklenen yerel kuvvetli yağışlar konusunda uyarıda bulundu.

Su sabah saatlerinden itibaren başlayarak saat 18.00’e kadar sürecek kuvvetli yağış konusunda şunlara yer verildi:

“Yapılan son değerlendirmelere göre; yarın (Perşembe) kuzeybatı kesimlerde görülecek gök gürültülü sağanak yağışların, Trakya Kesimi (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ), Çanakkale’nin kuzey ve İstanbul’un Avrupa Yakası’nda yerel kuvvetli olması beklendiğinden ani sel, su baskını, yıldırım, yerel küçük çaplı dolu ve yağış anında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.”

Meteoroloji’nin 5 günlük hava tahmin raporuna göre bugün beklenen kuvvetli gökgürültülü sağanak yağışın ardından hava hafta sonuna kadar genellikle açık geçecek ve 13 Temmuz Pazartesi günü gökgürültülü sağanak yağış yeniden etkili olacak.

‘Sabır değil çözüm istiyoruz’

Edirne Emekliler Derneği Yönetim Kurulu, Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde emeklilerin hiç bu kadar mutsuz ve mağdur bırakılmadığına dikkat çekerek, “Yeter attık, TÜİK oyunları ile yüzde belirleyip bizleri sefalete mahkûm edemezsiniz” dedi.

Edirne Emekliler Derneği Yönetim Kurulu’nca “Yeter artık! Biz geçinemiyoruz, sefalet çekiyoruz” başlığı altında gerçekleştirilen açıklamada, 3 ayda maaşları %40 eridiğinin altı çizilerek, “Geldiğimiz noktada 3 ayda verilen zam eriyip gitmiştir. 6 ayda bir zam değil 3 ayda bir gerçek enflasyon rakamlarına göre zam yapılmalıdır” denildi.

Türkiye’de ekonomik krizin, derinleşen gelir adaletsizliği ve yüksek enflasyonun ağır yükünü emeklilerin taşıdığı belirtilen açıklamada şunlara yer verildi:

“Milyonlarca emekli günümüzde açlık sınırı altında yaşam mücadelesi verirken insanca yaşam koşulları da giderek daha fazla aşınıyor.

Bu ülkede gerçekler  TÜİK rakamlarında açıklandığı gibi değildir;

Bu ülkede emeklilerin %85’i açlık sınırı olan 35.759 liranın altında (Haziran 2025  açlık sınırı 26.115 lira ve ortalama emekli maaşı 25.000 lira.

Bu ülkede emeklilerin %65’i ya çalışıyor ya da iş arıyor ,(17 milyon emekliden 11 milyonu) 5.1 milyon kişi en düşük emekli maaşı olan (Her 3 kişiden 1 i)23.552 lira ile geçinmek zorunda.

Bu ülkede çalışanların %71’i asgari ücretle çalışıyor.(28.075,50)

Yeter attık TÜİK oyunları ile yüzde belirleyip bizleri sefalete mahkûm edemezsiniz.

Bizler sosyal yardım veya sadaka istemiyoruz, yıllarca ödediğimiz primlerin karşılığı olan ücretleri talep ediyoruz. Ödediğimiz primlerin yıllarca kötü yönetilmesinden, başka alanlarda kaynak olarak kullanılmasından bizler sorumlu değiliz, aksine mağduruyuz.

Bizi yönetenler maaşlarımızın zamanında ödenmesini bir lütuf gibi gösterip şükretmemizi söylüyorlar Bir de ne yazık ki düşük maaşın nedenini çok uzun yaşayan ölmeyen emeklinin sırtına yüklemeye çalışıyorlar. Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde emeklilerimiz hiç bu kadar mutsuz ve mağdur bırakılmamıştı.

Bu mağduriyetlerimizden biri de açıklanan son Temmuz ayı zamları da zam değil, Ocak ayından bu yana kaybedilen 3500 liralık maaş kaybıdır. TÜİK verilerine göre 6 ayda gıda deki artış %35,45 artışı, köprü ve otoyollardaki zam oranı %47, tavukta %400, ette %30, taze meyvelerde %54,26, sebzelerde %37,64, şehir içi ulaşımda %39 zam, genel mutfak enflasyonu%40,44, muayene katılım ücretlerine Temmuz’da %246, 6 ayda %400 zam (Eğitim ve araştırma hastanelerinde 26 liradan 90 liraya çıktı, artış %246)

Geldiğimiz noktada 3 ayda verilen zam eriyip gitmiştir. 6 ayda bir zam değil 3 ayda bir gerçek enflasyon rakamlarına göre zam yapılmalıdır. (3 ayda maaşlarımız %40 erimiştir.)

TÜİK in şu anki verilerine göre de SSK ve BAĞKUR emeklisine %17,76, memur ve memur emeklisine %13,52 zam yapıldı ve en düşük emekli maaşı 23.552 lira olmuştur.

TUİK eliyle 2020’den buyana %40 eksik hesaplama ile hakkımız olan çalınıyor ve geriye dönük ödenmelidir. (TUİK e göre 2026 enflasyon %32,11) Halbuki ENAG’a göre yıllık enflasyon %51,49 olduğuna göre verilmesi gereken zammın en az %38 olması gerekir ki. iyileştirme ile en düşük emekli maaşının Temmuz ayında 35.000 Lira olması gerekir.

Bu arada milletvekili maaşı 310.332 + emekli milletvekili maaşı 201.677=512.009 (499 milletvekili) maaş alıyorlar.Cumhurbaşkanımızın maaşı da  556.155 lira olarak gerçekleşti.

(Birde bur da başka bir tuzak var, sanki farklı zam yapılıyor gibi  Memur emeklisini işçi Emeklisine veya Ocak’taki tam tersi rakamlarla işçi emeklisini memur emeklisine düşman etmeye çalışıyorlar)

Bizler sosyal yardım veya sadaka istemiyoruz, yıllarca ödediğimiz primlerin karşılığı olan ücretleri talep ediyoruz. Ödediğimiz primlerin yıllarca kötü yönetilmesinden, başka alanlarda kaynak olarak kullanılmasından bizler sorumlu değiliz, aksine mağduruyuz. Yakın tarihli örnek olarak işsizlik fonunun işsizlere değil, büyük bölümünün amacı dışında işverenlere kaynak olarak aktarıldığını biliyoruz.

Geldiğimiz durumda da Hükümetin hep bir bahanesi var, terör dedik, pandemi dedik, savaş dedik, ekonomik kriz dedik, hep bir sabretme ve şükretme mantığı var. Bizler sabrederken birileri ballı maaşlarla, ballı ihalelerle bizim olanı alıyorsa orda sorun var demektir. Sabır kalmadı hakkımızı istiyoruz.

SABIR DEĞİL ÇÖZÜM İSTİYORUZ.

Bizleri yönetenler ülkemizdeki ekonomik krizleri, savaşları bahane ederek, açlık sınırı 35.759 lira, yoksulluk sınırı ise 116.478 lira iken emeklilerden 23.552 lira gibi onur kırıcı düşük maaşla yaşamasının istemesi insanlık dışıdır. Bu arada bekar bir çalışanın yaşam maliyeti 46.248 TL’dir. Gıda fiyatları son 6 ayda %35, son bir yılda %59.5 artış gösterdiği yerde %18-14 zam gerçeği yansıtmamaktadır.

Emeklilere insanca yaşayacağı maaşı vermek için kaynak yok diyenler  2026 bütçesinde teşvik, faiz ödemesi, vergi affı olarak 7 trilyonu sermayeye kaynak olarak bulabiliyorlar. Kötü yönetimlerin tercih edilen önceliklerin yarattığı ekonomik krizin faturasının emeklilere kesilmesine asla razı olmayacağız.

Bizler çok şey istemiyoruz, verilmeyen aşağıda sıralanan haklarımızı talep ediyoruz.

 1) Çalışanlara verilen seyyanen zam, güncel haliyle düzenlenerek Memur emeklilerine de faizi ile birlikte verilmelidir.

2) İntibak yasası yeniden güncellenerek haklarımız geriye dönük olarak faizi ile birlikte ödenmelidir. (ayn ıçalışma, aynı süre farklı maaş olmaz)

3)3600 ek göstergedeki haksızlıklardan emeklilerimizin mağduriyeti giderilmelidir.

4) Muayene ve ilaç katkı payları kaldırılmalıdır.

5) En düşük emekli aylığı 35.000 lira olmalıdır.

6) Yılda iki kez ödenen bayram ikramiyeleri en az asgari ücret düzeyinde olmalıdır.

7) Yapılan zamlar tüm emekli kesimine gerçek değerlerle aynı oranda yansıtılmalıdır.

8) İşçi ve kamu çalışanlarına verilen sendika ve toplu sözleşme hakkı Emeklilere de verilmelidir.

9)Emekli aylık bağlama oranlarının yeniden ele alınarak en az %70’e çıkarılmalıdır.

10)En büyük kitle olan emeklilerin(17 milyon)Banka promosyonları gözden geçirilmeli ve en az  2 asgari  ücretler düzeyinde koşulsuz yükseltilmelidir.

11)Barınma ciddi bir sorun haline gelmeye başladı ve bunun için ilçelerde başta olmak üzere kaliteli yaşam standarttı ile yaşlılar için yaşam evleri açılmalı, Kira yardımı,yakacak ve gıda  yardımı yapılmalıdır.

12)Vefat eden eşlerinden  aylık alan eş ve çocukların aylıkları günün koşullarına uygun olarak düzenlenmeli  ve mağduriyetleri giderilmelidir.

SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA KÖKLÜ DEĞİŞİKLİK;

Emeklilerin; uluslararası standart ve normlara uygun ekonomik ve sosyal hakların elde edilmesi ve bu hakların yasal güvence ile enflasyona korunması gerekir.

Şunu unutmayın ve unutturmayacağız da;Biz emekliler örgütlü gücümüzle, yerelde il siyasetini, genelde ülke siyasetini belirleyebileceğimizin farkındayız.

Emekliyi açlığa, sefalete mahkum eden zihniyetlere sandıkta gereken cevabı da vereceğiz. Yaşasın emeklilerin örgütlü mücadelesi. Yaşasın Edirne Emekliler Derneği.”

TGGF’de bayrak değişimi

Türkiye Geleneksel Güreş Federasyonu (TGGF) Edirne İl Temsilciği’ne Aziz Özcan getirildi.

TGGF Edirne İl Temsilciliği’ndeki bayrak değişimini Şamil Doğu Delen duyurdu. Bayrağı teslim eden Şamil Doğu Delen, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımda şunlara yer verdi:

“Görevimi kadim dostum meslektaşım Aziz Özcan’ a teslim ediyorum . Veda etmiyorum. Güreşimize olan sevdamız ve mesuliyet duygumuz aynı şekilde devam edecek yeni il temsilcimize tüm gücümüz ile yardımcı olacağız. Göreve atandığım günden bugüne Edirne güreşine desteklerini esirgemeyen Sayın İbrahim Türkiş ve kurmaylarına teşekkür ederim.”

Görevi devralan Aziz Özcan ise “Bu görevi bana layık gören Federasyon Başkanımız Sayın İbrahim Türkiş’e şükranlarını sunarım . Güreşin tüm paydaşları ile hep beraber ayrım yapmadan Edirne Güreşine Türk Güreşine hizmet etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kadınlara yeni mekan: Kadın Edirne Hanımeli

Edirne Belediyesi, kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik yaşama katılımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Kadın Edirne vizyonunu yeni projelerle büyütmeye devam ediyor.

Bu kapsamda, daha önce MOR EV olarak bilinen ve Edirne Kırmızısı ile yeniden hayat bulan tarihi yapı, Kadın Edirne Hanımeli adıyla 10 Temmuz Cuma günü saat 10.30’da düzenlenecek törenle hizmete açılacak.

Kadın Edirne Hanımeli; kadınların bir araya geleceği, üreteceği, sosyalleşeceği ve kendilerini geliştirebileceği sıcak bir yaşam alanı olarak tasarlandı. Merkezde kadın odaklı atölyeler, mesleki ve kişisel gelişim eğitimleri düzenlenirken; ziyaretçilerin keyifle vakit geçirebileceği sıcak-soğuk içecekler ile atıştırmalıkların sunulacağı konsept bir Gel-Al Kahve Alanı da hizmet verecek.

Konak Edirne ile başlayan Kadın Edirne vizyonunun yeni halkası olan Hanımeli, kadın girişimciliğini destekleyen, kadın emeğini görünür kılan ve dayanışmayı büyüten önemli bir buluşma noktası olacak.

“KADINLARIMIZIN BULUŞTUĞU HER ALAN, ŞEHRİMİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRİYOR”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Kadın Edirne vizyonuyla kadınların yaşamına dokunan kalıcı projeler üretmeye devam ettiklerini belirterek şunları söyledi: “Kadın Edirne vizyonumuzla çıktığımız bu yolda gördüğümüz ilgi ve dayanışma, doğru bir adım attığımızı bizlere gösterdi. Konak Edirne ile başlayan bu yolculuğu şimdi Hanımeli ile büyütüyoruz.

Hanımeli; kadınlarımızın bir araya geldiği, ürettiği, paylaştığı, sosyalleştiği ve yeni fikirler geliştirdiği sıcak bir yaşam alanı olacak. Kadınlarımızın birbirinden güç aldığı, üretimin görünür olduğu ve dayanışmanın büyüdüğü her alanın, şehrimizi de güçlendirdiğine inanıyoruz.

Kadınlarımızın sosyal ve ekonomik hayata daha güçlü katılımını destekleyen projeler üretmeye devam edeceğiz. Hanımeli’nin kentimize ve tüm kadınlarımıza hayırlı olmasını diliyor, tüm hemşehrilerimizi bu güzel başlangıca ortak olmaya davet ediyorum.”

Kadın Edirne Hanımeli, 10 Temmuz Cuma günü saat 10.30’da, Talatpaşa Mahallesi Ahmet Yekta Sokak No:2’de (Eski Mor Ev) düzenlenecek törenle hizmete açılacak.

Makedonya Kule Müzesi kapılarını açtı

Mehmet ŞELECİ

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilen Edirne Makedonya Kule Müzesi 8 Temmuz Çarşamba gününden itibaren ziyarete açıldı. 2023 yılında restorasyona alınan ve müzeye dönüştürülen Bizans, Doğu Roma ve Osmanlı dönemine ait 76 eser sergilenirken bitişiğindeki arkeolojik alanda bulunan eserlerde yerinde sergileniyor.

Edirne Kalesi’nin 4 ana burcundan ayakta kalan ve tarihte değişik amaçlarla kullanılan saat kulesi olarak bilinen kule bundan sonra Edirne Makedonya Kule Müzesi düzenlendi. 2023’te başlayan restorasyon süreci ve teşhir tanzim sürecinin ardından müze kapılarını dün sabah ziyaretçilere açtı.

Edirne’nin en eski tarihi yapılarından olan ve atıl durumda bulunan kule Roma döneminde yapılmış bir eser. Bizans, Doğu Roma ve Osmanlı döneminde de aktif olarak farklı amaçlarla kullanılan kulenin son katları 1950’lerdeki depremle beraber yıkılınca üst katları tekrar yapılmayarak mevcut haliyle kullanılmıştı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle başlatılan destinasyon süreci ile güzel bir müze ortaya çıkarılmış oldu. Müzede farklı üç tane döneme eserler yeralıyor. 3 imparatorluğa Genel tarihçesini anlatan eserler kulenin değişik katlarında kısa bilgilendirmeler eşliğinde sergileniyor. Müzedeki eserlerin alandan Edirne Kalesi ve Makedonya Kale kazılarından çıkan eserlerden oluştuğu kaydedildi. Arkeoloji alanındaki eserler ise bulundukları alanda koruma altına alınarak sergileniyor.

Edirne Makedonya Kule Müzesi, Roma’dan Doğu Roma’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan katmanlı tarihiyle; müze alanları, arkeolojik alanı ve seyir terasıyla ziyaretçilerini ağırlayacak. Roma seramik fırınlarından Bizans şapeline, Osmanlı dönemi buzhanesinden seyir terasına uzanan bu eşsiz kültür yolculuğu için vatandaşlar müzeye davet edildi.

PANAROMİK EDİRNE

Edirne Makedonya Kule Müzesi’nin en üstünde oluşturulan seyir terası ile vatandaşlar tüm Edirne’yi seyredebilme imkanı da bulabiliyorlar. Seyir terasına kulan dev dürbünlerle Edirne’Nin her yerini izlenebiliyor.

13 TEMMUZ’A KADAR ÜCRETSİZ

Edirne Makedonya Kule Müzesi, 13 Temmuz 2026 tarihine kadar ücretsiz olarak gezilebilecek.

Bu tarihten sonra ise müzeye 5 Euro karşılığı Türk Lirası ücret alınacak. Ancak 200 TL karşılında alınabilecek Müzekart ile vatandaşlar 1 yıl süre ile Türkiye genelindeki müzleri bu kartla gezebilme imkanı bulabilecek.

Saros Sahil Sakinleri Yıllardır İmar Bekliyor!

“Vergimizi Ödüyoruz Ama Tasarruf Hakkımız Yok”

Bölgedeki arsa sahipleri, yıllardır birikimlerini değerlendirmek veya bir sahil evi yapabilmek amacıyla aldıkları mülklerin ellerinde kaldığını belirtiyor. Yaşanan hak kayıplarına dikkat çeken vatandaşlar, “Her yıl mülkümüzün vergisini düzenli olarak ödüyoruz. Ancak konu kendi toprağımız üzerinde tasarruf etmeye gelince yıllardır bürokratik engellerle karşılaşıyoruz. Ne ev yapabiliyoruz, ne yasal bir düzen kurabiliyoruz. Kendi tapulu yerimizde adeta mülteci durumuna düştük” sözleriyle mağduriyetin boyutunu gözler önüne seriyor.

Teknik Raporlar Tamam, Vatandaşın Sabrı Eksik

Süreci yakından takip eden Mehmet Güneş Yılmaz’ın paylaştığı teknik verilere göre; Keşan ve Enez ilçelerindeki bu dört sahilde imar planının gecikmesi için hiçbir yasal gerekçe kalmadı. Halihazır haritaların tamamlandığı, jeolojik-jeoteknik etütlerin, deprem risk analizlerinin ve DSİ taşkın raporlarının resmi kurumlarca onaylandığı bölgede, tüm yasal zemin hazır durumda bekliyor. Sürecin bu kadar olgunlaşmış olmasına rağmen son adımların bir türlü atılmaması halkın sabrını taşıran en büyük etken oluyor.

“Müjde Değil, Anayasal Hakkımızı İstiyoruz”

Mülkiyet hakkının en temel anayasal haklardan biri olduğunu hatırlatan Sultaniçe, Gülçavuş, Gökçetepe ve Sazlıdere sakinleri, yetkililere ortak bir çağrıda bulundu. Yerel esnaf ve mağdur vatandaşlar, “Bizler kimseden lütuf veya yeni bir seçim vaadi istemiyoruz. Yasal süreçleri, zemin etütleri zaten onaylanmış olan koruma amaçlı imar planlarının acilen ve hemen askıya çıkarılmasını talep ediyoruz. Bu mağduriyet daha fazla uzatılmadan, hakkımız olan imar izinleri derhal verilmelidir” diyerek kararlılıklarını dile getirdiler.

Proje okullarındaki atamalara karşı hukuk zaferi!

Mehmet ŞELECİ

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi, öğretmen Alaaddin Çıplak’ın Proje Okul atamalarına karşı açtığı davada Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı itirazı esastan görüşerek temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak reddetti. Eğitim Sen Şube Başkanı Ahmet Acet, “Eğitim Sen olarak proje okullarında haksız atamalara karşı bir kez daha hukuk önünde haklılığımız tescillendi” dedi.

OLAY

Edirne Sosyal Bilimler Lisesi’nde rehber öğretmen olarak görev yapan Eğitim Sen Edirne Şubesi Üyesi Alaaddin Çıplak, Proje Okul atamalarına karşı yaptığı başvuru sonrası Edirne İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Bu kararın ardından Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurarak yürütmeyi durdurma kararına itiraz etti. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi, MEB’in yürütmeyi durdurma kararına karşı yaptığı itirazı reddetti.

İtirazın reddedilmesinin ardından Edirne İdare Mahkemesi’nin aldığı karar bu kez MEB’in tekrar yaptığı başvuru üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi tarafından esastan incelendi.

TEMYİZ YOLU KAPALI OLMAK ÜZERE KESİN RED KARARI VERİLDİ

Eğitim Sen Edirne Şubesi Üyesi Alaaddin Çıplak’ın Proje Okul atamalarına karşı yaptığı başvuru ile açılan davayı esastan görüşen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi temyiz yolu kapalı olmak üzere MEB’in başvurusunu oybirliği ile esastan reddederek öğretmen Alaaddin Çıplak’ın haklılığını tescillemiş oldu.

Mahkeme kararında MEB’in atamaları “Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin 10. maddesinin 1. fıkrasında öngörüldüğü üzere, proje okullarındaki öğretmenlik görevine Bakan onayı ile 4 yıllığına atama yapıldığı ve öğretmenlerin görev süresinin aynı usulle dört yıl daha uzatılabileceği” hükmüne göre verildiğini savunduğu hatırlatıldı.

MAHKEMENİN KARARINDA ŞUNLARA YER VERİLDİ:

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi kararında şunlara yer verildi:

“Dava dosyasının incelenmesinden, Edirne Sosyal Bilimler Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacının, 2025 yılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Ataması kapsamında yapmış olduğu başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Öğretmen olan başka bir kişi tarafından proje okulundaki görev süresinin uzatılması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan  Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nin 10. maddesinin 1. fıkrasındaki ‘Öğretmenliğe, Bakan onayı ile dört yıllığına atama yapılır. Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’da açılan davada; yürütmenin durdurulması isteminin reddine yönelik olarak Danıştay 2. Dairesince verilen 04.11.2025 tarih ve E:2025/2449 sayılı karara yapılan itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 02.04.2026 tarih ve E:2026/162 sayılı kararıyla; ‘’Yönetmeliğin ‘Öğretmenliğe atama” başlıklı 10. maddesinin dava konusu 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan, ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesi yönünden; 7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun 22. maddesinin 1. fıkrası ile Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nin 1. maddesi ve 3. maddesinin (ğ) bendi uyarınca proje okulları; yurt içi veya yurt dışında, yerli veya yabancı kurum ve kuruluşlarla veya başka ülkelerle iş birliği anlaşması çerçevesinde kurulan, ulusal veya uluslararası proje yürüten, Bakan onayı ile özel program ve proje uygulayan eğitim kurumu olarak seçilen ve belirli eğitim reformu ile programlarının tatbik edildiği, diğer eğitim kurumlarından farklı ve özel bir statüye sahip kurumlardır. 7528 sayılı Kanun’un 22. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, bu kurumlara yapılacak atama ve görevlendirmelerde 657 sayılı Kanun ile diğer mevzuatın sınavlar ve atanmaya ilişkin genel hükümlerinin uygulanmayacağına dair düzenleme, bu okulların özel niteliğini ve genel atama rejiminden ayrılan hukuki statüsünü ortaya koymaktadır.

Söz konusu kurumların eğitim sistemindeki bu konumlarının bir gereği olarak, öğretmen atama ve yönetici görevlendirme süreçleri; 7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun 22. maddesinin 1. fıkrası ile bu Kanun’la mülga edilen 652 sayılı KHK’nın 37. maddesinin 9. fıkrasındaki amir hükümler uyarınca doğrudan Bakanın yetkisine bırakılmıştır. Anılan yasal düzenlemeler ve bu düzenlemelere dayanılarak yürürlüğe konulan Yönetmelik hükümleri ile bu okullardaki personel rejiminin; 657 sayılı Kanun ve diğer ilgili mevzuatın sınavlara ve genel atama usullerine ilişkin hükümlerden ayrılarak, hizmetin etkinliği ve verimliliği odağında şekillenen, genel atama rejiminden istisna tutulmuş özel bir atama usulüne bağlandığı anlaşılmaktadır. İdarenin, personel rejimine ilişkin iş ve işlemlerinde takdir yetkisine sahip olduğu kabul edilmekle birlikte; bu yetkinin Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “Hukuk Devleti” ilkesi uyarınca mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerektiği açıktır. 7528 sayılı Kanun’un 4. maddesinde de öğretmenlik mesleğinin temel ilkeleri arasında sayılan ‘kariyer’ ve ‘liyakat’ esaslarının işlevsiz bırakılmaması ve idari istikrarın korunabilmesi için, takdir yetkisinin kullanımını keyfiyetten uzaklaştıracak; nesnel, somut ve yargısal denetime elverişli kriterlerin belirlenmesi ‘hukuki belirlilik’ ve ‘hukuki güvenlik’ ilkelerinin gereğidir. Yönetmeliğin 10. maddesinin dava konusu 1. fıkrasının ilk cümlesinde öğretmenliğe dört yıllığına atama yapılacağı kurala bağlanmış; takip eden cümlede ise ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesine yer verilmiştir.

Yönetmeliğin 4. maddesinde, anılan kurumların öğretmenliğine ilk atama aşaması için bir takım genel şartlar öngörülmüş olmasına rağmen, görev süresi uzatılacak öğretmenlerin belirlenmesinde esas alınacak başarı kriterleri veya somut değerlendirme ölçütlerine dair Yönetmelikte herhangi bir düzenleme yapılmadığı görülmektedir. Dava konusu düzenleme ile yürürlükten kaldırılan 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (Mülga) Millî Eğitim Bakanlığı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nin 13. maddesinin 1. fıkrasında ise, görev süresi uzatılacak öğretmenler için “eğitim kurumunun bağlı bulunduğu genel müdürlükçe belirlenen kriterlere göre görevinde başarı göstermek” şartının aranmış olduğu görülmektedir. Görev süresini uzatma işlemi, niteliği gereği, öğretmenin ilgili eğitim kurumundaki dört yıllık ilk görev süresi boyunca sergilediği mesleki performansın, akademik başarıya katkısının ve hizmetin devamındaki yararlılığının somut verilerle değerlendirilmesini zorunlu kılan, ilk atama sürecinden mahiyet itibarıyla farklı bir idari tasarruftur. Hizmetin gereği ve liyakat ilkesinin bir sonucu olarak; görev süresi uzatılacak öğretmenlerin belirlenmesinde esas alınacak ölçütlerin, görevdeki başarıyı ölçen nesnel, somut ve yargısal denetime elverişli bir içerikte olması gereklidir.

Dava konusu düzenlemede, uzatma kararına dayanak teşkil edecek hiçbir nesnel değerlendirme ölçütüne veya başarı kriterine yer verilmemesi, idarenin takdir yetkisini hangi somut temellere dayalı olarak kullandığının saptanmasını güçleştirerek, işlemin sebep unsuru yönünden yargısal denetimini zayıflatmakta olup; bu durumun hukuk devleti ilkesini zedelediği anlaşılmaktadır.Bu itibarla; özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarında dört yıllık görev süresi sona eren öğretmenlerin hangilerinin görevine devam edeceğinin belirlenmesinde objektif ve somut kriterler öngörmeyen, dava konusu Yönetmelik’in 10. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesinin, eksik düzenleme nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.’’ gerekçesiyle; İtiraza konu Daire kararının, Yönetmeliğin ‘Öğretmenliğe atama” başlıklı 10. maddesinin dava konusu 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan, ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesinin, eksik düzenleme nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Dava konusu bireysel işlem yönünden ise;… Davalı idare savunmasında, davacının ilgili eğitim kurumundaki dört yıllık görev süresi boyunca sergilediği mesleki performansına, akademik başarıya katkısına veya hizmetin devamındaki yararlılığına ilişkin olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmektedir. İdarece, tesis edilen işlemin gerekçesi olarak yalnızca mevzuatta öngörülen ‘dört yıllık görev süresinin dolmuş olması’ olgusuna, 7528 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle tanınan “geniş takdir yetkisine” atıf yapmakla yetinildiği anlaşılmaktadır. Oysa, hukuk devleti ilkesi uyarınca, idarenin takdir yetkisine sahip olduğu alanlarda dahi bu yetkiyi kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, objektif verilere dayalı olarak kullanması zorunludur. İdarenin, davacının görev süresini uzatmama yönündeki iradesini hangi nesnel kriterlere dayandırdığını ortaya koyamadığı görülmektedir.

Öte yandan, uyuşmazlığa konu bireysel işlemin dayanağı olan Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesinin; -ayrıntısı yukarıda belirtildiği üzere- görev süresi uzatılacak öğretmenlerin belirlenmesinde esas alınacak başarı kriterleri ve somut değerlendirme ölçütlerini içermemesi nedeniyle, ‘eksik düzenleme’ nedeniyle Kurulumuzca yürütmesi durdurulmuştur. Bu bağlamda; hukuka aykırılığı saptanan bir düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemin de hukuki dayanaktan yoksun kaldığı açıktır. Bu itibarla, davalı idare tarafından, davacının görev süresindeki başarısızlığına veya hizmetin devamında yarar görülmediğine dair nesnel bir veri sunulamadığından, sadece ‘takdir yetkisi’ne atıf yapılarak tesis edilen işlemin; kamu görevlilerinin liyakat sistemine dayalı olarak güvenliğe sahip kılınması ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.’’ gerekçesiyle, itirazın kısmen kabulü ile anılan kararın Yönetmeliğin ‘Öğretmenliğe atama’ başlıklı 10. maddesinin dava konusu 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan, ‘Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.’ düzenlemesi ile bireysel işlemin yürütmelerinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Bu durumda; uyuşmazlığa konu bireysel işlemin dayanağı olan Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.” düzenlemesinin eksik düzenleme nedeniyle yürütmesinin durdurulmuş olması karşısında, hukuka aykırılığı saptanan anılan düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde bu yönden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; 

Edirne İdare Mahkemesi’nce verilen 25.09.2025 tarih ve E:2025/895, K:2025/2048 sayılı karara yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, başvuru aşamasına ilişkin yargılama giderinin başvuran üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın ilgilisine iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. bendi ve 46. maddesi uyarınca temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 05/06/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

EĞİTİM SEN DE SEVİNÇ

Eğitim Sen Şube Başkanı Ahmet Acet, “Eğitim Sen olarak proje okullarında haksız atamalara karşı bir kez daha hukuk önünde haklılığımız tescillendi” dedi.

Başkan Acet, “Eğitim Sen Edirne Şubesi olarak, proje okullarında yapılan hukuksuz atamalara karşı yürüttüğümüz kararlı mücadele, bir kez daha mahkemelerce haklı bulunmuştur. Edirne Sosyal Bilimler Lisesi’nde rehber öğretmen olarak görev yapan üyemiz Alaaddin Çıplak’ın açtığı dava, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) proje okullarında liyakat ve şeffaflık ilkelerini hiçe sayarak gerçekleştirdiği atamaların hukuka aykırı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Mahkeme, üyemizin lehine karar vererek, MEB’in keyfi atama uygulamalarına dur demiştir” şeklinde konuştu.

‘Sorun kaynak değil, tercih’

CHP Edirne önceki dönem Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine dikkat çekerek emekli maaşlarının artırılabileceğini, ancak bunun siyasi tercih meselesi olduğunu savundu.

Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda SGK’nın prim gelirleri ile emekli aylıkları ve sağlık harcamalarını karşılama oranını gösteren grafiği kamuoyuna aktardı.

Paylaşımında, 2003 yılında yüzde 59 olan karşılama oranının 2026 itibarıyla yaklaşık yüzde 80’e yükseldiğini belirten Gaytancıoğlu, buna rağmen emekli maaşlarının insanca yaşamaya yetecek seviyeye çıkarılmadığını ifade etti.

“Emekliye para yok deniyor ama SGK verileri başka bir şey söylüyor” diyen Gaytancıoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“2003 yılında prim gelirlerinin emekli aylıkları ve sağlık harcamalarını karşılama oranı yüzde 59 iken, günümüzde yüzde 80’e çıkarak tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Yani emekliye insanca bir maaş rahatlıkla ödenebilir. Buna rağmen emekli maaşları sefalet düzeyinde. Sorun kaynak değil, tercih.”

Paylaşılan grafikte de son yıllarda prim gelirlerinin emekli aylıkları ve sağlık harcamalarını karşılama oranında dikkat çekici bir yükseliş yaşandığı görülüyor. Veriler, 2026 yılında bu oranın yaklaşık yüzde 80,9 ile serinin en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor.